Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Anasayfa >> Haftanın Değerlendirmeleri >> İç Politika ve Hukuk

Haftanın İç Politika ve Hukuk Değerlendirmesi(30 Aralık 2019-5 Ocak 2020)

Bu değerlendirme, son bir hafta içerisinde İç Politika ve Hukuk alanında öne çıkan haberleri kapsamaktadır.
SDE Editör
06 Ocak 2020 11:42

Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Genelgesi

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu imzasıyla, kadına şiddetle mücadelede alınacak tedbirlere ilişkin 'Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Genelgesi' yayımlandı.

Genelgeye göre, 500 bin kolluk personeli, kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda hizmet içi eğitimle desteklenecek.

Emniyet ve Jandarma teşkilatlarında sadece kadına şiddet konusunda uzmanlaşan birimler kurulacak.

Kadına şiddet uygulayanın ruhsatlı silahı kolluk birimlerince alınacak, şiddet failleri için elektronik kelepçe uygulaması 81 ilde yaygınlaştırılacak.

CB Adayı İNCE

24 Haziran 2018'de düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP'nin adayı olarak yarışan Muharrem İnce, Tarafsız Bölge programına katıldı. Programın yaptığı reytingden Muharrem İnce’yi takip eden bir izleyici kitlesinin olduğu düşünüldü.

İnce, CB adaylığından sonra günlük polemiklerden uzak durmaya çalışıyor. Gözü hâlâ Cumhurbaşkanı adaylığında. ’CHP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı adayı olmalı’ tezini tekrarlıyor. Peki, kendisi CHP Genel Başkanlığı’na aday olacak mı? ‘Hayır’ ya da ‘Evet’ demiyor. Yani, ’Kapıyı ne kapatıyorum ne sonuna kadar açıyorum’ havasında. Gözlemim, kongreler tamamlandıktan sonra konjonktüre bakacağı yönünde. Kongrede aday olursa şaşırmam, aday olmazsa sürpriz saymam. Kazanacağını görürse bir an bile tereddüt etmez ama kazanamayacağı bir seçime de girmez durumunda.

Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş konusunda özenli bir dil kullanmaya dikkat ediyor. Eğer CHP Ekrem İmamoğlu’nu Cumhurbaşkanı adayı gösterirse, ona destek olacağını söylüyor ama Abdullah Gül olursa, o konuda konuşmuyor. 

Ekranlarda CHP’yi hırpalayan biri konumuna düşmek istemiyordu ama parti içinde çete olduğunu söyleyen, Külliye’ye giden CHP’li konusunda ortada bırakılan bir isimdi, o yüzden sormamız gerekiyordu. Birkaç sorumuza cevap verdi ama daha çok Kanal İstanbul’u, Libya’ya asker gönderme konusunu, yerli otomobili konuşmayı tercih etti.

Kategorik olarak her şeye karşı değil. ’Çarşı her şeye karşı’ pozisyonuna düşmemeye çalışıyor. O nedenle yerli otomobile güçlü bir destek verdi. Ama Kanal İstanbul ve Libya’ya asker gönderilmesi konusunda ters düştük. Hakkını teslim edeyim, CHP’nin üzerinde titredi. Öyle ki AK Parti’den ayrılıp yeni parti kuran Davutoğlu ve Babacan’a sempati çiçekleri gönderdi. ’Peki, siz CHP’den ayrılıp Parti kurar mısınız?’ diye sorduğumuzda ise ’CHP’den ayrılmam’ dedi de başka bir şey demedi. Biraz Demirel gibi bir hava hissettim. İşine gelmeyince konuşmuyor."

İki gazete kapandı

Star ve Güneş yeni yılla birlikte yayın hayatına son verdi. Star, internet sitesinden Güneş ise aynı grup bünyesindeki Akşam’ın içinde bir ek olarak devam edeceğini açıkladı.

Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak neden basılı medyadan yani kâğıt gazeteden vazgeçtiklerini gazetenin dünkü son sayısında şöyle anlatıyordu:

“Gazeteler şimdi de büyük bir değişim sürecinde. İletişim çağında yaşayan ve “haber”e günde bir defa değil; anında ulaşmak isteyen günümüz insanı için, o “çok gelişmiş” ofset sistemi de yetersiz kaldı. Üstelik de, artık mesele, “baskı sistemi”nden çok daha öte boyutta. Bizim kuşak gazetecilerin çok hoşuna giden “Gazete okumanın zevki başkadır” tesellisi hızla azalmakta ve yerini, “elini kirletmeden gazete okumayı sevenler” doldurmaktadır.

