Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Haftanın Medya ve Sivil Toplum Değerlendirmesi (13-19 Nısan 2020)

Bu değerlendirme son bir hafta içinde yerli ve yabancı basında dikkat çeken medya ve sivil toplum alanındaki haberlerin değerlendirmesini kapsamaktadır.
SDE Editör
21 Nisan 2020 21:38

TBMM-TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NİN 100. YILI HAYIRLARA VESİLE OLSUN

23 NİSAN 100. YIL MARŞI

“Gözlerimde ışık gibi

Bağımsızlık hediyesi

Uyandırır bir bayrama

Bu dünyada bir tek bizi

Gurur bizim, inanç bizim

Yarınlar bizim sen buna inan

Atamızdan armağan

Yüzyıllar yaşa 23 Nisan

Kanatlanan kuşlar gibi

Sonsuz mavi gökler gibi

Selam gönder tüm dünyaya

Dalgalanan bayrağım gibi

Gurur bizim, sevinç bizim

Yarınlar bizim sen buna inan

Atamızdan armağan

Yüzyıllar yaşa 23 Nisan.”

MEB'den 23 Nisan'ın 100. yılına özel marş! Çocuklar seslendirdi...

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından dünya çocukların armağan edilen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın 100. yılı dolayısıyla yeni bir marş hazırlandı. Çocuklar tarafından seslendirilen marş, Milli Eğitim Bakanlığı'nın sosyal medya hesabı üzerinden paylaşıldı.

Milli Eğitim Bakanlığı, bu özel gün için bir marş hazırladı. Mustafa Kemal Atatürk’ün armağanıyla dünya çocuklarına atfedilen tek bayram olan 23 Nisan’ın 100. yıl dönümüne özel olarak hazırlanan marşı çocuklar bu yıl evlerinde hep birlikte seslendirdi.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, resmi sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımla, “23 Nisan haftasında çocuklarımızla birlikte 100. Yıl Marşı’nı söylemek için hazır mısınız” sorusunu yöneltti.

Milli Eğitim Bakanlığının resmi sosyal medya hesabından da 23 Nisan 100. Yıl Marşı, “23 Nisan, bu ülkede her çocuğun üzerine doğar doğmaz iliştirilmiş ve oradan asla alınamayacak bir bağımsızlık hediyesidir” mesajıyla paylaşıldı.

Gazi Üniversitesi Müzik Bölümü Öğretim Üyesi Orkestra Şefi Doç. Dr. Mehmet Efe’nin bestelediği, sözlerini Şermin Yaşar ve Mehmet Efe’nin birlikte yazdığı marşın düzenlemesi Serkan Sönmez tarafından yapıldı. Gazi Üniversitesi Müzik Bölümü, Hacettepe Devlet Konservatuvarı, Prof. Dr. Mehmet Sağlam Ortaokulu, Ulubatlı Hasan Ortaokulu öğrencileri ise marşı evlerinde seslendirdi. Covid-19 salgını dolayısıyla 23 Nisan 100. Yıl Marşı’na klip ise çocukların çekim ekipleriyle bir araya gelmemesi için cep telefonuyla çekildi. Klibin yönetmenliğini Zeynep Günay Tan üstlendi.

2019 yılında 47’ncisi düzenlenen Uluslararası Emmy Ödülleri’nde ‘En İyi Erkek Oyuncu’ seçilen Haluk Bilginer’in, “23 Nisan, bu ülkede her çocuğun üzerine doğar doğmaz iliştirilmiş ve oradan asla alınamayacak bir bağımsızlık hediyesidir” diyerek spotunu seslendirdiği klipte, Türkiye’nin farklı bölgelerinde aynı coşkuya, aynı heyecana uyanan çocuklar ve bebekler yer aldı.

KORONANIN SİYASETE ETKİSİ. CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’A DESTEK YÜKSELDİ

Metropoll Araştırma’nın şubat ve mart ayı anket sonuçlarını açıklandı. Son anket sonuçlarına göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a destekte ciddi bir artış gösterdi. Metropoll, AK Parti’ye yakın bir araştırma kuruluşu değil.

ERDOĞAN’A DESTEK

Koronavirüsle mücadeledeki liderliği nedeniyle Erdoğan’a destekte ciddi bir artış var. “Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı görevini yapış tarzını onaylıyor musunuz?” sorusuna yanıt verenlerin 55.8’i Erdoğan’ı destekliyor. Bu soruya ‘Evet’ yanıtını verenlerin oranı şubat ayında yüzde 41.1’di. İbre 1 ay içinde tersine dönmüş.

MUHALEFET PARTİLERİN DESTEĞİ ARTIYOR

Metropoll, siyasi partilere göre Erdoğan’a olan desteği de araştırıyor. AK Partililerin desteğinin yüzde 86.1’den 92.6’ya çıkması, MHP’lilerin şubat ayında 60.9 olan desteğinin Martta 73.3’e yükselmesinin şaşırtıcı bir yanı olmayabilir. Ama Erdoğan nefretinin önemli bir motivasyon kaynağı olduğu muhalefet partilerinde de artışlar var. Şubat ayında CHP’lilerin yüzde 4.3’ü desteklerken, koronavirüsle birlikte bu oran mart ayında 19.6’ya yükselmiş. Yine şubat ayında İYİ Partililerin yüzde 9.7’si desteklerken, mart ayıyla birlikte bu oran 23.8’e çıkmış. En yüksek artışlardan biri HDP’de. Şubat ayına ilişkin HDP’lilerle ilgili bir veri yok. O nedenle kıyaslayamıyorum ama mart ayında Erdoğan’a destek yüzde 25.8 olmuş. AK Parti ne yapıp edip Kürt seçmeni kazanmalı.

KRİZ DÖNEMLERİNİN GRAFİĞİ

Metropoll sadece koronavirüsü ölçmemiş. Titiz bir çalışma yapıp kriz dönemlerinin eğrisini çıkarmış. Bu da ikinci grafikte yer alıyor. Kriz dönemlerinde Erdoğan’a olan destek artıyor. Burada hem Erdoğan’ın krizleri yönetim becerisi ortaya çıkıyor, hem de kriz anlarında toplumun en çok ihtiyaç duyduğu kuşatıcı ve kapsayıcı liderliği ön plana çıkıyor. Erdoğan’ın kriz yönetimindeki başarısı sadece koronavirüste ortaya çıkmıyor. İlginç bir kriz eğrisi var."

EN YÜKSEK DESTEK NE ZAMAN?

Erdoğan’a olan desteğin zirveye tırmandığı kriz anları var. Tabii ki 15 Temmuz bunlardan birisi. Erdoğan, darbeyi püskürttü. En güçlü destek Erdoğan’ın 15 Temmuz’da darbeye karşı verdiği mücadeleyle geldi demeyi çok isterdim ama öyle değil. 15 Temmuz’da Erdoğan’a destek 67.6’ya fırlıyor. Hem de yüzde 27.4 seviyesine düşmüşken. Ama en büyük destek 17-25 Aralık sürecinde geliyor. Toplum Ergenekon sürecindeki FETÖ kumpaslarından bunaldığı için 17-25 Aralık’ta FETÖ’ye karşı mücadelesinden dolayı desteği 71.1’le zirve yapıyor.

SURİYE OPERASYONLARINA DESTEK

İlk olarak Fırat Kalkanı harekâtında görmüştük. Ancak PKK’ya yönelik Afrin operasyonunda daha yüksek bir dalga oluşmuştu. Hakeza Barış Pınarı’nda aynı tabloyu yaşadık. Sınır ötesi operasyonlarda halkımızın milli duyguları galeyana geliyor. Mehmetçik sınırı aşınca bu millet başka bir millet oluyor. Metropoll bu süreçlerde Erdoğan’a olan desteği ölçmüş. Barış Pınarı’yla birlikte Erdoğan’a destek yüzde 48 olmuş…

AVRUPA NEREYE KAÇACAK?

