Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Haftanın Medya ve Sivil Toplum Değerlendirmesi (8-14 Nisan 2019)

Bu değerlendirme son bir hafta içinde yerli ve yabancı basında dikkat çeken medya ve sivil toplum alanındaki haberlerin değerlendirmesini kapsamaktadır.
SDE Editör
15 Nisan 2019 09:54

Hürriyet gazetesi üçüncü sıraya düştü

31 Mart seçim sonrası İstanbul sonuçlarının merakla beklendiği bir sırada uzun yıllar birinciliği kimseye kaptırmayan Hürriyet Gazetesi’nin sabah ve sözcü gazetelerinin ardından üçüncü sıraya düşmesi medya tarihi açısından çok iyi analiz edilmesi gereken bir süreci karşımıza çıkarmıştır.

CUMA, 12 NISAN 2019 GÜNÜ TİRAJ DURUMU:

FAHRETTİN ALTUN ALJAZEERA’YA YAZDI

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun, Al Jazeera için "Yerel seçimlerin sonrasında Türkiye'yi ne bekliyor?" başlıklı değerlendirme kaleme aldı. Altun yazısında, " 'Türk demokrasisi ölmüştür' konulu popüler ancak mesnetsiz iddiaların yanlışlığını ortaya koydu. Demokrasimizin ayakta olduğuna hiçbir şüphe yoktur" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun "Yerel seçimlerin sonrasında Türkiye'yi ne bekliyor?" başlıklı yazısında şu ifadelere yer verdi:

Normal koşullarda Türkiye'de yapılan yerel seçimler, uluslararası medyada gündem olmazdı. Ancak bu yıl gerçekleştirilen 31 Mart seçimleri yurt içinde ve yurt dışında oldukça dikkat çekti. Türkiye'nin en büyük şehri ve ekonominin başkenti olan İstanbul, sonucu henüz itirazlara konu olan kafa kafaya bir yarışa sahne oldu. Nihai sonuçtan bağımsız olarak, yapılan seçimler, bazı Batılı medya kuruluşları ve uzmanlar tarafından ortaya atılan "Türk demokrasisi ölmüştür" konulu popüler ancak mesnetsiz iddiaların yanlışlığını ortaya koydu. Demokrasimizin ayakta olduğuna hiçbir şüphe yoktur.

AK Parti ve MHP tarafından oluşturulan Cumhur İttifakı, ülke genelinde yüzde 53'lük oy oranına ulaşarak popülerliğini korumuştur. Muhalefet ise Ankara gibi bazı yerlerde ilerleme kaydetmiştir. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı mücadelesi, hala tartışmalı olmakla birlikte bağımsız bir hukuki organ olan Yüksek Seçim Kurulu tarafından kanunlarımıza uygun biçimde ve şeffaflıkla değerlendirilecektir.

Türkiye, Yerel seçimlerin tamamlanmasıyla birlikte uzun yıllardır ilk kez 4.5 yıl boyunca seçim olmayan bir döneme girdi. 2023 yılına kadar Cumhurbaşkanlığı'nın gündeminde ekonomi, Suriye krizi ve milli savunma kabiliyetlerimiz olmak üzere üç ana başlık olacaktır.

Sınırlarımızın içinde yönetimin birinci önceliği, ekonomiyi rayına oturtmak olacaktır. Ülkemiz, geride bıraktığımız aylarda tarihte görüşmemiş ve ciddi hasara sebep olabilecek bir ekonomik saldırıyla karşı karşıya kaldı. Ancak bu saldırıyı atlatmayı başardık.

Bu süreçten alınan ders, hükümetin ekonomimizi dış şoklara daha dayanıklı hale getirmek için gereken adımları atması gerektiği olmuştur. 2023 yılına kadar ekonomimizi ihracat odaklı büyümeyi destekleyerek, teknolojiye yatırım yaparak ve istihdam sağlayarak güçlendirmek istiyoruz.

Geçtiğimiz hafta Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Berat Albayrak, hükümetin yapısal dönüşüm planını açıklamıştır. Bu planda ülkemizin serbest piyasa ekonomisinin güçlendirilmesi, vergi reformunun gerçekleştirilmesi ve daha adil bir paylaşımın sağlanması mesajları ön plana çıkmıştır.

