Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Haftanın Medya ve Sivil Toplum Değerlendirmesi (4-10 Şubat 2019)

Bu değerlendirme son bir hafta içinde yerli ve yabancı basında dikkat çeken medya ve sivil toplum alanındaki haberlerin değerlendirmesini kapsamaktadır.
SDE Editör
11 Şubat 2019 10:31

FRANSA CUMHURBAŞKANI MACRON’A ANLANAYACAĞI DİLDEN KINAMA

Sözde Ermeni Soykırımı ile ilgili skandal açıklamalarda bulunan Fransa Cumhurbaşkanı Macron'a, Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Kalın'dan cevap geldi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi İbrahim Kalın’ın, açıklaması şöyle:"Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un 24 Nisan’ı sözde Ermeni Soykırımını Anma Günü olarak ilan eden açıklamasını şiddetle kınıyoruz. HİÇBİR HÜKMÜ YOKTUR. Sözde Ermeni soykırımı iddiaları hiçbir hukuki temeli olmayan, tarihi gerçeklere aykırı, siyasi bir yalandır. Türkiye açısından hiçbir hükmü yoktur. TARİHİ OLAYLAR MANİPÜLE EDİLİYOR

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın, 2005 yılında tarihi gerçeklerin aydınlatılması için yaptığı Ortak Tarih Komisyonu kurulması çağrısından kaçanlar, tarihi olayları manipüle etmeye çalışmaktadırlar.

MACRON'UN GÜNÜ KURTARMA GAYRETİ. Geçmişimizi çarpıtarak tarihten kin, nefret ve husumet çıkarmaya tevessül edenlere asla fırsat vermeyeceğiz. Hiç kimse Türkiye’yi işlemediği bir suçtan dolayı itham edemez ve tarihimize leke süremez. Ülkesinde siyasi sorunlar yaşayan Sn Macron’un günü kurtarma gayretiyle tarihi hadiseleri politik malzeme haline getirmesini kınıyor ve reddediyoruz.

Acıları yarıştırmak ve siyasi malzeme konusu yapmak siyasi ve ahlaki bir cürümdür.

Türkiye, Birinci Dünya Savaşı'nda yaşanan hadiseleri ortak acı ve adil hafıza yaklaşımıyla aydınlatmak için her türlü iyi niyetli çabaya destek olmaya devam edecektir."

PAPA FRANCİS BAE’DE, ÇİPRAZ HEYBELİADA RUHBAN OKULU’NDA

Aynı günlerde, Katoliklerin dini lideri Papa Francis, Birleşik Arap Birlikleri’nde, İslam dünyasında en büyük ayini yaparken, dini Ortodoks olan Yunanistan’ın Başbakanı Çipraz,46 yıldır kapalı olan İstanbul’da Heybeliada’da Ruhban okulunu ziyaret ediyordu.

Bu iki ziyaret devam ederken, ilginçtir, EURONEWS HABER AJANSI(Merkezi Fransa’nın Lyon kenti olan, 12 dilde, Turkçe, Arapça, İngilizce, Almanca, Yunanca, İtalyanca, Acemce, Portekizce, Rusça, İnpanyolca yayın yapan haber ajansı)Ortodoks ve Katolikler arasındaki farklar nedir? Başlıklı bir manşetle çıkıyordu.

Doğu kiliseleri ve Batı kiliseleri olarak 1054 yılında ikiye ayrılan Ortodoks ve Katolikler arasında temelde çok büyük farklılıklar bulunmuyor. Katolik ve Ortodoksların bölünmesinde doktrinsel ve teolojik ihtilafların yanı sıra tarihi, idari, siyasi ve sosyal kültürel tartışmalar etkili oldu.

İki kesim arasındaki farklılardan bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:

Kutsal Ruh: Katoliklerde Kutsal Ruh hem Baba’dan hem de Oğul’dan çıkar. Ortodokslar ise yalnızca Baba’dan, İsa aracılığıyla çıktığını iddia eder.

Papanın yanılmazlığı konusundaki anlaşmazlık: Katolikler Papa’nın dünya üzerinde Tanrı’yı temsil ettiğine inanırlar. Papaya “yanılmazlık” ve hatadan muafiyet gibi nitelikler atfedilir.

Ancak Protestan ve Ortodokslar bu fikre karşı çıkar. Peygamberlerin bile hata yapabileceği kabul edilirken Doğu Ortodoks Hristiyanları ve Protestanlar için Papanın yanılmazlığı iman konuları arasında yer almaz.

Tanrı: Affeden/ Cezalandıran: Ortodoks ve Protestanlarda Tanrı’ya “seven ve affeden” gözüyle bakılarak, O’nun “hakim rolü” oynamasına karşı çıkılır. 
Hz. İsa’nın affedici rolü ön planda bulundurulur ve Tanrı “sevgi” olarak tanımlanır.

Katolikler Roma imparatorluğunun eski düşünce tarzına dayanarak hukuku esas alır. Katolikler Tanrı’yı büyük bir hakim olarak görür. Tanrı adil olanı, doğruyu yanlışı ayırt eden, gerektiğinde ceza verendir.