(Sabah Gazetesi Dış Haberler Müdürü Bercan Tutar)

İnsan hakları konusunda mangalda kül bırakmayan Avrupa ile demokrasininbeşiği diye kutsanan Yunanistan'ın çaresiz göçmenlere karşı sergilediği vahşet, Batı uygarlığının bilinçaltındaki neo- Nazi ırkçılığı bütün yönleriyle deşifre etti.

Yunan askerlerinin sınırı geçen göçmenlerin üzerindeki para ve giysiler aldıktan sonra onları yarı çıplak halde Türkiye'ye gönderdiği görüntüler, Nazilerin Auschwitz toplama kampında çırıl çıplak soyduğu Yahudilere uyguladığı barbarlığı hatırlatıyor.

 Coğrafi kaderciliği de aşan ırkçı bir zihniyet sorunsalı var karşımızda.

Nitekim Atina dün yaptığı açıklamada bırakın yeni gelenlere daha önce Yunanistan'da ağırlanan ve iltica başvuruları kabul edilmiş mültecilere bile mali yardımların kesileceğini duyurdu. Savunmasız insanları bu kez açlıkla te'dib edecekler.

Nereden bakılırsa bakılsın bu bir devlet terörü ve organize mezalim siyasetidir.

***

Şurası gün gibi aşikar. Afganistan, Irak, Suriye, Libya ve Yemen başta olmak üzere İslam dünyasını 'terör ile savaş' adı altında adeta ölümün kol gezdiği birer şiddet yurduna çevirenler şimdi bunun bedelini ödüyor.

Ülkeleri yangın yerine çevrilen milyonlarca insan doğal olarak buradan uzaklaşıp en yakın, en zengin ve en güvenli Avrupa'ya yöneliyor.

Artan göç dalgası ile kıta Avrupa'sı her açıdan köşeye sıkışmış halde. Tarih sömürgeci Batı'nın yakasına yeniden yapışıyor.

Sonuçta göçmenlerin geldiği ülkelerdeki savaş ve işgallerin başaktörü ABD ve onun müttefiki Avrupa değil mi?

İroniye bakın ki en çok göçmen de bu sömürgeci güçlerin istikrar getirmek bahanesiyle işgal ettiği Suriye, Irak ve Afganistan'dan geliyor.

Jürgen Habermas gibi düşünürlerin sık sık dillendirdiği Weltinnenpolitik (küresel iç politika) çağındayız. Kimse artık küresel ve bölgesel sorunlara karşısında dokunulmaz değil.

Huzurlu postmodern bir cennette yaşarken insan hakları konusunda ahkam kesmek kolay.

Ama arka kapınıza milyonlarca göçmen dayandığında işin rengi birden değişiyor.

Avrupa'nın real-politik ile tanışma zamanı geldi. Balayı dönemi bitti.

Bugün karşılaşılan tehditler daha şimdiden Avrupa'yı farklı ve yokuş aşağı bir yola soktu. Avrupa'nın gücü artık dışarıya doğru genişlemiyor. Bunun yerine etraftaki ülkelerin dertleri Avrupa'ya yöneliyor.

Genişleme gibi bir gündem yok. Daralma ve içe kapanma var.

ABD ve AB’ nin mülteci meselesindeki utanmazlığını görmek için hiç hazzetmedikleri şu soruyu sormak yeterli: Her şeyden önce neden Suriyeli, Iraklı veya Afgan sığınmacılar diye bir sorunu var dünyanın?

Örneğin Suriye’de ki göçmen krizinin doğmasında bizzat ABD ve AB'nin Esad'ın barışçı gösterileri kirli bir iç savaşa çevirmesine izin vermesinin ve güvenli ya da uçuşa yasak bölge önerilerini reddetmesinin rolü var.

Bu göçmen krizi Batı'nın kenara çekilip Suriye'nin yanmasını seyretmesinin sonucudur.

Suriye cehenneme dönerken üç maymunu oynayanlar, şimdi etekleri tutuşunca can havliyle bağırıyor. Daha da bağıracaklar zira kaçacak bir yerleri de yok’’

780 BİN KİLOMETRE KARE TÜRKİYE’YE YETMEZ…

(Bülent Erandaç. Takvim Gazetesi Yazarı)

23 Nisan 2020 günü, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuracak TBMM'nın 100 üncü yıldönümü. Kutlu ve mutlu olsun... Türkiye Cumhuriyeti kurucusu, devletin banisi Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla, minnetle anıyoruz.

BÜYÜK AMERİKA, BÜYÜK ÇİN, BÜYÜK RUSYA, BÜYÜK ALMANYA, BÜYÜK JAPONYA, BÜYÜK İSRAİL lafları boşuna edilmiyor.

MESELA. BÜYÜK İSRAİL LAFLARINA ÇOK DİKKAT ETMEK ZORUNDAYIZ? ÇÜNKÜ TÜRKİYE’NİN FIRAT’INA GÖZ DİKMİŞLERDİR, ONDAN. SÖZDE, NİL’DEN FIRAT’A KADAR BÜYÜK İSRAİL OLACAKLARMIŞ!

Stratejik hedeflerin olan bu ülkeler, neden BÜYÜK OLMAK İSTEDİKLERİNİ ASLA UNUTMAMALIYIZ. Dünya tarihinde büyük imparatorlukları yönetmiş, milyonlarca kilometrelik coğrafyaları ADALET İÇİNDE İDARE ETMİŞ, Türk Milleti'ne 780 BİN KİLOMETRELİK COĞRAFYA YETER YETİR Mİ?

YETMEZ...

 O HALDE, MAZİDEN ATİYE (Geçmişten Geleceğe)düşünmek zorundayız. Tarihten ders alarak, gelecek hazırlamakta büyük yarar var.

TARİH:10 NİSAN 2020

BAŞKAN Recep Tayyip Erdoğan, Corona sonrası yeni dünya oluşumlarında Türkiye'nin önünü açacak hamlelerini sürdürüyor. Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi (Türk Keneşi-Türk Konseyi) Coronavirüs gündemiyle olağanüstü toplandı. Toplantıya telekonferansla katılan Erdoğan, "Allah'ın izni ile bu savaşı elbette kazanacağız.

Ardından da yeni bir dünya gerçeği ile karşı karşıya kalacağız. Salgın sonrası için de hazırlık yapmalıyız. Sağlıktan ticarete, ekonomiden toplumsa psikolojiye, gelişmelere bütüncül şekilde yaklaşmalı, iş birliği alanlarını tespit ederek gerekli adımları atmalıyız " ifadelerini kullandı. Osmanlı İmparatorluğu'nun 20 milyon kilometrekare toprakları yönetirken, Büyük Hun ve Göktürk İmparatorluklarının 18 milyon kilometrekare, Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun ise 10 milyon kilometrekare yüzölçümüne ulaşmıştı.