Uzatmayalım, bizim gibi hurufat, pikaj hatta Mac kuşağı gazetecilere zor gelse de, bu büyük değişim artık kapıyı zorlamaktadır.

Artık, sürdürülebilir ve aktif gazetecilik ancak dijital platformda mümkündür.”

Sorun okur (ya da piyasadan değil) kamu kaynaklarından beslenme olarak tanımlanıyor. İki gazetenin toplam tirajı (100 bin ve 110 bin civarında. Aralık 2019)

Libya tezkeresi TBMM’de kabul edildi (2Aralık 2020)

Meclis Genel Kurul salonunda elektronik oylamanın sonuçları açıklandı.

Toplam 509 oy kullanıldı.

Tezkere, 184 ret oyuna karşı 325 oyla kabul edildi.

Muhalefet partileri ise Türkiye’nin, Libya’da sürmekte olan iç savaşın tarafı haline gelmesi yönündeki endişelerini dile getirdi.

İyi Parti hayır dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Libya Tezkeresi hakkında partisinin aldığı kararı açıkladı.

Akşener, "Yanlış, sakıncalı olduğunu, bir Arap savaşının Türkiye'ye fayda getirmeyeceğine kanaat getirdik" dedi.

Akşener şunları kaydetti:

"Libya'da Türkiye ilki gücün arasında arabuluculuk yapması doğrudur ama asker göndermesi o iç savaşın bir diğer alanında taraf olmasını doğru bulmadık. Başkanlık divanımız milletvekillerimize bu konuda bir tavsiye kararı bildirdi. Oy birliğiyle bu tezkereye İYİ Parti olarak 'Hayır' oyu vermeye, bunun milli güvenliğimizi tehdit altına alacağımıza dair 'hayır' oyu vereceğimizi söylemek isterim. Bütün bunların sebebi Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'dir.

Bugün bir kere daha anladık ki kuvvetle anladık ki Türkiye'nin iyileştirilmiş güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmekten başka çaresi yoktur.

Sayın Mevlüt Çavuşoğlu'nun ziyaretinde kendisine şahsen hem ben hem de Ümit Özdağ, Musa Dervişoğlu, Ahmet Erozan'ın katıldığı bir toplantı yaptık. Bu arkadaşlarımız tek tek soru sordular. Önemli bir soru vardı çerçevesi nedir? Bu ucu açık bir tezkere midir? Sayın Bakan'ın verdiği cevap 'evet' oldu. 'Buna yönelik tedbir alınmış mıdır' ikinci soruydu. Erdoğan'ın canı istediği gibi davranış tavır ve içine girebileceği yetkilerin kendisine verildiği bir tezkere olarak değerlendirdik."

MAK Araştırma 'Yarın seçim olsa oyunuzu hangi partiye verirsiniz?' 

MAK Danışmanlık 30 büyükşehir ve 30 ilde yaptığı araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Araştırmanın sonuçlarına göre HDP baraj altında kalıyor AKP ise yine birinci parti konumunda.

"Yarın seçim olsa oyunuzu hangi partiye verirsiniz?" sorusuna yanıt verenlerin yüzde 38'i "AKP" derken yüzde 24,4 ise "CHP" dedi. Araştırmaya katılanların yüzde 11,9'u ise "MHP" dedi. Başka anketlerde baraj altı görünen İYİ Parti ise yüzde 11,7 ile barajı geçiyor.

Ankete göre HDP yüzde 9,9 ile baraj sınırında, Saadet Partisi ise 1,2 ile baraj altında kalıyor. Diğer partiler ise 2,4 destek buluyor.

Ankete göre katılımcıların yüzde 53'ü Başkanlık sistemini başarısız bulurken, yüzde 10'u da bu konuda 'kararsız' olduğunu söyledi. Yüzde 48 ise sistemin revize edilerek parlamenter sisteme geçilmesini istedi. AKP'ye oy verdiğini belirtenlerin yüzde 40'ı ankete verdikleri yanıtta, 'yeni parti kurulması gerektiğini' söyledi.

