ABD’li emekli Albay Douglas Macgregor, CNN International’a verdiği demeçte, ABD-İsrail ittifakı ile İran arasında süregelen savaşın küresel ve bölgesel sonuçlarını değerlendirdi. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki krizin son iki ayda yaklaşık 1 milyar varillik bir arz kaybına neden olduğunu belirten Macgregor, bu ekonomik sarsıntının büyük bir askeri patlamayı tetiklemek üzere olduğu uyarısında bulundu. Macgregor’a göre, bölgedeki aktörler artık sadece izleyici konumunda kalmayacak.
İsrail’in 7 Ekim sonrasında Gazze ile başlayan ve ardından İran’a sıçrayan askeri hamlelerini "bölgesel bir dizayn çabası" olarak nitelendiren Macgregor, tartışmalı bir iddiada bulunarak bu sürecin önceden hazırlanmış bir planın tetikleyicisi olabileceğini öne sürdü. İsrail’in İran’ı "ayakta kalan son büyük tehdit" olarak görerek etkisiz hale getirmeye çalıştığını savunan emekli Albay, Tel Aviv’in bu süreçte Türkiye’nin askeri gücü ve bölgesel nüfuzu konusunda giderek daha fazla endişe duyduğunu ifade etti.
Analizinde en dikkat çekici nokta ise Türkiye ve Mısır’ın tutumu oldu. Macgregor, İsrail’in Lübnan, Suriye ve Ürdün gibi cephelerde stratejik zorluklar yaşadığını belirterek şu iddiada bulundu: "Bölgenin iki büyük oyuncusu Türkiye ve Mısır, gelişmeleri yakından takip ediyor ve artık müdahalenin eşiğine gelmiş durumdalar." Bu iki ülkenin artan nüfuzunun, İsrail’in bölgesel hesaplarını altüst edebileceğini savunan Macgregor, Washington’ın İsrail’e verdiği "koşulsuz" desteğin ise ABD’yi dünyada yalnızlaştırdığını ve bu politikanın sürdürülebilir olmadığını iddia etti.
Macgregor’un ifadelerine göre, küresel kamuoyu giderek İsrail’e karşı birleşirken, Türkiye ve Mısır’ın daha aktif bir rol üstlenmesi bölgedeki tüm askeri denklemi yeniden tanımlayabilir. Emekli albay, mevcut gidişatın sadece bir enerji krizi değil, aynı zamanda Batı’nın Orta Doğu’daki stratejik hakimiyetinin sonu olabileceği değerlendirmesinde bulundu.
Diğer İçerikler