BÜYÜK HUN İMPARATORLUĞU

Kuruluş Tarihi: M.Ö. 204-M.S. 216-Kurucusu: Teoman

Kapsadığı Alan: Kuzey Sibirya - Güney Tibet, Kişmir Büyük Okyanus (Doğu) / Hazar Denizi (18.000.000 km)

GÖKTÜRK KAĞANLIĞI

Kurucusu: Bumin Kağan. Kuruluşu: 552-630).Kapsadığı Alan: 18.000.000 km

II.GÖKTÜRK KAĞANLIĞI

Kurucusu: İlteriş Kağan. Kuruluşu: 682- 743

GAZNE DEVLETİ

Kuruluş Tarihi: 963- 1183-Kurucusu: Alp Tekin

Kapsadığı Alan: Bugünkü Afganistan, Harzem, Türkistan, Kırman, Horasan, Seman, Damgan, Laristan, İsfahan, Rey, Hemadan, Kazvin, Kaşan, Mazenderan, Esterebat, Geylan, Hindistan, Saint, Belicüstan, Pencap, Recistan, Molva, Kucarat, Delhi, Ağra, Ut ve Allahabat.

4.700.000 km

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ

Kuruluş Tarihi: 1040-1157-Kurucusu: Selçuk Bey

Kapsadığı Alan: Doğuda Balkaş, Işık gölü, Tarım havzası, Batıda Ege ve Akdeniz sahilleri, Kuzeyde Aral gölü, Hazardenizi, Kafkasya Karadeniz, Güneyde Arabistan dahil Umman denizine kadar 10 milyon km

HAREZMŞAHLAR DEVLETİ

Kuruluş Tarihi: 1157-1231-Kurucusu: Muhammed Harzemşah

Kapsadığı Alan: İran, Güney Kafkasya, Dağıstan, Umman, Afganistan, Maveraünnehir, Harzem, Balkaş ile Aral arası 5 milyon km

BABÜR İMPARATORLUĞU

Kuruluşu: 1526- 1858-Kurucusu: Babür Şah.

Kapsadığı Alan: Hindistan, Afganistan. 2,7 milyon km

VE OSMANLI İMPARATORLUĞU

Kuruluşu: 1299-1922-Kurucusu:

Osman Bey.Kapsadığı Alan: Cezayir, Tunus, Trablusgarp, Mısır, Arabistan, Filistin, Suriye, Irak, Anadolu, Kafkasya, Kırım, Efflak, Buğdan, Erdel, Sırbistan, Yunanistan, Bulgaristan, Akdeniz'deki irili ufaklı adalar. 20 MİLYON KİLOMETRE.

SONUÇ

EMPERYALİST İNGİLİZ FRANSIZ'LARIN TÜRKİYE'Yİ PARÇALAYAN SEVR PAÇAVRASINI YIRTIP ATTIK. İSLAM COĞRAFYASINI PARSELLEYEN SYKES-PICOT TARİHE GÖMÜLDÜ. CORONA SONRASI İNŞALLAH BÜYÜK TÜRKİYE HAREKETE GEÇECEK. TARİHE BAKALIM. GELECEĞİ BİZE GÖSTERİYOR.

ABD YENİDEN SDG’Yİ SAHNEYE ÇIKARIYOR

(Habertürk Yazarı. Çetiner Çetin’ın yazısı)

ABD ile Rusya arasında Suriye üzerinden yürüyen rekabet ülkenin doğusundan kendini iyiden iyiye göstermeye başladı. Tüm dünya COVİD-19 kâbusu ile uğraşırken iki ülke arasındaki rekabette Suriye’ye yeni siyasi durum yaratma çabasında.

Rusya ve ABD'nin Haseke ve Deyr el Zor'daki askeri hareketliliği, nüfuz oturtma yarışı çerçevesinde ilerliyor. Pratikteki hedef her iki ülke için de buradaki varlıklarını güçlendirmek. ABD'li bir subayın geçen hafta Deyr el Zor kırsalında DAEŞ'li olduğu düşünülen kimliği belirsiz bir grup tarafından öldürülmesi, ABD'nin bu yöndeki çabalarını "DAEŞ hücrelerinin artan faaliyetleriyle mücadele" başlığı altında hızlandırmış durumda. Rusya bu olan bitene sessiz kalabilir mi? Elbette hayır.

ABD'nin bu yöndeki niyeti, terör örgütü PKK’nın Suriye kolu SDG'ye, Washington'ın geçen yıl Trump'ın kısmi çekilme kararıyla sözleşmesi feshedilen yüzlerce SDG'linin sözleşmesini yenilemek istediğini bildirmesiyle doğrulanmış oldu.

Buna göre ABD'li askerlerin Rakka, Menbic ve Ayn el Arab'da eğittiği unsurlar tekrar, bu kez cazip aylıklarla çağırılacak. Hatta bu militanlar, Haseke ve Deyr el Zor'da Uluslararası Koalisyon güçlerinin yardımcı gücünü oluşturacak. Evet, dünya COVİD-19 ile uğraşırken ABD SDG’yi bir başka formülle yeniden sahneye alacağı bir süreci başlatmış durumda.

ABD bir yandan da adı geçen iki şehrin kırsallarında bulunan Koalisyon üslerine silah ve mühimmat göndermeyi sürdürüyor. Bu çerçevede geçtiğimiz hafta Haseke'nin güney kırsalındaki el Şeddadi üssüne 36 tır gönderilmişti.

Bölgedeki önemli Kürt ve Arap kanaat önderleri ile yaptığım görüşmelerde ABD’nin aynı kırsallarda ve Irak sınırı yakınında yeni noktalar aradığını belirttiler. Buna göre el Omar ve Koniko petrol sahaları ile el Cibse doğal gaz tesisi bölgelerindeki asıl üslerin savunma hattı olarak kullanılacak.

Kaynaklar, tekrar çağırılan eğitimli SDG unsurlarının "hem bu yeni noktaları korumakta hem de DAEŞ hücreleri barındırdığı düşünülen bölgelere baskın yapmakta kullanılacağını" eklediler.

Elbette bunca olup bitene Rusya ne yapıyor?

Biz zaten 30 kilometre sınırı çizerek o bölgenin ilerisine şimdilik geçemiyoruz.

Rusya da Haseke'de dikkat çeken bir hareketlilik içinde. Buna göre Kamışlı Havaalanı yakınındaki Rus askeri üssünü desteklemek üzere daha fazla güç ve mühimmat gönderiliyor. Böylece buradaki üs, Hmeymim'den sonraki en büyük ikinci üs haline gelecek. Bu hamleyi çok iyi okumak gerekecek.

Rusların sahadaki hareketliliği bununla sınırlı değil. Rusya, Tel Tamr beldesindeki gözlem noktalarına da asker, askeri araç ve silah gönderdi. ABD'nin tekrar eden müdahalelerine rağmen Moskova, neredeyse her hafta ikmal göndermeyi sürdürüyor. Bu da Haseke ve Rakka'daki varlığını yerleştirmek konusunda ısrarcı olduğunu gösteriyor.

Yukarıda ifade ettiğim hususları doğrulayan bir başka adım da Rusya’nın Tel Tamr ve abu Raseyn'de dört farklı noktada yeni gözlem noktaları kurma hazırlığında olması. Eş Zamanlı olarak Rus subaylar, Tel Tamr ve Kamışlı'da aşiretlerin önde gelenleriyle toplantılar yapıyor.

Bu toplantıların yanı sıra yine Tel Tamr'da Rus subaylar ile orada konuşlu Suriye ordusunun askeri komutası arasında, SDG temsilcilerinin de katıldığı genişletilmiş bir toplantı da düzenlendi. İşte bu toplantı Türkiye açısında dikkat çekici olmalı.

Amaç Tel Tamr ve abu Raseyn'de Türk kuvvetleri ve bağlı gruplar ile Suriye ordusu ve SDG arasında tırmanan çatışmaları kontrol altına almaktı. Sahadaki kaynaklarımdan edindiğim bilgiye göre Ruslar, Suriye ordusu ile PKK’nın uzantısı SDG’yi kırsalda yeni askeri noktalar kurmak niyetinde olduklarını bildirdiler.

