Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Anasayfa >> Haftanın Değerlendirmeleri >> Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika

Haftanın Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika Değerlendirmesi (30 Aralık 2019-5 Ocak 2020)

Bu değerlendirme, son bir hafta içinde Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika alanındaki haberlerin değerlendirmesini kapsamaktadır.
SDE Editör
06 Ocak 2020 11:45

İran – Kasım Süleymanı Suikasti

Irak devlet televizyonu, 3 Ocak 2019 tarihinde İran Devrim Muhafızları'na bağlı Kudüs Gücü Komuntanı Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi Genel Komutan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis'in öldürüldüğünü bildirdi. Olayı ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) üstlendi. Irak devlet televizyonundan yapılan açıklamada, "Kasım Süleymani ile Haşd Şabi Heyeti Başkanı Ebu Mehdi el-Mühendis, Bağdat Uluslararası Havaalanı yolunda araçlarını hedef alan bir füze saldırısı sonucu öldü" denildi. Bu haberin üzerine gözler İran yönetimine çevrildi.

İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, Süleymani suikastinin ardından yaptığı açıklamada "Süleymani'yi öldüren suçluları mutlak bir intikam bekliyor. Süleymani'nin öldürülmesi, ABD ve İsrail'e karşı direnişin motivasyonunu ikiye katlayacak" dedi.

İran Cumhurbaşkanlığı, İran Devrim Muhafızları'na bağlı Kudüs Gücü Komuntanı Kasım Süleymani'nin Bağdat'ta öldürülmesinin ardından yayınladığı açıklamada "ABD Ortadoğu'da tehlikeli bir durum yarattı, sonuçlarına hazır olmalı" ifadelerini kullandı. İran ayrıca, ABD'nin söz konusu saldırısını 'uluslararası terör eylemi' olarak nitelendirdi. 

Öte yandan, İran Ulusal Güvenlik Meclisi'nin de Süleymani suikastinin ardından acil gündemle toplandığı öğrenildi.

İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney de, Süleymani suikastinin ardından yaptığı açıklamada "Süleymani'yi öldüren suçluları mutlak bir intikam bekliyor. Süleymani'nin öldürülmesi, ABD ve İsrail'e karşı direnişin motivasyonunu ikiye katlayacak" dedi. Hamaney, Süleymani'nin ölümü nedeniyle İran'da 3 günlük yas ilan etti. Hamaney ayrıca, Süleymani'nin kaybının acı olduğunu ancak mücadelenin zafere dek süreceğini ve 'suçluların' hayatını cehenneme çevireceğini söyledi

İran Dışişleri Bakanlığı da, ABD'nin İran üst düzey komutanını öldürmesiyle ilgili olarak "ABD'nin Ortadoğu'daki ve dünyanın diğer bölgelerindeki faaliyetlerine karşı uluslararası direnişi perçinleyecektir" ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de, Süleymani'nin ABD saldırısında öldürülmesine ilişkin yaptığı açıklamada, "ABD, haydutça maceracılığının tüm sonuçlarından sorumlu olacaktır" dedi.

Twitter hesabından yaptığı açıklamada Zarif, şunları söyledi:

"IŞİD'e, El Nusra'ya ve El Kaide'ye karşı en etkili savaşan kuvvetin lideri General Süleymani'nin hedef alınması ve suikaste uğraması, bölgede tansiyonun son derece tehlikeli ve aptalca bir şekilde yükseltilmesidir. ABD, haydutça maceracılığının tüm sonuçlarından sorumlu olacaktır"

ABD-Taliban Görüşmeleri

Taliban örgütünün üst yönetimi olarak bilinen Şura Konseyi, 29 Aralık günü Afganistan genelinde geçici ateşkesi kabul ettiklerini bildirdi. AP haber ajansı söz konusu ateşkesin örgütün ABD ile bir barış anlaşması imzalamasına imkan tanımak amacıyla kabul edildiğini aktardı.

