Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Küresel Çıkmaz Sokak

Abuzer PINAR
03 Nisan 2021 15:23
A-
A+

Küresel ekonomide rekabet ve hegemonya çatışması devam ededursun, mevcut durumda özellikle uluslararası ödeme sistemi ve rezerv para itibariyle ABD ve Fed halen ekonominin dümenindedir. Küresel salgının ekonomik faaliyetleri altüst etmesi nedeniyle küresel merkez bankası Fed imdada yetişti ve piyasaya değişik araçlar kullanarak dolar verdi. Piyasaları desteklemek için. Son bir yıl içerisinde Fed bilanço büyüklüğü yaklaşık olarak %65 büyüdü. Yani Fed’in piyasaya olan yükümlülüğü bu düzeyde arttı. Diğer deyişle piyasadaki dolar miktarı bu düzeyde artmış oldu.

Piyasalar desteklendi ama ABD ekonomi yönetimi beklediği enflasyonu yaratamadı. Çokça kullanılan bu “enflasyon yaratma” meselesi nedir? Basitçe şudur: Piyasaya nakit verilirken talep artacak ve ekonomik faaliyetler canlanacak. Ekonomik faaliyetlerin canlanması fiyatlara yansır. Dolayısıyla enflasyondaki artış iktisadi canlanmaya işaret eder. Salgının şekillendirdiği şartlarda bu etki hızlıca gelmedi. Şu an itibariyle beklenti o yönde olsa da hala beklenen %2’lik enflasyona ulaşılabilmiş değil.

Diğer yandan piyasalara verilen bu nakit etkisiz kalmadı elbette. Dünya ekonomileri Çin ve Türkiye dışında küçüldü. Hem de küçümsenmeyecek, yakın tarihte görülmemiş oranlarda. ABD ekonomisi %4’e yakın ve AB ekonomileri %6’nın üzerinde daraldı.

Buna karşılık varlık fiyatları ne durumda bakalım. Dolar cinsinden ve yuvarlak rakamlarla bakıldığı zaman durum özetle şudur: Üretim girdisi olarak kullanılan temel mal olan petrol bir ara fazlaca düştü. Ancak normal dönemlerin fiyatı dikkate alındığında %50 arttı denebilir. Hadi petrol fiyatlarını OPEC ve Rusya’nın kontrollü fiyatlaması nedeniyle gözardı edelim. Sanayide kullanılan gümüş %70, bakır %80, platin %65 artmış. Tekstil girdisi olarak kullanılan pamuk fiyatı da pek geri kalmamış, %50 artmış.

Üretim azalırken girdi fiyatlarının artması ne anlama gelir? Yani talep olmadığı halde neden bu fiyatlar artsın? Cevabı çok da karmaşık değil. Dünya parası doların miktarı artınca, bu para ile ölçülen varlıkların fiyatı arttı doğal olarak. Yani Fed’in teorik temelini oluşturan parasalcı yaklaşımın “yapma” dediğini yaptı Fed ve fiyatlar yükseldi. Maliyetler artarken talep yetersiz olunca da ekonomiler durgunluğa girdi.

Fed’in piyasalara akıttığı dolar başka fiyatları da arttırdı. Borsalar mesela. Yüzde kaç dersiniz? Kabaca dolar artışı kadar. Mesela Dow %65, S&P endeksi %60. Bu arada Borsa İstanbul da %60 arttı. Elbette her piyasanın farklı dinamikleri vardır ancak görünüm budur. Yani varlık fiyatları kabaca piyasadaki dolar miktarındaki büyüme kadar büyümüş.

Bu hikâye bize bir şey anlatıyor mu? Bana kalırsa çok şey anlatıyor. ABD piyasayı dolara boğarken kendi ekonomisindeki çöküntüyü kısmen önledi. Ancak bu para o kadar çoktu ki, dolar cinsinden ölçülen varlık fiyatları da aynı oranda arttı. Bunun etkisi ne oldu peki? Bizim gibi gelişme yolundaki ülkelerde maliyetleri yükseltti ve üretim üzerinde baskı yarattı. Tabi istihdam üzerinde de.

Bu etkiyi yurtiçi enflasyon rakamlarında açıkça görüyoruz zaten. Tüketici fiyatları bizde %16 artarken, üretici fiyatları %27 arttı. İkincisi maliyet artışlarına işaret eder.

Üreticimiz girdileri dünya piyasalarında ve dolar cinsinden satın alıp üretim yapacak ve mevcut istihdamı koruyacak. Ürettiği mala olan talep ise düşük. Bu durumda fiyatları ve dolayısıyla kar marjını düşürmesi gerekecek. Ancak maliyetler bu düzeyde artmışken nasıl olacak? Büyükler bir ölçüde ellerindeki nakit ile girdi stoklayıp kendilerini sağlama almış olabilirler. Lakin küçüklerin bunu becermesi pek de imkân dâhilinde değil. Orta boydaki üreticimiz ise bir ölçüde yapmış olabilir.

Bu ölçekteki küresel ekonominin, sadece bir ülkenin kendi piyasa dinamiklerinin zorladığı araç ve yöntemlerle sevk ve idare edilmesi imkânsızdır. Bu diğerleri için bir çıkmaz sokaktır…