Ülkemizin mali disipline bağlılığını yeniden teyit eden Albayrak, kısa vadeli sorunların çözümü için kamu bankalarına yaklaşık 4.92 milyar dolarlık destek sağlama ve özel bankaların sermaye seviyelerini artırmalarına yardım etme sözünü vermiştir. Uzun vadede ise hükümetin gelir seviyesine bağlı yeni bir bireysel emeklilik sistemi kurma düşüncesi paylaşılmıştır. Gıda fiyatları enflasyonuyla mücadele planı ise önümüzdeki ay kamuoyuyla paylaşılacaktır’’

İSTANBUL VE ANKARA ADAYLARININ MEDYADAKİ KAZANANI KİM OLDU?

Medya Takip Merkezi, İstanbul ve Ankara adaylarının medyadaki yansımalarını inceledi. Türkiye genelinde 5 yıl boyunca görev yapacak yerel yöneticileri seçmek için gerçekleştirilen 31 Mart yerel seçimleri geride kaldı. Medya Takip Merkezi (MTM),Cumhur ve Millet ittifaklarının İstanbul ve Ankara adaylarının medyadaki yansımalarını inceledi.

Türkiye, aylardır yerel seçimlere kilitlendi. Seçim süreci boyunca özellikle büyükşehir belediye başkan adaylarının açıklamalarıyla yakından ilgilenen vatandaşlar, tüm mecralara dikkat kesilerek basın açıklamalarını ve seçim haberlerini ilgiyle takip ettiler.

Son zamanlarda geleneksel medyanın dışında dijital platformlardan da yürütülen seçim kampanyalarının yeni adreslerinden birinin Youtube oluşu, medya araştırmalarının kapsamını genişleterek araştırmalara video içeriklerinin de dahil edilmesini gerektirdi.

Adayların Youtube kanalları ile seçmenlere ulaşması ise yeni bir seçim stratejisi olarak algılandı. Özellikle genç seçmenlerin dikkatini çekmeyi hedefleyen adaylardan farklı içeriklerde video paylaşımları yapılarak bilindik yöntemlerin dışına çıkıldığı görüldü. Adaylar kendi Youtube kanallarının dışında çeşitli konularda yayın yapan pek çok Youtube kanalına da konuk olarak seçim atmosferine yeni bir soluk getirdi.

YouTube ve TV'de en çok Mansur Yavaş'ın adı geçti

MTM, Mart ayını kapsayan araştırmasında Cumhur ve Millet ittifaklarının medya yansımalarını inceledi. Millet ittifakının Ankara adayı Mansur Yavaş, Youtube’da 161 videonun içeriğinde, görsel medyada ise 5 bin 190 haberde yer alarak bu iki mecranın toplamında en çok konuşulan isim oldu. Yavaş, seçim vaatleri ve açıklamalarının yanı sıra, sahte senet tahsil etmeye kalkıştığı iddiasıyla da gündeme gelmişti.

Cumhur ittifakının İstanbul adayı Binali Yıldırım ise Youtube ve TV kanallarında toplam 5 bin 027 haberle konuşuldu. Kendi Youtube kanalında İlber Ortaylı’yı konuk eden Yıldırım’ın, yayınladığı bu videoyu bir haftada 779 bin kişi izledi. Yıldırım, aynı zamanda birçok haber kanalının Youtube yayınlarında da kendine yer buldu.

TV ve Youtube yayınlarında ay boyunca, Ekrem İmamoğlu 3 bin 708, Mehmet Özhaseki ise 2 bin 133 kez yer aldılar.

Yazılı basın ve internet medyasında en çok Binali Yıldırım konuşuldu

31 Mart yerel seçimlerinde İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye başkanlığına aday olan isimlerin internet medyasındaki ve yazılı basındaki haber yansımaları incelendiğinde ise Binali Yıldırım’ın haber adedinin Mansur Yavaş’tan 8 bin 774 farkla daha fazla olduğu belirlendi.

MTM’nin verilerine bakıldığında, TV’ler ve Youtube dâhil olmak üzere tüm mecralarda en çok yer alan ismin, hakkında 61 bin 383 haber yansıması bulunan Binali Yıldırım olduğu tespit edildi.

