Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Haftanın Medya ve Sivil Toplum Değerlendirmesi (11 - 17 Şubat 2019)

Bu değerlendirme son bir hafta içinde yerli ve yabancı basında dikkat çeken medya ve sivil toplum alanındaki haberlerin değerlendirmesini kapsamaktadır.
SDE Editör
18 Şubat 2019 11:45

İNGİLİZ BBC NEWS: ARAKANLI MÜSLÜMANLAR

Arakanlı Müslümanların kampında bir yılda 48 bin bebek doğdu

Bangladeş'te 700 bin Arakanlı Müslümanın yaşadığı Kutapalong mülteci kampında bu yıl 48 bin bebek dünyaya geldi. İngiltere merkezli çocuklara yardım örgütü Save The Children (Çocukları Kurtarın Vakfı), bebekleri dünyaya getiren Arakanlı kadınların kaçının Myanmar askerlerinin tecavüzü sonucu hamile kaldığının bilinmediğini duyurdu.

İngiliz Guardian gazetesi, Birleşmiş Milletler'in (BM) etnik temizlikle suçladığı Myanmar ordusunun saldırıları sonucu yaşadıkları yerleri terk ederek Bangladeş'e sığınan Arakanlı Müslümanların yaşamlarını ve bebeklerin hikâyelerini konu alan bir haber yayımladı.

Rahime'nin doğduğu gece. Haberde özetle şöyle deniyor:

"Rahime'nin doğduğu gece Bangladeş'te Cox Bazar'daki Kutupalong mülteci kampı yağmur altındaydı. Dildar Begüm çadırda, doğum sancısı çeken bir Arakanlı kadına yardım ediyordu. Kadın doğumda kanaması durdurulmayınca öldü. Begüm, göbek bağını kestiği bebeği "Allah gönderdi" diyerek sahiplendi.

3 çocuk annesi 50'li yaşlardaki Begüm, o gece mülteci kampında bir kez daha anne olmuştu. Parası yoktu, karnını doyurmak zorunda olduğu bebeği emziremiyordu.

Ağustos 2017'de Myanmar askerleri Begüm'ün Buthidaung'daki köyünü ateşe verdi. Sınırı geçip komşu ülke Bangladeş'e giderlerken genç bir çift de onlara katıldı. Adam vuruldu. Birkaç aylık hamile olan kadın, kocasını gömemeden yoluna devam etmek zorunda kaldı.

Sonunda sınırı geçip, BM'nin ifadesiyle "tipik bir etnik temizlik'ten kurtularak kampa gelen diğer 700 bin Arakanlı Müslümana" katıldılar.

Begüm, daha sonra doğumda ölen kadınla aynı yerde yaşamaya başlamıştı.

Arakanlı Müslümanlar için zulmün ve mülteci olmanın beklenmeyen sonuçlarından biri yeni ailelerin oluşmasıydı. Kadınlar, kendilerinin olmayan çocukların anneleri oluverdiler.

'Bebeklerin kaydı yok'.Krizin üzerinden bir yıl geçmişti ve yardım örgütleri Myanmar askerlerinin Arakanlı kadın ve kız çocuklarına tecavüzü nedeniyle yazın bir doğum patlamasının yanı sıra terk edilmiş bebeklerin sayısında da artış bekliyorlardı.

Save the Children, 2018'te 48 bin bebek dünyaya geldiğini tahmin ediyor. Bebeklerin çoğu çadırlarda dünyaya geldi. Çoğunun kayıtları yok. Bunun nedeni Arakanlıların tecavüz nedeniyle yaftalanmaktan korkması.

'Kadınların çoğu bebeklerini düşürmek için ilaç aldı'.Kamplarda ebelik yapan 35 yaşındaki Seyide Hatun, "Birçok ailenin başına geldi. Kamplardaki kadınlar bebeklerini düşürmek için ilaç aldı. Ama kadınların birçoğu, bunu kendi aralarında bile konuşmuyor" diyor.

Evlenmemiş kadınların çocuk sahibi olması, aile için bir utanç meselesi. Seyide Hatun, "Bu durumdaki kadınların eş bulabilme ihtimali azalıyor. Onlarla bazen, evlenecek başka kadın bulamayan yoksul erkekler evleniyor" diye konuşuyor.