Ayrıca ABD güçleriyle birlikte Resülayn kırsalında yer alan um Uşbe köyünde ortak bir nokta kurma çalışması yürüttüklerini anlattılar.

Kaynaklarımın işaret ettiği süreç Ankara’da ilgili kurumlar tarafından dikkatle takip edilmesi gereken bir süreç. Alandan görüştüğüm kişiler Rusya’nın “amacımız sizi, halkı Ankara'ya bağlı ÖSO gibi grupların havan toplu saldırılarından kurtarmak” dediğini söylüyor. Yani Ruslar ABD’ye karşı Suriye’nin doğusunda daha güçlü durabilmek için PKK’ya koruma vaad ediyor.

Kısacası, ABD’den aldığımızı düşündüğümüz bölgede PKK şimdilerde ABD ile Rusya arasında pazarlıkların içinde. Evet, COVİC-19 önemli bir gündem maddemiz ama Suriye’nin doğusundaki rekabetin Türkiye’nin bölgedeki beklentileri ile ters düşebilecek bir noktaya gitmeden çok iyi okuması gerekiyor. Salgınla mücadeleye devam, ama gözümüz kulağımız açık olarak…

DİYANET’İN TERAVİH NAMAZI AÇLIKLAMASI

Ramazan öncesi koronavirüs konusunda uyarılarda bulunan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, din görevlilerini ve tüm vatandaşları kan bağışında bulunmaya davet etti. Teravih namazlarına ilişkin de açıklama yapan Erbaş, "Herkes evinde ailesiyle teravih namazlarını kılabilir, çünkü teravih namazı ferdi olarak da kılınabilen bir namazdır" dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, ‘’Ramazan ve Sorumluluk Bilinci’’ temalı “2020 Yılı Ramazan Ayı” tanıtım toplantısında konuştu

Erbaş, "Bugün bir yanda salgın hastalık, korku, endişe, diğer yanda savaş, açlık, şiddet ve vahşetin kıskacında inleyen insanlık, Allah'ın varlık ve tabiat için koyduğu ölçülerin bozulmasındaki sorumluluğunu muhasebe etmek zorundadır." ifadelerini kullandı.

Erbaş, "Özellikle sağlık nimetinin önem ve anlam kazandığı bugünlerde, oruç ibadetinin bağışıklık sistemimizi koruyup güçlendirdiği bilimsel gerçeğinin de idrakinde olarak sağlığımız için tehdit oluşturan, başta sigara olmak üzere bütün zararlı alışkanlıkları terk edip yüce Allah’ın bize ikram ettiği bu emanete sahip çıkalım." dedi.

Erbaş, "Ramazandan önce tüm mensuplarımızı, din görevlisi hocalarımızı ve milletimizi kan bağışında bulunmaya davet ediyorum" diye konuştu.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş sözlerini şöyle sürdürdü: "Ramazan'da televizyon, radyo kanallarında ya da sosyal medyada program yapan, konuşan herkesten, toplumumuza doğru bilgi aktarma konusunda sorumluluk bilinciyle hareket etmelerini, kaynağı belli olmayan, hayatımıza değer katmayan anlamsız bilgi ve konuları ekrana ve gündeme getirmemelerini; güzel, yapıcı ve birleştirici bir üslup kullanmalarını ve tartışma meydana getirecek, polemik üretecek popülist tavırlardan uzak kalmalarını özellikle istirham ediyorum."

Erbaş, "İftar sofraları kurmak yerine, gıda paketleri, alışveriş kartları, bayramlık kıyafet dağıtarak ihtiyaç sahiplerini yalnız bırakmayacağız." Dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, "35 ülkede ramazan ayının sonuna kadar 38 bin 450 gıda, 46 bin iftar paketi dağıtımı ve 10 bin 800 yetime bayramlık kıyafet dağıtacağız." ifadelerini kullandı.

Erbaş, Türkiye Diyanet Vakfı'nın bu yıl Ramazan ayında yurt içinde ve yurt dışında toplam 12 milyon liraya yakın bir yardım yapacağını açıkladı.

HERKES EVİNDE TERAVİH NAMAZI KILABİLİR.Herkes evinde ailesiyle teravih namazlarını kılab ilir, çünkü teravih namazı ferdi olarak da kılınabilen bir namazdır"

İSTANBUL CERRAHPAŞA’NIN KORONA ARAŞTIRMASI

Yaklaşık bir buçuk aydır Türkiye'nin hayatında olan koronavirüs salgını, insanların yaşam biçimini değiştirdi. Cerrahpaşa tarafından yapılan bir araştırmaya göre, çalışanların 59,6’sını

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Taner Artan liderliğinde “koronavirüs (COVİD-19) salgınıyla ilgili algıların sağlık anksiyetesiyle ilişkisi araştırması” yapıldı.

Araştırma, Türkiye genelinde yaşayan 15 -71 yaş arası 448 kişi ile anket yöntemiyle gerçekleştirildi. Araştırmanın dikkat çeken bulguları şöyle: Katılımcıların yaşı arttıkça sağlık kaygı düzeylerinin azaldığı, katılımcıların geliri arttıkça sağlık kaygı düzeylerinin azaldığı, katılımcıların yaşı arttıkça koronavirüsten kaçınma davranışlarının (kişisel temas, ortak alanların kullanımı, koronavirüsle ilgili haber, konuşma) azaldığı tespit edildi. Bu sonuç, salgın döneminde gençlerin sağlık kaygılarının yaşlılara göre daha yüksek olduğunu ve gençlerin yaşlılara göre koronavirüsünden daha fazla kaçınma davranışları sergilediklerini ortaya koydu.

ÇALIŞMA SİSTEMİ DEĞİŞTİ

Yeni Şafak'ın haberine göre: Araştırmaya katılanların yüzde 59,6’sı salgın sonrası çalışma sisteminde değişiklik olduğunu belirtirken yüzde 40,4’ü salgın sonrası çalışma sisteminde herhangi bir değişiklik olmadığını söyledi. Çalışma sisteminde yaşadıkları değişiklik konusunda katılımcıların yüzde 38,5’i uzaktan çalışma, yüzde 29,4’nün nöbetleşe çalışma, yüzde 20,4’nün idari izinli, yüzde 6,3’ü ücretsiz izin, yüzde 5,4‘ü de işten çıkarılma gerekçesini beyan etti.

TÜRKİYE’NİN ÖNLEMLERİ YETERLİ

Katılımcıların yüzde 51’i koronavirüsle ilgili Türkiye’de yapılan önleyici çalışmaları yeterli bulmazken katılımcıların yüzde 63’ü ise dünyada yapılan önleyici çalışmaların yetersiz olduğunu düşünüyor. Katılımcılar Türkiye’nin hastalığın önlenmesinde yaptığı çalışmaları dünya ülkelerine göre daha yeterli görüyor.

BULAŞMA KONUSUNDA KARARSIZLIK

Katılımcıların yüzde 51,1’i koronavirüsten kişisel tedbirler alarak korunabileceğini düşünürken, yüzde 23,8’i ise kararsız kaldı. Katılımcıların yüzde 50’si ne kadar önlem alınırsa alınsın koronavirüsün bulaşmasının engellenemeyeceği düşüncesini ifade ederken, bu konuda kararsızların oranı ise yüzde 20.

İNSANLARLA SELAMLAŞMIYORUZ

Katılımcıların yüzde 74’ü koronavirüsü nedeniyle toplu taşıma araçlarını kullanmadığını belirtti. Katılımcıların yüzde 79’u koronavirüsü sebebiyle insanlarla selamlaşırken onları öpmediğini, yüzde 80’i insanlarla selamlaşırken ellerini sıkmadığını ifade etti.