BBC ARAŞTIRMASI

Medya, Müslümanların yaptığı saldırıları terörist olarak nitelendirmeye daha çok meyilli.

Küresel çapta medya araştırmaları yapan Signal AI şirketi yaptığı bir çalışmada, medyanın Müslümanlar tarafından yapılan saldırılar için 'terör' nitelendirmesini daha sık kullandığını ancak aşırı sağcıların düzenledikleri eylemleri 'terörist' olarak adlandırmaya daha az meyilli olduğu sonucuna vardı.

Signal AI, son iki yılda düzenlenmiş 11 saldırıyı, 80 farklı dildeki 200 binin üzerinde yazılı, görsel ve radyo haberlerinde inceleyerek analizlerini yaptı.

Söz konusu şirket medya kuruluşlarının radikal İslamcıların yaptığı saldırıları yüzde 78 oranında terörist olarak nitelerken, aşırı sağcıların düzenledikleri saldırıların ise yüzde 24'ünün terörist eylem olarak haberleştirildiği sonucuna vardı.

Diğer yandan ‘olağan dışı’ şekilde medyanın Yeni Zelanda’da iki camiye yapılan  saldırıyı  terörist olarak haberleştirdiğini; bunda ülkenin başbakanı Jacinda Ardern’in olayın hemen ardından ‘terörist saldırı’ açıklaması yapmasının etkili olmuş olabileceğini vurguladı.

Şirket diğer bir ‘istisnai’ örnek olarak 2018 yılının ekim ayında Pittsburgh sinagoguna yapılan anti-semitist saldırıyı medyanın terör eylemi olarak adlandırdığına dikkat çekti.

Araştırmaya göre medyanın yaşanan saldırıları terör eylemi olarak nitelendirmede ya da tersi bir tutum sergilemede siyasilerin kullandığı dil ve söylemler etkili oluyor.

Sşgnal Şirketi son olarak, televizyon ve radyo kuruluşlarının gazete ve internet haberlerine göre daha az ‘terör’ ve ‘terörist’ gibi sıfatları kullandığını; bunda muhtemelen haber bültenlerinin zaman kısıtlamaları olmasının etkili olabileceğine yer verdi.

997 GAZETECİ BASIN KARTI BEKLİYOR

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, 997 kişinin basın kartı başvurusunun komisyonda görüşülmek üzere beklediğini açıkladı. Oktay, Türkiye’de 14 bin 759 kişinin basın kartının bulunduğunu, bunların 5 bin 691’inin sürekli basın kartına sahip olduğunu açıkladı.

Türkiye’de basın kartı, Başbakanlığa bağlı Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından veriliyordu. “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”yle birlikte müdürlük 9 Temmuz 2018 tarihinde Cumhurbaşkanlığına bağlandı ve yeni adı Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı oldu.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 12 Aralık 2018 tarihinde “Basın Kartı Yönetmeliği”nde değişiklik yapıldı. Yönetmelikte basın kartının iptalini içeren hükümler de genişletildi. Yönetmeliğin basın kartının iptaliyle ilgili düzenlemesine “Milli güvenlik ve kamu düzenine aykırı davranışlarda bulunması veya bu tür davranışları alışkanlık edinmesi” maddesi eklendi.

Gazetecilerin basın kartı için Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na başvurmalarının ardından oluşturulan komisyonun üyeleri şu şekilde:“Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan 2 üye, gazetecilik meslek kuruluşlarını temsilen 1 üye, sürekli nitelikte basın kartı sahip 1 üye, bölgesel veya yerel nitelikte faaliyet gösteren basın-yayın kuruluşlarının sahibi veya tüzel kişi temsilcisi arasından belirlenecek 1 üye, ulusal düzeyde yayın yapan radyo veya televizyonları temsil eden meslek kuruluşlarından 1 üye, basın kartı sahibi gazetecileri temsil eden sendikalarından 1 üye, iletişim fakültesi dekanları veya basın kartı sahibi gazeteciler belirlenen 1 üye.”

RTÜK’TEN DIŞ PAYDAŞ ANKETİ

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), faaliyet ve hizmetleri hakkında vatandaşın beklentilerine ilişkin değerlendirmelerini belirlemek amacıyla, "Dış Paydaş Anketi" hazırlandı.

