Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Enflasyon, Fiyat Artışları ve Pahalılık

Abuzer PINAR
03 Ekim 2019 15:22

Eylül ayı enflasyon rakamları açıklandı. Buna göre tüketici fiyat endeksi (TÜFE) bir önceki aya göre %0,99, bir önceki yılın Aralık ayına göre %8,42, bir önceki yılın aynı ayına göre %9,26 ve on iki aylık ortalamalara göre %18,27 artış gerçekleşti. Açıklandı ve gümbürtü koptu. Bu kadar pahalılık varken, fiyatlar artarken, bu kadar zam yapılırken,  nasıl oldu da enflasyon tek haneye düştü?

Öncelikle Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı rakamları esas alarak konuşmak zorundayız. Nihayetinde kurum görevlileri çarşı pazarda dolaşarak fiyat topluyor. Enflasyon hesabında esas alınan bir mal ve hizmet sepeti var. 2019 yılı sepetinde; gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 23,29, alkollü içecekler ve tütün yüzde 4,23, giyim ve ayakkabı yüzde 7,24, konut yüzde15,16, ev eşyası yüzde 8,33, sağlık yüzde 2,58, ulaştırma yüzde 16,78, haberleşme yüzde 3,69, eğlence ve kültür yüzde 3,29, eğitim yüzde 2,40, lokanta ve oteller yüzde 7,86 ağırlığa sahip. Sepette yüzde 5,15 de çeşitli mal ve hizmetler var. Bu ağırlıkların Türkiye’de yaşayan ortalama bir aile tüketimini temsil ettiği varsayılıyor.

Bu hesaplamalarda yurtiçinde mal ve hizmet tüketmek amacıyla yapılan, tüm nihai parasal tüketim harcamaları esas alınıyor. 81 il merkezinin tamamını da içeren toplam 225 ilçeden fiyat derleniyor ve ayda 28.711 işyerinden 544.256 fiyat toplanıyor. Konut için 4.274 kiracı endeks kapsamında takip ediliyor. Endeksin fiyat kapsamı, satın alış fiyatları olarak tespit ediliyor. Fiyatlar, vergiler dâhil peşin ödemeler olarak belirleniyor. Yönteme ilişkin bu bilgiler TÜİK’in sayfasında detaylı olarak yer alıyor zaten.

Gümbürtü buradan kopmuyor. Asıl neden kavramların birbirine karıştırılması. Öncelikle enflasyon düşüşü fiyatların düşmesi anlamına gelmiyor. Enflasyonun düşmesi fiyatların daha az artması anlamına geliyor. Yıllık olarak konuşuyorsak, geçen yıla göre ne kadar arttığını gösterir. Örneğin geçen sene Eylül ayında yıllık enflasyon %24,52 idi. Yani önceki yıl 100 TL olan bir mal, geçen yıl 124 TL 52 kuruş olmuştu. Bu yılın aynı ayında ise enflasyon %9,26 oldu. Yani geçen sene 100 TL olan bir mal bu sene 109 TL 26 kuruşa çıktı. Peki, geçen sene 124,52 TL olan malın fiyatı ne oldu? O da 136 TL 5 kuruş oldu. Ya da şöyle diyelim. İki yıl önce 100 TL olan bir malın fiyatı bu yıl 136,05 TL oldu. Dolayısıyla fiyatlar arttı. Ancak artış hızı düştü. Bitti mi? Elbette hayır.

Enflasyonun bir sepet olduğunu söyledik. Bu sepette yer alan mal ve hizmetler var. Dolayısıyla enflasyon ağırlıklı ortalama olarak hesaplanır. Ancak her aile bu şekilde harcama yapmıyor. Kiranın yüzde 15 civarında bir ağırlığı varken, ev sahibi bundan etkilenmez. En yüksek artış alkollü içecekler ve tütünde. %44 civarında. Ama siz bu maldan tüketmiyorsanız sizi etkilemez. Her gün ya da her ay giyim ve ayakkabı almazsınız örneğin. Bitti mi? Elbette bitmedi.

Enflasyon ve fiyat artışı arasındaki fark böyleyken pahalılık denilen kavram tamamen farklıdır. Görecelidir. İnsanların gelir düzeyine ve paranın alım gücüne bağlıdır. Fiyatlar aşırı artmadığı halde de pahalılık olabilir. Elde ettiğiniz gelir düşük ise ve ihtiyacınız olan mal ve hizmetlerin teminine yetmiyorsa hayat pahalı demektir. Ya da fiyatlar sürekli artıyor ve paranın alım gücü düşüyorsa pahalılık artıyor demektir. Geliriniz en azından enflasyon oranında artmıyorsa, reel olarak fakirleşiyorsunuz demektir. Ya da daha önce sepetinizde olmayan bir mal veya hizmeti tüketmeye başladıysanız ve fiyatı yüksekse pahalılığı daha fazla hissedersiniz.

Sonuç olarak enflasyonu ya geçen ay ya da geçen yıla göre düşünüyoruz. Geçen yılın Ekim ayında TÜFE %25’i geçmişti. Kur şoku maliyetlerde ciddi artışlara yol açmış ve enflasyonu zıplatmıştı.  O maliyetler tedrici olarak cebimize yansıdı. Hala da yansımaya devam ediyor azalarak da olsa. Sonuçta bu şokla ekonomik büyüme sıfıra yaklaştı. Yani bu yıl yerimizde saydık. O maliyeti ödedik yani. Çalışanların bir kısmı işini kaybederken, hayat da daha pahalı hale geldi. Dileriz ki bu normalleşme eğilimi devam eder ve ekonomi yeniden büyüme patikasına oturur.