İdarede farklılıklar: Ortodoks kiliseleri halk tabakasının da idarede yer almasını teşvik eder. Yani Patrik ve Baş Piskopos halktan seçilebilir. Ancak bu kural Türkiye’de uygulanmaz. Ayrıca Ortodoks kiliseleri, Katolik kiliseleri gibi devlete karşı tam bağımsız bir statüye uzun süre sahip olamamışlardır. Katoliklerde ise tayin “yukarıdan aşağıya” yapılır.

Hz. İsa’nın doğum tarihi konusundaki anlaşmazlık: Katolikler İsa’nın doğuşunu 25 Aralık’ta kutlar. Ortodokslar ise 6 Ocak’ta.

Evlilik konusu: Katoliklerde rahiplerin evlenmeleri yasaklanırken Ortodoks kiliseler rahiplerin evlenmesine izin verir.

Vaftiz uygulaması: Katoliklerde vaftiz uygulaması sadece su serpmekle yapılır, Ortodokslarda ise tamamen suya daldırılır.

Yunanca/Latince: Katolikler ayinlerde Latinceyi kullanırken ise özellikle Yunancayı tercih eder.

Resim/Heykel: Ortodokslar kiliselerde resimleri tercih eder, ise özellikle batı kiliselerinde heykel veya statülere de yer verir.

İNGİLİZ BBC RUHBAN OKULU’NU ÇOK BÜYÜTTÜ?

BBC, Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras'ın son Ankara-İstanbul ziyaretini yakından izledi.

Çipras'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüğü siyasi içerikli konu başlıkları üzerine çok şeyler yazıldı. Sonuç, tarafların gerginlik ortamı yaratmaktan; birbirilerini tahrik etmekten kaçınması ve son zamanlarda kırılma noktasında bulunan Türk-Yunan ilişkilerinin düzeltilmesi amacıyla diyalog kanallarının açık tutulması gibi alınan kararlarla özetlenebilir.

Ana fikri itibariyle bu ziyaretin siyasi boyutundan hem Ankara'nın hem de Atina'nın memnun kaldığı anlaşıldı.

Çipras'ın Ankara'dan sonra İstanbul'u ziyareti daha anlamlı oldu. Kendisine Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'ın eşlik etmesi ise bu ziyaretin önemini ve özelliğini gösteren Ankara'nın bir jesti olarak kabul edildi.

Çipras, Ayasofya'yı ziyareti gibi, 1971'den bu yana kapalı bulunan (ya da tutulan) Heybeliada'daki Ruhban okulunu ziyaret eden, görev başındaki ilk Yunanistan Başbakanı sıfatını kazanmış oldu.

İki büyük imparatorluğun simgesi haline gelen Ayasofya'nın içini gezerken Çipras ve partneri Peristera kendilerine her adımda eşlik eden İbrahim Kalın'dan müze hakkında bilgi aldı.

Ayasofya'yı gezerken kendisini "tarihi bir yükün altında hissetiğini" belirten Çipras, diplomatik bir dil kullanarak Ayasofya'nın "..yalnız Hristyanlara değil; tüm insanlığa ait olan dünya kültür mirası olarak kalması gerektiğini.." söylemekle de Ayasofya'nın camiye dönüştürülmesini isteyen bazı çevrelerin bu taleplerine karşı olduğunu göstermiş oldu.

1054 yılında Hristiyan dünyasını Katolikler ve Ortodokslar olarak ayıran "Büyük Skizma" olayının yaşandığı Ayasofya'dan sonra Çipras'ın ikinci durağı Heybeliada oldu. Kendisine eşlik eden heyetle birlikte özel olarak tutulmuş motorlu bir tekne ile Heybeliada'ya geçti.

Limanda kendisini bekleyen kalabalık bir gurup tarafından Atina'da görmediği kadar sevgi gösterileriyle karşılandı.

Bir gün öncesinden adaya getirilen makam arabalarıyla adanın Ümit Tepesi'ne çıkan Çipras, girişindeki tabelasında "T.C. Milli Eğitim Bakanlığı Özel Heybeliada Rum Erkek Lisesi" yazan demir kapıdan içeriye girerken, bu kez yerli ve yabancı büyük bir gazeteci gurubu tarafından karşılandı.

Bursa Metropoliti Elpidoforos tarafından karşılanan Çipras, 1844'te eğitime açılan ve 1971'de dönemin Milli Eğitim Bakanı Ali Yalçın'ın tek imzasını taşıyan sade bir duyuru ile kapatılan görkemli Ruhban Okulu'nun kırmızı halı serilmiş merdivenlerini, "daha iyi bir görüntü" almak için adeta birbirleriyle yarışan haberciler, fotomuhabirleri ve kameramanların yarattığı kalabalığı yararak çıkmayı başardı.