RTÜK'ten yapılan açıklamaya göre, "www.rtuk.gov.tr" internet adresine eklenen "RTÜK Dış Paydaş Anketi' bölümünü tıklayanlar, yöneltilen 10 soruyu yanıtlayacak.

RTÜK'ün faaliyet ve hizmetleri hakkında görüş ve beklentilere ilişkin değerlendirmeleri belirlemek amacıyla hazırlanan anket, vatandaşın kurul hakkındaki görüşlerini ifade edebileceği ve faaliyetlerin niteliklerini değerlendirebileceği sorulardan oluşuyor.

Anketin, iyileştirmeye açık alanların tespitine, var olan politikaların ve programların etkinliklerinin ölçümüne ilişkin katılımcıların yapacağı değerlendirmelerin daha etkin proje ve faaliyetlerin planlanmasına ışık tutacak.

Dış Paydaş Anketi'nden elde edilecek verilerin, beklentileri, talepleri ve şikâyetleri analiz etmeye imkân sağlayacağı ve kurulun çalışmalarında yol gösterici olacağı belirtildi.

Medya okuryazarlığı ne demek?

Her tür medyadan uzak tutulması mümkün olmayan çocuklar için yapılabilecek en iyi şeylerden biri, onları eleştirel düşünme becerileriyle donatmak olmalı.

ABD’de Ithaca Üniversitesi hocası ve Televizyon Etkileri Araştırma Merkezi’nde araştırma laboratuvarı yöneticisi Cyndy Scheibe, Sağlık ve Eğitim Vakfı (SEV) tarafından Türkiye’deki tüm öğretmenlerin mesleki gelişimleri için düzenlenen SEV Profesyonel Gelişim Etkinliği’ne katıldı. Farklı okullardan öğretmenlerin katıldığı etkinlikte, medya okuryazarlığı ile ilgili bilgiler veren Sceibe, sorularımızı da yanıtladı:

Medya okuryazarlığı, bilgi aldığımız, etkileşimde olduğumuz ya da eğlence için takip ettiğimiz tüm medya türlerini okuma ve yazmayı kapsıyor. Medya okuryazarlığı eğitiminin amacı, tüm bireylerin günümüz dünyasında eleştirel düşünürler, etkili iletişimciler ve aktif vatandaşlar olmaları için sorgulama alışkanlıkları ve ifade etme becerilerini geliştirmelerine yardımcı olmaktır.

Öğretmenlerin bu alanda eğitim görmeleri neden önemli?

Çocuklar için yapabileceğimiz en güçlendirici şeyin; onları eleştirel düşünme becerileri ve medya okuryazarlığı ile desteklemek olacağına karar verdim.

Çocuklar daha çok hangi medya alanlarını kullanıyorlar, neden?

ABD’de Common Sense, 2015 yılında gençlerin medyada harcadıkları zamanın, okul dışında ve okulla ilgili çalışmalar hariç günde ortalama 9 saat olduğunu buldu. Aslında bu 9 saat, çoklu kullanım nedeniyle medyaya 12 saatten fazla maruz kalması demek. Çoğu kişi bu sayının, geçtiğimiz birkaç yıl içinde Twitter, Instagram ve Snapchat gibi sosyal medya platformlarının yükselişiyle birlikte daha da arttığına inanıyor.

Çocukları medyada bekleyen tehlikeler, tuzaklar neler?

Genel olarak, doğrudan etkileri (şiddet, stereotipleştirme, siber zorbalık, yanlış bilgilendirme vb.) ve dolaylı etkileri (sosyal etkileşim, okuma, fiziksel aktivite vb. gibi diğer etkinliklerin yerini almak) tanımlanabilir.

Çocuklar, zararlı içeriklerden nasıl korunmalılar? Öğretmenlere, ailelere, devlete bu konuda hangi görevler düşüyor?

Ebeveynler, elbette çocuklarının kullandıkları medyanın süresi ve içeriği hakkında akıllıca seçimler yapmalarına yardımcı olmak için çalışabilir. Ancak cep telefonları ve tabletlerdeki dijital medya sayesinde birçok çocuk, ebeveynlerinin bilgisi olmadan medyaya erişebilir durumda.