DEVLET ÖNLEM ALDIKÇA KAYGI AZALDI

Salgın döneminde katılımcıların yüzde 28,8’i evden çıkmadığını, yüzde 5.7’si evden çıkma davranışına devam ettiğini, yüzde 65.5’i de mecbur olduğu için evden çıktığını ifade etti. Katılımcıların koronavirüse dair kontrol algıları arttıkça sağlık kaygılarının azaldığı bununla birlikte koronavirüsün oluşturduğu tehlike ve virüsün bulaşıcılığına yönelik inançlarının da azaldığı belirlendi.

MASKE KULLANIMI DÜŞÜK

Katılımcıların yüzde 95.8’i, koronavirüsü tedbirleri kapsamında ellerini sık sık yıkamaya başladığını, yüzde 93,7’si insanlarla el sıkışmaktan kaçındığını, yüzde 89,1’i ise genel hijyenine daha çok dikkat etmeye başladığını bildirdi. Katılımcıların sadece yüzde 48,8’i maske ve eldiven kullandığını ifade etti. Bu sonuç, halen vatandaşların yarısının maske ve eldiven kullanmadıklarını gösterdi. Katılımcıların yüzde 71’i koronavirüsle ilgili medyanın, katılımcıların yüzde 88,2’si sağlık çalışanlarının bu hastalığı abartmadığını kaydetti.

KADINLAR DAHA KAYGILI

Kadınların salgın dönemindeki sağlık kaygıları erkeklerden daha yüksek çıktı. Bununla birlikte erkekler kadınlara göre koronavirüsüne yakalanma ihtimalini daha yüksek olarak görüyor. Kadınlar salgın döneminde erkeklere göre kişisel temaslardan daha fazla kaçınıyor. Öğrencilerin, çalışanlara göre sağlık kaygılarının daha yüksek olduğu tespit edildi. Katılımcıların yüzde 77,7’sinin ekonomik endişelerinin var olduğu tespit edildi. Ayrıca ekonomik endişeleri yüksek olan katılımcıların salgın dönemi kaygı düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlendi.

ABD’NİN GÖLGE CIA, THINK-TANK’INDAN MANİDAR BİR RAPOR DAHA.

Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nün “Türk Demokrasisine Bakış: 2023 ve Ötesi” raporu ve ABD’nin Türkiye politikasını değerlendiren siyaset bilimci Onur Erim “Trump hariç ABD, Erdoğansız Türkiye rüyasında çünkü Erdoğan’ın kendilerine biat etmeyeceğini anladılar.Kamuoyunu Erdoğan’ın yenilebileceği fikrine alıştırmaya çalışıyorlar” dedi.

ABD Savunma Bakanlığı’na hazırladığı raporlarla ön plana çıkan ve Amerikan hükümetine bağlı düşünce kuruluşu RAND Corporation’un, TÜRKİYE’YE MUHALEFET OLUŞTURMA’ çağrısı yapan raporunun ardından ABD’den Türk siyasetine ilişkin çarpıcı bir rapor daha geldi. Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü, AK Parti’nin kuruluşundan bugüne olan süreci özetleyen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dönemini ve Türkiye’yi bekleyen seçimleri mercek altına alan 'Türk Demokrasisine Bakış: 2023 ve Ötesi' isimli bir rapor kaleme aldı.

‘Kamuoyunu Erdoğan’ın yenilebileceği fikrine alıştırmaya çalışıyorlar’

Dünyanın koronavirüs salgınıyla mücadele ettiği bu dönemde gelen bu raporu, siyaset bilimci Onur Erim, Sputnik’e değerlendirdi. Erim raporun, öncülleri gibi toplumu belirli fikirlere alıştırma saikiyle yazıldığını savunarak “Mevzubahis olan enstitü ve benzer şekilde fikir beyan eden bu ‘düşünce kuruluşları’ aslında bir süredir, ‘Erdoğan 2023’te yenilebilir’ , ‘Erdoğan’ı yenme potansiyeli olan lider aday adayları var’ ve‘ Erdoğan 2023’te seçimi kazansa bile Türkiye daha da kötüye gidecek’ gibi fikirleri empoze etmeye çalışıyorlar” diyor.

 ‘RAND’ın odağında TSK vardı’

Hem RAND hem de Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nün hedefindeCumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu savunan Erim “Her iki raporun hedefinde de Erdoğan var. Ancak bu enstitüden farklı olarak RAND, ABD silahlı kuvvetlerine bağlı, fonlanan bir kuruluş ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ni konu alarak belki de TSK içinde olduğunu düşündüğü bir takım damarları kendi saflarına çekmeye çalışmış olabilir”ifadelerini kullandı.

‘Bu enstitünün ABD’deki İsrail lobisinin resmi organı olduğu bilinen bir gerçek’

Erim “ABD’de Erdoğan’a nispeten yakın olan ismin ABD Başkanı Donald Trumpolduğunu da kabul edersek, Erdoğan’a aleni karşıt olan Pentagon ve onun bünyesinde bulunan RAND Corporation’ın Erdoğan’ın aleyhinde yayın yapması zaten hiç şaşırtıcı değil. Tabii, Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nün de ABD’deki İsrail lobisinin resmi organı olduğunu düşünürsek, bu kuruluşun da Netanyahu başta olmak üzere İsrail devletinin şiddetle karşı olduğu Erdoğan’ı hedef almasında da şaşılacak hiçbir şey yok” diye devam etti. 

"ABD,  biat eden liderler arıyor’’

ABD’nin Erdoğan’ın kendilerine biat etmeyeceğini anladığını dile getiren Erim “Trump hariç ABD Erdoğansız bir Türkiye rüyasında, çünkü Erdoğan’ı kendilerine biat ettiremeyeceklerini sonunda anladılar. Raporun kaleme alınma sebebi belli olmakla birlikte, Erdoğan’ın çevresine tutulan merceğin aşırı yüzeysel olduğu kanaatindeyim. Zira Erdoğan’ın ekibini ve niteliklerini açıklayan kısım, 4-5 gazeteyi okuyarak yazabileceğiniz neredeyse magazinsel değerlendirmelerden ibaret gibi gözüküyor” diye ekledi.

İNGİLİZ PWC’nin " 2050'DE DÜNYA KÜRESEL EKONOMİK DÜZENİ NASIL DEĞİŞECEK " RAPORU

"Dünya - Küresel Ekonomik Düzen nasıl değişecek" adlı rapor yayınladı.

Pwc... İngiliz küresel danışmanlık firması 42 milyar dolar yıllık geliri ve çok sayıda ülkede şubesi olan bir kuruluş. 157 ülkede 276.000'i aşkın çalışanın oluşturduğu bir topluluk..

Dünyanın 4 büyük (Big Four denilen) mali danışmanlık firmalarından olan ve global bağlamda çok çeşitli sektörlerde çok büyük firmalara hizmet veren

Türkiye'yi 2050 yılında dünyanın en büyük 11.ekonomisi olarak konumlandırarak, tahmini milli gelirin 4 TRİLYON DOLAR olacağını öngördü.

Satın alma gücü paritesi bakımından GSYİH büyüklüğünde de E7 ülkeleri içinde en büyük 2.ekonomi olacağı tahmininde bulundu...

Türkiye ile birlikte Brezilya, Çin ve Pakistan gibi ülkelerden müteşekkil E7 ülkelerinin 2040 yılında G7 ülkelerinin toplam ekonomik büyüklüğünün iki katına ulaşabileceği yorumunu yaptı.