Okulun girişindeki ikonların önünde bir mum yakan Çipras, okulun giriş kapısından arka bahçesine kadar uzanan koridorun sonundaki avluya geçti ve 9. asırdan bu yana orada bulunan Aya Triada Manastırı'nın şapelinde her yıl 6 Şubat'ta düzenlenen ayine katıldı.

Ayin, manastırın kurucusu 9. asrın Patriki Mega Fotiou anısına yapılır ve bizzat Patrikler tarafından yönetilir.

KOLOMBİYA’DA VENEZÜELA’YA  DARBE HAZIRLIĞI

ABD ordusunun bölgeye ilişkin askeri harekatta bulunacağı iddiasının, Başkan Donald Trump'ın Güvenlik Danışmanı John Bolton'ın "Kolombiya'ya 5 bin asker" notuyla ortaya atılmasının ardından Kolombiya hava kuvvetlerine ait C-130 kargo uçağı, Venezuela sınırındaki Cucuta kentine asker bıraktıktan sonra, 3 Amerikan askeri uçağı da Kolombiya'ya indi. ABD basınında, Amerikan Deniz Piyadelerinin de Kolombiya'ya ulaştığı yönünde iddialar yer almaya başladı.

Kolombiya Savunma Bakanı Guillermo Botero ise ülkeye 3 Amerikan askeri uçağının indiğini kabul etti ama bunun "rutin" bir işlem olduğunu savundu. Amerika'nın Sesi muhabiri Steve Herman ise, uçakların Kolombiya'ya sık sık uçuş yapan ve 130 askerin sığabileceği C17 askeri kargo uçağı olduğunu yazdı.

Donald Trump'ın ulusa sesleniş konuşmasında öne çıkan 7 başlık

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump Temsilciler Meclisi Genel Kurulu'nda ikinci 'ulusa sesleniş' konuşmasını yaptı.

ABD'de yeni yasama yılının açılışını simgeleyen nitelikteki konuşmada Trump'ın değindiği, Suriye'nin durumu, ülkedeki göç meselesi, Meksika ile ABD arasına yapılması planlanan duvar, Kuzey Kore ile ilişkiler, Venezuela'nın durumu, Afganistan politikası, İran meselesi, Çin ile ticari savaşlar ve kürtaj sorunu gibi konu başlıkları ön plana çıktı.

Konuşmada öne çıkan başlıklar şöyle oldu:

"Meksika sınırına o duvarı ördüreceğim"

ABD Başkanı Trump konuşmasının önemli bir bölümünde Meksika sınırına yapılması planlanan duvar hakkında konuştu. Geçmişte birçok politikacının Meksika sınırına duvar vaadinde bulunduğunu kaydeden Trump, "Bugüne kadar kimse oraya uygun bir duvar örmedi. Ben o duvarı yapacağım." dedi.

ABD'nin güney sınırına bir duvar örülmesinin ulusal güvenlik meselesi olduğunu anlatan Trump, bu konuda Kongrenin yapıcı davranmasını beklediğini ifade etti.

Trump son olarak ABD Kongresi'nden duvarın finansmanı için ek ödenek talep etmiş, Kongre'nin bu talebi geri çevirmesi üzerine ABD tarihinin en uzun süreli hükümet kapanması yaşanmıştı.

35 gün kapalı kalan ABD hükümeti, Trump'ın duvar talebi konusunda geri adım atmasıyla 15 Şubat'a kadar yeterli olacak ek bütçeye Kongre'den onay çıkmıştı.

Suriye: IŞİD'i temizledik, ABD askerlerinin eve dönme zamanı geldi

Donald Trump konuşmasında Orta Doğu, Suriye ve terör örgütü IŞİD konusuna değindi. Büyük milletlerin sonu olmayan savaşlar yapmadığını kaydeden Trump "Suriye'de yaklaşık 52 bin kilometre kareyi kontrol ediyordu. Bugün ise bu bölgenin neredeyse tamamını o kana susamış katillerden kurtardık. Şu anda DEAŞ'ın kalıntılarını yok etmek için müttefiklerimizle birlikte çalışıyoruz, artık kahraman savaşçılarımızın Suriye'den sıcak yuvalarına dönme vakti geldi." diye konuştu.

ABD'nin Orta Doğu'da yaklaşık 19 yıldır savaştığını kaydeden Trump, "Afganistan ve Irak'ta neredeyse 7 bin Amerikan kahramanı hayatını verdi. 52 binden fazla Amerikalı kötü şekilde yaralandı ve biz Orta Doğu'da 7 trilyondan fazla harcama yaptık." şeklinde konuştu.

Trump, Afganistan'da uzun yıllardır süren çatışmalara artık siyasi bir çözüm bulma noktasına geldiklerini ifade ederek, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Afganistan'da siyasi bir çözüme ulaşmak için müzakerelerimizi de hızlandırdık. ABD yönetimi, Taliban dahil Afganistan'daki gruplarla yapıcı görüşmeler gerçekleştiriyor. Bu görüşmelerde ilerleme sağladıkça bu ülkedeki asker sayımızı azaltabileceğiz ve terörle mücadele alanına odaklanacağız. Bir anlaşmaya varıp varamayacağımızı bilmiyoruz, fakat on iki yıldır süren savaşın ardından en azından barış için girişimde bulunma zamanının geldiğini biliyoruz."

