Norveçli siyaset bilimci Glenn Diesen’le konuşan Yunanistan’ın eski Maliye Bakanı Yanis Varoufakis, Avrupa Birliği’nin bugünkü krizinin temelinde 2008 küresel finans krizinin bulunduğunu söyledi. Eski bakan, kriz sonrasında Avrupa’da demokratik mekanizmaların devre dışı bırakıldığını ve ekonomik kararların dar bir bürokratik çevre tarafından alındığını savundu.
Avrupa’nın içinde bulunduğu durumu “iç karartıcı olmanın ötesinde, katı ve akılcı bir değerlendirme” olarak tanımlayan Varoufakis, kıtanın mali, ekolojik ve ahlaki bir çöküş rotasında olduğunu ifade etti.
Eski bakan, o dönemde Euro Grubu ve Avrupa Konseyi’nde bizzat bulunan bir maliye bakanı olarak Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Komisyonu’nun devre dışı bırakıldığına tanıklık ettiği süreci şu sözlerle anlattı:
“Frankfurt ve Paris’in, aynı zamanda Roma ve diğerlerinin suçlu bankerlerinin bütün zararları, en zayıf Avrupalı vergi mükelleflerinin omuzlarına yüklendi. Bu, parlamentolar devre dışı bırakılarak, halkın haberi olmadan, bir gecede yapılan bir darbeydi.”
Yaşananları “bankerler için sosyalizm, diğer herkes için sert kemer sıkma” olarak niteleyen Varoufakis, bu süreçte Avrupa Komisyonu’nun dahi tamamen devre dışı bırakıldığını vurguladı.
AB küçük bir “çete” tarafından yönetiliyor
Eski bakan AB’nin küçük bir “çete” tarafından yönetilmekte olduğunu çarpıcı şekilde ortaya koyan ifadeler kullandı:
“Esasen Berlin tarafından atanmış bir kabile, bir çete Avrupa’yı yönetiyordu. Hiyerarşik olarak Euro Grubu’nun altında görünen ancak asıl gücü elinde bulunduran Euro Çalışma Grubu’nun başındaki Avusturyalı Thomas Wieser, dönemin Almanya Şansölyesi Angela Merkel ile Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble arasındaki dengeyi sağlayan tek kişiydi ve Avrupa’yı o yönetiyordu.”
Varoufakis, kemer sıkma politikaları sonucu toplam talebin kitlesel biçimde düştüğünü, sanayicilerin yatırım yapmayı durdurduğunu, bu sırada Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) piyasaya sürdüğü trilyonlarca Euro’yu neredeyse sıfır faizle alan büyük şirketlerin bu parayı kendi hisselerini geri satın almak için kullandığını kaydetti.
Bu durumun varlık fiyatlarını şişirirken ücretleri ve emekli maaşlarını baskıladığını belirten Varoufakis, “Sonuç durgunluk. Almanya’nın şu anda sanayisizleşiyor olmasının sebebi de bu. Alman iş modeli üzerine kurulu bir Euro Bölgesi’nde Almanya sanayisizleşiyorsa, bütün sistem parçalanmaya ve çökmeye başlar” ifadelerini kullandı.
“Avrupa Birliği bir büyük sermaye karteli olarak kuruldu”
Avrupa’nın geleceğini tartışırken mevcut birliğin kuruluş mitlerine değinen Varoufakis, Avrupalıların ortak bir kültürel alan, hareket özgürlüğü ve barış ideali etrafında birleşme arzusunun gerçek olduğunu ancak Avrupa Birliği kurumlarının bu temelde şekillenmediğini, aksine tamamen farklı bir motivasyonla yaratıldığını ifade etti.
Varoufakis, “Avrupa Birliği, büyük sermayenin bir karteli olarak, Amerika Birleşik Devletleri’nin denetimi altında kuruldu. 1940’lardan itibaren New Deal’ciler ve 1950’lerin Cumhuriyetçi yönetimleri, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nu bir kartel olarak bizzat tasarladı. NATO ile tamamen iç içe geçmiş, ABD’nin Avrupa üzerindeki kontrolünü sürdürmesini garanti altına alan, bir dereceye kadar sömürgeci bir projeydi. Avrupa’nın egemen sınıfları da bu bağımlılığa fazlasıyla gönüllü katıldı. ABD’ye tabi olmak, Avrupa Birliği’nin DNA’sına işlenmiştir” dedi.
1945’ten 2008’e kadar olan dönemde, Avrupa’nın makroekonomik çerçevesinin her zaman Washington tarafından yönetildiğini hatırlatan Varoufakis, 2008 Wall Street çöküşü ile birlikte ABD’nin Avrupa’yı dolar bölgesinden fişini çektiğini ancak Avrupalı seçkinlerin bunu hâlâ kabullenmeyi reddettiğini söyledi.
Varoufakis ayrıca, Barack Obama döneminden itibaren ABD’nin Avrupa’nın ticaret fazlasını bir sorun olarak gördüğünü, Donald Trump’ın ise bunu seleflerinden daha kaba bir üslupla dile getirdiğini belirterek, “Trump, kendisinden önceki başkanlardan sadece daha kabaydı. Obama yönetiminin Hazine Bakanı Jack Lew ile yaptığım bir görüşmede, Avrupa’nın ABD’ye deflasyon ihraç ettiğini kabul etmişti. Bunu çok kibar ve sessiz söylüyorlardı, Trump ise damdan bağırarak söylüyor ve gümrük tarifeleriyle bastırıyor” diye konuştu.
Avrupa siyasi akıldan yoksun
Avrupa’nın siyasi akıldan yoksun olduğunu düşünen Varoufakis, bunun temel nedeninin yapısal bir tasarım hatası olduğunu belirtti. Avrupa’nın federal bir hazine olmaksızın parayı federalleştirdiğini, yani tek bir merkez bankası olmayan 20 ulusal hazinenin bankacılık ve sanayi sistemlerini sırtlamaya çalıştığını anlattı.
Varoufakis, Avrupa’nın yeşil enerjiden elektrikli araçlara, yapay zekâdan algoritmik sermayeye kadar geleceğin bütün teknolojilerinde geriye düştüğünü vurguladı.
Avrupa’nın yeniden silahlanma politikalarını da eleştiren bakan yeşil enerji, elektrikli otomobiller ve yapay zekâ gibi alanlarda Avrupa’nın Çin ve ABD karşısında geride kaldığını söyleyen Varoufakis, Avrupa’nın geleceğin teknolojilerini kaçırdığını dile getirdi. Eski bakan, mevcut siyasi liderliğin krizlere çözüm üretemediğini savunarak Avrupa’daki yönetim anlayışını “siyasi cücelik” olarak nitelendirdi.
Buna karşın Varoufakis, Avrupa’nın içine girdiği sürecin kaçınılmaz olmadığını belirtti. Toplumsal ve siyasal değişimin mümkün olduğunu söyleyen eski bakan, Avrupa’nın ancak mevcut politikaları değiştirmesi halinde uzun süreli bir çöküşten kurtulabileceğini ifade etti.
Diğer İçerikler