Barış görüşmeleri, Washington ile Taliban temsilcileri arasında uzun süre devam etmiş ancak Taliban'ın eylül ayında başkent Kabil'de düzenlediği saldırıda bir Amerikan askerinin hayatını kaybetmesinin ardından kesilmişti. Bu arada Taliban'ın kabul ettiği ateşkesin kaç gün süreceği konusunda açıklama yapılmazken, örgüte yakın isimler, bir hafta ile 10 gün olmasını öngördüklerini bildirdi. Ayrıca söz konusu ateşkes kararının Taliban lideri tarafından onaylanması gerekiyor. Ancak analistler Taliban liderinin Şura'nın onayladığı ateşkesi kabul edeceğini dile getiriyor. Washington ile Taliban arasında barış anlaşması imzalanması, ABD'nin bu ülkedeki askerlerini kademeli olarak çekmesini anlamına geliyor. Bunun karşılığında Taliban'ın da 'Afganistan topraklarını yabancı teröristlere kullandırmama' taahhüdünü içeriyor.

ABD'nin net olarak bilinmemekle birlikte Afganistan'da 12 bin civarında askeri bulunuyor. Bu arada Kabil hükümeti, 28 Aralık’ta Taliban ile en kısa zamanda barış görüşmelerine başlamak için ateşkes istediğini duyurmuştu.

Afganistan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Server Daniş, Kabil'de katıldığı bir törende yaptığı konuşmada, Taliban ile Afganistan hükümeti arasında barış görüşmelerinin en kısa zamanda başlamasını istediklerini söylemişti. Barış konusunda Afgan siyasetçiler arasında fikir birliği olması gerektiğini ifade eden Danış, bu sayede görüşmelerin güçlü bir iradeyle iyi sonuçlar vereceğini belirtti. Taliban ise Afgan merkezi hükümetinden gelen ateşkes ve barış görüşmelerini şu ana kadar sürekli geri çevirdi. Örgüt, olası bir ateşkesin hükümetle değil doğrudan ABD ile yapılmasını istiyordu. ABD ise herhangi bir barış sürecinin Kabil hükümetinin öncülüğünde olmasını şart koşuyor.

Libya – Arap Ligi

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy Arap Ligi Konseyi'nin Daimi Temsilciler Düzeyinde Libya Konulu olağanüstü toplantısı sonrası yayınlanan bildiriye ilişkin açıklama yaptı. Dışişleri Bakanlığının internet sitesiden yapılan yazılı açıklamada toplantı sonrası yayınlanan bildiride 2015 tarihli Libya Siyasi Anlaşmasına atıfta bulunulmasına ve Libya'da istikrarın sağlanmasının tek yolunun siyasi çözüm olduğunun vurgulanmasını not edildiğini bildirdi.

Sözcü Hami Aksoy'un toplantıya ilişkin sorulan soruya yazılı verdiği cevap şu şekilde:

"Arap Ligi Konseyi'nin Daimi Temsilciler duzeyinde bugün (31 Aralık) gerçekleştirilen Libya konulu olagˆanu¨stu¨ toplantısı sonunda yayınlanan bildiride 2015 tarihli Libya Siyasi Anlaşmasına (Suheyrat Anlaşması) atıfta bulunulmuş olmasını ve Libya'da istikrarın sağlanmasının tek yolunun siyasi çözüm olduğunun vurgulanmasını not ediyoruz. Bu bağlamda, Libya Siyasi Anlaşmasının ve 2259 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararının lafzı ve ruhunun öncelikle Libya'nın tek meşru temsilcisi olarak kabul edilen Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin desteklenmesini ve güçlendirilmesini amaçladığını ve tüm BM üyelerine bu yönde çağrıda bulunduğunu hatırlatmakta yarar görüyoruz.

Buna mukabil, Libya Siyasi Anlaşması ve BMGK'nın 2259 sayılı kararının hilafına sözde Libya Ulusal Ordusu tarafından başta başkent Trablus'a yönelik olmak üzere aylardır sürdürülen dış askeri destekli saldırılar karşısında Arap Ligi'nin sessiz kaldığı, kararlı ve uluslararası meşruiyetin yanında bir tutum ortaya koyamadığı da ortadadır. Türkiye, Libya'da siyasi bir çözüm sağlanabilmesi için öncelikle saldırıların durdurulması ve derhal tam ateşkes sağlanması gerektiğini başından beri savunagelmiştir. Bu çerçevede, Berlin Süreci'ne aktif ve yapıcı katkı sağlamaktadır.