"Venezuela halkıyla yan yanayız"

Öte yandan Trump, Venezuela'nın geçici devlet başkanı olarak Juan Guaido'yu tanıdıklarını hatırlatarak, "Özgürlük için ortaya koydukları onurlu mücadelelerinde Venezuela halkıyla yan yanayız. Sosyalist politikalarıyla Güney Amerika'nın en zengin ülkelerinden birini fakir ve sefil bir hale dönüştüren Maduro rejiminin gaddarlığını kınıyoruz."

ABD'de sosyalist bazı hareketlenmeler olduğunu savunan Trump, "Amerika'nın asla sosyalist bir ülke olmayacağına dair kararlılığımızı bugün bir kez daha ortaya koyuyoruz." ifadesini kullandı.

Çin ile başlayan ticaret savaşları

Çin'e yıllarca yüksek oranlarda ticaret açığı verdiklerini belirten Trump, "Sonra Çin'e 250 milyar dolar gümrük vergisi getirdik. Bugün ise Hazine Bakanlığımız, daha önce tek kuruş alamadığımız bir ülkeden her ay milyarlarca dolar alıyor." değerlendirmesini yaptı.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile yakın çalıştıklarını, ancak bu ülkeyle bir anlaşmaya varırlarsa bile bunun ABD için adil bir anlaşma olması gerektiğini vurguladı.

"Bu anlaşma Çin'in istihdam ve servet hırsızlığına bir son vermeli" diyen Trump, Pekin yönetimiyle müzakerelerin 'agresif bir şekilde' yürütüldüğünü söyledi.

"Geç dönem kürtaj yasaklanmalı"

Trump'ın konuşmasında yer verdiği bir diğer konu ise ABD'de muhafazakar kesimlerle liberallerin arasındaki en tartışmalı konulardan birisi olan kürtajdı.

ABD Başkanı "Doğmuş ya da doğmamış her bireyin haklarını savunmak adına Kongre'den geç dönem kürtajların yasaklanması için hazırlanacak yasal düzenlemeyi geçirmesini talep ediyorum" dedi.

Trump bebeklerin annelerinin karnında acıyı hissedebildiğini söyleyerek "Tanrının bahşettiği hayatı korumalıyız" diye konuştu.

Konuşmadaki tek Türk: İş adamı Murat Güzel

Öte yandan Trump'ın 'ulusa sesleniş' konuşmasına ilginç bir isim vardı. Pennsylvania eyaletinde Demokrat Parti'nin önemli isimlerinden olan ve bölgede yaptığı sosyal sorumluluk projeleriyle bilinen Türk iş adamı Murat Güzel, Temsilciler Meclisinin Pennsylvania vekillerinden Demokrat Susan Wild'ın davetlisi olarak Kongrede konuşmayı yerinde takip eden tek Türk davetli oldu.

YPG/PKK ile Esad rejimi arasındaki petrol ticareti

Amerikan Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, YPG/PKK ile Beşar Esad rejiminin arasındaki petrol ticaretine ilişkin bir haber yayımladı.

Gazete, ABD istihbaratına ve lojistiği sağlayan kamyon şoförlerine dayandırdığı haberde, YPG/PKK'nın, ABD ve Avrupa tarafından Esad rejimine petrol tedarik ettiği için yaptırım listesine konulan Qatirji Group adlı şirkete büyük oranda ham petrol sattığını yazdı.

Haberde söz konusu petrolün, Suriye'nin doğusunda YPG/PKK kontrolündeki 30 kilometrekarelik bir alandan çıkarıldığı ifade edilirken, DEAŞ'ın da geçmiş yıllarda aynı bölgeden petrol çıkararak aynı şirketle ticaret yaptığı vurgulandı.

WSJ'nin haberinde, ABD Hazine Bakanlığı ve Qatirji Group yetkililerinin konuya ilişkin yöneltilen sorulara cevap vermekten kaçındığı da ifade edildi.

ABD, 2011 yılında ülke genelindeki protestoculara uyguladığı şiddet sebebiyle Esad rejimine petrol satımını yasaklamıştı.

Daha önce de YPG/PKK ve Esed rejiminin, petrol transferini hızlandırmak için Deyrizor'da Fırat Nehri'nin altına, YPG/PKK işgalindeki Şuheyl beldesinden rejim kontrolündeki Bukris beldesine boru döşediği ortaya çıkmıştı.

ABD destekli terör örgütü, Suriye'deki petrol kaynaklarının yaklaşık yüzde 70'ini işgal ediyor

AMERİKAN BASINI: CENTCOM Komutanından YPG açıklaması

ABD CENTCOM Komutanı Joseph Votel, Rojava’da YPG’nin korunmasını kastederek, "Bizimle savaşanların, güvenliğini sağlamak, askeri ve diplomatik seviyede devam eden tüm planlama çabalarımızın en kilit kısmını oluşturuyor" dedi.

