Şarku’l Awsat, ABD basınında yer alan yeni savunma sözleşmelerinin, silah bolluğundan ziyade paranın artık ihtiyaç duyulan silahların zamanında temin edilmesini garanti etmeye yetmediğine dair artan kaygıları ortaya koyduğunu yazdı.
Habere göre Pentagon, Lockheed Martin ile yaptığı Patriot füze sistemi sözleşmesinin değerini yaklaşık 59 milyar dolara yükseltirken, General Dynamics Electric Boat ile HII Newport News şirketlerine de 2038 yılına kadar dokuz adet Virginia sınıfı nükleer saldırı denizaltısı ve beş adet Columbia sınıfı stratejik nükleer denizaltının inşası için 76,6 milyar dolarlık sözleşme verdi. Böylece iki anlaşmanın toplam değeri yaklaşık 135,6 milyar dolara ulaştı.
Ancak haberde, bu rakamların peşin ödeme anlamına gelmediği, sözleşmelerin uzun vadeli taahhütleri ve üst harcama limitlerini ifade ettiği, nihai finansmanın ise her yıl Kongre'nin bütçe onayına bağlı olduğu belirtildi. Şarku’l Awsat, bu anlaşmaları, "savaşların üretim kapasitesinden daha hızlı arttığı bir dünyada savunma sanayisinde öngörülebilirliği satın alma girişimi" olarak değerlendirdi.
Haberde, İran savaşı gibi sınırlı ölçekli bir çatışmanın ABD'nin mühimmat stoklarını ne ölçüde etkilediğine ilişkin tartışmalara da yer verildi. Buna göre Washington'ın genel silah stokları tükenmiş değil ancak özellikle Patriot ve THAAD gibi balistik füze savunma sistemlerinde kritik azalmalar yaşandı.
CSIS tahminlerine göre savaş öncesinde yaklaşık 2 bin 200 olan Patriot füze stoku 759 ila 827 seviyesine gerilerken, THAAD stoklarının da yaklaşık 452 füzeden 250 civarına düştüğü öngörüldü. Pentagon'un kesin envanter açıklamaması nedeniyle bu rakamların tahmine dayandığı belirtilirken, CSIS'ın daha önce yayımladığı analizde Patriot ve THAAD stoklarının savaş öncesi seviyesine dönmesinin üç yıl veya daha uzun sürebileceği değerlendirmesine yer verildi.
Haberde, ABD'nin İran'la yaşanabilecek olası bir savaş için hâlâ yeterli mühimmata sahip olduğu ancak asıl riskin Pasifik'te yeni bir krizin çıkması ya da Washington'ın aynı anda Ukrayna'ya desteğini sürdürürken üslerini ve müttefiklerini korumak zorunda kalacağı bir "zafiyet penceresinin" oluşması olduğu ifade edildi.
Şarku’l Awsat'ın Washington Post'tan aktardığına göre Savunma Bakanı Pete Hegseth'in haziran ayında savunma şirketlerinden mühimmat üretimini hızlandırmalarını istemesi ve ardından milyarlarca dolarlık yeni sözleşmelerin imzalanması, endişelerin Pentagon içinde de paylaşıldığını gösterdi. Haberde ayrıca mühimmat tedarikindeki darboğazlar ile gemi inşa kapasitesindeki sıkıntıların İran savaşından önce de var olduğu, savaşın ise bu sorunları daha görünür hâle getirdiği kaydedildi.
Habere göre ABD yönetimi, şirketlere uzun vadeli üretim güvencesi sağlayacak çok yıllı sözleşmelerle üretim kapasitesini artırmayı hedefliyor. Patriot sözleşmesine ek olarak yedi yıllık THAAD üretimini kapsayan 35 milyar dolarlık ön anlaşma bulunmasına rağmen bazı sözleşmelerin şartlarının henüz netleşmediği ve tamamı için finansman sağlanmadığı belirtildi.
Şarku’l Awsat, Patriot önleme füzesinin yaklaşık 4 milyon dolar maliyetinde olduğunu ve siparişten teslimata kadar geçen sürenin birkaç yılı bulabildiğini aktardı. Haberde, üretimin yalnızca ek vardiyalarla artırılamadığı; roket motorlarından elektronik arayıcı başlıklara, patlayıcılardan nitelikli iş gücüne kadar geniş bir tedarik zincirine ihtiyaç duyulduğu vurgulandı. Lockheed Martin CEO'su Jim Taiclet'in de şirketin önceden yatırım yapabildiğini ancak bunun kısa sürede somut askeri karşılık üretmediğini ifade ettiği aktarıldı.
Pentagon'un düşük maliyetli silah üretimi için yeni savunma şirketlerine yöneldiği, 2027'den itibaren üç yıl içinde 10 bin seyir füzesi satın almayı hedeflediği belirtildi. Ancak Castelion'un geliştirdiği Blackbeard hipersonik füzesinin hâlen test aşamasında olduğu ve bu tür sistemlerin Patriot ile THAAD gibi füze savunma sistemlerindeki açığı doğrudan kapatamayacağı ifade edildi.
Wall Street Journal'a dayandırılan bölümde ise Virginia ve Columbia sınıfı denizaltılar için yapılan sözleşmenin, mühimmat stoklarından daha geniş kapsamlı üretim sorunlarını ortaya koyduğu belirtildi. ABD Donanması'nın anlaşmayı "nesilde bir kez gerçekleşen yeniden sermayelendirme" olarak tanımladığı aktarılırken, çok yıllı sözleşmelerin kritik parçaların tedarikini kolaylaştırmasına rağmen tersanelerdeki gecikmeleri ve nitelikli iş gücü eksikliğini ortadan kaldırmadığı vurgulandı.
Şarku’l Awsat, değerlendirmesinde "ABD'nin silahlarının tükendiği" yönündeki söylemin ülkenin savaşma kapasitesini tamamen kaybettiği anlamına gelmediğini ancak Trump yönetiminin uzun vadeli sözleşmeleri, rekor savunma harcamaları ve yeni şirketleri üretime dahil etme adımlarının mühimmat ve üretim kapasitesine ilişkin kaygıların gerçekliğini ortaya koyduğunu belirtti. Haberde, İran savaşının teknolojik üstünlüğün tek başına yeterli stok derinliği sağlamadığını gösterdiği, bu anlaşmaların başarısının ise açıklanan milyarlarca dolarlık rakamlardan çok zamanında teslim edilecek füze ve denizaltı sayısıyla ölçüleceği vurgulandı.
Diğer İçerikler