Bu konuda öğretmenlere odaklanıyoruz; çünkü çok fazla öğrenciye ulaşıyorlar ve düzenli öğretimlerinin bir parçası haline getirerek öğrencilerin medya okuryazarlığı becerilerini geliştirebilirler.

Kızlar daha aktif. Sosyal medya kullanımında nelere dikkat etmeleri gerekiyor? Günümüz gençleri sosyal medyayı nasıl kullanıyor?

ABD’de kızlar sosyal medyayı erkeklerden daha fazla kullanıyor olsa da gençler arasında popüler olan sosyal medya türleri ve kullanımı çok hızlı değişiyor. Son araştırmalar, Twitter’da yalanın gerçeklerden çok daha hızlı ve geniş bir şekilde yayıldığını ve YouTube’un seçilen ilk videolardan sonra daha uç video önerileri göndererek radikalleştirdiğini gösteriyor.

MEDYAYI ANLAMAK İÇİN SORU KILAVUZU

Prof. Dr. Sheibe, sorgulama alışkanlığı geliştirmek için, medya mesajlarını analiz ederken sorulacak temel soruları şöyle sıralıyor:

Yazarı: Bunu kim oluşturmuş?

Amacı: Bu neden oluşturulmuş? Hedef kitlesi kim? Benim ne veya ne hakkında düşünmemi istiyorlar?

İçeriği: Konu hakkında ne gibi mesajlar içeriyor? Hangi fikir, değer ve bilgiler açıkça verilmiş, hangileri ima edilmiş? Bilinmesi gereken ancak dahil edilmemiş bilgi var mı?

Teknikleri: Mesajı vermek için hangi teknikler kullanılmış? Bu teknikler ne kadar etkili olmuş? Bu tekniklerin güçlü ve güçsüz yanları neler? Bu teknikleri neden seçmiş olabilirler?

Bağlamı: Bu ne zaman oluşturulmuş? Toplum ile nerede ve nasıl paylaşılmış? Kültürel bağlam hangi açılardan göz önünde bulundurulmalı?

Ekonomisi: Bunu kim finanse etmiş? Bundan kim para kazanacak olabilir?

Güvenilirlik: Bu bir gerçek mi, fikir mi, yoksa başka bir şey mi? Bu bilgi ne kadar güvenilir? Fikir ya da savların kaynağı ne(ler)? Kaynak, güvenilir mi?

Etkiler: Bu mesaj kime fayda sağlar? Bu mesaj kime zarar verir? Kimlerin fikirleri temsil edilmiş ya da öncelik kazanmış?

Yorumlar: Ben bunu nasıl yorumladım? Deneyim ve inançlarım yorumumu nasıl etkiliyor?

Tepkiler: Bende nasıl bir his yaratıyor? Buna karşılık olarak ne tür eylemlerde bulunabilirim?

FOX TV’Yİ SATIN ALAN DİSNEY’İN YENİ İŞİ

Disney, internet üzerinden yayın platformu açıyor:

Disney, uzun zamandır beklenen 'internet üzerinden yayın servisi' Disney+'ın tanıtımını yaptı. Ancak platformun yayına başlaması Kuzey Amerika'da Kasım ayını bulacak. Dünyanın geri kalanı ise biraz daha uzun süre beklemek zorunda kalabilir.

Disney tarafından internet üzerinden yayın platformu olarak tanıtılan Disney +'nın yayının gecikmesinin birkaç sebebi var. Öncelikle Disney henüz kendi platformunu açma planları yokken diğer online yayın platformlarına satmış olduğu içeriğin telif haklarını geri almaya uğraşıyor.

Şirketten yapılan açıklamaya göre tüm anlaşmaların sona ermesi 4 yılı bulabilir. Bu gecikme, Disney Genel Müdürü Bob Iger'in 'en büyük öncelik' dediği projenin başarı şansını azaltabilir.

BBC'den Dave Lee'nin haberine göre, yayına başladığında Disney+ inanılmaz büyüklükte bir içeriğe sahip olacak.

Platform, Disney'in satın almış olduğu Pixar, Marvel, National Geographic, Yıldız Savaşları'nın yapımcısı Lucasfilm ve 70 milyar dolar ödeyerek satın aldığı 20th Century Fox'un yapımlarını içerecek.

