Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Kolay Bir Yıl Olmadı

Abuzer PINAR
29 Aralık 2018 19:32

Ekonomik gidişat açısından 2018 kolay bir yıl olmadı. Yılın ilk yarısında makul seyreden büyüme, ikinci yarısında dövizdeki sıçrama ile beraber düşmeye başladı. Bunda elbette jeopolitik çalkantılar, Brunson krizi, Suriyeli göçmenler vs. gibi gelişmelerin etkisi oldu. Ancak dünya ekonomisindeki daralma eğilimleri, ABD merkez bankasının faiz arttırımı ve küresel finansal daralma yanında özel sektör borcundaki yüksek seviyeler gibi ekonominin kendi dinamiklerinden kaynaklanan etkenler de önemliydi.

Ocak-Haziran döneminde potansiyel büyümeyi gerçekleştiren ekonomimiz, Temmuz-Eylül döneminde hız kesti. İlk iki çeyrekte sırasıyla yüzde 7,1 ve yüzde 5,7 büyüyen ekonomi üçüncü çeyrekte yüzde 2,1 büyüyebildi. Henüz son çeyrek büyüme rakamlarını bilmiyoruz. Vergi indirimleri ve kurdaki gevşemenin etkisiyle tüketim harcamalarında bir miktar toparlanma olsa da yatırım harcamalarındaki ve inşaat sektöründeki durgunluk nedeniyle son çeyrek büyümesinin çok da parlak olmadığını düşünebiliriz. Ekim ayı sanayi üretim endeksi bu konuda bir işaret vermiş durumdadır.

Büyümedeki yavaşlamaya bağlı olarak işsizlik rakamlarında da benzer bir eğilim görünmektedir. Eylül 2017 itibariyle yüzde 10,8 olan işsizlik oranı 2018 yılının aynı döneminde yüzde 11,7 oldu. Henüz son çeyreği bilmiyoruz. Ancak mevcut gidişat, büyümedeki gevşemeye bağlı olarak bu oranın da bir miktar daha yukarı çıkacağı yönünde.

Diğer önemli konu enflasyon oranıdır. Aslında daralan bir ekonomide fiyatların gevşemesi beklenirken, döviz kuru artışının maliyetler yoluyla etkili olması nedeniyle fiyatlarda da yılın başında hiç beklenmediği ölçüde artış oldu. Kasım ayındaki düşüşün etkisiyle bir ölçüde gevşemiş olan enflasyon oranı halen yıllık bazda %20’nin biraz üzerinde. Birkaç güne kadar yılın son ayına ilişkin rakamları göreceğiz. 2018 yılı enflasyonunu muhtemelen bu oranlarla kapatacağız.

Ekonomik büyüme, işsizlik ve enflasyon açısından yılın ilk yarısındaki olumlu gerçekleşmeler sayesinde 2018 yılını ortalamada makul rakamlarla bitirecek gibi görünüyoruz.

Artan döviz kurunun olumlu etkisiyle ihracatta iyi bir yıl oldu. İthalatın daralması ve ihracatın beklenenden çok daha yüksek olması nedeniyle dış açıkta da geçen yıllara göre belirgin bir düşüş oldu. Ancak kur avantajı ile sağlanacak olumlu gelişmeler sınırlıdır. İhracatçı bundan birkaç ay yararlanabilir. Nihayetinde maliyetlerin ve fiyatların intibak etmesiyle dış ticaret de normal seyrine döner.

Normal seyir ile kastettiğimiz mevcut dış ticaret yapımızdır. Halen katma değeri yüksek üretim konusunda sorunlarımız var. Bu zorlu yılda ileri teknoloji, savunma sanayi ve otomotiv alanında katma değeri arttıracak adımlar atıldı. Savunma sanayiinde ihracata yönelik çalışmalar da hızlandı. Pakistan ile ATAK helikopteri ihracatı konusunda atılan imzalar bunun önemli bir adımı sayılabilir. Otomotiv sektöründe yerli payın arttırılması amacıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin de dâhil olduğu ve ülkenin belli başlı sanayicilerinin ortak olduğu girişim de önümüzdeki yıllarda dış ticaret yapımızı olumlu yönde etkileyecektir. Teşvik düzenlemelerinin savunma sanayi, yazılım, ilaç ve sağlık alanında kullanılan aletler başta olmak üzere yurtiçi katma değeri yükseltecek şekilde yapılması da umutlu olmamız için diğer bir nedendir.

Yıllardır yapısal sorunlarla ilgili çok ciddi tartışmalar yapıldı. Bu konuştuğumuz olumlu adımlar bu kapsamda düşünülebilir. Ancak bu tedbirlerin orta ve uzun dönemde sonuç vereceği de gözden kaçırılmamalıdır.

Kısa dönemde mevcut sorunlarla bir miktar daha uğraşmamız gerekir gibi görünüyor. 2018 yılının ikinci yarısı biraz zorlu geçti. 2019 yılının ilk yarısı da kolay geçmeyecek gibi.

Vergi indirimlerinin devam etmesi halinde, doğalgaz ve elektrik fiyatlarında yapılacak indirimler ve trafik cezalarında feragat edilen artışlar ile beraber vatandaşın alım gücü üzerinde olumlu yönde etkili olabilir. Böylece devlet maliyetin bir kısmına katlanarak ekonominin biraz canlı kalmasını sağlayacaktır. Ancak ekonomide yaygın bir canlılık görebilmek için dış finansmanın rahatlaması ve faizlerin düşmesi gerekmektedir. Özellikle inşaat sektöründeki durgunluğun temel nedeni finansman sorunlarına ilişkindir. Faizler makul düzeye inmedikçe ve vatandaşın gelir düzeyi ile uyumlu ödeme planları sunulmadıkça, sektörde dikkate değer gelişmeler beklemek pek gerçekçi değildir.

Dünya ekonomisinde de zor bir yıl oldu. Öyle ki bundan sonra tamamen farklı bir dünya iktisadi düzeninden söz edeceğiz belki de. ABD ticaret avantajını kaybetmeye başlayınca korumacı politikalara yöneldi ve başta en büyük açığı verdiği Çin olmak üzere bütün ticaret ortaklarına baskı yapmaya başladı. Çin ekonomisi, büyüklüğü ve teknolojik atılımları ile dünya ekonomisine yön vermeye başlayınca, dünya ticaretinin kuralları ve ilgili örgüt tartışmaya açıldı.

Küresel ekonominin diğer güçlü odağı olan Avrupa Birliği de Birleşik Krallık’ın birlikten ayrılma kararı ortaya çıkınca zora düşmeye başladı. Almanya haricindeki ülkeler zaten küresel gidişat karşısında zorlanırken, birliğin sorgulanmaya başlaması işi daha da karmaşık hale getirdi. Tartışmalar daha çok su götüreceğe benziyor.

2019 yılını ihtiyatlı bir iyimserlik ile karşılamak gerçekçi olur. Umut edelim ki bölgemizde ve dünya sathında siyasete daha insani bir yaklaşım hâkim olsun ve herkese fazlasıyla yetebilecek olan kaynaklar savaş ve çatışma için değil, insanın refahını yükseltecek şekilde kullanılsın.