Son 6 ay içinde yardım örgütü çalışanları terk edilmiş bazı bebek vakalarıyla karşılaştı. Kasım başında, Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü'nün sağlık merkezine 5 bebek bırakıldı.

Finlandiya Kızılhaçı'nda görevli bir gönüllü, 13 yaşında doğum yapan bir kız çocuğunun bebeğinin yakınları tarafından evlat edinildiğini anlattı.

Save the Children'ın Ağustos'ta yayımladığı bir rapora göre çok sayıda Arakanlı çocuk, şiddet nedeniyle anne babalarını kaybetti, ya da kaçmaya çalışırlarken ailelerinden ayrı kaldı.

Örgütün Cox Bazar'daki sözcüsü Daphnee Cook, "Korkulduğu kadar sayıda terk edilmiş bebek vakasına rastlamadık" diyor. Bunun nedeni, terk edilmiş ve kimsesiz çocuklara yakınlarının, komşularının ve kimi durumlarda yabancıların sahip çıkması. Ama ailelerin gıda yardımlarına bağımlı olduğu dünyanın en büyük mülteci kampında çocuk bakmak kolay değil.

Begüm hasır beşiğinde uyuyan yedi aylık Rahime'yi sallarken, "Artık bebek büyütemeyeceğimi düşünüyorum" diyor. Begüm, iki kızından Rahime'yi emzirmelerini istemiş. Ama sütü reddeden Rahime formül süte alışmış.

Bu Begüm için bir lüks. Zira formül sütün bir paketi 590 taka (yaklaşık 7 dolar).

BM ve Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü annelere formül süt vermiyor. Begüm artık formül süt alamadığı için Rahime'ye muz, nişasta ve suyla yaptığı mamayı yediriyor, "Hep aç ve sürekli ağlıyor. İnşallah yaşlandığımda o da bana kadar" diyor.

'Bangladeş'e kaçarken kapının önünde bebek buldu'.Eşini kaybeden 5 kız çocuğu annesi 35 yaşındaki Sakine Begüm (Dildar Begüm'le akrabalığı yok) hep bir erkek çocuk istemiş.
Geçen yıl Bangladeş'e kaçarken bir evin önüne kanlar içinde bir erkek çocuk görüp sahiplenmiş. Çocuk Sakine Begüm'ün iki yaşındaki en küçük kızından altı ay küçük. Begüm, onu kızlarından daha çok emziriyor. "O benim tek oğlum. Bana Allah'ın hediyesi" diyor.

Arakanlı Müslümanların çilesi geçen yılki göçle başlamadı. Raziye Begüm'ün (Gerçek ismi değil) tarlası Buthidaung'da bir askeri kampın yanındaydı. Begüm, Myanmar askerlerinin tavuklarını çaldığını, evlerini yağmaladığını ve kadınları taciz ettiğini hatırlıyor.

Myanmar'da Arakanlı Müslümanların sağlık hizmetlerine erişimi yok.60'lı yaşlarındaki Begüm'ün beş çocuğu var ve torunlarına bakıyor. Oğlan çocuklarından biri sekiz, diğeri 11 yaşında. Çocuklar ona "Burha Ma" yani "Yaşlı Anne" diyor. Kızı kampta yakınında yaşıyor.

'Çocuklar çekik gözlü'.Komşuları çekik gözlü oldukları için çocukların Myanmarlı askerlerden olduğunu konuşuyorlar. Zaman zaman çocuklar, anneannelerine "Burha Ma, babamız nerede?" diye soruyor.
Begüm "Çocuklar da şüpheleniyor" diyor ve onlara babalarının "savaşta öldüğünü" söylüyor. Raziye Begüm, ileri yaşında her gün yapmak zorunda işlerin altında eziliyor Her gün su taşımak, ateş için odun toplamak, çamaşır yıkamak, pilav pişirmek ve ekmek yapmak zorunda. Çocuklar her gün, uluslararası yardım örgütlerinin açtığı geçici eğitim merkezine gidiyor.