AKP'lilerin ardından siyasette yeni bir parti kurulması beklentisini en yüksek şekilde ifade edenler ise yüzde 30'luk bir oranla HDP seçmenleri oldu. Yeni parti beklentisi CHP'de yüzde 20, İYİ Parti'de yüzde 19, MHP'de ise yüzde 10 seviyesinde oldu.

Katılımcılar, "Çözülmesi gereken en önemli ve öncelikli problem hangisi?" şeklinde yöneltilen soruya ise "ekonomi" cevabını verdi. Ankete katılanların yüzde 31'i "ekonomi", yüzde 13'ü "adalet", yüzde 12'si "sosyal ve ahlaki sorunlar", yüzde 11'i ise "Suriyeliler" şeklinde fikir belirtti.

Polimetre Araştırma Şirketi 2020 yılında yaşanacak siyasi gelişmelerle ilgili analizlerini açıkladı

Polimetre Araştırma Şirketi'nin 2020'de yaşanacak siyasi gelişmelerle ilgili yaptığı veri analizlerini açıkladı.

2020 ve 2021 yıllarında erken seçim olmayacağını öngören Polimetre’nin veri analizlerine göre, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminden parlamenter sisteme dönüş çalışmaları başlayacak. AKP ve MHP'de diğer partilerle birlikte bu çalışmaları destekleyecek. Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu ve Parlamenter Sisteme geçiş konularında Anayasa değişikliği yapılacak.

'PARLAMENTER SİSTEME DÖNÜŞÜN İÇ SAVAŞA YOL AÇMA İHTİMALİ VAR'

Parlamenter sisteme dönüş yapılmamasının 2021 veya 2022 yılında iç savaşa yol açması ihtimali olduğu öngörüsünde bulunan Polimetre Araştırma, seçim sisteminin AKP ve MHP tarafından değiştirilmek isteneceğini ve bu doğrultuda hem seçim sisteminin değişeceğini hem de seçim barajının düşeceğini iddia etti.

2020'de AKP'nin güç kaybetmeye devam edeceğini belirten araştırma şirketi, AKP teşkilatlarında kopma yaşanacağını, AKP'den ümidini kesen seçmenin, Ahmet Davutoğlu'nun ve Ali Babacan'ın kurmuş olduğu yeni partilere yöneleceğini öngördü.

'AKP İKTİDARI KAYBETTİĞİ AN VARLIĞI SONA ERECEK'

Polimetre Araştırma Şirketi'nin, tartışılacak iddialarından biri de AKP'nin varlığının sona erecek olması. Şirket bu iddiasını, "Olağanüstü durumlar gerçekleşmez ise ilk genel seçimden sonra AKP iktidarı kaybedecek ve buna takiben AKP'nin varlığı sona erecek" ifadeleriyle dile getirdi.

'KANAL İSTANBUL HİÇ BİR ZAMAN TAMAMLANAMAYACAK'

Polimetre Araştırma'nın bir diğer iddiası ise Kanal İstanbul hakkında oldu. Şirkete göre, Kanal İstanbul projesinin 2020 temelleri atılacak olsa da hiç bir zaman tamamlanamayacak olması. Zira şirkete göre, Kanal İstanbul gerek maddi gerekse uluslararası ilişkilerde Türkiye'nin başını ağrıtacak.

ORC Araştırma Merkezi, 28 - 31 Aralık 2019 tarihleri arasında 36 ilde 2 bin 980 kişi ile görüşerek yaptığı 'Siyasi Eğilimler Araştırması'nın sonuçlarını kamuoyu ile paylaştı. 

Anket sonucuna "Sadece Recep Tayyip Erdoğan ve Ekrem İmamoğlu’nun yarışacağı iki adaylı bir cumhurbaşkanlığı seçiminde, oy tercihiniz hangi isimden yana olur?" sorusuna katılımcıların yüzde 50.9'u Erdoğan,  yüzde 34.2'si ise İmamoğlu dedi.

Ankette yer alan sorular ve yanıtları şöyle:

CHP kurultayında, Kemal Kılıçdaroğlu ile Muharrem İnce yarışırsa, hangi ismin Genel Başkan olmasını istersiniz?

