Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Anasayfa >> Haftanın Değerlendirmeleri >> Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika

Haftanın Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika Değerlendirmesi (20-27 Ocak 2020)

Bu değerlendirme, son bir hafta içinde Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika alanındaki haberlerin değerlendirmesini kapsamaktadır.
SDE Editör
27 Ocak 2020 11:53

Çin – Corona Virüsü

Çin'in Hubey eyaletinde insandan insana bulaştığı tespit edilen ve hızla yayılan yeni koronavirüs salgınında ölü sayısının 24'ten 39'a yükseldiği bildirildi. Yerel sağlık idaresinden aktaran Global Times, Çin'in Hubey eyaletinde insandan insana geçtiği tespit edilen ölümcül virüs nedeniyle toplamda 39 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Gazeteye göre, eyaletteki vaka sayısı da 729'a yükseldi. Bununla birlikte Washington Post (WP) gazetesi de, 15 ölümün daha yşandığı bilgisini vererek ölü sayısının 41'e yükseldiğini kaydetti. WP'ye göre ülkede binden fazla vaka tespit edildi. Hubey eyaletinde hayatını kaybedenlerin tümü, salgının merkez üssü olan Vuhan kenti sakinleriydi. NCoV'in ilk belirtileri yüksek ateş, boğaz ağrısı, öksürük, nefes darlığı, solunumda zorluk ve ishal şeklinde ortaya çıkarken virüs ileri safhalarda zatürre ve böbrek yetmezliğine neden oluyor, nihayetinde ölüme yol açabiliyor.

Çin yönetimi, koronavirüs nedeniyle toplamda 1.2 milyar nüfusu bulunan 25 idari bölgesinde halk sağlığı alanında acil durumu en üst seviyeye çıkardı. Çin yönetimi, Hubey eyaletinin Vuhan kentinde ortaya çıkan ve kısa sürede yayılan koronavirüs nedeniyle toplamda 1.2 milyar nüfusu bulunan 25 idari bölgesinde halk sağlığı alanında acil durumu en üst seviyeye çıkardı. İlk olarak virüsün ortaya çıktığı Hubey eyaletinde en üst seviye acil durum ilan edildi. Ardından Pekin, Şanghay, Çongçing ve Tientsin kentlerinde de aynı önlemlerin alındığı duyuruldu.

Çin’in yanı sıra Fransa ve Güney Kore’den virüsün bulaştığı vaka haberleri gelmekte ve vakaların artacağından endişe edilmektedir.

Hafter’den Yasak Bölge İlanı

Halife Hafter komutasındaki Libya Ulusal Ordusu'nun sözcüsü Ahmed el-Mismari, Trablus ve çevresini uçuşa yasak bölge ilan ettiklerini açıkladı. Halife Hafter komutasındaki Libya Ulusal Ordusu'nun (LUO) Sözcüsü Ahmed el-Mismari, sahadaki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunarak Türkiye'ye suçlamalar yöneltti. Address Libya'nın haberine göre Mismari, yaptığı açıklamada Trablus ve çevresini uçuşa yasak bölge ilan ettiklerini belirterek, Trablus'ta bulunan Mitiga Havaalanı'nın LUO hedeflerine yönelik saldırılarda 'fırlatma rampası' olarak kullanıldığını öne sürdü. Mismari, "Kuvvetlerimize saldırmaya çalışan bir Türk uçağını imha ettik ve bu ateşkes anlaşmasının ihlalidir" diye konuştu. Sözcü, ayrıca "Mitiga Havaalanı'ndan ayrılan sivil veya askeri uçaklar hedef alınacak, bu son uyarımız" ifadelerini kullandı.

Serrac’tan Açıklama

Libya'da kalıcı ateşkes ve siyasi sürecin başlaması amacıyla Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen Libya Konferansı sonrası Trablus yönetiminden sert bir açıklama geldi. Tarihi zirveden çıkan sonuca saygı duyduklarını belirten Fayiz es-Serrac, "Hafter ile bir daha masaya oturmayacağız" dedi.

Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin Başbakanı Serrac'ın açıklamalarını Reuters haber ajansı acil koduyla geçti. Reuters'a konuşan Serrac, dün gerçekleşen zirve ile ilgili konuştu. Serrac, "Berlin'deki ateşkes çağrısına ve siyasi görüşmelere saygı duyuyoruz fakat Hafter'le bir daha masaya oturmayacağım" dedi. Hafter'in kilit konumdaki bazı limanları kapatmasına tepki gösteren Serrac, yabancı güçlerin Hafter'e baskı uygulayıp bunları açtırmazsa bunun korkunç bir sonucu olacağını söyledi. Serrac, "Eğer böyle devam ederse durum felaket bir hal alacak. Umarım yabancı ülkeler bu konuyu yakından takip eder" dedi.

