Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Anasayfa >> Haftanın Değerlendirmeleri >> Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika

Haftanın Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika Değerlendirmesi ( 28 Ocak - 3 Şubat 2019)

Bu değerlendirme, son bir hafta içinde Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika alanındaki haberlerin değerlendirmesini kapsamaktadır.
SDE Editör
05 Şubat 2019 13:53

Doç. Dr. Erkin Ekrem - Dr. Hatice Çelik

Venezuela’daki Siyasal Darbe ve Gidişatı

Venezuela’da yaşanan siyasal darbe sadece bölge ülkelerini değil, dünyadaki büyük güçlerin çıkarlarını ilgilendirmektedir. Bir ülkenin iç siyasî darbesi bölgesel soruna yol açtığı gibi küresel sorunlara da dönüşmektedir. Nicolas Maduro’nun yönettiği mevcut hükümet ile Venezuela Ulusal Kongresi 10. Dönem Kongre Başkanı Juan Guaido’nun temsil ettiği muhalefetler cephesi arasındaki meşruiyet tartışması dünya gündemine oturmuştur. Nicolas Maduro seçim sonrası 10 Ocak’ta cumhurbaşkanı koltuğuna oturmuştur, ancak Aralık 2018'de yapılan seçimde seçilen ve 5 Ocak 2019’da görev başına geçen Juan Guaido, Maduro’nun Cumhurbaşkanlığının meşru olmadığını iddia ederek görevinden ayrılması için sekiz maddeli eylem planını ilan etmiştir. 15 Ocak 2019’da Kongre’de Maduro Hükümetinin banka hesabını dondurmasına dair bir kararname onaylanmıştır. 23 Ocak isea Juan Guaido kendini geçici cumhurbaşkanı ilan etmiştir. ABD başta olmak üzere bazı Batılı ülkeler ve Venezuela'nın komşu ülkeler Juan Guaido’yu cumhurbaşkanı olarak desteklerken, Rusya, Çin, Türkiye ve bölgenin bazı ülkeleri Maduro Hükümetinin meşruiyetine destek vermiştir. Venezuela’daki siyasal darbe dünyayı iki cepheye ayırırken Maduro hâkimiyeti yasal  ile meşru tartışmasının arasında kalmıştır.

Venezuela sorunu uluslararası ortamda çözüme kavuşturılma ihtimali de engellenmiştir. ABD meseleyi BM’de çözümlenmesini isterken, Çin ve Rusya karşı çıkmaktadır. Venezuela siyasî gerilimin içişlerine ait olduğunu belirten Çin’in BM Güvenlik Konseyi Daimi Temsilcisi Ma Zhaoxu olayın ne küresel ne de bölgesel güvenliğe tehdit yaratığını ileri sürerek sorunun BM Güvenlik Konseyine taşımasını engellemiştir. Rusya’nın BM Güvenlik Konseyi Daimi Temsilcisi Vasiliy Nebenzya da ABD’nin kendi “metot ve reçete” ile Venezuela’nın gerçek sorunlarını çözmeye çalıştığını ileri sürerek ret oyu kullanmıştır.

Bu durumda Venezuela’nın geleceği hangi yönde ilerleyeceği konusu ilgi çeken bir konuya dönüşmüştür.

Maduro-Guaido Uzlaşması. Venezuela için en uygun seçenek uzlaşmaya varılmasıdır. Her iki taraf uzlaşmaya varılması konusunda niyetleri vardır, ancak kendi aralarındaki çıkar çatışması ve dış güçlerin müdahalesi bu uzlaşmayı sekteye uğratabilir.

Venezuela’da yaşanan istikrarsızlık durumu bu ülkeye tekrar yatırım yapılmasının güvenli olup olmadığı sorusunu akıllara getirecektir. Ancak Çin’in hâkimiyet değişimine uğrayan ülkelerle olan ilişkilerine yönelik politikasına göre, yeni yönetim ile de iyi ilişkileri devam edebiliyordu. Zira yeni hâkimiyet de ekonomi gücü ve yeterli teknolojiye sahip Çin’e ihtiyaç duymaktadır. Fakat Venezuela'nın yeni hükümeti daha çok ABD yanlısı politika izlerse, Çin’in Venezuela’daki yatırımının akıbetinin ne olacağı ve borcunu nasıl tahsil edeceği bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Yani Maduro-Guaido uzlaşsın yada ayrı hakimiyet kursun Çin kazanmaya çalışacaktır.

Maduro Hükümetinin Kazanması. Maduro Yönetiminin Guaido cephesini bertaraf etmesi ve mevcut yönetimi koruması ülkede yeni dönemi başlatabilir. Af kararı çıkmadığı takdirde muhalifleri yargılama söz konusu olacaktır. Rusya ve Çin’in ekonomik yardım ve askerî desteğini de alabilecektir. Rusya ve Çin’in Maduro Hükümetinin ayakta kalması için kendi aralarında nasıl bir işbirliğine girmesi de önemli bir konudur. Bu durumda ABD ve bazı Batılı ülkeler bu ittifaka karşı nasıl bir yol  izleyecek?

Venezuela’nın Yargıtay, savcılık, ordu ve diğer kurumların Maduro yönetiminin yanında durması mevcut hükümetin karşı çıkma gücünü arttırmaktadır. Toplumda da Nicolas Maduro’yu destekleyen kitle de söz konusudur. Çin ve Rusya gibi jeostrateji, enerji ve güvenlik alanında çıkarı olan ülkelerin siyasî ve sınırlı askerî desteğiyle Maduro yönetimin ayakta durmasına güç katmaktadır. Maduro yönetimin direnme gücü devam ettiği takdirde meseleyi sürüncemede bırakmakla “zaman ile mekân değiştirme” taktiğiyle gelişmelere cevap verebilir. Fakat Maduro hâkimiyetini destekleyen Chavez’ci halk ve Nicolas Maduro taraftarları kötüleşen ekonomik ortamında ve yüzleşecek ambargolara karşı uzun süreli dayanabilir mi? Maduro hâkimiyetinin büyük destekçisi ordudur, ancak vakit uzadıkça ordu içinde de bölünmeler olabilir.

ABD kendi arka bahçesi olan Latin Amerika’ya ne Rusya ne da Çin kuvvetlerinin yerleşmesine ve bölgede nüfuz kazanmasına izin verir. Aynı şekilde bölgede ABD karşıtı güçlerin oluşmasına da kabul etmemektedir. ABD daha öne Latin Amerika’da Panama ve Grenada’ya askerî müdahale yapmıştı, bölge ülkelerin yönetim değişmesine karışmıştı. Venezuela sorunu vesilesiyle Rusya ile Çin’in bölgede konuşlandırmasını kaldırmayı planlıyor da olabilir. Şimdiden Venezuela birçok komşu devleti kendi cephesine çekmesini başarmıştır.

ABD kendi bölgesinde sosyalist yönetimi de istememektedir. Başkan Trump, 2018 yılı Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna yaptığı konuşmasında, sosyalizm petrol zengini ülkeyi iflas ettirmiş ve halkını yoksulluğa sürüklemiştir demişti. Trump bölge ülkelerine Venezüella’da demokrasinin restorasyonu için birlikte hareket etmesi için çağrıda bulunmuştur. Sosyalizmin iktidar arzusu yayılmacı, istila ve baskıcı rejime yol açıyor diyen Trump, Küba ve sosyalist Maduro rejimine ve unun yarattığı ıstıraba karşı çıkması gerektiğini de dile getirmiştir.

ABD ve Rusya’nın kuvvet kullanması herhalde son seçenekleridir. Washington tarafı kuvvet kullanacağının bir seçenek olarak beyan ederken, Rusya bu konuda temkinli ifade kullanmaktadır. Buna rağmen Rusya nükleer bomba kabiliyetine sahip 2 adet Tu-160 tipi stratejik bombardıman uçağı Venezuela’nın başkenti Caracas yakınlarındaki Maiquetia havaalanına göndermiştir. Rus Liberal Demokrat Parti Başkanı Vladimir Jirinovski Rusya’nın kuvvet göndermesini önermektedir. Rusya’nın paramiliter güçlerine bağlı yaklaşık 400 askeri Venezuela’ya gönderdiğine dair söylenti de vardır. Neticede Rusya’ya göre ABD’nin Venezuela’ya askerî kuvvetleri sevk etmesinin avantajı vardır,  Rusya bu konuda zayıf kalmakta ve Çin ise bu kapasiteye sahip olmadığı için ABD’ye karşı Venezuela’ya kuvvet göndermesi zordur.

Guaido Cephesinin Kazanması. Kendi taraftarları ve ABD başta olmak üzere dış güçleri ile Guaido cephesi kazandığı takdirde bazı bürokrat ve ordu mensuplarına af çıkaracağını beyan etmektedir. Ancak Maduro ve bazı bürokratların yargılanması söz konusudur. Guaido’nun kazanması ABD başta olmak üzere birçok ülkenin ekonomik yardımına da erişebilir. Çin ve Rusya’nın Venezuela’daki jeostratejik ve enerji çıkarı korunabilir mi? Korunamadığı takdirde büyük güçler Venezuela üzerindeki oyunları nasıl oynayacaktır? Venezuela da büyük güçlerin mücadele alanına dönüşebilir mi?

Venezuela'nın en çok petrol ihraç ettiği ülke ABD’dir; Venezuela Ulusal Petrol Şirketlerinin yurtdışı varlığının çoğu da ABD’dedir, üstelik Venezuela’nın petrol ticaretinin çoğu ABD doları olarak hesap etmektedir. Venezuela'nın Kaliforniya’da birçok rafineri ekipmanı vardır ve çoğu Venezuela’da üretilen ham petrolü rafine etmektedir. ABD’nin Venezuela petrol sektörüne yönelik uygulanacağı bir ambargo, Venezuela finansal güvenliğini tehdit edebilmektedir. ABD’nin bu ambargosu aynı zamanda Çin’in Venezuela’ya yatırım yapan bankalar ve Venezuela ile işbirliği yapan Çin enerji şirketlerine de zarar verebilmektedir. Guaido’nun kazanması durumunda ABD’deki milli servetine sahip olabilir, ancak Rusya ile Çin’in Venezuela’daki enerji çıkarlarını beli bir düzeyde koruması Guaido cephesi için yararlı olacaktır.

Bugün ABD, Rusya ile Doğu Avrupa’da, Suriye’de, Kuzeybatı Pasifik’te ve Kuzey Kutupta çatışma halindedir, şu anda Latin Amerika’da bir mücadele başlamış durumdadır. Bu çok bölgeli mücadeleler Rusya’nın ekonomik ve güvenlik gücünü alanında zayıflatma stratejisi olabilir. Venezuela sorunu ABD’nin Latin Amerika’yı tekrar etki altına alması için bir fırsat yaratmıştır. Çin ile ticaret savaşı başlatan ABD, Çin ile ekonomi ve teknoloji alanında da cephe açmış vaziyettedir. Trump Hükümeti artık terörizm ile mücadele politikasını terk edip stratejik rakip olarak Çin ve Rusya’yı belirtmiştir. ABD kendi arka bahçesinde Rusya ve Çin’in etkin olmasını istemediği gibi bu iki gücü bölgeden çıkarmasının da bir amacı olmalıdır. Venezuela sorunu ABD'nin bu amacına ulaşmasına imkan yaratmıştır.