BB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kanal İstanbul ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Kanal İstanbul'la ilgili konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı İmamoğlu, “Arap şirketleri arazi aldıysa aldı. Eker biçerler artık. Çünkü olmayacak o proje. Yapılmayacak” dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kanal İstanbul ile ilgili Sözcü'’den Özlem Güvemli’ye açıklamalarda bulundu.

Kanal İstanbul güzergahındaki arazilere Arap şirketlerinin ilgisine tepki gösteren İmamoğlu, “Arap şirketleri arazi aldıysa aldı. Eker biçerler artık. Çünkü olmayacak o proje. Yapılmayacak” dedi. İmamoğlu, “İsteseniz de istemeseniz de yapacağız” söylemini tepki göstererek şunları söyledi: 

'ORTADA KURAL DA YOK' 

“Kuralına göre yapsan, mevzuyu tüm aşamalarını geçirerek yapsan diyeceğim ki ‘her şey kuralına uygundu biz laf dinlemiyoruz'. Ortada kural yok ki, plana işlenmemiş. Bir kamulaştırma kararı yok. Mesela Arnavutköy ve Başakşehir sınırlarında kanalın geçeceği yerler var. Hâlâ kanalın geçeceği yerlerde imar veriyor, inşaat ruhsatı veriyor, plan geçiriyor. Bu kadar karmaşık bir süreç. İçinde akıl ve bilim yok. Biz teknik verilerimizi açıklıyoruz. Her açıkladığımız veriye sonunda cümle değiştirerek yanıt veriyorlar. Biz ‘böyle olur' diyoruz. Karşılığında ‘böyle olmaz' diyorlar. Açıklama sorumlusu gibi bakan her gün çıkıp bir cevap yetiştiriyor.”

Projeye 75 milyar liradan fazla harcanacağını savunan İmamoğlu, “200 milyar deseniz yanılmazsınız. İş insanı olarak kalem kalem çıkarsam maliyeti bulurum en fazla yüzde 25 yanılırım. Bu projenin maliyeti asla 75 milyar TL değil” dedi. Projeye şiddetle karşı çıkan İmamoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

'TARİHE İHANETTİR'

“Bu güzel memleketin doğasını mahvediyoruz. Bu mesele önce İstanbullunun meselesi, sonra 82 milyon vatanseverin meselesi. Daha da ötesi dünyanın meselesi. Kafana göre dünyanın coğrafyası ile oynayamazsın. Olamayacağını akılla bilimle anlatacağız, asla siyasileştirmeyeceğiz. Kimse de sayın Cumhurbaşkanı istiyor diye kabul etmesin. Akıl ve bilim kabul ediyorsa etsin. Bu proje, 1453'te Fatih Sultan Mehmet'in fethedip bize emanet ettiği tarihe ihanettir.”

İstanbul yeni bir kalkınma, silkinme, toparlanma, yükselme, kanatlanma ve uçma döneminin arifesinde bulunuyor. Bütün bunların hayata geçebilmesi için de Boğaz’a rakip bir kanalın açılmasıyla mümkün olabilecek.

Gel gelelim tam bu çağı değiştirecek dönemde iktidar partisi İstanbul’u kaybetti. Hem de iki kere. Cumhurbaşkanı seçimler öncesinde diyordu ya:

-İstanbul’u kaybedersek, Türkiye’yi de kaybederiz.

“Birincisi başarıldı, sıra ikici aşamada…” diyenler var.

Ama C. Başkanı “Türkiye’yi kaybetmekten” kastettiği şey Kanal İstanbul gibi dünya çapında bir projeydi.

Kanal İstanbul için hazırlanan Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) Raporuna karşı topyekûn bir seferberlik başladı. İstanbullular yağmur çamur demeden kuyruklar oluşturup “Kanala hayır!” diye bayrak açtılar.

İstanbulluların itiraz süreci tamamlanmadan Cumhurbaşkanı’nı gayet “demokratik” biçimde kendi görüşünü ifade etti:

-İsteseniz de yapacağız istemeseniz de yapacağız!

Kararlı lider böyle olur. Halka ayak takımına kulak vermez. Sadece seçim öncesi demokrasi falan der geçer.

Kanal İstanbul 2009’da Amerikalı Regional Plan Association Başkanı Robert Yaro ve ekibi tarafından hazırlanan Türkiye Ulusal Kalkınma Planında yer aldı. Prof. Dr. Tarık Şengül bu meseleyi 28 Aralık 2019 tarihli BirGün gazetesinde yazdı.