 Görevini Mart’ta yeni CENTCOM Komutanı Orgeneral Kenneth F. McKenzie'ye devredecek olan Orgeneral Joseph Votel, son kez Senato Silahlı Hizmetler Komitesi'nin karşısına çıkarak Ortadoğu'daki gelişmelere ilişkin soruları yanıtladı.

Suriye'den çekilme sürecinin takvime veya şartlara bağlı olup olmadığı sorusuna Votel, "Bu süreç ne bir takvime ne de şartlara bağlı. Gerçek şu ki Başkan bir karar verdi ve biz de emirlerini yerine getiriyoruz." şeklinde cevap verdi.

ABD askerlerinin, operasyon planlarına uygun şekilde Suriye'den çekileceğini vurgulayan Votel, "Ortağımız olan Kürtlerin korunmasını, Tükiye'nin sınırlarındaki güvenlik kaygılarını ve IŞİD'i nasıl baskı altında tutacağımızı değerlendireceğiz. Bunların tamamı şu anda devam ediyor. Üzerimde belirli bir tarih konusunda baskı yok ve benim için konulmuş spesifik bir koşul yok" diye konuştu.

 ABD'nin, Suriye'den çekilirken ortaklık ettiği YPG’nin öncülüğündeki DSG’nin korunmasına ilişkin soru üzerine Votel, şu ifadeleri kullandı:

Suriye'de DSG’nin Esad rejimi ile görüştüğünü doğrulayan Votel, "Oradaki deneyimimizden öğrendiğimiz bazı şeyler şu ki oradaki tüm taraflar birbiri ile konuşuyor. Dolayısıyla bunun olmasını bekliyoruz" dedi.Irak'ta daha önce IŞİD'in ABD silah ve araçlarını savaş alanında ele geçirdiğini dile getiren Votel, Yemen'de de böyle bir durumun söz konusu olabileceğini savundu

12 MİLYON KİŞİ SURİYE’Yİ TERKETTİ

Dünyada bu yıl itibarıyla yaklaşık 68 milyon mülteci ve yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalmış insan var. Bunların en büyük bölümünü 12 milyon kişi ile Suriye vatandaşları oluşturuyor. Türkiye dünyada en fazla mülteciye sahip ülke konumunda. 3.5 milyon Suriyelinin yanı sıra 240 bin civarında olduğu tahmin edilen Iraklı da Türkiye’ye sığınmış vaziyette.

Ülkesini terk ederek komşu ülkelere sığınmak zorunda kalan Suriyeli sayısı ise yaklaşık 5.5 milyon. Bu 5.5 milyon kişinin 1 milyonu Lübnan’da,  660 bini Ürdün’de, çok az bir bölümü Batı ülkelerinde ve yaklaşık 3.5 milyonu Türkiye’de.

SPUTNİK:TALİBANLA BARIŞMA

Rusya medyasında yer alan habere göre, Moskova’da Taliban ve Afgan politikacılar arasında süren müzakerelerin ardından, Rusya hükumetinin ABD’ye de ara buluculuk teklif ettiği belirtildi.
Rusya, ABD’nin Afganistan’dan birliklerini çekerken Taliban’la yaptığı müzakerelerde ara buluculuk yapma teklifinde bulundu.

Rusya hükumeti teklif etti.ABD’nin Afganistan’dan çekilmek için Taliban’la yaptığı yıllarca süren müzakerelerde sona doğru gelindiği sinyalleri verilirken, Rusya’dan ara buluculuk teklifi geldi. Rus basını, Rusya’nın başkenti Moskova’da Taliban ve Afgan politikacılar arasında süren müzakerelerin ardından, Rusya hükumetinin ABD’ye de ara buluculuk teklif ettiğini duyurdu.

Taliban yetkilileri görüşmeler sırasında, ABD askerlerinin ülkeden çekilmesi konusunda herhangi bir zaman çizelgesi hakkında anlaşmaya varılmadığını açıklamış ve müzakerelerin devam ettiğini söylemişti.

ASKERLİK SÜRESİ KISALIYOR

Bedelli askerlikte yaş ve ücret belli oldu. Bedelli askerlikte yaş 25, ücret ise 15 bin TL olduğu açıklandı. Bedelli askerlikten faydalanacaklar 15 bin TL bedel karşılığında 21 gün askerlik yapacak. Bedelli askerliğin çıkmasıyla birlikte normal askerlik yapan binlerce askerin gözü kulağı normal askerlik süresi kısalacak mı? 12 ay olarak yapılan askerlik düşecek mi? Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, "2-3 ay içinde tek tip askerlik gelecek. Bedellidir, dövizlidir bunu gündemden çıkarıp bir zemine kavuşturmamız gerekiyor." ifadesini kullandı.

