Geçen yıl küresel siyaseti sarsan geçim krizi, dünyanın en büyük ve en zengin ekonomilerinde yaşayan halklar için temel sorun olmaya devam ediyor. Yeni bir uluslararası POLITICO anketi, seçmenlerin yaşam maliyetlerindeki artıştan duyduğu rahatsızlığın halen son derece güçlü olduğunu ve siyaset üzerinde belirleyici bir baskı yarattığını ortaya koyuyor.
Yaşam Maliyeti Siyasi Gündemin Merkezinde
POLITICO ve Public First tarafından ilk kez ortaklaşa yürütülen uluslararası ankette, ABD, Birleşik Krallık, Fransa, Almanya ve Kanada’daki seçmenlerin büyük bölümü yaşam maliyetinin geçen yıla göre daha da kötüleştiğini belirtiyor. Anket sonuçları, ekonomik sıkıntıların yalnızca bireysel bir sorun olarak değil, sistemik bir kriz olarak algılandığını gösteriyor.
ABD’de seçmenlerin yüzde 65’i yaşam maliyetinin geçen yıla göre daha kötü hale geldiğini söylerken, Birleşik Krallık’ta bu oran yüzde 77’ye ulaşıyor. Fransa’da yetişkinlerin yüzde 45’i ülkenin benzer ekonomilerin gerisinde kaldığını düşünüyor. Almanya’da ankete katılanların yüzde 78’i, Kanada’da ise yüzde 60’ı yaşam maliyetinin hatırlayabildikleri en kötü seviyede olduğunu ifade ediyor.
Liderlere Güven Erozyonu
Anketin dikkat çeken bulgularından biri de siyasi liderlere yönelik güvensizlik. Katılımcıların büyük bölümü, hükümetlerin yaşam maliyeti krizini hafifletmek için daha fazlasını yapabilecekleri halde bunu tercih etmediklerini düşünüyor. Bu görüş Almanya’da yüzde 71, Birleşik Krallık’ta yüzde 70, Fransa ve ABD’de yüzde 69, Kanada’da ise yüzde 64 oranında dile getiriliyor.
Ekonomiler Kötüye Gidiyor Algısı Yaygın
Beş ülkede de ekonomilerin genel gidişatına ilişkin karamsar bir algı hâkim. Fransa’da yetişkinlerin yüzde 82’si, Almanya’da yüzde 78’i, Birleşik Krallık’ta yüzde 77’si ve Kanada’da yüzde 79’u yaşam maliyetinin geçen yıla kıyasla daha da kötüleştiğini belirtiyor. Birçok kişi, geçim krizinin bugüne kadar hiç olmadığı kadar ağırlaştığını düşünüyor.
Anket sonuçları, özellikle Birleşik Krallık’ta dikkat çekici bir tabloyu ortaya koyuyor. Ülkede yetişkinlerin yaklaşık üçte ikisi genel ekonominin kötüleştiğini söylerken, kendi mali durumlarının kötüleştiğini belirtenlerin oranı bunun altında kalıyor. Benzer eğilim Fransa, Almanya ve Kanada’da da görülüyor.