Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Kara veya Ak: Nihayetinde Para

Abuzer PINAR
08 Ekim 2020 13:41
A-
A+

Yakın zamanda yolsuzluk, karapara, rüşvet haberlerini çokça duyar olduk uluslararası medyada. Her gün benzer haberler çıksa da ABD kaynaklı ve hele de devletinin içerisindeki bir kurumdan geliyorsa daha bir dikkat çekiyor. Son olarak FinCEN (Amerikan Mali Suçları Engelleme Ağı) raporları gündem oldu. SAR (Suspicious Activity Reports) adı verilen şüpheli faaliyet raporları ile terörizmin finansmanı ve kara para aklama gibi konularda dünyadaki önemli bankaların oynadığı yasa dışı rol konuşulur oldu.

Raporlara göre sistemdeki açıklardan yararlanan büyük bankalarda milyarlarca dolar hala şüpheli bir şekilde el değiştiriyor. FinCEN dosyalarına bakılırsa son yirmi yıl içerisinde en az 2 trilyon dolarlık şüpheli işlem tespit edildi. İşin daha çarpıcı yanı ise sözkonusu işlemlerin 500 milyar dolardan fazla kısmı JPMorgan, bir trilyon dolardan fazlası ise Deutsche Bank tarafından gerçekleştirildi.

JPMorgan ABD'nin en büyük, piyasa değeri bakımından dünyanın en değerli bankasıdır ve çeşitli yatırım bankacılığı ve finansal hizmetlerin ana sağlayıcısıdır. Deutsche Bank da işlem hacmi ve çalışan sayısı açısından Almanya’nın en büyük bankası ve dünyanın en büyük bankaları arasında yer almaktadır.  

Şüpheli operasyonlarda başka bankalar da var. HSBC, Standart Chartered Bank, Bank of New York Mellon. Dünyanın en büyükleri, Batı Avrupalı ve Kuzey Amerikalı. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinin yani. Mütemadiyen “üçüncü dünya” ya yolsuzluk notu veren ülkelerin sahipliğindeki bankalar.

HSBC Avrupa'nın en büyük bankası ve 2012'de Latin Amerika'daki uyuşturucu kartellerinin bir trilyon dolara yakın kara parasını akladığını kabul etti ve savcılarla uzlaşma yoluna giderek iki milyar dolara yakın ceza ödedi. Buna karşılık bankaya karşı açılan davalar geri çekildi. Bir tür aklandı yani.

Deutsche Bank, ABD yaptırımlarını delen para transferlerine imkan verdiği gerekçesiyle 2015 yılında 258 milyon dolarlık bir ceza ödemeyi kabul etmişti. Sonuç ne oldu peki? Son çıkan raporlarda halen adı yüksek miktarlarla geçtiğine göre ceza ödeyip aklama faaliyetlerine devam etmiş gibi.

Bu kadar geniş aklama ağı içerisinde olmayan ülke var mı peki? Bu mümkün değil elbette. Ülkemiz de var tabii ki. Raporlara göre ABD bankaları aracılığıyla döviz işlemleri yapan Türk bankaları da var. Miktar olarak elbette yukarıdaki rakamlarla karşılaştırılamaz ama var. Türkiye'deki banka hesapları yoluyla giren para 70 milyon ve çıkan 71 milyon dolar civarında.

Asıl mesele şu ki neresinden baksanız küresel sistemin çürümüşlüğünü görürsünüz. “Gelişmekte” olan ülkelere getirilen en büyük eleştiri hukukun zayıflığı ve yolsuzluklar. Bu bakış aynı zamanda “gelişmiş” ülkelerde bu faaliyetlerin gözardı edilecek düzeyde olduğu anlamına da gelir. Ancak nasıl ki krizler merkezden kopuyor ve bedeli çevreye ödettiriliyorsa, bu konuda da pastanın büyüğü merkezde tüketiliyor.

Kanaatimce ince detaylardan ziyade bütün bir küresel yapıya bakmak ve yeniden düşünmek gerekir. Para kadar karaktersiz bir varlık yok sanırım. Paranın kendisi bir kazançtan kaynaklı olduğu halde, nereden kazanıldığından bağımsız olarak değişik renklere bürünebilir. Emekle kazanılan bir para “kara” mal ve hizmetlere harcanabileceği gibi haksız kazançla elde edilen para pekâlâ “ak” mal ve hizmetlere harcanabilir. Bu karakterinden dolayı “kara para aklama” kavramını sıkça duyarız.

Tabi kara para derken geniş anlamda kullanıyoruz. Uyuşturucu ticareti gibi yasal olmayan faaliyetlerden elde edilen paraya kara dediğimiz gibi, meşru faaliyetlerden kazanılan para da kayıtlara girmiyor ve vergilendirilmiyorsa kara tanımına girebilir. Ancak her ikisinin de aklanma mekanizmaları vardır. Bu mekanizmalar da bilinir ve sıkça değişik düzeylerde hazırlanan raporlara girer. Sadece ne ölçüde üzerine gidilmesi gerektiğine bir türlü karar verilemez. Çok da işlevsel bir öneme sahip. Ne zaman birilerinin üzerine gidecekseniz raftan indirir kullanırsınız.

Zamanlama manidar mı bilmiyorum. Ama bir konu açık. Bu raporlar ve içerikleri ilk defa gündeme gelmiyor. Her defasında konuşuluyor, suçlamalar kabul ediliyor, cezalar kesiliyor ve ödeniyor da. Ancak faaliyetler devam ediyor. Neden mi?

Düşünelim…