Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Anasayfa >> Haftanın Değerlendirmeleri >> Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika

Haftanın Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika Değerlendirmesi ( 1-6 Ocak 2019)

Bu değerlendirme, son bir hafta içinde Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika alanındaki haberlerin değerlendirmesini kapsamaktadır.
SDE Editör
08 Ocak 2019 09:23

Doç. Dr. Erkin Ekrem - Dr. Hatice Çelik

ABD’nin Asker Çekmesi ve İran

ABD Başkanı Donald Trump 19 Aralık 2018’de DEAŞ ile savaşın bittiğini ve Suriye'den asker çekme sürecini başlatacağını duyurmuştu. Alınan bu karar bölge ülkelerini şaşırttığı gibi ABD yönetimi içinde de anlaşmazlıklara yol açmıştır. Trump’ın ABD’nin Suriye’den çekileceği açıklamasından sonra Savunma Bakanlığı Sözcüsü Dana White ve ABD Başkanı’nın DEAŞ ile Mücadele Uluslararası Koalisyonu Özel Temsilcisi Brett McGurk da görevlerinden ayrılmıştı. En büyük istifa Savunma Bakanı James Mattis’in Başkan Trump ile anlaşamadığı için kabineden ayrılması olmuştur. ABD Savunma Bakanlığı Özel Kalem Müdürü Kevin Sweeney, Bakan James Mattis’in görevden ayrılmasından bir ay sonra istifa etmişti. 2000 civarında ABD ordusunun Suriye'den çekilecek olması ABD basın ve kamuoyun bölgeye kaos getirmesi eleştirmelerine de uğramıştır. Başkan Trump ile birlikte gelişen bu gelişmeler Suriye’nin geleceğini daha da belirsizleştirmiştir. Ancak daha öncesinde olduğu gibi Başkan Trump geri dönüş yapabilmekteydi.

Nitekim, 2 Ocak 2019’da, ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da yapılacak Bakanlar Kurulu toplantısı öncesi, Suriye’de asker çekme süreci ile ilgili bir soruyu yanıtlarken şöyle söylemiştir: “Ben hiçbir zaman hızlı ya da yavaş demedim.” Zaman dilimi olup olmadığı sorulduğunda ise “Hayır". Bazıları 4 ay dedi ama ben bunu da hiç demedim.”Bakanlar Kurulu toplantısında konuşan Trump, ABD askerinin Suriye’den “bir süre sonra” çekileceğini ve bunun için bir zaman dilimi vermediğini tekrarlamıştır. Başkan Trump aynı zamanda YPG ile ilgili soruyu da yanıtlamış: “Kürtler. Çok enteresan. Türkiye onları sevmiyor, başka insanlar seviyor. Sahip oldukları az miktardaki petrolü İran’a satmalarından hiç hoşlanmadım. Kürtler partnerimiz ama İran’a petrol satıyorlar. Bu beni hiç sevindirmedi, hiç mutlu etmedi. Aynı zamanda, biz de onlarla birlikteyken daha iyi savaşıyorlar. Kürtleri korumak istiyoruz, yine de Kürtleri korumak istiyoruz. Ama Suriye’de sonsuza kadar kalmak istemiyorum. Orası kum ve ölümden ibaret.” Başkan Trump’ın Ortadoğu’daki ilgi odağı Suriye değil, İran olduğu YPG’nin İran’a petrol salmasından duyduğu hoşnutsuzluktan anlaşılmaktadır. İlerleyen günlerde Suriye’den çekilen asker ve askerî malzemeleri ABD’ye değil Irak’a taşıması Başkan Trump’ın Ortadoğu haritasındaki önemli noktanın İran olduğu da anlaşılmaktadır. İran’ı dizginleştirmek Başkan Trump’ın tutkusu idi. Yani ABD’nin Suriye’den asker çekmesi aslında İran’a yönelik operasyonun ön hazırlığı olabilir.

Başkan Trump’ın yarattığı gündem Suriye’deki PYD/YPG güçlerini kaygılandırmış, ABD tarafından terk edilip ihanet edileceğinden endişe duyulmaktadır. YPG güçleri en çok Türkiye’nin bölgeye yönelik yapılacak operasyonundan kaygılıdır. Bu durumda yeni bir yol arayışı da söz konusu olmaktadır. YPG’nin Genel Komutanı Sipan Hemo’nun Şam ve Moskova’ya gizli bir teklif sunduğu gelişmelerden anlaşılmaktadır. YPG’nin planında kontrol altındaki toprakları Şam Hükümetine teslim etmekle Kuzey Suriye’de özerklik statüsü kazanması vardır. Ancak ABD’nin nihai hedefi İran ise YPG güçlerinin ABD’nin yanında yer alması ve İran’a karşı çıkması istenecektir. Tel Aviv’den sonra ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un 7 Ocak’taki Ankara ziyareti YPG güçlerini rahatlatma gezi olacaktır. John Bolton’un İsrail gezisinde gazetecilere yaptığı açıklamasında,  ABD’nin Suriye’den çekilmesi için bir takvim olmadığını ve şartların yerine getirildiğini gördükten sonra “bir takvimden bahsedilebileceğini ifade etmiştir. Söz konusu şartları işe Suriye’de DEAŞ’ten geriye kalanların da bölgeden temizlendiğinden emin olunca asker çekecektir. John Bolton’a göre,“askerlerimizi tehlikeye atmamak ve aynı zamanda Başkan Trump’ın, bizimle birlikte mücadele eden Suriyeli muhalif kuvvetlerin hayatlarının tehlikeye atılmayacağı talebini de karşılamak için, Türkiye’nin ABD ile koordine olmadan ve en azından ABD ile fikir birliğine varmadan herhangi bir askeri müdahalede bulunacağını düşünmüyoruz.” John Bolton, Türkiye’den YPG güçlerine saldırmayacağına dair garanti almanın  peşindedir. Aynı dönemde, 8-15 Ocak tarihleri arasında sekiz Arap ülkesini kapsayan Ortadoğu turuna çıkacak olan ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun amacının da İran’a yönelik Arapların ortak cephesini oluşturma girişimi olarak bakılabilir.