Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Anasayfa >> Haftanın Değerlendirmeleri >> Ekonomi ve Finans

Haftanın Ekonomi ve Finans Değerlendirmesi(30 Aralık 2019-5 Ocak 2020)

Bu değerlendirme, son bir hafta içinde ekonomi ve finans alanındaki haberlerin değerlendirmesini kapsamaktadır.
SDE Editör
06 Ocak 2020 11:07

I. YURTİÇİ - PARA VE FİNANS PİYASASI

  •  Merkez yabancı para mevduat/katılım fonlarına uygulanan zorunlu karşılık oranlarını artırdı

TCMB yabancı para mevduat/katılım fonlarına uygulanan zorunlu karşılık oranlarını tüm vade dilimlerinde 200 baz puan artırdığını ve ayrıca 10 Ocak 2020 tarihinden itibaren yabancı para zorunlu karşılıklarına dolar hesaplar için yüzde 2,5 dolar dışı dövizler için ise binde 2,5 komisyon uygulayacağını duyurdu.

Ayrıca bu politika ile bir reel kredi büyüme koşullarını sağlayan bankaları hariç tutarak oranların bu bankalar için 200 baz puan daha düşük uygulanmasını amaçlamaktadır. Banka bu hamlelerle ile döviz tevdiat hesaplarının maliyetini artırarak doların daha çok değer kazanmasına neden olan talebi azaltmaya çalışmaktadır. Merkez Bankası rezervlerini güçlendirirken, bu arada reel kredi büyümesini daha da cazip hale getirmeye çalışıyor.

  • Varlık Barışı'nda süre 30 Hazirana uzatıldı

Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının Türkiye'ye getirilmesine ilişkin süre 30 Haziran 2020 olarak yeniden belirlendi.

Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye'de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarıyla taşınmazlar, 30 Haziran 2020'ye kadar vergi dairelerine beyan edilecek. Beyan edilen söz konusu varlıklar, 30 Haziran 2020'ye kadar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın kanuni defterlere kaydedilebilecek.

Ekonominin dengelenme sürecinden ivmelenme sürecine geçişte dışardan gelen sermayenin katkısı yanında ayrıca şu ana kadar kanuni defter kayıtlılarında yer almayan söz konusu menkul değerleri ve taşınmazların kayıt altına alınarak ekonomiye kazandırılması önemli olacaktır.

  • TCMB'nin Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Azami Faiz Oranları Hakkında Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ, Resmi Gazete'de yayımlandı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası  tarafından Türk lirası ve yabancı para cinsinden kredi kartı işlemlerinde uygulanacak aylık azami akdi ve gecikme faiz oranları düşürüldü.

Buna göre 1 Ocak 2020'den geçerli olmak üzere, Türk lirası cinsinden kredi kartı işlemlerinde uygulanacak aylık azami akdi faiz oranı yüzde 1,60'tan 1,40'a düşürüldü. Yabancı para cinsinden kredi kartı işlemlerinde uygulanacak aylık azami akdi faiz oranı yüzde 1,28'den 1,12'ye indirildi. Türk lirası cinsinden kredi kartı işlemlerinde uygulanacak aylık azami gecikme faiz oranı yüzde 2'den 1,70'e düşürüldü. Yabancı para cinsinden kredi kartı işlemlerinde uygulanacak aylık azami gecikme faiz oranı yüzde 1,42 olarak belirlendi.

Merkez bakasının politika faizlerinin düşmesine eşlik eden piyasa faiz oranlarıyla birlikte kredi kartlarına uygulanan akdi ve gecikme faizlerinin de ust sınırının belirlenerek uyumlandırılması tüketici geliri ve haklarının korunması için önemlidir. Ancak burada düşen akdi ve gecikme faiz oranlarının uyumlaştırılması yanında kredi kartı kullanıcılarına daha fazla tüketim yolunu açması ve bunun da kullanıcıyı daha çok borçlandırması dikkate alınmalıdır.

  • Amme Alacakları İçin Uygulanan Gecikme Zammı Oranının Yeniden Belirlenmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Kamu alacakları için uygulanan gecikme zammı oranı yüzde 2'den yüzde 1,6'ya çekildi.

Hem alacakların tahsilinde bir artışın sağlanabilmesi hem de ülke genelinde politika faiz oranlarındaki düşüşün adil ve hakkaniyet içinde ekonominin her alanına intikal ettirilmesi gerekir.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 30 Eylül itibarıyla brüt ve net dış borç stoku, Hazine garantili dış borç stoku ve kamu net borç stoku ile Avrupa Birliği tanımlı genel yönetim borç stoku verilerini açıkladı.

Buna göre, 30 Eylül itibarıyla Türkiye'nin brüt dış borç stoku 433,9 milyar dolar oldu. Stokun milli gelire oranı yüzde 59,1 olarak hesaplandı. Türkiye'nin net dış borç stoku da aynı dönemde 247,6 milyar dolar olarak belirlendi. Stokun milli gelire oranı yüzde 33,7 olarak kayıtlara geçti.

Borç faizlerinin dahil edildiği brüt dış borcun milli gelire oranın yüzde 59,1 çıkması borçların sürdürülebilirliği yönünde dikkat alarmı vermektedir. Ancak büyümenin bu yıl en az yüzde 5 düzeyine çıkabilmesi için artan dış borçlara katlanmak gerekebilir yeter ki bu borçların verimli ve üretken alanlara kullanarak gelire dönüşmesini sağlayalım. 

  • Türkiye İstatistik Kurumu ile Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan geçici dış ticaret verilerini açıkladı; Buna göre

İhracat Kasım 2019'da, 2018'in aynı ayına göre %0,1 artarak 15 milyar 503 milyon dolar, ithalat %9,7 artarak 17 milyar 737 milyon dolar olarak gerçekleşti. Kasım ayında dış ticaret açığı %232,2 artarak 2 milyar 234 milyon dolara yükseldi.

Büyümenin istenilen en az yüzde 5’lere gelebilmesi için daha çok ithalat gerekli.  Ancak dış ticaret açığının finansmanında artan ithalat kadar artan turistlerin sayısı ve sermaye girişi de önemlidir. Bunun için önemli  iki değişken: ülkenin siyasi riski ve reel faizler.

  • Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre Ocak-Kasım döneminde Türkiye’ye gelen toplam yabancı ziyaretçi sayısını açıkladı.

Geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla %14,3 oranında artarak 42 milyon 910 bin oldu. İlk 11 ayda geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre en çok ziyaretinin geldiği Rusya’dan gelen ziyaretçi sayısı %17,42 artarken ikinci sırada gelen Almanya’daki artış %11,57 ve üçüncü sırada gelen İngiltere’deki artış %13,30 oldu.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da azalan terör riskiyle bu bölgelere gelen turistler ülkeye gelen turistlerin sayısında önümüzdeki yılda da  belirli bir artış sağlaması beklenmektedir.  Ülkeye gelen turistlerin sayısı kadar ülkede bıraktıkları döviz miktarındaki artışı  dikkate alınarak cari açığa katkı sunması beklenir.

II. YURTİÇİ - REEL SEKTÖR

  • Kasım ayında yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatı içindeki payı

bir yılda yüzde 4.2'den 4,7'ye çıktı.

Yıl genelinde yüzde 3'lerde seyreden yüksek teknoloji payının kasımda yükselmesinin, Ukrayna başta olmak üzere yapılan silahlı insansız hava aracı ihracatından kaynaklandığı söylenebilir. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ithalatı içerisindeki payı ise aynı dönemde yüzde 15.3'ten 15.9'a yükseldi.

Yüksek Teknoloji ihracatı kapsamında olan mallar radyo, televizyon, haberleşme teçhizatı ve cihazları, hava ve uzay taşıtlar, tıpta ve eczacılıkta kullanılan bitkisel kaynaklı ürünler, tıbbi aletler büro, muhasebe ve bilgi işlem makineleridir. Bu malların ihracatının artması ekonomik büyüme ve istihdam kalıcı etkiler bırakmaktadır. Baykar’ın Ukrayna ile yapılan SIHA anlaşması ihracat artışına katkı sunmuştur. Türkiye’nin karada yeni otomobil, havada IHA ve SHA’ları ve denizde kendi gemisini inşaa etmesi ve bunları üretip ihracat Türkiye’nin kalkınma ve gelişmesi için hayati önem taşımaktadır.

