Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Anasayfa >> Haftanın Değerlendirmeleri >> Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika

Haftanın Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika Değerlendirmesi (14-20 Ocak 2019)

Bu değerlendirme, son bir hafta içinde Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika alanındaki haberlerin değerlendirmesini kapsamaktadır.
SDE Editör
22 Ocak 2019 09:40

Doç. Dr. Erkin Ekrem -  Dr. Hatice Çelik

Çin-ABD İlişkilerinin 40. Yılı

Çin Halk Cumhuriyeti 1 Ekim 1949’da kurulduğunu ilan etmişti. Ancak ABD ve Batı ülkeleri bu devleti tanımadığı gibi BM üyeliğine de kabul etmemişti. Bu durum önce ABD Başkanı Richard Nixon’un Ulusal Güvenlik Danışmanı Henry Kissinger’in Çin’e yaptığı gizli ziyareti (9-11 Temmuz 1971) ile ardından da ABD Başkanı Nixun’un diplomasi ilişkisi olmayan Çin’e ziyaret etmesi (21-28 Şubat 1972) ile değişmiştir. Sovyetlere karşı Çin-ABD arasında oluşan stratejik işbirliği de Soğuk Savaşın dengesini değiştirmiştir; ABD-Kuzey Vietnam arasındaki savaşı Vietnamlılar arasındaki savaşa dönüştürmek için Vietnamlılaştırma (Vietnamization) politikası uygulanmıştır; Bu gelişmelerin ardından BM üyesi ve BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi olan Tayvan’daki Çin Cumhuriyeti de uluslararası sistemden atılması ile Çin-ABD ilişkileri yakınlaşmış ve diplomasi ilişkileri ise ancak 1 Ocak 1979 tesis edilebişlmişti. Çin-ABD ilişkileri, Washington’un “Tek Çin Politikası”, üç adet ortak bildirisi (1972, 1979, 1982) ve ABD’nin Tayvan ile İlişkileri Yasası gibi belgelerle karmaşık ikili ilişkileri sürdürüle gelmiştir. Sovyetler Birliğinin Afganistan’a askeri müdahalesi ile ABD-Çin işbirliğini arttırmış ise de Sovyetlere karşı stratejik işbirliği ilişkileri soğuk savaşın sona ermesi ile zayıflamıştır.

Soğuk savaş sonrası ABD tek kutuplu bir güce dönüşürken, Çin çok kutupluk dünya düzeni istemeye başlamış ve Rusya Federasyon ile yeniden ilişkilerini geliştirmeye başlamıştır. ABD’nin küresel ve bölgesel politikasını desteklemeyen Çin ise ABD’nin 1945 yılından buyana oluşturduğu uluslararası siyasî ve ekonomik sisteminden yararlanarak ekonomik kalkınmasını sağlamıştır. Başkan Barack Obama’nın dediği gibi Çin 30 yıldan beri “bedava yolcu”(free rider) olarak ABD’nin sayesinde ilerlemiştir. 1979 yılında iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2,45 milyar dolar idi, 2017 yılına doğru bu sayı 583.7 milyar dolara ulaşmış olup 231 kat artış olmuştur. Ancak 1985 yılından beri ABD, kendi aleyhine gelişen bir ticaret dengesini sürdürmüştür. 2017 yılında ABD’nin ticaret açığı 375,2 milyar dolar olmuş ve ikili ticaret hacminin %47’sini oluşturmaktadır. 2030 yılları civarında Çin ekonomisi ABD’yi geçerek dünyanın en büyük ekonomik gücü olmaya aday olan Çin hâlihazırda dünyanın birinci ticaret gücüdür. ABD Başkanı Donald Trump ise bu duruma izin vermemek için Çin ile yeniden anlaşmaya varılmasını istiyor ise de şimdilik ticaret savaşı kapsamında Çin’in de ABD çıkarların sağlanmasını istemektedir.

Yükselen Çin’e karşı ABD tarafı sorumlu paydaş (responsible stakeholder), G2 ve Çinmerika (Chimerica) gibi işbirliği modeli önermiştir. Bu önerileri kabul etmeyen Çin ise Yeni Tipteki Büyük Ülkeler İlişkileri önerisini sunmuştur. Bu ilişkinin temel ilkesi çatışmasız ve karşı koymamak, karşılıklı saygı ve işbirliği ve karşılıklı kazan olmuştur. Ancak Çin’in bu önerileri Obama Hükümeti ve Trump Hükümeti tarafından kabul edilmemmiştir.

Çin-ABD ilişkilerinin 40. yılı vesilesi ile Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Çin’in Renmin Ribao (people daily) gazetesine verdiği röportajda ikili ilişkileri değerlendirmiştir. Çin-ABD arasındaki işbirliği ikili ilişkilerin en uygun tercihidir diyen Wang Yi, koordinasyon, işbirliği ve istikrara dayalı Çin-ABD ilişkileri ilerletmenin her iki ülkenin yararına olduğunu belirtmektedir. Stratejik diyalogu güçlendirmekle ortak çıkarları buluşturan noktaları ve ortak çıkarı daha da genişletme yollarını aramasını dile getirmektedir. Karşılıklı stratejik güvenin arttırılmasının önemine vurgu yapan Wang Yi,  ABD’deki bazı insanların Çin’le ilgili endişe ve şüpheleri gidermesi gerektiğini ifade etmiştir. Wang Yi’ye göre yükselen Çin’in gelecekte mutlaka ABD’ye meydan okuyacak veya ABD’nin yerini alacak gibi düşüncelerinin ciddi bir yanlış stratejik algılamadır. Çin-ABD arasında rekabet olmasının normal bir durum olduğunu belirten Wang Yi, işbirlikçi rekabetin olumlu manasını taşımakta olduğunu ileri sürmektedir. Wang Yi yaptığı açıklamasında her iki tarafın birbirlerini ayırmak ve kopartmak yerine ikili bağlantıyı güçlendirmeli, sıfır toplamlı oyun gibi eski düşüncesinden vazgeçmeli diye konuşmuştur. Birçok alanlarda işbirliği yapabileceğini belirten Wang Yi, ABD’nin Tayvan meselesi, Tibet meselesi ve Xinjiang (Doğu Türkistan) meselesinden uzak durmasını ve Çin’in egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı ve içişlerine karışmamasının altını çizmiştir.

Çin-ABD rekabeti Thucydides’in Tuzağına (Thucydides’s Trap) düşüp düşmemesi iki ülkenin bu rekabet durumunu kontrolü yönetip yönetememesine bağlıdır.