Erdoğan’dan Libya Açıklaması

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya'nın başkenti Berlin'de dün düzenlenen Libya Konferansı dönüşünde basın mensuplarıyla bir araya geldi ve gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, Doğu Akdeniz'deki sondaj çalışmalarıyla ilgili,"Şu anda bize mesela Somali'den teklif var. Bunlar bizim için çok önemli" açıklamasını yaptı. İtalya'nın doğal gaz konusundaki beklentilerinin, Türk Akım projesinin stratejik bir yatırım olduğunu göstermesi bakımından çok önemli olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu stratejik yatırım özellikle bizi birbirimize çok farklı bağlıyor. Şu anda Libya ile bizim bu anlaşmamız tabi Türkiye ve Libya müşterek çalışacağız ama biz buraya üçüncü, dördüncü ülkeleri de yanımıza ortak olarak alabiliriz. Biz belki beşinci ülkeyi buraya ortak olarak alabiliriz. Bu konuda da Sarrac ile aslında düşünce birliğimiz var. Onları da aldığımız zaman tabi çok daha farklı şekilde bir gelişme kaydedecektir. Şu anda gerek Barbaros gerek Yavuz ve üçüncü bir sondaj gemisini daha şu anda almanın çalışmalarını yapıyoruz. 2 tane de sismik araştırma gemilerimiz var" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Türkiye ile Libya'nın Doğu Akdeniz'de müşterek yürüteceği sondaj çalışmalarına ilişkin yaptığı açıklamada, "Şu anda bize mesela Somali'den teklif var. 'Bizim denizlerimizde petrol var. Libya'da bu çalışmayı yapıyorsunuz ama bizim buralarda da bu çalışmayı yapabilirsiniz' diyorlar. Bunlar bizim için de çok önemli. Dolayısıyla burada yapacağımız çalışmalarda bizim oralarda da atacağımız adımlar olacaktır. Bunun bize sağladığı bir şey var. Biz eskiden para vermiyorduk. Diyelim ki ExxonMobile ile diyelim ki bir anlaşma yapıyorduk, gelip Karadeniz'de 1 ay, 2 ay arama yapıyorlardı. Arama maliyetleri de 200 milyon dolar… Bir şey bulamıyor… Bir şey bulamadıktan sonra da çekip gidiyor. Ama biz anlaşmamızı öyle yapmışız ki bir kuruş da para vermiyoruz. Hep yaşadık ama o zaman bizim zaten ne sondaj gemimiz vardı ne sismik araştırma gemimiz vardı. Adamlar da Karadeniz'de petrol var diye böyle bir teklifle bize geliyorlardı; yüzde 50, yüzde 50… Bulursak yüzde 50 onlar alacaklar, yüzde 50 de bize verecekler fakat bulamadılar. Keşke bulsalardı da oradan bu işe başlasaydık ama ne oldu, şimdi bizi de ev sahibi yaptılar. Bizim şimdi iki tane sondaj gemimiz oldu. İki tane de sismik araştırma gemimiz oldu. Dünya da sürekli bu gemileri bizden kira olarak istiyor" diye konuştu.

Gantz’dan Açıklama

İsrail'de geçen yıl 17 Eylül'de yapılan erken seçimlerin galibi Mavi-Beyaz İttifakı'nın lideri Benny Gantz, ABD Başkanı Donald Trump'ın "Yüzyılın Anlaşması" planını görüşmek için Beyaz Saray'a davetini kabul ettiğini ve pazartesi baş başa görüşeceklerini söyledi. Gantz düzenlediği basın toplantısında, "İsrail'in gerçek dostu" olarak nitelendirdiği Trump'a, Yüzyılın Anlaşması planını görüşmek üzere kendisini Beyaz Saray'a davet etmesi nedeniyle teşekkür etti. Mavi-Beyaz İttifakı'nın İsrail'deki en büyük siyasi parti olduğunu hatırlatan Gantz, önceki açıklamaların aksine Trump ile pazartesi Beyaz Saray'da baş başa görüşeceğini belirtti.  ABD Başkanı Trump, Netanyahu'nun salı günkü ziyaretinden önce 'Yüzyılın Anlaşması' planını duyuracak. Gantz, Beyaz Saray'daki görüşmenin hemen ardından İsrail'e dönmeyi planladığını ve Başbakan Benyamin Netanyahu'nun dokunulmazlık başvurusunu görüşecek İçişleri Komisyonu kurulması için salı günü yapılacak İsrail Meclisi Genel Kurulu oylamasına katılmayı amaçladığını ifade etti. ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Yüzyılın Anlaşması planını görüşmek üzere İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ve Gantz'ın birlikte salı günü Beyaz Saray'da Trump ile görüşeceğini duyurmuştu. Trump da Netanyahu ve Gantz ile Beyaz Saray'da 28 Ocak'ta yapacağı görüşmeden önce "Yüzyılın Anlaşması" planını açıklayacağını duyurmuştu. ABD Başkanı'nın, Netanyahu ve Gantz ile görüşmek için 28 Ocak tarihini seçmesi İsrail'de tartışmalara neden olmuştu. Zira aynı gün Netanyahu'nun dokunulmazlık başvurusunu görüşecek İçişleri Komisyonunun kurulması için İsrail Meclisi Genel Kurulunda oylama yapılacak. İsrail basınında Trump'ın görüşme için 28 Ocak'ı seçmesi nedeniyle Gantz'ın ABD Başkanı'nın davetini reddedeceği iddiasına yer verilmişti. Açıklananın aksine Trump'ın, Gantz ile pazartesi baş başa görüşme kararının Mavi-Beyaz İttifakı liderinin itirazı nedeniyle mi alındığı ise henüz belirsizliğini koruyor.