İsrail ve Siyonizm Karşıtı Eski Başbakan Dominique de Villepin Fransız Cumhurbaşkanı Olma Yolunda

Fransa’da 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerine 8 aydan az süre kala eski Başbakan Dominique de Villepin’in adaylık sinyali vermesi, Sosyalist Parti lideri Olivier Faure’ün ön seçime katılacağını açıklaması ve merkez sağda ortak aday arayışlarının gündeme gelmesiyle siyasi hareketlilik arttı.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimlerine 8 aydan az süre kala siyasi partiler ve adaylar arasındaki rekabet hız kazanırken, eski Başbakan Dominique de Villepin’in adaylık ihtimali ve merkez siyasette ortak aday arayışları öne çıktı. 

Jacques Chirac döneminde başbakanlık yapan ve Hümanist Fransa partisinin liderliğini yürüten muhafazakar siyasetçi de Villepin, BFM TV’ye yaptığı açıklamada cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olup olmayacağına "seçim kampanyası başladığında" karar vereceğini belirtti. 

De Villepin, seçim öncesinde bir ön seçime katılmayacağını da kesin bir dille ifade ederek, ön seçimin "doğru bir yöntem olmadığını" savundu. 

Öte yandan Sosyalist Parti (PS) Birinci Sekreteri Olivier Faure’ün, partinin cumhurbaşkanlığı ön seçimine katılacağını açıklaması bekleniyor. Faure, kararını cumartesi gecesi partisinin milletvekillerine gönderdiği mesajla bildirdi. 

De Villepin’den Philippe’e eleştiri 

De Villepin açıklamalarında eski Başbakan ve Horizons Partisi lideri Édouard Philippe’i de hedef aldı. 

Philippe’in Mayotte’a yönelik göçün sınırlandırılması yönündeki önerilerini eleştiren de Villepin, Philippe’in bu tutumuyla bir "açık artırma" veya "popülist yarış" içerisine girdiğini ve bunun Marine Le Pen’in siyasi söylemine hizmet ettiğini ileri sürdü. 

Philippe ise cumhurbaşkanlığı adaylığı kapsamında kurduğu Populaires siyasi hareketinin Tourcoing kentindeki sezon açılış mitingine katıldı. Mitinge Adalet Bakanı Gérald Darmanin ev sahipliği yaptı. 

Darmanin, ağustos ayının ortasında 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaklaşık 20 yıllık dostu Philippe’i destekleyeceğini açıklamıştı. 

Merkez ve sağda ortak aday arayışı 

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından başbakanlık görevine getirilen ve Renaissance partisinin cumhurbaşkanı adayı olan Gabriel Attal da ön seçim ihtimalini dışlamadığını belirtti. 

Attal’ın açıklaması, 200’den fazla Fransız seçilmiş siyasetçinin imzaladığı ve merkez ile sağ partileri aşırı sol ve aşırı sağa karşı tek bir aday belirlemek amacıyla ön seçim düzenlemeye çağıran ortak bildirinin ardından geldi. 

Bildiri, çarşamba günü Le Figaro gazetesinde yayımlandı. 

Sosyalist cephede Faure-Glucksmann rekabeti 

Sosyal Demokrat ön seçimde Olivier Faure’ün en önemli rakiplerinden biri olarak öne çıkan Raphaël Glucksmann ise Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) lideri Jean-Luc Mélenchon’u eleştirdi. 

France 2 ve France Inter’e ortak mülakat veren Glucksmann, Mélenchon’un "kabul edilebilir tüm sınırları aştığını" savunarak, demokratik solun "kaos ekenlerle bağlarını koparabileceğini göstermesi gerektiğini" söyledi. 

De Villepin’in Filistin ve İsrail yaklaşımı 

Dominique de Villepin, İsrail-Filistin meselesine ilişkin açıklamalarında Filistinlilerin siyasi haklarının ve devlet kurma hakkının tanınmasını savunurken, İsrail hükümetinin Gazze’deki politikalarını sert biçimde eleştirdi. 

De Villepin, 2024’te yaptığı açıklamalarda İsrail hükümetindeki aşırı unsurların Filistin meselesini ortadan kaldırmak istediğini ileri sürerek, askeri yöntemlerin Filistin sorununu ortadan kaldırmayacağını savundu. Ayrıca Fransa’nın Filistin devletini tanıması gerektiğini ifade etti.  

Eski başbakan, 2025'te Le Monde gazetesinde yayımlanan yazısında ise Gazze’de yaşananları "soykırım" olarak nitelendirdi ve uluslararası toplumun yaşananlara karşı harekete geçmesi gerektiğini savundu. De Villepin, Avrupa Birliği-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınması, uluslararası ceza soruşturmaları yürütülmesi, insani yardımın artırılması ve Filistin devletinin tanınması çağrısında bulundu.  

De Villepin ayrıca İsrail hükümetinin politikalarını eleştirmenin antisemitizmle eş tutulmaması gerektiğini savundu. 2023'te yaptığı açıklamada, İsrail hükümetinin politikalarının ve "mesiyanik Siyonizm" anlayışının bir bölümünün eleştirilebileceğini, Filistin halkı için adalet talep etmenin antisemitizm anlamına gelmeyeceğini belirtti. Aynı açıklamasında antisemitizme karşı mücadele edilmesi gerektiğine ilişkin geçmişteki tutumunu da ortaya koydu.  

De Villepin’in İslam karşıtlığına ilişkin yaklaşımında ise Batı'nın askeri müdahaleleri ile radikalleşme arasındaki ilişkiye dikkat çektiği görülüyor. Suriye konusunda daha önce yaptığı değerlendirmelerde, Batı'nın "terörle savaş" kapsamında yürüttüğü savaşların ve bombardımanların nefret ve yıkımı beslediğini, bunun da radikal İslamcı hareketlerin güçlenmesine zemin hazırlayabildiğini savundu.  

Öte yandan de Villepin, 2003'te İsrail'de yaptığı konuşmada antisemitizmi "kabul edilemez" olarak nitelendirmiş ve Fransa'nın Yahudi toplumunun güvenliğini koruma konusundaki kararlılığını vurgulamıştı. Aynı konuşmasında İsrail'in güvenlik hakkının meşru olduğunu, ancak kalıcı barışın Filistinlilerin adalet ve siyasi haklarına yönelik çözüm olmadan sağlanamayacağını ifade etmişti. 

Kaynak: BFM TV, Le Figaro, Le Monde

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA