John Mearsheimer, ABD’nin İran politikası ve küresel stratejisine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Chicago Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Mearsheimer, Washington’un İran karşısında askeri hedeflerine ulaşamadığını ve izlenen stratejinin ciddi sonuçlar doğurduğunu söyledi.
“İlan Edilmemiş Savaşlar Normalleşti”
Programın açılışında konuşan eski yargıç Andrew Napolitano, günümüzde ilan edilmemiş savaşların sıradan hale geldiğini belirtti. Napolitano, hükümetin önleyici savaşlara yöneldiğini ve Amerikan toplumunun bu duruma tepki göstermemeye alıştığını ifade etti.
ABD-Rusya-İran Hattında Yeni Dengeler
Mearsheimer, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Moskova ziyareti ve Vladimir Putin ile görüşmesinin, yalnızca İran savaşıyla sınırlı olmadığını belirtti. Bu temasların ABD-Rusya ilişkileri ve Ukrayna savaşına doğrudan yansımaları olduğunu vurguladı.
Profesöre göre, ABD’nin Rusya’ya karşı tutumunu sürdürmesi, Moskova ile Tahran arasındaki ilişkileri daha da güçlendirdi. Mearsheimer, “Rusya ve İran arasında artık neredeyse hiçbir görüş ayrılığı kalmadı” değerlendirmesinde bulundu.
ABD’nin Stratejik Hataları
Mearsheimer, ABD’nin “ya benim yolum ya da hiç” anlayışıyla hareket ettiğini ve diğer ülkelerin kırmızı çizgilerini anlamakta başarısız olduğunu ifade etti. İran’ın nükleer zenginleştirme konusunda geri adım atmayacağını vurgulayan profesör, Tahran’ın müzakere konusunda acele etmediğini söyledi.
ABD iç siyasetine de değinen Mearsheimer, Marco Rubio ve JD Vance gibi isimlerin siyasi geleceklerini korumak adına İran müzakerelerinden uzak durduğunu ileri sürdü.
“Bu Savaş Kaybedildi”
İran operasyonunu “seçilmiş savaş” olarak nitelendiren Mearsheimer, yalnızca hava gücüyle rejim değişikliği sağlanamayacağını ve kısa sürede zafer kazanılamayacağını belirtti. ABD’nin askeri mühimmat stoklarının da kritik seviyelere gerilediğini vurgulayan profesör, bu durumun Çin’e karşı stratejiyi zayıflattığını ifade etti.
“İsrail ABD İçin Stratejik Yük”
Mearsheimer, ABD’nin İran ile kalıcı bir barış yapmasının önündeki en büyük engelin İsrail olduğunu belirtti. İran’ın Hizbullah, Hamas ve Husilere verdiği desteği asla kesmeyeceğini, İsrail’in de bu gruplara saldırmaya devam edeceğini söyleyen profesör, bu karşılıklı bağımlılığın çözümü imkansız kıldığını ifade etti.
Stephen Walt ile birlikte uzun süredir savundukları tezi yineleyen Mearsheimer, “İsrail, Amerikan dış politikasının boynuna dolanmış devasa bir albatrostur ve giderek daha fazla Amerikalı bunun farkına varıyor” dedi.
Nükleer Risk Uyarısı
Küresel güvenlik açısından karamsar bir tablo çizen Mearsheimer, hem Orta Doğu’da hem de Ukrayna cephesinde gerilimin tırmanmasının nükleer riskleri artırdığını ifade etti. Rusya ve İsrail’in kendilerini köşeye sıkışmış hissetmeleri durumunda nükleer seçeneğin masaya gelebileceği uyarısında bulundu.
Diğer İçerikler