Deutsche Welle: İKLİM KORUMADA BEŞ ADIM

Günümüzde iklimin korunması hayatî bir öneme sahip. Küresel ısınmanın önlenmesi için zararlı gaz salımının da bir an önce azaltılması gerekiyor. İşte bu amaçla atılması gereken en önemli beş adım:

Kömür petrol ve doğal gaz yerine yenilenebilir enerjiler

Sanayileşme başladığından bu yana küresel sıcaklık 1 derece arttı. Bunun en önemli müsebbibi kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtlar. Bunların yakılması sırasında atmosfere metan ve karbondioksit gazları salınıyor. Sera etkisine neden olan bu gazların toplam enerji tüketimindeki oranı yüzde 72’yi buluyor.

Alternatif olarak yenilenebilir enerjilere yönelmek mümkün. Elektrik enerjisi, güneş, rüzgâr ve su gücüyle de üretilebilir. Üstelik yenilenebilir enerjilerin üretimi ve kullanımı fosil enerjilere oranla çok daha ucuz.

Aynı şekilde yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen sentetik yakıt, hâlihazırda kullanılan kerosin ve dizelin yerini alabilir. Uzmanlar, dünya genelinde fosil enerji kaynaklarının yerini yenilenebilir enerjilerin almasının 2050 yılını bulabileceğini tahmin ediyor

Tarım: İklim katilinden iklim kurtarıcısına

Sera gazlarının en önemli ikinci müsebbibi, yüzde 24’lük pay ile tarım. Gıda maddelerinin üretimi, nakli, soğutulması, ambalajlanması ve işlenmesi de eklenince bu oran daha da artıyor.

En önemli faktörlerin başında arazilerinin kullanımında meydana gelen değişiklik geliyor. Ormanlık alanlar, yeni tarım arazisi açmak uğruna yok ediliyor. Bu alanlarda yakılan anız, ağaç ve topraktaki karbonun atmosfere karbondioksit olarak salımına neden oluyor. Yine tarım ve hayvancılık yapılırken metan ve suni gübre kaynaklı zararlı gazlar da sera etkisine neden olan diğer etkenler.  

Tarım  ve hayvancılıkta uygulanacak modern yöntemlerle sera gazı salımının azaltılması mümkün. Bu nedenle araştırmacılar, tarım ve hayvancılığı küresel iklimin istikrarlı hale gelmesinin  en önemli anahtarlarından biri olarak görüyor.

Daha az enerji, daha çok verimlilik

Günümüzün modern tasarımlı evleri giderek daha  az enerjiye ihtiyaç duyuyor. İyi bir ısı yalıtımına sahip olan bu evlerin enerji ihtiyacı, büyük ölçüde güneş enerjisi ile karşılarınabiliyor.

Ulaşım, nakliye ve gıda üretimi gibi alanlarda da daha az enerji ve daha çok verimlilik prensibine uyulması, iklimin korunmasına yönelik diğer önlemler arasında sıralanıyor. Gerek ekonomik teşvikler gerekse yasal düzenlemeler sayesinde, geniş çaplı verimlilik artışı sağlamak mümkün. Bunun en başarılı örneklerinden biri Avrupa Birliği genelinde 2009 yılında yasaklanan akkor ampuller. Bu sayede LED ampuller yaygınlaşırken, aynı zamanda yüzde 90 oranında enerji tasarrufu da sağlandı.

İyi bir iklim politikası

İklim değişikliği ile mücadelenin kilit noktalarından biri de siyasi açıdan gerekli adımları atabilme yeterliliğine sahip olmak. Hükümetler gelecek nesilleri de düşünerek öngörülü bir siyaset izleyebilir. Çıkarılacak yasalar, getirilecek özel vergiler ve teşvik programları gibi düzenlemelerle iklimin korunmasına ivme kazandırmak mümkün.

İklim uzmanları, pek çok ülkenin uyguladığı iklim politikasını yıllardır gözlemleyip değerlendiriyor. Fas, Çin, Fransa ve Portekiz bu alanda zirvede yer alıyor. Almanya'nın çevre ve iklim politikası orta düzeyde kalırken, Bulgaristan, Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye ise listenin en sonunda yer alıyor.

 Mevcut imkânları azamî ölçüde kullanmak

Paris İklim Anlaşması hedeflerine ulaşabilmek için yeryüzündeki her bireyin, bir tondan daha az karbondioksit salımına neden olması gerekiyor. Ancak sanayileşmiş ülkelerdeki insanların mevcut yaşam tarzları ile bu hedeflerin tutturulması imkansız gibi görünüyor.  

Yine de kişisel karbondioksit salımınını azaltmak için pek çok yol mevcut: Enerji tasarrufu, yenilenebilir enerji  kaynaklarının kullanılması, iklim dostu taşıtlara yönelinmesi ve yine iklim dostu koşullarda üretilen gıdaların tüketilmesi bunlardan sadece birkaçı. Tüketim ve yaşam alışkanlıklarımızı değiştirmek suretiyle çevre ve iklim korumaya da önemli bir katkıda bulunabiliriz.

YENİ ASKERLİK SİSTEMİ

Yeni askerlik,"6,9,12 ŞEKLİNDE BELİRLENMİŞ VAZİYETTE"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  yeni askerlik sistemiyle ilgili, "Belli bir noktaya gelindi. Nihai noktayı henüz koymuş değiliz ancak yeni askerlik sistemi çalışmalarında, milletimizin askerlikten bağlarını koparmadan, TSK'nın ihtiyacının karşılandığı, yükümlü her vatandaşın askerlik eğitimi aldığı bir sistem oluşturmayı hedefledik" dedi.

Erdoğan şunları ifade etti:

Askerlikte belli noktaya gelindi. Yeni askerlik sistemi çalışmalarında milletimizin askerlikten bağlarını koparmadan TSK'nın ihtiyacının karşılandığı, bunun yanında yükümlü her vatandaşın askerlik eğitimi kamuoyunda olumlu algı uyandıracak bir sistem oluşturmayı hedefledik. İş belli bir aşamaya geldi. 6,9,12 şeklinde belirlenmiş vaziyette. Bunların içerisinde er erbaş durumu sözkonusu. Yedek subaylık aynı şekilde sözkonusu. Bunların yanında yedek astsubaylık da sözkonusu, bunlar olacak.

Burada özellikle ihtiyaca göre bazı adımlar atılacak. Bedelli askerlik var, dövizle de var. Döviz neyse karşılığı Türk lirası olacak. 12 ayı yedek subay olarak da gündeme getiriyoruz. Yedek subaylık olayını ciddi manada önemsiyoruz. Yetişmiş insandan TSK'da istifa etmemiz lazım. 12 olarak gözükse de bunun 1 ayı zaten izin olarak geçiyor. Burada 3 ay temel eğitim var. Bunun yanında özellikle ücretler noktasında bu eğitim dönemi, belli bir ücret kendilerine ödenecek. Burada hassas bir şey var. Bedelli ve dövizli. Buradan elde ettiğimiz gelirle er erbaş, astsubay, yedek subay, yedek astsubay, bütün bunların ücretleri belirleme noktasında çalışmalar yapıldı.

DEVRİM OTOMOBİLİ

Türkiye'nin ilk yerli otomobili "Devrim", Yargıtay kararıyla Türk tarihi ve kültürü için önemli ve topluma mal olmuş bir değer olarak kabul edildi.

DUMLUPINAR FİLM OLUYOR

Çok konuşulan Ayla ve Müslüm filmlerinin yapımcısı olan Mustafa Uslu, yeni filmi Dumlupınar’la ilgili konuştu.
Timuçin Esen, Uğur Güneş, Ali Atay, İsmail Hacıoğlu, Murat Yıldırım, Farah Zeynep Abdullah gibi birbirinden önemli isimler filmde başrolü paylaşacak. Ayla’ya da imzasını atan Can Ulkay ise bu büyük projenin yönetmen koltuğunda oturacak. Dumlupınar’ın ön çekimlerine başlandığını da söyleyen Uslu, önümüzdeki günlerde de oyuncuları ile bir fragman çekecekler.

 “20 milyon tl.lik bir işe benziyor’sorusu üzerine  Uslu, “çok çok daha yüksek” şeklinde cevap verdi.Yeni film “Dumlupınar”, şimdiden merak konusu oldu.