  • Bitkisel üretim bir önceki yıla göre arttı

Üretim miktarları, 2019 yılında bir önceki yıla göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde %1,4, sebzelerde %3,5, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde ise %0,3 oranında artış gösterdi.

Üretim miktarları 2019 yılında yaklaşık olarak tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 63,8 milyon ton, sebzelerde 31,1 milyon ton ve meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde 22,3 milyon ton olarak gerçekleşti.

Bir önceki yıla göre buğday üretimi %5 oranında azalarak 19 milyon ton, arpa üretimi %8,6 oranında artarak 7,6 milyon ton, çavdar üretimi %3,1 oranında azalarak 310 bin ton, yulaf üretimi %1,9 oranında artarak 265 bin ton oldu.

2018 yılının ilk yarısında stoklanan soğan ve patates gibi ürünler yüksek fiyatlara satılınca hükümet tanzim satışları ile müdahale etmişti. Geçtiğimiz yıl  her ne kadar bazı ürünlerde yüksek fiyat yaşandıysa da iklim ve hava koşulları bitkisel üretimi destekledi. Ancak şu ana kadar yağışsız kuru  geçen kış ayları bitkisel üretimde bu yıl için bitkisel ürünlerin üretiminde  olumsuz yönde etki yapabilir.

  • TUİK Sektörel Su ve Atıksu İstatistikleri açıklandı. 2018 yılnda su kaynaklarından 17,5 milyar m3 su çekildi

Belediyeler, köyler, imalat sanayi işyerleri, termik santraller, organize sanayi bölgeleri (OSB) ve maden işletmeleri tarafından 2018 yılında 17,5 milyar m3 su doğrudan su kaynaklarından çekildi. Su kaynaklarından çekilen suyun %56,2'si denizlerden, %15,1'i barajlardan, %14'ü kuyulardan, %8,7'si kaynaklardan, %3,9'u akarsulardan, %1,8'i göl/göletlerden, %0,2'si ise diğer su kaynaklarından çekildi. Alıcı ortamlara 14,8 milyar m3 atıksu deşarj edildi. Soğutma suyu hariç deşarj edilen atık suyun %81'i arıtıldı

Türkiye’nin su tüketimi yüksek seviyededir dolayısıyla daha tasarruflu su tüketimine ihtiyaç vardır. Dünya ortalama su tüketiminin günde kişi başı 80 litre olduğunu, Türkiye'de ise kişi başı 190 litre su tüketildi. Türkiye, sanılanın aksine su zengini bir ülke değil. Artan nüfusu ve paralel olarak artan su kullanım alanları ile Türkiye, ne yazık ki “su fakiri” bir ülke olma yolunda ilerliyor. DSİ’nin verilerine göre Türkiye’de yıllık kişi başına düşen su miktarı yaklaşık 1519 m3. Atık suyun arıtılmasında %81’lerden en az %90’nı yakalamak gerekir.

  •  1 Ocak 2019'da başlayan uygulama ile plastik poşet kullanımı 2019'un 11 ayında yaklaşık yüzde 77 oranında azaldı. Aylık yaklaşık 35 adet olan kişi başı kullanım adedi ise 10'a kadar düştü.

Ayrıca 2019 yılı Aralık ayı itibarıyla yaklaşık 200 bin ton plastiğin kullanımının da önüne geçildi. 1 ton plastiğin üretimi ve geri dönüşüme tabi tutulmaksızın doğrudan doğaya bırakılması ile 41 kilogram sera gazı salınımı gerçekleştireceği göz önünde bulundurulduğunda ise yaklaşık 200 bin ton plastiğin kullanımının önlenmesi ile yaklaşık 8 milyon kilogram sera gazı salınımının önüne geçildi.

Kapanan 5 termik santrallerle birlikte düşündüğümüzde Türkiye iklim değişimi ve çevreye yönelik önemli adımlar atmaya başlamıştır.

  • Yumurta ve balık 1. nolu listeye alınarak KDV oranı %8 den %1 alındı. Mobilyada da KDV oranı %1’e çekildi. Düşen KDV oranları bütçe vergi gelirlerinde parasal bir azalmaya neden oluyormuş gibi gözükse de artan balık, yumurta tüketimi ve mobilya alımı düşen fiyatları nedeniyle daha çok vergi geliri sağlayabilir. Tüketicinin bu indirime nasıl tepki vereceğini bekleyip görmek gerekir.