Bedelli askerlikte yaş ve ücret belli oldu. Bedelli askerlikte yaş 25, ücret ise 15 bin TL olduğu açıklandı. Bedelli askerlikten faydalanacaklar 15 bin TL bedel karşılığında 21 gün askerlik yapacak. Bedelli askerliğin çıkmasıyla birlikte normal askerlik yapan binlerce askerin gözü kulağı normal askerlik süresi kısalacak mı? 12 ay olarak yapılan askerlik düşecek mi? Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, "2-3 ay içinde tek tip askerlik gelecek. Bedellidir, dövizlidir bunu gündemden çıkarıp bir zemine kavuşturmamız gerekiyor." ifadesini kullanmıştı. 3, 6, 9, 12 gibi bir düzenlemenin üzerinde duruluyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yeni Askerlik Yasası ile ilgili şunları ifade etti: "Nihai noktayı buna henüz Savunma Bakanlığımız koymadı ama 3, 6, 9, 12 gibi bir düzenlemenin üzerinde duruluyor. Burada bedelliyi bir kenara koyuyorum çünkü bedelli noktasında olay, şu anki uygulamanın hemen hemen aynısı şeklinde bir durum söz konusu. Özellikle 3, 6, 9'da mesela yedek subay olarak yapmadan tutun da astsubaya varıncaya kadar bütün bunların hepsinin bir değerlendirmesi şu anda yürütülüyor. Bana özet olarak verdikleri bilgilere baktığım zaman inanıyorum ki halkımızı, gençlerimiz çok daha rahatlatacak ve birikimi ortadan büyük ölçüde, büyük oranda kaldıracak bir sistemi inşallah getiriyor. Kısa zamanda da bunu zannediyoruz açıklarız." 

Bakan Akar'dan son dakika yeni askerlik sistemi açıklaması

Milli Savunma Bakanı Akar yeni askerlik sistemi ile ilgili 'İnşallah ülkemize, milletimize, gençlerimize hayırlı bir sonucu yakın bir zamanda belirleyeceğiz. Herkes müsterih olsun, konu bütün boyutlarıyla çalışılmakta. Bir taraftan ülkemizin güvenliği bağlamında yükümlülük hizmetini diğer taraftan gençlerimizin eğitim ve mesleki ihtiyaçlarını dikkate alıyoruz' dedi.  Yeni askerlik sistemi Erdoğan'ın onayına sunulacak

Milli Savunma Bakanlığı (MSÜ), yeni askerlik sistemi çalışmalarında sona gelindiğini de duyurdu. Milli Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklama "Yeni askerlik sistemiyle ilgili çalışma sürüyor. Çalışmaları tamamlayıp Cumhurbaşkanımızın onayına sunacağız." ifadeleri kullanıldı. Komutanlar askerlik süresini konuştu

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar başkanlığında yeni askerlik sistemine ilişkin Milli Savunma Bakanlığı'nda toplantı yapıldı. Bakan Akar ile TSK'nın komuta kademesinin katıldığı toplantıda, askerlik sürelerinin kısaltılması ve yeni askerlik sistemi görüşüldü.

24 Haziran seçimleriyle birlikte Türkiye gündemine gelen bedelli askerlik çıkacak mı? Bedelli askerlik ne zaman çıkacak? Bedelli askerlik seçimlerden mi önce yoksa seçim sonrasında mı çıkacak? Bedelli askerlikte yaş ve ücret ne olacak? Soruları gündemi meşgul ediyordu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yeni kabinesinin açıklanmasının hemen sonrasında bedelli askerlik ile ilgili yukarıda dile getirilen soruların cevabı da netlik kazandı. AK Parti Grupbaşkanvekili Bülent Turan, bedelli askerlik yaşının 25, bedelli askerlik ücretinin ise 15 bin TL olduğunu açıklamıştı. Torba yasa ile TBMM Bütçe Komisyonu’na sevk edilen bedelli askerlik süresi ise 21 gün olmuştu. Bedelli askerlik ile ilgili beklentilerin karşılanmasından sonra şimdi de binlerce genç askerlik kısalacak mı 2018? Askerlik düşecek mi? Askerlik düşecek mi ne zaman belli olacak? Askerlik 9 aya düşecek mi? Askerlik düşecek mi son dakika haberleri? Genelkurmay başkanlığı askerlik düşecek mi? sorularının cevabını merak ediyor. AK Parti Grupbaşkanvekili Mustafa Elitaş seçimlerden önce yaptığı konuşmada, askerlik süresini kısaltmak yeni hükümetin ilk gündemlerinden biri olacağını açıklamıştı.

Mustafa Elitaş şöyle demişti: "750 - 800 bin her yıl askerlik çağı gelen kardeşimiz var. TSK'nın yılda 300 bin asker alma kapasitesi var. Ya TSK'nın 4 ayda bir yapılan devrelerini 3 ayda bire düşürerek askerlik süresini kısaltmak ya da Başbakanımızın dediği gibi bedeli mukabilinde askerliğini ifa etmiş saymak. Sanırım yeni hükümetin ilk gündemlerinden biri bu kanun olarak gelecek. Bu işlerin hükümetle uyumlu olarak yapılması gerekir."