Bu döneme kadar Türkiye'nin yıllık ortalama büyüme oranı ise %3 olarak öngörülüyor. "Bu rakamlarla Türkiye Avrupa'nın en hızlı büyüyen ülkesi olacak" deniyor.

Günümüz şartları göz önüne alındığında bu öngörülerin şimdiden haklılık payını ortaya koyduğunu görüyoruz.

Türkiye'den başlayarak dünyanın Doğu tarafındaki gelişmekte olan ülkelerin yeterli ekonomik reformların gerçekleştirilmesi halinde çok hızlı bir büyüme gerçekleştireceği ve bununla birlikte Avrupa ülkeleri ve Amerika'yı hızlı bir şekilde geride bırakacağı raporda dikkat çekilen diğer konulardır.

Moddy's Türkiye'de büyümenin süreceğini açıklamıştı. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'in direktörü Douglas Winslow'dan da dün açıklama geldi.

Türkiye'de yıl sonuna kadar büyümenin artacağını, 2021 yılında da yüzde 4.5 rakamına ulaşacağını söyledi. Fitch enflasyon ve faizde de rakamların yüzde 8'lere düşeceğini vurgaladı. Amerikalı ortakları olan Alman "Dünya Ekonomisi Enstitüsü" (IfW), pazar payı arastırması yaptı. Coronavirüs sonrası hangi ülkeler şanslı diye. Türkiye'nin, Avrupa'nın önemli üretim zinciri içinde yer alabileceğine dikkat çekti. Birçok Avrupa ülkesinin, ithalat için Türkiye'nin kapısını çalacağını iddia etti.

İNGİLİZ BBC ‘NİN YÜKSELİŞE GEÇECEK ŞİRKETLER ARAŞTIRMASI

Koronavirüs salgınıyla hangi şirketler yükselişe geçiyor?

Koronavirüs salgını nedeniyle dünyanın dört bir yanında çoğu şirket finansal olarak çok zor bir döneme girdi.

Çoğu hükümet işsizlik ile başa çıkabilmek ve iflasların önüne geçebilmek için büyük miktarda kurtarma paketleri açıkladı.

Bu kurtarma paketlerine rağmen dünya ekonomisinin 1930'larda yaşanan Büyük Buhran'dan bile daha büyük bir ekonomik krize girmesi bekleniyor.

Ancak koronavirüs salgını her sektörü olumsuz bir şekilde etkilemedi. Salgınla birlikte kimi şirketlerin yükselişe geçtiği görüldü.

Jeff Bezos'un serveti arttı

Koronavirüs salgını nedeniyle internet üzerinden alışverişlerde yaşanan yükseliş ABD merkezli Amazon'un hisselerinin değerlenmesini sağladı.

Böylece Amazon'un kurucusu olan Jeff Bezos'un servetine 24 milyar dolar daha eklendi.

Bloomberg Milyarderler Endeksi'ne göre serveti 138 milyar dolara çıkan Jeff Bezos dünyanın en zengin kişisi olarak yerini iyice sağlamlaştırdı.

Başka hangi şirketlerin ve sektörlerin salgın ile beraber yükselişe geçmesinin beklendiğini derledik.

Perakende ve e-ticaret şirketleri

ABD'de Amazon, Walmart ve Costco gibi perakende şirketleri eve siparişte en çok başvurulan kurumlar olduğu için bu dönemin kazananlarının olması bekleniyor.

Genel olarak e-ticaretin yükselişe geçmesini bekleyen Amerikan bankası JPMorgan konuyla ilgili yazdığı raporunda, Amazon'un en kazançlı şirket olmakla kalmayıp böylesi bir dönem için en iyi operasyon olanaklarına sahip ve en iyi konumlanmış şirket olduğunu belirtti.

İsviçre merkezli yatırım bankası UBS analistleri de Amazon'un yanı sıra Çin merkezli e-ticaret şirketi Alibaba ile teknoloji şirketleri Netflix, Alphabet ve Facebook'un yükselişe geçmesini bekliyor.

Hisse senedi piyasası uzmanları, eve yemek siparişi vermek için kullanılan Ocado, Just Eat Takeaway, Domino's Pizza Group gibi şirketlerin de uzun vadede yatırımcılar ve kullanıcılar tarafından tercih edileceğini aktarıyor.

Londra merkezli evlere yemek teslimatı şirketi olan Deliveroo'nun da hizmet verdiği ülkelerde kullanımının yükseldiği belirtildi.

Temizlik şirketleri

Koronavirüs salgınıyla mücadelede uzmanlara göre en önemli önlem hijyen.

Özellikle ellerin sık sık ve en az 20 saniye boyunca yıkanması gerektiği konusunda uyarılarda bulunan uzmanlar, yüzeylere, eşyalara, alışverişte alınan ürünlere temasa dair de uyarılarda bulunuyor.

Bu yüzden el sabunu, el dezenfektanı, diğer dezenfektan ve hijyen ürünleri üretici şirketlerin satışlarında salgın ile beraber yükseliş yaşanıyor.

Çoğu haber kurumuna göre dünyanın dört bir yanında süpermarketlerde en hızlı tükenen ürünler bunlar oldu.

Bloomberg'e göre ABD merkezli hijyen malzemeleri üreticisi Clorox şirketinin hisselerinde şubat ayı sonu itibarıyla yükseliş yaşandı.

Clorox ve el dezenfektanı üreticisi Purell şirketlerinin sözcüleri, Vox haber sitesine yaptıkları açıklamalarda şirketlerinin üretimi hızlandırdığını doğruladı.

Teknoloji şirketleri

Merkezi ABD'de olan Cisco Systems'ın sahibi olduğu Webex ve yine ABD merkezli Zoom Video Communications iki video telekonferans şirketi olarak salgın ile beraber evde çalışmanın arttığı bu dönemde yükselişe geçen şirketler.

Siber güvenlik şirketleri Okta ve Zscaler'ın da bu dönemden kazançlı çıkması bekleniyor.

CNBC'de çalışan gazeteci Jim Cramer, bu dönemle beraber evden çalışılabildiğinin anlaşıldığını, bunun da her gün işe gitmek için kullanılan ulaşım araçları aracılığıyla ortaya çıkan karbon salınımının önüne geçilebildiğini gösterdiğini, o yüzden bu şirketlerin yükselmeye devam edeceğini söylüyor.

Kullanıcıların resmi belgeleri kolayca imzalamasını ve elektronik posta ile göndermesini sağlayan DocuSign, şirketlerin müşterileri ile giderek daha uzaktan ilişki kurduğu bu dönemin kazananları arasında olabilir.

İşyeri mesajlaşma uygulaması olan Slack'in hisseleri de şubat ayından beri yüzde 30'un üzerinde yükseldi.

Eğlence şirketleri

Online film ve dizi izleme platformu olan Netflix, insanların salgın nedeniyle evinde daha çok zaman geçirdiği bu dönemin yükselişe geçen şirketlerinin başında geliyor.

Netflix'in hisseleri bu yılın başından beri yüzde 30'un üzerinde yükseldi.

Aynı zamanda insanların evde spor ve egzersize yönelmesiyle bu alanda faaliyet gösteren şirketlere olan ilgi de artıyor.

Yahoo Finance'e göre evde egzersiz yapmak için alet üreten Peloton şirketinin hisseleri yükselişe geçti.

Amerikan yatırım bankası JPMorgan da konuyla ilgili yazdığı raporunda Peloton ve Netflix hisselerinin bu dönemde yükselişe geçmesini beklediklerini belirtti.