Üyelikler tek bir paketten mi olacak ya da kullanıcılar istedikleri paketi mi alacak henüz netleşmemiş olsada, şu an için belirlenen fiyat aylık 7 dolar (yaklaşık 40TL) şeklinde. Yıllık olarak üye olmak istediğiniz zaman ise 70 dolar (yaklaşık 400 TL) ödemeniz gerekecek ve yıllık aboneliklerde aylık ödeme tutarı 5.83 dolar (yaklaşık 34 TL) olacak. Unutulmaması gereken nokta ise, belirlenen bu fiyatların Amerika için olduğu ve Türkiye'de aynı fiyatların olmayabileceği. Örnek vermek gerekirse, Netflix'in Amerika'da 8 dolara (yaklaşık 45 TL) sunduğu temel paketi Türkiye'de 15.99 TL. Disney+, bu konuda bir açıklama yapmadı.

Disney CEO'su Bob Iger dün yaptığı açıklamalarda, fiyatı düşük tutmalarındaki sebebin ulaşabilecekleri en yüksek müşteri sayısına ulaşmak olduğunu belirtti. 2024 sonuna kadar 90 milyon kadar üyeye sahip olmak istediklerini belirten Iger, "kullanıcıların Disney+'ı seveceklerinden eminiz" ifadelerini kullandı.

Yapılan açıklamalarda, Disney+'ın başlangıçta; 7.500 güncel ve artık yayınlanmayan televizyon programı, 25 orijinal dizi ve 10 orijinal film içereceği belirtildi. National Geographic Channel gibi birçok önemli kuruluşla da iş birliğine giden Disney+, 250 saatlik belgesel de içerecek. İçeriklerin tamamı çevrimdışı izlenebilecek ve 4K çözünürlükte olacak. 12 Kasım 2019'da Kuzey Amerika'da piyasaya sürülecek olan Disney+, birkaç etap halinde tüm dünyada yerini alacak. 

Disney ayrıca spor yayın ağı ESPN'in de sahibi ve ESPN'in 2 milyondan fazla paralı dijital üyesi var. Hindistan'daki Hotstar da 300 milyon mevcut üyesiyle Disney bünyesinde bulunuyor. Öte yandan, ABD'li internet üzerinden yayın servisi Hulu'nun da çoğunluk hissesi Disney'de.

NETFLIX VE APPLE'DAN HAMLELER

Amerikan online yayın ağı Netflix bu yıl fark yaratabilmek için yeni içeriğe 15 milyar dolar harcamayı planlıyor. Apple da geçen ay AppleTV+ servisini tanıttı. ABD'li ünlü televizyon programcısı Oprah Winfrey ve arkadaşları Apple TV+ için özel içerik üretecek.

SİNEMA MI İNTERNET Mİ?

Disney+'nın tanıtım toplantısı da platformun ruhuna uyan bir yerde, şirketin Los Angeles'taki giderek genişleyen kampüsü Sound Stage 2'de yapıldı.

1949'da inşa edilen stüdyo ilk Mary Poppins filminin, yıllar sonra ise Karayip Korsanları'nın çekildiği yer. Bu iki film de kendi dönemlerinde film teknolojisi alanında çığır açmışlardı. Ancak Disney'in bu şanlı geçmişi şirkete ayak bağı olabilir.

AVRUPA’DA ‘BUYURUN BEN MÜSLÜMANIM’ETKİNLİĞİ

Avrupa ülkelerinde Müslümanlara yönelik ön yargıları kırmak için 'Buyurun ben Müslümanım' etkinliği düzenlendi. Belçika’da 50 genç Müslüman "Buyurun, ben Müslümanım" etkinliği çerçevesinde sokaklarda gül ve İslam dinini anlatan broşürler dağıttı. Etkinlik çerçevesinde Almanya, Avusturya, İsviçre, Hollanda, Belçika, Fransa, Danimarka, İsveç, Norveç, İtalya, Avustralya ve Kanada'da stantlar açıldı.

Gönüllü gençler, cadde ve meydanlara kurulan stantlarda, 210 binden fazla kişiye gül ve İslam dinini anlatan broşür dağıttı.