Libya'da, Libyalıların öncülüğünde ve sahipliğinde kapsayıcı ve kalıcı siyasi çözümün, askeri yöntemlerle oldubittiler yaratmak peşinde koşanların cesaretlendirilmesiyle değil caydırılmasıyla mümkün olabileceğini hatırlatmakta da yarar buluyoruz. Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da Libya'nın meşru temsilcisi olan Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni desteklemeye devam edecek; Libya halkının kalıcı barış ve istikrara kavuşması için her türlü çabayı göstermeyi sürdürecektir."

UMH'nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Dışişleri Bakanı Muhammed Tahir Siyala, Katar, Sudan ve Mağrip ülkelerine, Arap Birliği toplantısında Hafter'e karşı Libya'ya desteklerinden ötürü şükranlarını sunmaktadır." ifadelerine yer verildi.

Tayvan

Tayvan'da aralarında ülkenin Genelkurmay Başkanı Shen Yi-ming'in de olduğu üst düzey askeri personeli taşıyan Black Hawk tipi helikopterin düşmesi sonucu, aralarında Shen Yi-ming'in de olduğu sekiz kişi yaşamını yitirdi. Tayvan Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, kazadan beş kişinin de yaralı olarak kurtulduğu ifade edildi.

Açıklamaya göre 62 yaşındaki Genelkurmay Başkanı ile aralarında çok sayıda generalin olduğu askeri personeli taşıyan helikopter havalandıktan 15 dakika sonra radarlardan kayboldu. Ülkenin kuzeydoğusunda yer alan Yilan bölgesindeki askeri üslere rutin denetleme ziyaretinde bulunması planlanan genelkurmay başkanı ve beraberindeki heyeti taşıyan helikopterin düşüş sebebini açığa çıkarmak için savunma bakanlığı tarafından soruşturma başlatıldığı bildirildi.

Genelkurmay Başkanı ve çok sayıda generalin yaşamını yitirdiği helikopter kazası, Tayvan'da 11 Ocak'ta yapılacak devlet başkanlığı seçimleri ile ilgili kampanyaların en yoğun olduğu dönemde yaşandı. Tayvan Devlet Başkanı Tsai Ing-wen, "Bugün son derece üzgün olduğumuz bir gün, zira en saygıdeğer generallerimizden birkaçını görevleri başında iken kaybettik" diyerek, önümüzdeki üç gün boyunca tüm seçim faaliyetlerine ara vereceğini ifade etti.

Tsai Ing-wen ayrıca, Tayvan ordusunun baş komutanı sıfatı ile hükümetle birlikte olayın aydınlatılması için her türlü çabayı göstereceğini bildirdi. Devlet başkanlığı seçimlerinde Tsai Ing-wen'in rakibi olan Han Kuo-yu da yaşanan üzücü kaza nedeniyle seçim çalışmalarına iki gün ara verdiğini duyurdu. Tayvan ordusunun envanterinde bulunan ve ülkenin hem en yakın müttefiki hem de en büyük silah tedarikçisi olan Amerika Birleşik Devletleri'nden (ABD) ithal edilen Black Hawk tipi askeri helikopterler daha önce de birçok defa arızalanarak kazaya sebebiyet vermişti.

2018 yılında bir arama kurtarma ekibini taşıyan helikopterin düşmesi sonucu altı kişi ölmüş, 2016 ve 2018 yıllarında yine Black Hawk tipi helikopterlerin düşmesi ile yaşanan kazalarda ise can kaybı ve yaralanma olmamıştı. 

HONG KONG

Çin'in Hong Kong Özel İdare Bölgesi'nde, yeni yılın ilk gününde, emniyet güçlerine bağımsız soruşturma ve tutuklananlara af talepleriyle Victoria Park'tan başlayan kitlesel yürüyüşe 1 milyonun üzerinde kişi katıldı.

Hong Kong yönetimi, yeni yılın ilk yürüyüşünde göstericiler ve polis arasında yaşanan gerginlik nedeniyle gösterilerin başlamasından bir süre sonra etkinliğin sona erdirilmesi için çağrı yaptı.

Fransa

Fransa’da Emmanuel Macron’un emeklilik ‘reformuna’ karşı başlatılan grevde 29 gün geride kalırken, ulaşım hizmetleri bakımından 1968 Mayıs’ından bu yana ülkenin gördüğü en uzun grev olarak da kayda geçti.

Fransa’da yüz binlerce işçinin katıldığı genel grevde bugün itibarıyla 29 günün doldurulmasıyla, ülke tarihindeki grev rekorunun kırıldığı belirtildi.

Grevden en çok tren ve metro seferlerini etkilenirken, 1968 Mayıs’ında ülkede başlayan büyük ayaklanmadan bu yana demiryolları işçilerinin en uzun grevi olarak da tarihe geçti.

Fransa'nın devlete ait demiryolu hizmetlerini işleten kurum olan SNCF, yüksek hızlı tren seferlerinin yarısının iptal olmasını, her dört şehirlerarası seferden de sadece birinin yapılmasını beklediklerini duyurdu. Paris metrosunun açık olması beklenirken, hizmetin büyük oranda sekteye uğrayacağı belirtildi.

Fransa’da yine emeklilik reformuna karşı 1995 yılında başlatılan genel grevde ulaşım sistemi yaklaşık üç hafta boyunca felç olmuştu. Halkın büyük destek verdiği grev, hükümeti de geri adım atmak zorunda bırakmıştı.

Emmanuel Macron da, yılbaşı gecesi gerçekleştirdiği ulusa sesleniş konuşmasında,emeklilik reformunun gözden geçirileceğini söylemişti. Öte yandan sendikalarla hükümetin 7 Ocak’ta tekrar masaya oturması bekleniyor. Müzakerelerin başlayacağı bu gün için petrol tesislerinin, rafinerilerin ve depoların 96 saat boyunca abluka altına alınmasını da içeren geniş çaplı protestolar planlanıyor. Sendika liderleri da 9 Ocak için eylem çağrısında bulunuyor.

Emmanuel Macron, özel sektör ve kamu sektöründe her birinin emeklilik yaşı ve koşulları onlarca sistemi tek bir sistemde birleştirmek istiyor. Macron’un getirmek istediği puan bazlı ulusal emeklilik sistemine göre işçiler çalıştıkları her gün için ödüllendirilecek ve kazandıkları puanlar emekli olduklarında kendilerine çeşitli ‘faydalar’ sağlayacak; emeklilik yaşı kademeli olarak 62'den 64'e çıkarılacak. Hükümet, sistemin daha sürdürülebilir ve daha adil olduğunu iddia ediyor. Ancak sendikalar ve daha geç yaşta emekli olma veya emeklilik maaşlarında düşüş tercihiyle karşı karşıya bırakılan işçiler plana karşı çıkıyor. Bu nedenle 5 Aralık'ta süresiz genel grev başlatıldı, protestolara 800 binden fazla kişi katılırken, tren ve metro seferleri durdu.

Japonya

Nissan – Renault ortaklığının eski CEO’su Carlos Ghosn geçtiğimiz bahar aylarında görevi kötüye kullanmak ve kazancını düşük göstermek suçlamaları nedeniyle yargılanmaya başlamıi ve ev hapsine alınmıştı. Bu hafta içerisinden kendisinin firar ettiği ve Lübnan’a kaçtığı haberi paylaşıldı ve bizzat kendi açıklaması ile de bu teyid edildi. Lübnan ve Japonya arasında herhangi bir suçlu değişim ve iade anlaşması bulunmadığı için Ghosn’un Lübnan makamlarınca Japonya’ya teslim edilmesi şu an için olası gözükmemektedir.