Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Anasayfa >> Haftanın Değerlendirmeleri >> İç Politika ve Hukuk

Haftanın İç Politika ve Hukuk Değerlendirmesi (8-14 Temmuz 2019)

Bu değerlendirme, son bir hafta içerisinde İç Politika ve Hukuk alanında öne çıkan haberleri kapsamaktadır.
SDE Editör
15 Temmuz 2019 09:36

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Biz, S-400'leri Alarak Savaşa Hazırlanmıyoruz"

Savunma sistemi S-400’lerin Türkiye’ye parça parça getirilmesiyle birlikte açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’nin amacının saldırganlık değil savunma gücünü sağlamlaştırmak olduğunu söyledi. Açıklamalarında şu noktalara değindi: “Ortaya çıkan tablo, Türkiye'nin S-400 hava savunma sistemi tedarikinin tamamen kendi toprakları içinde ve bölgesinde barışı koruma amaçlı olduğunu göstermektedir. Biz, S-400'leri alarak savaşa hazırlanmıyoruz. Barışı ve kendi milli güvenliğimizi garanti altına almaya çalışıyoruz. Savunma sanayimizi geliştirmeye yönelik diğer tüm atılımlarımızın da amacı budur. Bir şairimizin dediği gibi 'Bu mesel ile bulur cümle düvel fevzü fela, hazır ol cenge eğer ister isen sulhü sela.' Evet bizim tüm hazırlıklarımızın gayesi şu anda barışı korumaktır."

Türkiye için siyasette ve ekonomide, özellikle de savunma sanayinde güçlü olmanın bir tercih değil, bir zorunluluk olduğunu belirten Erdoğan, "Hiç uzağa gitmeye gerek yok. Şöyle, çeyrek asır önce Bosna Hersek ve Kuveyt, daha yakın tarihte Irak, Suriye, Ukrayna, Yemen, Katar meseleleri, İsrail'in bölgedeki yayılmacılığının yol açtığı sorunlar, güçlü olunmadığında nasıl bir sonuçla karşılaşılacağına işaret ediyor. Üstelik iş sadece bu bölgenin değil. Tüm dünyanın göz bebeği bir coğrafyanın tam kalbinde bulunuyoruz. Kıyıdaki, köşedeki ülkelere yapılanlar şayet siyasi, ekonomik, askeri olarak yeteri kadar güçlü olmazsak, unutmayın, bizim başımıza geleceklerin küçük bir örneğidir. Elbette bu sözlerimle hiç kimseyi itham etmiyorum. Sadece tarihi bir hakikati güncel örneklerle dile getirmeye çalışıyorum." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gazete ve televizyon kanallarının genel yayın yönetmenleri, bazı yazar ve akademisyenlerle Vahdettin Köşkü'nde bir araya geldi. Saat 11.00'de başlayan toplantı, yaklaşık 3 saat sürdü.

Genel yayın yönetmenlerine seslenen Erdoğan, "Sizlerden S-400 meselesini de, diğer milli güvenlik önceliklerimizi de bu anlayışla değerlendirmenizi ve özellikle halkımızı bu noktada bilinçlendirmeye sizlerin de aracı olmanızı, gayret etmenizi istiyorum." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan; FETÖ'ye karşı mücadele kesintiye uğramadan devam ediyor”

Gazete ve televizyon kanallarının genel yayın yönetmenleri yaptığı toplantıda gazetecilerin gündeme dair sorularını cevaplayan Erdoğan, FETÖ'ye karşı mücadelenin kesintiye uğramadan devam ettiğini söyledi.

"Tabii, 15 Temmuz konusunda hala bizi anlamak istemeyenler var." diyen Erdoğan, "Çok yakın bazı dostlar bile bakıyorsunuz, 'İşte bunların üzerine bu şekilde gitmek doğru mudur, değil midir?' diyenler oluyor. Benim 251 şehidim ve 2 bin 193 gazim var. Onlara hesabı nasıl veririz? Bir diğer, Parlamento binamızdan tutunuz da Özel Kuvvetlere kadar bütün buraları vuranlar, Külliyeyi vuranlar... Bütün bunlara karşı bizim kalkıp da 'İyi yaptınız, hayırlı olsun.' diyecek halimiz yok. Buranın da tek muhatabı yargıdır. Yargı, bu değerlendirmelerini yapıp, bunun neticesinde de şu anda biliyorsunuz, ilk derecesinde de zaten kararlar verilmeye başlandı, veriliyor. Ama FETÖ ile mücadelede biz bu işin bittiği kanaatinde değiliz. Zaten olmadık. Çünkü adeta metastaz yapmış bir kanser mikrobu gibi. Dolayısıyla da bunun tamamen temizlenmesi lazım. Bunun kesinlikle kesilip alınması lazım." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fetö ile mücadele konusuna şöyle devam etti:

"Bununla ilgili de gün geçmiyor ki, televizyonlarda 'Şu kadar FETÖ'cü gözaltına alındı. Şu kadarı tutuklandı' haberleri dönüyor. Devam ediyor, devam edecek. Eğer bu noktada samimiyse bu takım ve belli kesimleri, o zaman demek ki bu çalışmalar devam ediyor. Demek ki, himmet toplantıları devam ediyor ki, bunlar yakalanıyor. Bu toplantılar olmasa, bunlar yakalanmaz. Yakalandıklarına göre, rahat durmuyorlar. Hala çalışıyorlar. Dolayısıyla bizim de devlet olarak bunlar üzerindeki çalışmalarımızı, Emniyet Teşkilatı, Silahlı Kuvvetlerimiz, bütün bakanlıklar, hepsi kararlılıkla bunu devam ettireceğiz. Tabii, bunların arkasında hangi güçlerin olduğunu da sizler de tahmin ediyorsunuz. Çünkü, biz her ülkeden bunları istiyoruz. Başta Amerika olmak üzere 'Bunları verin.' diyoruz. Tabii, bizi anlamak istemiyorlar. Dosyalarla vesaire.. Daha yeni Adalet Bakanımız, Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakan Vekili ile görüşmeler yaptı. Henüz onlar bu işin ya idrakinde değiller veyahut da bu onlar için önemli bir maşa. Bunu böyle kullanıyorlar. Olay budur. Kullansalar da kullanmazlarsa da biz, hep söylediğim gibi bu can bu tende oldukça bu mücadeleyi sürdürürüz.”

Eski Sistem Tartışmalarına Bahçeli’den Sert Cevap

Kastamonu’da 14 Temmuz’da yaptığı mitingde Devlet Bahçeli sistem tartışmaları yapanlara sert cevaplar verdi: “Eski sisteme dönelim diyenlerin FETÖ ile irtibatı vardır. Bunlar icazetlidir, ikiyüzlüdür. Kalpleri mühürlüdür, siyasetleri rehinlidir. CHP Genel Başkanı'nın bir yandan ABD tipi başkanlık sistemini önerip, diğer yandan parlamenter sistemi önermesi tuzaktır, kumpastır. Eski sistem ekonomik krizlere, kutuplaşmalara, darbelere kapı aralamadı mı? Hangi dönem huzur yüzü gördük? Koalisyon tartışmaları gelecek ümitlerini tahrip etmedi mi? Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni karalamaya tevessül edenler cepheleşme siyasetinden yaralanan art niyetli oluşumlardır. Yeni hükümet sistemine boyun eğdiremeyeceklerdir.”

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine tam destek vereceğini belirten Bahçeli, muhalefetin sistem tartışmalarının çelişkili ve art niyetli olduğunu belirterek şöyle devam etti:

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin rehabilite veya revizyonundan ziyade, devlet ve toplum hayatında kökleşmesi amacıyla mücadele edilmelidir. Yeni hükümet sistemini tartışmaya açmak, Türkiye'nin elini zayıflatacaktır. MHP olarak, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin güçlenmesi konusunda atılacak her müspet adıma destek vereceğiz.”

Ak Partinin kurucu isimlerinden Ali Babacan Ak Partiden istifa etti

Uzunca bir süredir yeni bir parti kuracağı söylentisi olan Ali Babacan Ak Partiden istifa etti. Medyada Abdullah Gül’ile ortak hareket ettiği belirtilen Babacan’ın eski Ak Partili Dengir Mir Mehmet Fırat’ın cenaze töreninde kendisine yönelik sorulara karşı gazetecilere “zamanı gelince açıklama yapılacak” cevabı dışında bir açıklama yapmadığı görüldü.

Babacan istifası sonrası bir açıklama yayınladı, bu açıklama Davutoğlu’nun açıklamasından daha kısaydı. Babacan açıklamasında; “Ağustos 2001 tarihinde kurucu üye, 14 yıl MKYK üyeliği, 13 yıl Bakanlar Kurulu Üyesi oldum. Türkiye'nin tarihî dönüm noktalarında, doğruları için verilen büyük mücadelelerin bizzat içinde olmak benim için şeref oldu. Son yıllarda ise pek çok alanda yapılan uygulamalar ile inandığım ilke, değer ve fikirler arasında derin farklılıklar oluştu. Aklen ve kalben bir ayrışma yaşadım. ... diye başladığı açıklamasında AK Parti ile olan ilişkisinin “aklen ve kalben” bittiğini ifade ederken, ülke için “beyaz sayfa” açma isteğini de açık biçimde ortaya koyuyordu.