Askerlik süresi 9 aya mı düşecek

Normal askerlik süresi 15 ay iken 1 Ocak 2014'ten itibaren askerlik süresinin 12 aya indirilmişti. Kısa dönem askerlik 6 aydır. Yedek Subay askerlik süresi 12 aydır. Bedelli askerliğin çıkmaından sonra vatadaşları normal askerlik süresininde düşmesini istemekte. Yeni askerlik süresinin de 9 ay olması beklenmekte. Hulusi Akar: Er alımı yapılmayacak

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) profesyonel askerliğe geçişin önceden başlatıldığını anınmsatarak, “Profesyonel askerlik zaten var. Bizim uzman çavuş ve erbaş alımlarımız devam ediyor. Jandarma, 2020’den itibaren er alımı yapmayacak. TSK için er alımına devam ediyoruz, edeceğiz” dedi. Askerlik 2 aya mı inecek?

Yazar  Abdullah Karakuş köşesinde AK Parti kulislerinde edindiği izlenimlerini köşesine taşıdı. Karakuş'un izlenimlerine göre, yeni sistemin bedelliye ihtiyaç duyulmayacak bir sistemi alternatifli olarak getireceği. Süre olarak öne çıkan düşünce ise 2 ay. Belirli bir para yatırılarak 2 ay askerlik yapılması ve böylece sürekli yaşanan bedelli tartışmalarından bitirilmesi hedefleniyor. Milliyet Gazetesi yazarı Abdullah Karakuş'un köşesinden aktardığı bilgiye göre  uzun ve kısa olan eski sistemin de kalması ve isteyenin istediği sisteme göre askerliğini yapması da düşünülüyor. Önümüzdeki günlerde hem süre hem de ücret çalışması alternatifli olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunulacak ve son karar verilecek. 1 Ocak 2014'ten itibaren askerlik süresi 12 aya indirilmişti.

152 ÜLKEDE 6  MİLYON TÜRK YAŞIYOR

152 ülkeyi kapsayan tabloya göre, Yurtdışında yaşayan 6 milyonu aşkın Türk toplumunun yaklaşık 5,5 milyonu Batı Avrupa ülkelerinde, geri kalanı ise Kuzey Amerika, Asya, Orta Doğu ve Avustralya’da yerleşiktir. Bu sayı, Türkiye’ye kesin dönüş yapmış olan 3 milyon kişiyle birlikte düşünüldüğünde 9 milyonluk bir grubu ilgilendiren geniş kapsamlı bir göç olgusunun varlığı ortaya çıkmaktadır. 

İlk sırada 2 milyon kişiyle Almanya yer alıyor.Açıklamaya göre Butan, Tonga, Tuvalu'da hiç Türk vatandaşı yaşamıyor.Bazı ülkelerde ise orada yaşayan Türk vatandaşları ile ilgili veri bulunmadığı ifade edildi. Bu ülkeler Ermenistan, Paraguay, Ekvator Ginesi, El Salvador, Nijerya, Cabo Verde, San Marino, Bolivya, Suriye, Monako, Kuzey Kore, Liberya, Belize, Galler, İzlanda, Kanarya Adaları, Kuzey İrlanda, Jamaika, Honduras, Güney Kıbrıs, Barbados, Andorra, Tayvan, Togo ve Uruguay.

Türk işçilerin Batı Avrupa’ya göçü 1974 yılına kadar devam etmiştir. Bu tarihten itibaren, işgücü Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Körfez ülkelerine, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından ise Rusya Federasyonu ve Orta Asya ülkelerine yönelmiştir. 

Bugün yurtdışında yaşayan Türk toplumun önemli bir bölümü, bulundukları ülkelerde sürekli olarak ikamet etmekte olup, yaşadıkları ülkelerin vatandaşlığını da almıştır.

Dışişleri Bakanlığına göre,Yabancı Düşmanlığı, Ayrımcılık, Irkçılık ve İslam Karşıtlığı 

11 Eylül sonrasında, din ekseni ve İslam karşıtlığı ile yeni bir boyut kazanan yabancı düşmanlığı, ayrımcılık ve ırkçılığın son dönemde yükseliş eğilimine girdiği görülmektedir. Batı Avrupa ülkelerinde yaşayan Türk toplumu bu ülkelerdeki Müslüman nüfusun önemli bir bölümünü oluşturmakta ve bu olumsuz eğilimlerden doğrudan etkilenmektedir. 

Son yıllarda, özellikle Batı Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımıza yönelik saldırılarda artış gözlenmektedir.

Ev sahibi toplumlarla göçmenler arasında anlayış ve hoşgörünün tesisinde yapıcı bir rol oynama potansiyeli bulunan politikacıların ve medyanın bu konuda sorumlu bir tutum benimsemeleri önemlidir. Politikacıların ve medyanın yabancı düşmanlığı, ayrımcılık ve İslam karşıtlığını tırmandıracak beyan ve tutumlardan kaçınmaları; göçmenlerle içinde yaşadıkları toplumlar arasındaki güvenin geliştirilmesinin önemi her vesileyle vurgulanmaktadır. 