JPMorgan'ın yükselişe geçmesini beklediği diğer şirketler arasında online müzik dinleme platformu Spotify da var.

Çin merkezli sosyal medya uygulaması TikTok'un da kullanımı dünya çapında yükselmiş vaziyette.

Oyun şirketleri

İnsanların evlerinde daha çok zaman harcamasıyla beraber oyun için yaptıkları harcamalar da yükseliyor.

ABD'de Activision Blizzard ve Take-Two Interactive, bu alanın öncü şirketleri konumunda.

5G teknolojisi

Ülkeler daha çok 5G teknolojisine geçtikçe evden çalışmak daha da hızlanacak; o yüzden bu alanda hizmet veren şirketlerin bu dönemde daha çok kazanca geçmesi bekleniyor.

Qualcomm ve Verizon Communications adlı şirketler ABD'de bu alanda öncü konumda.

TBMM SON DAĞILIM

Türkiye Büyük Millet Meclisindeki sandalye dağılımları şöyle:

Toplam Milletvekili sayısı: 589

Adalet ve Kalkınma Partisi: 291

Milliyetçi Hareket Partisi: 49

Cumhur Koalisyonu toplamı: 340

Cumhuriyet Halk Partisi: 139

Halkların Demokratik Partisi: 61

İYİ Parti: 37

Türkiye İşçi Partisi: 2

Büyük Birlik Partisi: 1

Demokrasi ve Atılım Partisi: 1

Demokrat Parti: 1

Demokratik Bölgeler Partisi: 1

Saadet Partisi: 1

Bağımsız Milletvekili: 5

Muhalefet partilerinin toplamı: 249

RTÜK: “TÜM YETKİLERİMİZİ KULLANIRIZ’’

FOX Tv, Halk Tv ve Tele1'e ceza veren RTÜK Başkanı Şahin, ihlallerin devam etmesi durumunda RTÜK'ün yasadan kaynaklanan diğer yetkilerini de kullanmakta tereddüt etmeyeceğini duyurdu.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), sunucu Fatih Portakal’ın ifadeleri nedeniyle FOX TV’ye üst limitten idari yaptırım ve 3 kez program durdurma cezası vermişti. Benzer nedenlerden Halk Tv ve Tele1’e de ceza uygulamıştı. Basında, aynı ihlallerin tekrarlanması durumunda RTÜK’ün lisan iptali kararı alabileceği yorumları da yapılmıştı.

RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’den yeni açıklama geldi.

Şahin, yazılı açıklamasında, devletin koronavirüsle (Kovid-19) mücadelede milletin sağlığını, huzurunu ve üretim kabiliyetini merkeze aldığını belirterek, Sağlık Bakanlığının ve Bilim Kurulunun tüm tedbirleri zamanında aldığını söyledi.

Türkiye’nin, dünyanın gelişmiş ülkelerine oranla daha sağlam sağlık alt yapısına sahip olduğunu belirten Şahin, dezavantajlı vatandaşlara sosyal yardımlar yapılmasının yanı sıra Avrupa ülkelerine de tıbbi yardımlarda bulunulduğunu belirtti.

‘ALINAN ÖNLEMLER KAMUOYUNA EN DOĞRU ŞEKİLDE ANLATILMALI’

Şahin, şöyle devam etti:

“Halkımızın bu süreçte devletimizin tüm imkanlarıyla yanında olduğunu hissetmesi ve süreci daha az endişeyle geçirmesi açısından göz ardı edilemeyecek en önemli husus, alınan önlemlerin ve bu kapsamda hayata geçirilen eylemlerin kamuoyuna en doğru, sağlıklı ve şeffaf bir şekilde anlatılmasıdır.

Bu görev de süreçteki en önemli aktörlerden olan medyamıza düşmektedir. Birçok yayıncı kuruluşumuz, bu sorumluluğu hissederek pandemiyle mücadele sürecinin ne kadar öngörülü ve özverili olarak yürütüldüğünü vatandaşlarımıza hassasiyetle anlatmaya gayret göstermiştir.”

‘TEREDDÜT ETMEYİZ’

Bazı yayıncı kuruluşlarının salgın sürecinde sorumluluk bilinciyle hareket etmediğini ve fırsatçılık yaptığını öne süren Ebubekir Şahin, şunları kaydetti:

“Bu kapsamda RTÜK olarak tespit ettiğimiz söz konusu yayıncı kuruluşlara, ilk etapta sözlü uyarılarda bulunduk. Defalarca yapılan uyarılara rağmen bazı yayıncılarımızın bunları dikkate almayıp, devleti milletiyle ayrıştıran tutum sergilemeye devam etiğini ve bunu bir alışkanlık haline getirdiklerini gördük. Bu sebeple Radyo ve Televizyon Üst Kurulu olarak kanundan aldığımız yetkiyle, bazı kanallara cezai müeyyideler uyguladık.”

Bazı yayıncıların sorumluluğu sahiplenmemeye devam ettiğini belirten Şahin, “Geldiğimiz bu süreçte bunların devam etmesi halinde RTÜK’ün yasadan kaynaklanan diğer yetkilerini de kullanmakta tereddüt etmeyeceğini bir kez daha ifade etmek isteriz” ifadelerini kullandı.

‘DEVLET VE MİLLETİ AYRIŞTIRMAYACAK ŞEKİLDE YAPMALARI TEMENNİMİZDİR’

Koronavirüs pandemisiyle mücadelenin topyekun bir mücadele olduğunu vurgulayan Şahin, şu açıklamalarda bulundu:

“Mücadelenin devletin tüm kurumlarıyla birlik ve beraberlik içinde yapıldığının milletimize en doğru, en şeffaf şekilde anlatılması yayıncılarımızın vazgeçilmez bir sorumluluğudur. Tüm medya hizmet sağlayıcı kuruluşlarımızın, bu hassasiyeti merkeze alarak kamuoyunu bilgilendirme olan yayıncılık görevlerini, sorumluluk bilinciyle vicdanlı bir şekilde devlet ve milleti ayrıştırmayacak şekilde yapmaları temennimizdir.

Koronavirüs pandemisinde, sorumlu yayıncılık ilkesiyle devletimizin milletimizle beraberliğini güçlendirmesi yayıncılarımızın en önemli vicdani sorumluluğudur. Sorumluluk gerektiren makamlarda olanların, açıklamalarında siyasi saiklerle hareket etmeleri yerine, insani değerlere saygı çerçevesinde beyanatlarına dikkat etmelerini beklemekteyiz.”

140 MEDYA KURULUŞUNDAN CUMHURİYET’E KINAMA

140 medya kuruluşundan Cumhuriyet'e kınama

Anadolu Yayıncılar Derneği (AYD), bünyesinde bulunan 140 medya kuruluşu adına Cumhuriyet gazetesi için kınama mesajı yayınladı.

AYD, 140 medya kuruluşu adına Cumhuriyet gazetesine kınama açıklama:

''Cumhuriyet gazetesinde Cumhurbaşkanlığı tarafından gönderilen hediye paketlerinden koronavirüs bulaşabilir şeklinde bir haber yer almıştır. Ön yargılı biçimde yapılan haber hiçbir şekilde bilimsel bir gerçekliğe dayanmamaktadır. Haberin yapılış amacının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve Cumhurbaşkanlığı makamını yıpratmak olduğu anlaşılmaktadır. Ülkemiz ve Dünyanın içinden geçtiği sancılı korona süreci malumdur. Bu süreçte çok ciddi can kayıpları yaşanmaktadır. İnsanlar işlerini kaybetmiştir. Böylesine sancılı bir süreçte yapılan habercilik operasyon haberciliğidir.''