Yaro İstanbul’a İBB’nin Konut A.Ş. tarafından davet ediliyor. Daha kimsenin kanaldan haberi yok. Yaro 23 sayfalık rapor hazırlıyor. Kanal ve çevresine oluşacak yeni bir şehrin inşası böylece dar bir çevre tarafından öğreniliyor. Zamanın lideri tarafından da açık olarak söyleniyor:

-Kanal İstanbul hakkında pek çok çalışma var. Bunlar ben ve çalışma arkadaşlarım tarafından biliniyor. Ama spekülasyon olmasın diye açıklamıyoruz.

İşte taa o yıllarda Katarlılar projeden istifade ettiriliyor.

İstanbul parsellenip yabancılara satılıyor.

Fakat İstanbul Belediyesi projeden çekildiğini açıklayınca halk da ayaklandı.

-İstanbul’a kanal istemiyoruz!

Yağmur çamur dinlemeden İstanbullular dilekçe kuyruğundalar. Kanal yapımı bir anda demokrasi mücadelesine doğru yöneliyor.

Sanki kanal projesi tek kişilik bir sahiplenme ile baş başa kalma durumuna geldi.

Eğer bu karşı çıkış başarılı olursa yeni bir aşamaya da geçilecek. Halkın gücü ortaya çıkacak. İlerde buna bir başlık da bulunacak:

-Demokrasiye kanal tedavisi!

Metropoll Araştırma Şirketi, 'Türkiye'nin Nabzı Aralık 2019' adlı bir anket yayımladı. Ankete göre AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'a destek verenlerin sayısı geçen bir aya göre düşüş yaşandı. Ankete katılım sağlayanların Türkiye'nin Libya'ya asker gönderme konusunda 37,7'si onaylarken, yüzde 49,7'si ise onaylamıyor.

Cumhuriyet'te yer alan habere göre, Metropoll Araştırma Şirketi’nin yaptığı 'Türkiye’nin Nabzı Aralık 2019' anketine göre Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'a görev onayı verenlerin oranı son bir ayda yüzde 48,4'ten yüzde 43,7’ye düştü. Cumhurbaşkanı'na görev onayı vermeyenlerin oranı ise yüzde 41,7'den yüzde 42,2'ye yükseldi.

Metropoll’un araştırmasına göre, AKP'lilerin yüzde 87,9’u Erdoğan’a onay verirken, MHP seçmeni yüzde 52 ile ikinci sırada yer aldı. Erdoğan’a görev onayında en düşük destek ise yüzde 1,3 ile İyi Parti ve yüzde 6,6 ile CHP seçmeninden geldi.

Diğer partililerin yüzde 25’i de aralık ayı için Erdoğan’ı onayladıklarını ifade etti.

MHP SEÇMENİNİN ERDOĞAN'A DESTEĞİ DE AZALDI

Aralık’ta bütün partilerin Erdoğan’a verdiği “görev onayında” bir düşüş yaşanırken, HDP seçmeni son bir ayda yüzde 2,5’lik seviyesinde cumhurbaşkanına olan desteklerini artırdı. AKP seçmeninin son bir ayda Erdoğan’a olan desteğinin azalması ise dikkati çekti. Öte yandan Cumhur İttifakı’nda yer alan MHP seçmeninin Erdoğan’a verdiği onay oyunun yüzde 79,2’den yüzde 52’ye düştüğü tespit edildi.

Metropoll’un araştırması ayrıca, 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi’nden bu yana Erdoğan’a olan desteğin yüzde 67,6’dan yüzde 43,7’ye düştüğünü ortaya koyuyor.

"TÜRKİYE'NİN LİBYA'YA ASKER GÖNDERMESİNİ ONAYLIYOR MUSUNUZ?" SORUSUNA YANIT

Libya'ya asker gönderilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda 325 oyla kabul edildi. Tezkereye 184 ret oyu verildi. Türkiye kamuoyunun konuya bakışını inceleyen Metopoll, vatandaşlara, "Türkiye’nin Libya’ya asker göndermesini onaylıyor musunuz?" sorusunu yöneltti. Onaylarım diyenlerin oranı yüzde 37,7, onaylamam diyenlerin oranı ise yüzde 49,7 oldu.