Eğitim ve Türkçe Anadil Eğitimi .Aktif katılım açısından eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması, Türk çocuklarına anadil, kültür ve tarih eğitimi verilmesi büyük önem taşımaktadır. 

Bu çerçevede, Türk toplumunun Türkçe anadil dersleri alabilmelerine imkân tanınması konusu da yakından takip edilmektedir. Vatandaşlarımızın kimliklerini kaybetmeden küreselleşen dünyada hem Türkçeyi hem de yaşadıkları ülkenin dilini bilen donanımlı bireyler olmaları bu ülkelerle ikili ilişkilerimizi daha da geliştirecektir. 

Bu amaçla, Türkiye ilgili ülke makamlarıyla işbirliği çerçevesinde vatandaşlarımızın bulunduğu ülkelerdeki okullarda eğitim vermek üzere Türkçe anadil ve Türk kültürü öğretmenleri göndermektedir. Halen yurtdışında “Türkçe Anadil ve Türk Kültürü” dersleri için Bakanlıklararası Ortak Kültür Komisyonu (BAOKK) kararı ile görevlendirilen yaklaşık 1.600 öğretmen ve 80 okutman hizmet vermektedir. 

Din Hizmetleri .Çoğunluğu Avrupa ülkelerinde olmak üzere, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın, dini bilgi edinebilmeleri ve vecibelerini yerine getirebilmelerini teminen Diyanet İşleri Başkanlığı’nca din görevlileri gönderilmektedir. Halen yurtdışında Bakanlıklararası Ortak Kültür Komisyonu kararıyla görevlendirilen yaklaşık 1.400 din görevlimiz hizmet vermektedir.

350 ARAŞTIRMACIDAN KRITİK İKLİM RAPORU

Himalaya'da buzullar eriyor, dünyanın dörtte biri tehdit altında, 2 milyar kişi kıtlıkla karşı karşıya."Sıcaklıktaki değişimlerin etkileri Hindistan'da hissedilmeye başladı"

350 araştırmacının katkılarıyla hazırlanan 'Hindukuş Himalaya Değerlendirmesi' (The Hindu Kush Himalaya Assessment), dünyanın en kalabalık kıtasındaki nüfusun karşı karşıya olduğu tehlikeyi gözler önüne serdi. Küresel ısınmanın en fazla tehdit ettiği bölgelerden birinin Himalaya Dağları olduğu ve yüzyılın sonuna kadar bu bölgedeki 2 milyara yakın kişinin kıtlıkla yüzleşebileceği tespit edildi.

Euronews'de yer alan haberin aktardığı bilgilere göre, eğer küresel ısınma şimdiki hızında devam ederse, yüzyılın sonunda dağlık bölgedeki sıcaklıklar 4 Santigrat dereceden fazla artabilir. Bu durumda dünyanın en yüksek tepesi olan Everest'in de aralarında bulunduğu dağlık bölgedeki buzulların üçte ikisi eriyebilir.

"Buzulların erimesi, sadece dağlık bölgede yaşayan yaklaşık 200 milyon kişi için değil, aynı zamanda buradan beslenen su havzalarında bulunan 1,6 milyardan fazla insan için de çok büyük önem arz ediyor. Eğer buzullar erirse su kaynakları azalacağından, tarım ve hayvancılık da sıkıntıya girecek ve dünyada daha önce hiç karşılaşılmadığı kadar büyük bir kıtlık yaşanacak. Hırslı bir şekilde iklim değişikliği ile mücadele etmemiz durumunda bile buzulların üçte birini kaybedip sıkıntıya düşeceğiz. Bu bizi şok eden bir bulgu oldu."

"En iyi senaryo dahi korkutucu"

2016'da imzalanan Paris İklim Anlaşması kapsamında ülkeler sıcaklık artışının dünya genelinde 1,5 derecede kalması için çaba göstermeyi kararlaştırmıştı. Ancak raporu hazırlayan iklim uzmanları, 'en iyi senaryo' olarak adlandırılan bu durumda bile dağ buzullarının üçte birinin eriyeceğini ortaya koydu. Bunun nedeni olarak sera gazı etkisi yapan gazların yüksek rakımlarda daha fazla bulunması ve dolayısıyla dağlık alanları daha olumsuz etkilemesi gösteriliyor.

Sıcaklıktaki değişimlerin etkileri Hindistan'da hissedilmeye başladı. Ülke nüfusunun yarısının, yani yaklaşık 600 milyon kişinin temiz suya ulaşma konusunda sorun yaşadığı ve her sene bu nedenle 200 bin kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

Erişime açık olan yaklaşık 650 sayfa uzunluğundaki raporun hükümetler ve büyük şirketler üzerine baskı kurarak daha hızlı önlemler alınmasını sağlaması umuluyor.