Konuyla ilgili bir açıklama yapan Anadolu Yayıncılar Derneği Başkanı Sinan Burhan şunları söyledi:

''İnsanımızın can derdine düştüğü bu kritik günlerde yapılan bu yalan haber halkımızı paniğe sevk etmiştir. Amacın kaos ve panik oluşturmak olduğu açıktır.''

"Sayın Erdoğan’a olan düşmanlık vicdanları kör etmiştir“ diyen Burhan, bu haberler planlı ve sistemli bir biçimde devam etmektedir diyerek şunları söyledi:

''Önce Hazine ve Maliye Bakanımız Berat Albayrak’ı hedef alarak yirmi yıl önce babası tarafından alınan arsayı yeni almış gibi gösterdiler. Sonra İletişim Başkanı Fahrettin Altun’u hedef aldılar. Şimdide Sayın Erdağan’ı yıpratmaya çalışıyorlar. Cumhuriyet'i bu yalan haberleri nedeniyle 140 yerel medya kuruluşu adına kınıyoruz.

PROF.DR.ATILLA YAYLA,’’MARX,FREUD VE WEBER ŞARLATAN’

Türkiye’de lıberal Düşünce hareketının önde gelen ısmi Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Atilla

Yayla, sosyal medya hesabından Karl Marx, Sigmund Freud ve Max Weber'in 'şarlatan' olduğunu öne sürdü.

"Üç Alman şarlatan: Marx, Freud ve (kısmen) Weber... Yakınlarda niye şarlatan olduklarına dair yazacağım..."

Yayla'nın paylaşımı sonrası sosyal medya karıştı. Yayla'nın paylaşımına birçok isim tepki gösterdi. Gelen tepkilerin ardından Yayla'dan yeni bir açıklama geldi.

"Marx, Freud ve (kısmen) Weber'in şarlatan olduğuna ilişkin paylaşımım bazılarının öfkeli tepkisini çekti. Şaşırmadım. Bu ülkede sadece siyasî liderlere değil akademik figürlere ve düşünce adamlarına da taparak veya nefret ederek yaklaşmak bir alışkanlık." diyen Yayla, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ancak, bu isimlere, özellikle ilk ikisine "şarlatan" ismini ben vermedim, okuduğum kaynaklar öyle diyor. Paul Johnson'ın Entelektüeller kitabı Marx'ın nasıl bilim dışı yöntemler kullandığını, tezini yalanlayan datayı görmezden geldiğini hatta çarpıttığını gösteriyor.

Peter Watson'un Fikirler Tarihi Freud'un ipliğini pazar çıkartıyor ve kendisine niçin dürüst ve bilimsel metotlara uygun çalışmış bir bilim adam denemeyeceğini açıklıyor. Antony Starr da Öteki Peygamberler'de Freud' bilim adamı değil bir guru olarak görüyor.

Kurt Samuelsson'un Din ve İktisadi Faaliyet kitabı da Weber'in Protestan ahlakı ile kapitalizm arasında kurduğu ilişkinin nasıl saçma ve temelsiz bir çaba olduğunu ve yazarın tezini yalanlayan datayı nasıl görmezden geldiğini anlatıyor. Merak edenler bakabilir.

Aslında bu üç isim hakkında Batı'da ciddî -tabiri caizse yerle bir edici- bir eleştirel literatür var ama bu literatür Türkiye'ye ya hiç ya da yeterince yansımadı. Ben bunlara ve başka kaynaklara dayanarak bir yazı kaleme alacağım.

Ayrıca her biri hakkında çeviri makalelerden oluşan üç kitap derleyeceğim. İlaveten Polanyi ve Schmitt hakkında da birer derleme hazırlayacağım. Bunlar da başka tuhaf tipler. Hayırlısı olsun."

AYDIN DOĞAN HOLDING EĞLENCE DEVİNİ FRANSIZLARA SATIYOR

Doğan Holding'in müzik ve eğlence sektöründe faaliyet gösteren dolaylı iştiraki Doğan Müzik Yapım'ın (DMC) yüzde 60 hissesinin dijital müzik platformu Believe grubuna satışı için ön sözleşme imzalandı.

Doğan Holding'in müzik ve eğlence sektöründe faaliyet gösteren dolaylı iştiraki Doğan Müzik Yapım'ın (DMC) yüzde 60 hissesinin dijital müzik platformu Believe grubuna satışı için ön sözleşme imzalanırken, toplam tutar 23.4 milyon dolar olarak açıklandı.

Doğan Holding'den yapılan açıklamada yeni ortaklıkla ilgili 17 Nisan'da ön sözleşmenin imzalandığı ve gerekli kanuni işlemlere başlandığı belirtildi. KAP'ta yer alan açıklamaya göre DMC, Doğan Holding'in dolaylı bağlı ortaklığı konumundaki DMC Invest B.V'nin iştiraki konumunda bulunuyor.

2005 YILINDA PARİS'TE KURULDU

Açıklamaya göre, işlem sonrası oluşacak iştirak hisse satış kârı/zararı DMC Invest B.V. tarafından değerlendirilecek. Doğan Holding'den yapılan açıklamada yer alan bilgiye göre; Believe Grubu, bağımsız sanatçıların ve yapım şirketlerinin ürünlerini dünya çapında yasal müzik platformlarında dağıtmalarını ve tanıtmalarını sağlamak için müzik ve internet uzmanları tarafından 2005 yılında Paris'te kuruldu.

Believe Grubu'nun 45 ülkede 1.300'den fazla çalışanı bulunuyor. 2000 yılında kurulan müzik prodüksiyon ve dağıtım şirketi DMC ise birçok müzik şirketinin dijital ve fiziki dağıtımını yaparken, kendi bünyesinde de çeşitli sanatçı ve gruplarla çalışıyor.

18 siteye  erişim engeli getirildi!

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), aralarında Independent Türkçe’nin de bulunduğu İngiltere, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri merkezli 18 internet sitesine gece yarısı erişimin engellenmesine karar verdi.

spa.gov.sa | Suudi resmî haber ajansı

wam.ae      | Birleşik Arap Emirlikleri resmî haber ajansı

albayan.ae | Dubai Hükûmeti’nin resmî medya kuruluşunun gazetesi

skynewsarabia.com | İngiliz Sky News’un Abu Dhabi merkezle Arapça yayını

independentturkish.com | İngiliz Independent’ın Türkiye yayını yayını

alhayat.com | Londra merkezli Arapça gazete

sabq.org | Suudi Arabistan merkezli haber sitesi

alarabiya.net |  Suudi Arabistan merkezli haber kanalı

alekhbariya. Net | Suudi Arabistan merkezli haber kanalı

okaz.com.sa | Suudi Arabistan merkezli gazete

alriyadh.com |  Suudi Arabistan merkezli gazete

al-jazirah.com |  Suudi Arabistan merkezli gazete

alyaum.com |  Suudi Arabistan merkezli gazete

al-madina.com |  Suudi Arabistan merkezli gazete

alwatan.com.sa |  Suudi Arabistan merkezli gazete

ajel.sa |  Suudi Arabistan merkezli online gazete

ak-ain.com |  Suudi Arabistan merkezli haber sitesi

alittihad.ae | Birleşik Arap Emirlikleri merkezli gazete

Suudi Arabistan AA ve TRT Arapça'ya erişim engeli getirmişti

Suudi Arabistan yönetimi, 13 Nisan’da Anadolu Ajansı (AA) ve TRT Arapça'nın internet sitelerine erişime engel getirdi.

GAZETE TİRAJLARI

(13-19 NİSAN 2020)