III. YURTDIŞI PİYASALAR / PARA VE İŞGÜCÜ PİYASALARI

  • Çin Merkez Bankasından zorunlu karşılık hamlesi

Ekonomik büyümesi istenilen seviyenin oldukça gerisinde kalan Çin Merkez Bankası (PBOC), büyümeyi desteklemek amacıyla tüm bankaların rezerv karşılığı tutmak zorunda oldukları zorunlu karşılık oranlarını 50 baz puan indirdiğini duyurdu. 2018 yılından bu yana toplamda sekiz kez zorunlu karşılıklarda indirimine giden banka, bu son hamlesiyle sisteme 800 milyar yuan (114,9 milyar USD) likidite sağlamayı planlıyor.

  • ABD dış ticaret verileri

Bu hafta ABD cephesinde dış ticaret verileri açıklandı. Buna göre ihracat Kasım’da bir önceki aya kıyasla %0,7 artarak 136,4 milyar USD’ye çıkarken, ithalat aynı dönemde %1,3 düşüşle 199,6 milyar USD’ye geriledi. Böylece, bu dönemde dış ticaret açığı %5,4 gerileyerek 63,2 milyar USD olarak gerçekleşti. Beklenti 68,7 milyar USD olması idi.

  • İşsizlik rakamları

ABD'de işsizlik maaşı başvuruları geçen hafta 224,000'den 222,000'e gerileyerek 4 haftanın en düşüğüne indi.

IMF Raporu

Uluslararası Para Fonu IMF 2019 ve 2020 yılı için küresel büyüme tahminlerini açıkladı. Buna göre IMF 2019 yılına ilişkin küresel büyüme tahminin %3,3’ten %3,2’ye düşürürken 2020 yılı için %3,6’dan %3,5’e düşürdü. Raporda küresel talebin zayıf olmasının, küresel ticaret hacmindeki gerilemenin ve özellikle ABD, Japonya ve Euro Bölgesinde seyreden düşük enflasyon seviyesinin küresel büyümeyi aşağı çektiğine dikkat çekildi.

IMF Aralık ayı raporunda gelişmiş ülkelerin Nisan ayı büyüme tahminlerini ise yukarı yönde revize etti. Buna göre Euro bölgesi 2019 ve 2020 yılları için büyüme tahminini sırasıyla %1,3 ve %1,6 olarak açıklarken ABD için 2019 yılı Nisan büyümesini %2,3’ten %2,6’ya yükseltti.

  • IMF Türkiye Raporu

Raporun ilk kısmında küresel mali krizin ardından, Türkiye'deki büyümenin giderek dış kaynaklı kredi ve talep teşvikine bağımlı hale geldiği ve bunun sonucunda Türkiye ekonomisinin büyük bir cari açık ve yüksek enflasyon ile potansiyelin üzerinde işleyeme başladığı belirtilirken bu dengesizliklerin ekonomiyi piyasa duyarlılığına açık hale getirdiği ve sonuç olarak 2018 sonlarında  Türk Lirasında önemli bir değer kaybını tetiklediği vurgulandı.

Raporun devam eden kısmında ise ekonomik büyümenin yeniden başladığı, genişlemeci maliye politikasının kamu bankaları tarafından hızlı kredi sağlanması ve daha uygun dış finansman koşulları ile desteklendiği belirtilmiştir. Kuruluş, ayrıca piyasa baskısı azaldıkça TL’nin toparlandığına işaret ederken İthalat baskısının ve güçlü turizm sezonunun cari işlemler hesabının düzelmesine dikkate değer ölçüde katkıda bulunduğunu da belirtmiştir.

Öte yandan raporda en dikkat çeken kısım ise beş yıl önceki raporda kırılgan li grubu içinde (Çin, Hindistan, Brezilya ve Rusya) yatırım yapılabilir statüsüne sahip olan Türkiye’nin, bu raporda Arjantin, İran, Libya ve Sudan grubuna dahil edilmiş olması ve “stresli ekonomi” statüsüne gerilemesidir.

IMF, Türkiye'nin bu yıl %0,2 2020 yılında ise %3 oranında büyüyeceğine ilişkin tahminini ise korudu.