HABER ANALİZ: Flamengo Devrimi: Arnavutluk’ta Lüks Resort Projesi Siyaseti ve Doğayı Sarsıyor

Arnavutluk'un koruma altındaki doğası ve eski Sovyet üssüyle bilinen Sazan Adası, Trump ailesinin lüks resort projesiyle dünya gündeminde. Yasa değişiklikleri ve ÇED raporu eksikliği nedeniyle sokaklara dökülen halkın "Flamengo Devrimi" adını verdiği protestolar büyüyor.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Arnavutluk’ta, ABD Başkanı Donald Trump’ın kızı Ivanka Trump ve damadı Jared Kushner’in yatırım şirketi Affinity Partners tarafından yapılması planlanan lüks tatil köyü projesine yönelik protestolar giderek büyüyor. 30 Mayıs’ta başlayan ve şiddeti artarak devam eden gösterilerde, protestocular ile polis arasında zaman zaman sert çatışmalar yaşanıyor.

Daha birkaç hafta öncesine kadar dünyadaki çoğu kişinin varlığından bile haberdar olmadığı Sazan Adası, Avlonya Körfezi’nin Adriyatik Denizi’ne açıldığı noktada, kıyıdan 15 kilometre uzaklıkta yer alan Arnavutluk’a bağlı bir ada. Stratejik konumuyla dikkat çeken adanın artık herkesçe bilinen iki önemli özelliği var: Birincisi, burada eski bir Sovyetler Birliği askeri üssünün bulunması; ikincisiyse dünyanın son bakir doğal kıyılarından birine ev sahipliği yapıyor olması.

İşte bu ikinci özellik, günümüzde devam eden protestoları daha da anlamlı kılan temel unsurlardan biri. Ancak öfkenin asıl ve en büyük sebebi, halkın topraklarının çitle çevrilerek Kushner ve Ivanka çiftine satılmasıdır. Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, CNN’e yaptığı açıklamada Zvernec’teki projenin Trump ailesine ait olduğu yönündeki iddiaları reddetse de, Ivanka Trump’ın David Senra’nın podcast kanalında ada ile ilgili yaptığı açıklamalar işleri daha da içinden çıkılmaz bir hale getirmiş görünüyor:

"Eşimle Akdeniz’de çok büyük bir proje geliştiriyoruz. 1.400 hektarlık, inanılmaz güzel bir özel ada. Adayı bir arkadaşımızın teknesindeyken fark ettik. Yüzmek için durmuştuk, sonra tepeye kadar çıktık. O andan sonra ada aklımızdan hiç çıkmadı. Yıllar içinde burayı dönüştürme fırsatı doğdu. Ama bunu büyük bir özenle yapmak istiyoruz. Doğa o kadar güçlü ki mimari onun içinden doğmalı. Bu benim için bir işten ziyade bir meydan okuma; gayrimenkul, seyahat ve hayat deneyimlerimin bir toplamı gibi. İnsanların artık nasıl yaşamak istediğini düşünüyor ve orada bunun somut karşılığını kurmaya çalışıyoruz. Dünyanın en iyi mimarlarıyla araziyi birlikte yürüdük. Bu projede taviz vermek istemiyoruz, o yüzden çok heyecanlıyız." ." [1]

"Flamengo Devrimi" ve Sokaktaki Yankılar

Protestolarda yer alan kitleler, eylemleriyle hükümete net mesajlar vermeyi sürdürüyor. Göstericiler, “Arnavutluk satılık değildir... Arnavutluk bizimdir” ve adanın bağlı olduğu köye atıfla “Ivanka, Ivanka, ellerini çek Narta’dan[2]”  sloganlarıyla sokaklarda ve hükümet binasının önünde itirazlarını yükseltiyor. Göstericilerin ellerinde, Arnavutluk’un Filistin toprakları gibi satılmasını eleştiren, hükümetin ABD ve İsrail elinde bir kukla olduğunu öne süren pankartlar taşıması ise sürecin en çok dikkat çeken nüansları arasında yer alıyor. Ayrıca, sosyal medyada geniş kitlelere ulaşan gösteri videolarında sembolik olarak Michael Jackson’ın protest şarkısı “They Don’t Care About Us” (“Bizi Umursamıyorlar”) kullanılıyor ve bu sayede eylemler dünya genelinde milyonlarca kişiye ulaşıyor.

Bu protestonun sembolü ve hareketin adı da tesadüfen seçilmiş değil. Gösterilere verilen adla "Flamengo Devrimi"nin anlamını açıklayan aktivistler, bu kuşun bölgedeki, özellikle de koruma altındaki ekosistemleriyle tanınan Zvernec çevresindeki geniş çaplı imar faaliyetlerinden etkilenebilecek hassas sulak alanları simgelediğini belirtiyor[3].

Krizde Son Durum ve Hükümetin Savunması

Karadağ’ın Tivat kentinde düzenlenen AB-Batı Balkanlar Zirvesi’nde konuşan Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, gösterilerle ilgili son açıklamalarını yaptı. Kushner ile gösterilerin başlamasından sonra görüşmediğini belirten Rama, “Onların kendi işleri var” dedi. Projede Katar’dan da yatırımcıların olduğunu vurgulayan Başbakan, 2013 yılından bu yana yürütülen politikalar sayesinde ülkenin GSYH’sinin (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla) 3 kat arttığını belirtti. Rama, önceliklerinin yabancı yatırımcılar olduğunu, çünkü onların ülkeye para getirdiğini açıkça savundu.

Rama’ya göre İran, bu projeyle ilgili bir “melez savaş” ve dezenformasyon kampanyası yürütüyor. Başbakan bu iddiayı, “Onlar bu işin bir parçasıdır; çünkü inanılmaz ve iğrenç bir yalan habere dayalı antisemitizm söylemini körüklemekle ilgilenen başka kimse yoktur” sözleriyle dile getirdi.

Ancak, 2024 yılında Arnavutluk’un koruma alanları yasasında yapılan tartışmalı değişiklikler ve söz konusu tatil köyü projesi için hiçbir çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) raporu alınmaması, göstericilerin öfkesini diri tutuyor. Hükümeti istifaya çağıran halk ile polis arasındaki arbede ve sürtüşmeler ise devam ediyor.

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA