Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Haftanın Medya ve Sivil Toplum Değerlendirmesi (1-7 Nisan 2019)

Bu değerlendirme son bir hafta içinde yerli ve yabancı basında dikkat çeken medya ve sivil toplum alanındaki haberlerin değerlendirmesini kapsamaktadır.
SDE Editör
08 Nisan 2019 10:33

31 MART SEÇİMLERİNİN ARDINDAN GAZETELER SONUÇLARI NASIL GÖRDÜ?

BATI BASINI 31 MART SEÇİMLERİNİ NASIL GÖRDÜ?

Yerel seçimler dünya basının da gündemindeydi.

İngiliz Guardian gazetesinin haberinde seçimlerin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yönetimi için "kritik bir sınav" niteliğinde olduğu yorumu yapıldı.

Haberde, "Türkiye genelinde rutin bir belediye seçimleri olması gerekirken, bu seçimler Erdoğan'ın 16 yıllık iktidarı için bir referanduma dönüştü ve ülkedeki ekonomik durum Erdoğan'a olan halk desteğini azaltmaya başladı" dendi.

"Erdoğan'ın iktidarı güçlü ekonomik büyümeyle öne çıkıyordu. Ama geçen yıl yaşanan liradaki düşüş geçen ay resesyona neden oldu’’

"Cumhurbaşkanının kendisi oy pusulasında olmasa da son haftalarda  yılmadan seçim kampanyaları düzenledi. Yerel seçimleri 'ulusal beka' meselesi olarak gördü. Artan enflasyon oranından 'ülkeyi baltalamaya çalışan yabancı güçleri' sorumlu tuttu.Pazar günkü seçimler, cumhurbaşkanına daha fazla yetki tanıyan yeni hükümet sistemiyle Erdoğan'ın yeniden seçilmesinden sonraki ilk sandık sınavıydı."

Guardian, , "mali krizden çıkış yolunun Erdoğan'ın güçlü liderliği" olduğu düşünülüyor.

BBC'nin Türkiye muhabiri Mark Lowen  seçimlerle ilgili yorumunda Erdoğan'ın bu seçimleri hayatta kalma meselesi olarak gördüğünü ve "bir darbe" aldığını söyledi.

Financial Times gazetesi ise seçimler konusunda Erdoğan aday olmamasına rağmen genel seçimler için 81 ilde kampanya yürüttüğünü yazdı. FT "Türk lider çok savaştı çünkü kişisel tecrübesinden yerel düzeyde bir zaferin domino etkisi yaratacağını biliyor. Kimse Erdoğan'ın yakında devrileceğini düşünmüyor. 65 yaşındaki Erdoğan ülkenin açık ara en popüler siyasetçisi ve pek çok kere zor durumlarda çıkış yolu buldu. Ancak ülkenin güneyindeki ekonomik anlamda güçlü illerdeki kayıplar AKP'nin liderliğindeki siyasi ittifaka açık bir mesaj gönderdi".

Amerikan New York Times gazetesi , sonuçların Erdoğan'ın iktidarı için " bir gerileme" olarak görülebileceğini yazdı.Seçmenin en büyük kaygılarından birinin ekonomik durum olduğu belirtilen haberde şu ifadeler de var:" Anketler, kararsız seçmen sayısının oranın alışılmışın dışında yüksek olduğunu gösterdi, parti yetkilileri de bunu seçmen arasındaki memnuniyetsizliğin göstergesi olarak gördü.

New York Times haberinde, Erdoğan'ın da siyasi kariyerine İstanbul'da belediye başkanlığı yaparak başladığını ve çöp toplama, toplu taşıma gibi hizmetlerle halk desteğini inşa ettiğini yazdı.

Başkent Ankara'da ve bazı şehirlerde sandıktan CHP'nin AKP'den önde çıkmasının, "partisi için bıkmadan usanmadan kampanya yürüten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için  ‘ekonomi idaresine ilişkin  seçmenin tepkisi" olduğunu belirtti.

Haberin devamında şu satırlar var:

""(…) Trump yönetimi Türkiye'deki seçimleri yakından takip izliyor ve seçim dönemi sona ermesiyle de, Suriye'deki savaş ve Türkiye'nin Rusya'dan hava savunma sistemi alması gibi Ankara'yla yaşanan tartışmaların sona ermesini umuyor."

İtalyan basını: 
Corriere della Sera gazetesi haberi, "Erdoğan için  (yarı mağlubiyet)" başlığıyla verdi. Haberde, "Erdoğan seçim kampanyasının son günlerinde 'İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanır' demişti…

Corriere della Sera, AKP-MHP ittifakının Türkiye genelinde oyların ve belediyelerin çoğuna sahip olduğuna da dikkat çekti , "Ancak çeyrek asır sonra Ankara  ve İstanbul sonuçları  sıkıntı teşkil ediyor."

La Repubblica   Erdoğan için "beklenmedik bir mağlubiyet" olduğunu yazdı. La Stampa  ‘seçim, Recep Tayyip Erdoğan'ın yenilmezliğini sarstı" denildi.

Yunan basını, seçmenlerin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ekonomide çekilen sıkıntılar çerçevesinde siyasi bir mesaj verdiğine dikkat çekildi.

Le Monde: 65 yaşındaki Erdoğan, 50 günde 102 miting düzenleyerek seçmenleri partisine oy vermeye ikna etmek için her şeyi yaptı. AKP'nin ittifakı oyların yüzde 51'ini alsa da, bazı önemli  illeri kaybetti.

ARAŞTIRMA ŞİRKETLERİ SEÇİM SONUÇLARINI NASIL YORUMLADI?

GENAR BAŞKANI AKTAŞ: OY ORANI KORUNDU

GENAR Araştırma Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Aktaş'a göre de yerel seçimlerde seçmenin verdiği birinci mesaj; Cumhur İtifakı ve AK Parti Hükümeti için ‘devam' kararı oldu. Aktaş, "İkincisi mesaj; şehirlerdeki başarıya ya da toplamdaki oy oranına baktığınız zaman Cumhur İtifakı bir önceki seçime yakın düzeydeki oy oranını korudu. Bir yönüyle yerelde hem AK Parti hem MHP başarılı oldu" dedi.

‘BÜYÜKŞEHİRLERDE CHP'YE CİDDİ ANLAMDA BİR YETKİ VERİLDİ'

Aktaş'a göre seçimden çıkan üçüncü mesaj ise muhalefete özellikle CHP kanadına verilen destek. Vatandaşın özellikle büyükşehirlerde CHP'ye ciddi anlamda bir yetki verdiğini söyleyen Aktaş, seçimin kaybedenlerinin İYİ Parti ve HDP olduğunu savundu.

‘HDP SİYASETİNE KÜRT SEÇMENDEN SARI KART'

İYİ Parti'nin yanı sıra HDP'yi de CHP'nin ‘ortağı' olarak tanımlayan Aktaş, şunları kaydetti: "CHP'nin iki ortağı, hem İYİ Parti hem de HDP büyük oranda etkinlik kaybetti. HDP'nin kaybı iki türlü oldu; birincisi bölgede, seçmenin yüzde 60'ına yakın oyunu banko aldığı yerlerde; Şırnak'ı, Bitlis'i, Muş'u kaybetti, toplamda da her yerde oyu düştü. Bu onların beklemediği birşeydi. Onlar bölge halkının kimlikten dolayı oy verdiğini düşünüyordu ve böyle bir rahatlıkları vardı. HDP siyasetine Kürt seçmenin sarı kartı oraya çıkmış oldu.

HDP için ikinci bir problem, önümüzdeki 4 yıl seçim sonuçları ve tablo ortaya konduğu zaman HDP'nin oyu yüzde 4 olarak gözükecek, bu tablo hep yüzde 10 olarak gözüküyordu. ‘Bizim oylarımızın yüzde 7'si CHP içersinde' denebilir ama, bu tabloyu ortadan kaldırmıyor. ‘Seçim sonucu ne oldu' sorusunun cevabında, HDP'nin aldığı oy yüzde 4, Türkiye genelinde.

‘TOPLAMDA CUMHUR İTTİFAKI GERİYE DÜŞMÜŞ OLSAYDI BELKİ ERKEN SEÇİM TARTIŞILABİLİRDİ'

Yerel seçim de olsa toplumun yüzde 52'sinin Cumhur İttifakı'nın arkasında durduğunu söyleyen Aktaş, "Bu da hükümete desteğin devam ettiği anlamına gelir eğer toplam oylarda Cumhur İttifakı Millet İttifakı'nın çok gerisine düşmüş olsaydı belki hem bir erken seçim tartışması yapılabilirdi hem de cumhurbaşkanlığı sistemi tartışmaya açılabilirdi. Bir yönüyle yüzde 50'nin üzerinde destek devam ediyor" ifadelerini kullandı.

‘AK PARTİ UYGULAMALARINI GÖZDEN GEÇİREBİLİR'

Aktaş, "İktidarlar şehirleri yönetirken yorulurlar ve bu yorgunluk karşısında da vatandaş bir arayışa girer, baktığınız zaman büyükşehirlerde tercih daha çok CHP'den yana olmuştur, gündemde olan şehirler için. Demek ki burada da AK Parti kendi uygulamalarını ve ya aday tercihlerini gözden geçirebilir, özellikle Ankara ile ilgili" diye konuştu.

ANAR GENEL MÜDÜRÜ İBRAHİM USLU:

50+1 zorunluluğu, ekonomik kriz atmosferinde AK Parti'yi en çok zorlayan faktör oldu.Ankara Sosyal Araştırmalar Merkezi (ANAR) Genel Müdürü İbrahim Uslu, seçmenin büyükşehirlerde oyunu muhalefete verirken, ilçelerinde ise AK Parti'yi tercih ettiğini, Türkiye geneli için AK Parti'nin 24 Haziran'dan bu yana bir oy kaybı yaşamadığını belirtti.

Uslu, AK Parti için, "Ekonomik kriz koşullarında alınabilecek en iyi sonucu aldı. 2009 yılında çok daha ağır kayıplar yaşamıştı, 9 puanlık bir oy kaybı yaşamıştı" diyerek, seçmenin dengeli bir mesaj verdiğini kaydetti. Uslu, "Seçmen, AK Parti'den tamamen vazgeçmediğini, AK Parti'nin hala ülke yönetiminde güçlü bir şekilde kalması ama bazı sorunları olduğunu ve bunları da dikkate alması gerektiğini hissettirdi" diye konuştu.

‘CHP'YE ONAYLA BİRLİKTE ‘BİRAZ DAHA ÇABA GÖSTER' MESAJI

Seçmenin CHP'ye mesajını ise, "Henüz sana bütünüyle ülkeyi teslim etmeyeceğim ama biraz daha mevcut halini güçlendirmeyi uygun buluyorum" şeklinde yorumlayan Uslu, "Seçmen, CHP'ye de dolayısıyla en azından şu ana kadar ki performansı açısından onay verdi ancak biraz daha çaba göstermesi gerektiğini söyledi" dedi.

MHP AK PARTİ İLE REKABET ETTİ

Uslu, seçim sürecinde sıkça dile getirilen ‘beka söylemi'nin etkisi konusunda ise "Anadolu'nun iç kesimlerinde ve Karadeniz'de etkili olduğunu görüyoruz. MHP kazandığı her yerde aslında AK Parti ile rekabet etti ve AK Parti-MHP rekabetinin olduğu illerin önemli bir kısmında seçmen MHP'yi tercih etti. Dolayısıyla bu beka söyleminden ve yükselen milliyetçilikten en çok istifade eden parti olduğu yorumunu yapmak mümkün. Türkiye'de kendini milliyetçi tanımlayan seçmenlerin miktarında ciddi bir yükseliş var. 4-5 yıl önce yüzde 20'ler civarında olan bu oran günümüzde yüzde 30'ları aştı. MHP'nin doğal tabanı genişlemeye başladı. Bunun hem bu seçim için hem uzun vadede MHP'ye avantaj yaratacağını düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

'HDP'YE ‘ALTERNATİFİNE YÖNELEBİLİRİM' MESAJI

Yerel seçimlerde İYİ Parti'nin ise "kazandıran ama kendisi çok şey kazanamayan parti" durumunda olduğunu belirten Uslu, şöyle devam etti:
"22 ilçede kazanabildi ama il ve büyükşehir belediyesi kazanamadı. Dolayısıyla henüz kurumsallaşma ve seçmen nezdinde rüştünü ispat etme sürecini tamamlamış değil. Fakat seçmen İYİ Parti'ye de bir şans verdi ve İYİ Parti'nin sistem içerisinde kalmasına olanak verecek seviyede oy verdi. Seçmen, ‘Henüz sana ihtiyacım var, siyasal sistem içinde pozisyonunu koru' mesajını verdi fakat büyükşehir ve il belediyeleri verecek kadar İYİ Parti'ye henüz güven duymadığını da hissettirdi."

Bu seçimde oyların daha çok büyük partilerde konsantre olduğunu, ittifakların küçük ortaklarına daha az oy gittiğini vurgulayan Uslu, "İYİ Parti, MHP ya da HDP'nin oy oranlarının düştüğünden bahsedemeyiz" şeklinde konuştu.

AKAM BAŞKANI ÖZKİRAZ:

Avrasya Kamuoyu Araştırmaları Merkezi (AKAM) Başkanı Kemal Özkiraz  seçim sonuçlarının her parti için bir mesajı olduğunu belirterek, "AK Parti için anlattığı şey, örneğin; ‘siz bu kadar sert, bu kadar kırıcı davranırsanız biz Kürtler de gideriz sizin karşınız da kim olursa ona oy veririz', özellikle batıda böyle. Ayrıca seçmenin ‘siz ne kadar milliyetçileşirseniz milliyetçileşin MHP'den oy alamazsınız, MHP sizden oy alır, siz MHP'ye benzersiniz', diye bir mesajı var, İç Anadolu ve Karadeniz'den anladığımız bu" dedi.

Özkiraz'a göre seçmen, CHP'ye, Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na ise uzlaşmacı liderlik başarısı nedeniyle seçmen bir ödül verdi. Özkiraz, "Cumhurbaşkanlığı makamı son 3 yıldır fiilen boş. AK Parti Genel Başkanı var ama cumhurbaşkanı yok. Cumhurbaşkanlığı makamı ne yapardı, insanları buluştururdu, barıştırırdı. Şimdi bizim cumhurbaşkanımız üç yıldır bunun tam tersini yapıyor, bunu yapmaya çalışan Kemal Kılıçdaroğlu. Kürdü de, milliyetçiyi de, sosyal demokratı da bir arada tutmaya çalışıyordu, bunu başardı, seçimde de bunun meyvelerini topladı" diye konuştu.

CHP'nin bir başka başarısının da bütün büyükşehirlerde o şehirlerde geçmişi olan, başarısı olan, sevilen ilçe başkanlarını aday yapması olduğunu kaydeden Özkiraz, "Halk bunu da gördü, takdir etti. İnsanlar CHP'ye bunun için de oy verdiler" dedi.

İYİ Parti'nin ise hiç il kazanamasa dahi bu başarının ortaklarından olduğunu söyleyen Özkiraz, "İYİ Parti'nin, CHP'nin her kazandığı büyükşehir belediyesindeki yönetim kadrosunda sözü geçecektir. Vatandaş bence İYİ Parti'yi ödüllendirdi; Meral Akşener'in cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aldığı oyun üzerinde bir oy verdi" diye konuştu.

‘HDP TOPLUMSAL MUHALEFETİ DİNLEDİ'

Özkiraz, HDP'nin ise toplumsal muhalafeti dinlediğini ve toplumsal muhalefetin istediğini yaparak batıda seçime girmediğini belirtti. Özkiraz, "HDP, doğu bölgelerinde, ‘asker taşıması' olayları olan yerler halinde gücünü korudu, özellikle büyükşehirlerde. HDP açısından bir sorun görünmüyor. HDP bu seçimde yaptığı fedakarlıkla olabilecek en erken seçimde barajı aşmayı garantiledi. HDP'nin stratejisi de başarılı" dedi.

SONAR BAŞKANI BAYRAKÇI: İTTİFAKLAR İSABETLİ OLDU

Sonar Araştırma Şirketi Başkanı Hakan Bayrakçı  yerel seçim sonuçlarının, ittifakların isabetli olduğunu gösterdiğini ifade ederek, "CHP'nin kurduğu ittifak ve ittifak tarzı doğru olduğunun sonucu verdi; İYİ Parti ile resmi bir ittifak yaptılar, HDP ile de ittifak yapmadan, HDP'nin kendi kararı olarak sunulmasını sağladılar. Bu üç parti için de başarı olarak düşünülebilir. AKP için de MHP ortaklığı çok doğruymuş çünkü MHP ile ortak girmeselermiş çok farklı sonuçlar alınabilirmiş gibi duruyor" diye konuştu.

‘SEÇİMİN VAKTİNDE YAPILMASI BU SEFER ÇOK ZOR'

Bayrakçı'ya göre bu seçmin galibi Millet İttifak'ı ve bu ittifakın tarafları başarılı oldu. Bayrakçı, "Ankara'nın dışında diğer illeri CHP alamasaydı, herkes şunu düşünecekti; ‘Ankara'yı Mansur Yavaş sayesinde aldılar, başka bir yeri alamadıklarına göre evdeki hesap çarşıya uymadı, CHP kaybeden taraf' diye mütalaa edilebilirdi ama burada görülüyor ki hem sahil kentlerinde hem de İç Anadolu'da çok sayıda il ve ilçe el değiştirdi" dedi.

Önümüzdeki süreç için ise Bayrakçı, "4.5 yıl bekleyip seçimin vaktinde yapılması çok zor bu sefer. Açık bir şekilde oy kaybetmeye başlayan bir iktidar partisi var ortada. Muhalefet de 16 yıldır hep kaybeden taraf olarak burada siyasi konjonktürün değişmesi siyasete yansıyabilir, seçim olmasa bile" değerlendirmesinde bulundu.

SEÇİM SONUÇLARINI NASIL VERELİM?

A.A Eski Genel Müdürü Kemal Öztürk’ün, Yenişafak Gazetesinde köşesindeki yazısı:

‘’Anadolu Ajansı’nın (AA) seçim sonuçlarının yayınlanması esnasında yaşanan sorunlar ciddi tartışma konusu oldu.

A.A ilk yayınını 30 Mart 2014 yılında yapılan yerel seçimlerde yaptı. Bu nasıl başladı kısaca anlatayım.

2013 yılı, FETÖ örgütünün devleti ele geçirme operasyonlarına start verdiği yıldı hatırlayın. Devletin içinde çok büyük kavga vardı. 17-25 Aralık 2013 tarihi, yargı-güvenlik bürokrasisinin bir darbe girişimiydi. Başarılı olsaydı büyük bir kaosa sürüklenecekti ülke.

İşte o günlerde yerel seçimlere gidilecekti. Ve seçim sonuçlarını ülkede bir tek, FETÖ’nün en önemli medya silahlarından biri olan CİHAN Haber Ajansı veriyordu. Neredeyse 15 yıldır CİHAN bu konuda tekel oluşturmuştu.

Ne acıdır ki, o tarihe kadar Anadolu Ajansı sandık başından seçim sonuçlarını vermeyi hiç düşünmemiş, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) da sistemini CİHAN’a alternatif olabilecek hızda bir teknolojiye dönüştürmemişti.

Devletin düşmanı olan bir örgütün, ülkenin seçim sonuçlarını tek başına vermesinin, çok büyük güvenlik sorunu ve kargaşaya neden olabileceği kaygısı oluştu.

İşte bu nedenle devletin ajansı AA, seçimlere 5 ay kala seçim sonuçları verme kararı aldı.

Bu kadar kısa sürede bu sistemi kuramayacağımız, başarılı olamayacağımıza dair FETÖ gizliden büyük bir propaganda başlattı. Bu yüzden birçok medya kuruluşu bizden veri almadı önce.

Türkiye’de sandık başından seçim sonucu aktaracak bir yazılım sistemi bilmiyorduk. Kimsede yoktu. Bu yüzden Ajansın bilgi işlem departmanı bu yazılımı bizzat kendi yazdı. Hem de gece gündüz hiç dinlenmeden. Yakup Şıvka’nın başkanlığındaki ekip bana Türkiye’nin en iyi yazılım projelerinden birini gerçekleştirdi. Hem de 3 ayda.

Sonra bu yazılımı bir sisteme dönüştürdük ve Türkiye genelinde örgütlendik. İlk test sonuçlarımız başarılı olunca medya kuruluşlarını bir kez daha ziyaret ettik ve bu kez bazı medya kuruluşları hem bizden hem de CİHAN’dan veri aldılar.

Seçim gecesi bir sabotaj olacağını biliyorduk. Bu yüzden devletin tüm iletişim birimleri bize destek oldu.

Ve o gece, seçim sonuçlarını başarıyla vermeye başladık. RedHack isimli siber korsan o gece dünyadaki tüm hackerleri AA’nın bilgi işlem sistemine saldırıya çağırdı. Ve gördüğümüz en büyük siber saldırı ile karşılaştık. Bu nedenle yayınımız iki saat durdu ama sistemimiz çökmedi. Sonrada anlaşıldı ki RedHack, FETÖ’cü polislerin kurduğu bir yapıymış.

O gün CİHAN da yayın yaptı. Ve sürekli muhalefet partilerinin adaylarını önde göstererek büyük bir kargaşa yarattı. MHP ve CHP toplam 4 basın toplantısı yaparak Ajansı protesto etti. Ancak seçim sonuçları YSK ile aynı çıktı. Tartışma bitti.Ajans o günden sonra 5 seçim ve bir referandum sonucu daha yayınladı. Hepsinde başarılı oldu

31 Mart seçimlerine gelince. Ajansın resmi açıklamasına göre, çok uzun süre veri yayınlanmamasının nedeni, sandık başından veri girilmemesi olarak açıklandı. Detayları bilmiyorum. Kurumun krizi daha iyi yönetmesi mümkündü. Ancak bir kasıt olduğunu düşünmüyorum.

Anadolu Ajansı, seneye 100 yaşında olacak. Tam yüz yıldır, kurumun en büyük mirası ve değişmeyen gücü şu cümledir: “Anadolu Ajansı yazmışsa, doğrudur”. İşte bunun zarar görmemesi gerekir.

Zira AA bugün ülkenin dünyadaki en önemli sesidir. Bu kurumu yıpratmak, bizzat devletin dünyadaki görünürlüğünü yıpratmaktır. Doğru ve güvenilir yayın yapmak, ajans çalışanları için fikri namus meselesidir. Eminim bugün de Ajans çalışanları aynı görüştedir. Bu yüzden AA eleştirisi yapanların daha dikkatli olması gerekir.

Fakat seçim sonuçlarını verdiği günden beri, Ajans siyasi tartışmaların içinden bir türlü kurtulamadı. Bunun kurumun marka değerine ve güvenilirliğine zarar verdiği görülüyor. Ancak ortada bir gerçek var ki, seçim sonuçlarını verecek başka bir kurum yok Türkiye’de. Aslında AA biraz da zorunluluktan bu yayını yapıyor.

CHP bunca yıldır seçime giriyor, hala kendi sistemini kuramadı. Sadece AK Parti kendi sistemini kullanıyor. Başka hiçbir partide bu sistem yok.

Herhangi bir medya grubu bu işe girmedi. Ajans yayın yapmasa, medyanın veri alabileceği bir mecra yok.

SANDIK BAŞINDAN SONUÇLARI SADECE YSK AÇIKLASIN.Önerim, Yüksek Seçim Kurulu’nun, sandık başından veri yayınlamaya başlamasıdır.Bu veriyi hem siyasi partilere hem de medyaya versin. AA da oradan alsın.

Bugün herkes Yüksek Seçim Kurulu’na güveniyor değil mi? Her partinin orada temsilcisi var. O yüzden YSK teknolojisini yenilesin, yazılımını geliştirsin ve modern bir sistem kurarak sandık başından verileri sadece kendisi yayınlasın.

Seçime giren her siyasi parti de bu sistemde temsilci bulundursun. Ve artık, hem tartışma bitsin, hem de Ajans daha fazla hırpalanmasın.

Bunu YSK’ya daha önce de önerdik. Hatta AA’daki teknolojinin aynısını oraya kurmayı teklif ettik. Ancak YSK, kanunundaki bir maddeyi (YSK Kanunu 298. Madde 9. Fıkra) gerekçe göstererek sandık başından sonuç veremeyeceklerini söyledi. Aslında bu basit bir kanuni düzenlemeyle değiştirilebilir ve YSK yayın yapabilir.

ANADOLU AJANSİ’NDAN AÇIKLAMA

Anadolu Ajansından (AA) yapılan açıklamada, gündem toplantısında AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Şenol Kazancı'nın personele yaptığı konuşmanın çarpıtılarak sızdırıldığı, kendisine ait olmayan ifadelerin aitmiş gibi gösterildiği belirtilerek, "Bugün bazı sözde medya mecralarında yer alan ve Genel Müdürümüze atfedilen, özellikle ailesiyle ilgili ifadeler tamamen yalandır, uydurmadır" denildi.

Anadolu Ajansından yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:"Dedikodu gazeteciliğinden öteye gidemeyen bazı sözde medya kuruluşları, Anadolu Ajansının tüzel kişiliğine ve yöneticilerine açıkça itibar suikastı yapmaya çalışmaktadır. Bu yalan, iftira ve ithamların yöneticilerimizin ailelerine de yönelmiş olması Türk medyası adına esef verici bir gelişmedir.

Anadolu Ajansı Gündem toplantısında, Genel Müdürümüzün personelimize yaptığı konuşma çarpıtılarak sızdırılmış, kendisine asla ait olmayan ifadeler aitmiş gibi gösterilmiştir. Bugün bazı sözde medya mecralarında yer alan ve Genel Müdürümüze atfedilen, özellikle ailesiyle ilgili ifadeler tamamen yalandır, uydurmadır. Anadolu Ajansı olarak şunu belirtmek isteriz ki, kamuoyunu yanlış yönlendiren insaf, vicdan ve ahlak dışı yayınlara imza atanlar yargı önünde bunun hesabını vereceklerdir".

WİKİLEAKS PATRONU JULIAN ASSANGE HALEN EKVADOR ELÇİLİĞİNDE Mİ?

Wikileaks'in kurucusu Julian Assange'ın, sığındığı Ekvador'un Londra Büyükelçiliğinden çıkarılacağı iddia edildi. Fakat iddia kısa süre sonra ismi verilmeyen Ekvadorlu üst düzey bir yetkili tarafından yalanlandı.

Wikileaks'in Twitter hesabından yapılan açıklamada, üst düzey bir Ekvador yetkilisinin, "Assange'ın günler hatta saatler içinde elçilik binasından çıkarılacağını ve gözaltına alınması için İngiltere ile anlaşmaya varıldığını" söylediği ileri sürüldü.

Wikileaks'in blog sitesindeki açıklamada ise bu kararın, Ekvador Devlet Başkanı Lenin Moreno'nun, kardeşi tarafından oluşturulan bir off shore hesabını kullandığına dair iddiaların üstünü kapatma girişimi olduğu savunuldu.

Açıklamada, Assange'nin avukatı Carlos Poveda'nın "INA Belgeleri olarak adlandırılan Moreno hakkındaki iddialara ilişkin sızıntılarla müvekkilinin bir ilgisinin bulunmadığını, zira artık Wikileaks'in editörü olmadığını" dile getirdiği de belirtildi.

İDDİA YALANLANDI

Adının açıklanmasını istemeyen Ekvadorlu üst düzey bir yetkili, Ekvador Devlet Başkanı Lenin Moreno'nun şahsi görüşmelerinin gizlice dinlenmesine öfkelendiğini, öte yandan Wikileaks'in "Assange'ın günler hatta saatler içinde elçilik binasından çıkarılacağını ve gözaltına alınması için İngiltere ile anlaşmaya varıldığını" iddiasının gerçeği yansıtmadığını, bu yönde bir karar alınmadığını söyledi.

DÜNYA GAZETESİ BİNASI SATILIYOR

Ekonomik yayıncılığının ünlü gazetesi Dünya’da sıkıntılı günler.Ekonomik sıkıntı nedeniyle geçtiğimiz günlerde geniş çaplı işten çıkartmaların yaşandığı Dünya gazetesi gayrımenkullerini satmak için harekete geçti.

Dünya gazetesinin İstanbul Bağcılar'da bulunan ofisi satışa çıktı.

Ünlü gazetenin binası,  "Mahmutbey'de satılık CNN Türk'e komşu simge 16.750 m2 ofis plazası" başlığıyla duyuruldu. 16.750 m2'lik plaza için 66.000.000 TL fiyat biçildiği fark edildi.

DİJİTAL REKLAM 2.5 MİLYAR LIRAYI AŞTI

Dijital reklam 2018’de yüzde 15 büyüyerek 2.5 milyar liraya çıktı. Türkiye’de dijital reklam pazarının geçen yıl yüzde 14.2 büyüyerek 2.47 milyar lira büyüklüğe ulaştığı bildirildi.
Interactive Advertising Bureau (IAB) Türkiye Başkanı Neslihan Olcay dijitalin 2017 yılında reklam pazarında yüzde 26 payları olduğunu, geçen yılı ise reklam pastasından yüzde 28-29 pay alarak kapattıklarını söyledi.

Olcay şunları söyledi: “Reklam yatırımları dijitale kaymaya devam ediyor. Video, geçen yıl yüzde 31 büyüme kaydetti. 2017 yılında da güzel bir büyüme vardı. Bu son derece gurur verici. Bu anlamda Avrupa’da en hızlı büyüyen ülkelerden biriyiz. Oyun içi reklamlar da yüzde 31 büyüme kaydetti.

Büyüklük olarak bakıldığında display en büyük alan. Display reklam yatırımları, 2018’de yüzde 15 büyüyerek 1.41 milyar lira oldu. Display reklamlar kategorisinde en büyük payı 959 milyon lira ile gösterim ya da tıklama bazlı reklam yatırımları aldı. Video reklam yatırımları yüzde 31’lik büyümeyle 353 milyon lira olarak gerçekleşirken, native 101 milyon liraya ulaştı. Arama motoru reklam yatırımlarının büyüklüğü 923 milyon lira olurken, ilan sayfaları reklam yatırımları 113 milyon liraya çıktı. Geçtiğimiz dönemlerde küçülmenin yaşandığı e-posta, yaklaşık 5 milyon liralık yatırımla bir önceki döneme göre yüzde 3 küçüldü. Oyun içi reklamlar ise 17 milyon liralık büyüklüğe erişti. Mobil reklam yatırımları 1.4 milyar lira olurken, 411 milyon liralık büyüklüğe ulaşan sosyal medya reklamlarının yüzde 79’u mobil cihazlarda yer aldı. Programatik satın alma, 2018’de de artışını sürdürdü ve büyüklüğü 1.6 milyar liraya çıktı.”

İSTANBUL FİLM FESTİVALİ 16 NİSAN’DA SONA ERİYOR

İstanbul Film Festivali,5 Nisan’da başladı 16 Nisan’da sona erecek. 175 uzun, 11 kısa metrajdan oluşan bu yoğun program sürüyor.

7 film dikkati çekiyor:

1. High Life – Claire Denis

 ‘High Life’ı kaçırmamalısınız. Claire Denis’in ilk bilimkurgu filmi bir uzay gemisinde bir bebekle birlikte yaşayan Monte’nin macerasını konu ediniyor. Prömiyeri Toronto’da yapılan High Life’ın kadrosunda Robert Pattinson, Juliette Binoche, Mia Goth gibi ünlü isimler yer alıyor.

Claire Denis’in bu film için oyuncularına Köln’de bulunan Avrupa Uzay Ajansı’nda astronot eğitimi aldırdığını da eklemeden geçmeyelim.

2. Sınır – Ali Abbasi

Ali Abbasi imzalı ‘Sınır’, Nordik bir kara film olmanın yanısıra bir edebiyat uyarlaması. ‘Gir Kanıma’ romanıyla ses getiren John Ajvide Lindqvist’in aynı romanından uyarlanan film, kendi gibi ‘tuhaf’ bir adama rastlayınca onu takıntı haline getiren sınır polisi Tina ile tanıştırıyor bizi.

 Filmin senaryo ekibinde festival müdavimlerinin kolay hatırlayacağı bir isim de var: ‘Holiday’ (Tatil) ile 2018’de festivale konuk olan yönetmen Isabella Eklöf.

3. Yüzleşme – François Ozon

Ünlü Fransız yönetmen François Ozon’un prömiyeri Berlin Film Festivali’nde yapılan son filmi, çocukluklarında aynı rahip tarafından tacize uğrayan ve rahibin hâlâ çocuklarla bir arada olduğunu duyunca suskunluğunu bozmaya karar veren üç yaralı erkeğe döndürüyor vizörünü.

Gerçek bir olaydan esinlenen ‘Yüzleşme’  Ozon’un en iyi filmleri arasında sayılmaya başladı bile!

4. Joy- Sudabeh Mortezai

‘Joy’ nazik ruhlar için değil, zira acımasız ve sonsuz bir sömürü düzeninde kaybolup giden göçmen seks işçilerinin gerçek yaşamlarından yola çıkıyor. Göçmenlik ve kadınlığın kesişim noktasında duran Joy Viyana’da küçük kızıyla hayata tutunmaya çalışan genç bir Nijeryalı seks işçisinin hayatını anlatıyor. Hikayeye Precious adlı ergen bir kızın dahil olmasıyla sömürülen sömürene dönüşüyor ve düzen kendisini yeniliyor.

5. Nebula – Tarık Aktaş

Yedi yaşında bir çocuk için arazide bulunan bir at ölüsü büyüleyici bir keşiftir. Yirmili yaşlarında ise Kurban Bayramı’nda yaşanan ufak bir kaza bu çocukluk anısını canlandıracaktır. Koyun ile arasında bağ kurmasıyla başlayan farkındalık madde ile canlı uyumuna ve ruhun doğadaki yerine dair bir yolculuğa dönüşür.

6. Canavarlar – Marius Olteanu

İlk gösterimi Berlin Film Festivali’nin Forum bölümünde yapılan film, evli bir çiftin cilası kazınmış 24 saatini gözler önüne seriyor. Üç bölümden oluşan film hoşgörüsüzlük ikliminde, olduğumuz kişi ile göründüğümüz kişinin ayrımını sorguluyor.‘Canavarlar’ fotoğrafçı ve ödüllü kısa filmci Marius Olteanu’nun ilk uzun metrajlı filmi.

7. Greta – Neil Jordan

Psikolojik gerilim seven ve Isabelle Huppert’ı bir kez daha piyanist rolünde izlemek isteyenler için kaçırılmaz bir fırsat. Biri eşini, diğeri de annesini henüz kaybetmiş iki kadının kısa süreli yakınlaşmasını izlediğimiz ‘Greta’ İstanbul Film Festivali Onur Ödülü sahibi Neil Jordan’ın kendine has üslubunu sonuna dek yansıttığı son filmi.

HALK TV’DE NELER OLUYOR?

Halk TV kanalının sahibi Deniz Baykal'ın kızı Aslı Baykal'ın direksiyonda geçmesinden sonra,bazı gelişmeler yaşanıyor.

Uğur Dündar Halk Arenası'nı bıraktı.Dündar,analdan ayrılma nedenini Lale Özan Arslan, Semra Topçu, Rahmi Aygün, Barış Yarkadaş, Atakan Gültekin ve Gökhan Demirel'in kovulması olarak açıklamış, haksızlığa karşı çıktığını vurgulamıştı.

Kanalın imtiyaz sahibi ve kurucusu olan Deniz Baykal'ın bu hamlesinin ardından kızı Aslı Baykal kanalda imza yetkisine sahip tek yönetici olduğu, Aslı Baykal’ın  göreve başlar başlamaz kanalda yeniden yapılanma için düğmeye bastığı belirtiliyor.

Ana haber bülteni için  İrfan Değirmenci işe başlarken,Tolga Şardan’da ayrılığını açıkladı. Ayrılık kararını sosyal medya hesabından duyuran Şardan, "Bildiğiniz gibi bir süredir (yaklaşık 2 aydır) Halk Tv bünyesindeki Halktv.com.tr internet sitesinde yazılar yazmaktaydım. Ancak geçen hafta itibariyle yazı yazmaya son verip Halk Tv'den ayrıldım. Bu ayrılışın, kurumda yaşanan son olaylarla hiç bir bağı ve ilgisi yoktur. Tamamen kurum ile aramda doğan bir durumdur. Bilginize..." ifadelerini kullandı.

Bir TV’de , Kadro var, program var, bina var, yayın yok.

İki yıl önce Kayserili iki iş adamı tarafından başlanan kanal projesi için bugüne kadar birçok hazırlık yapıldı. Öyle ki son bir yıldır stüdyolara konuklar davet edildi hatta programlar bile çekildi.Ancak sürekli "gelecek hafta yayına başlıyoruz" denildi,ancak çalışanların son 4 aydır para alamadıkları ve sigorta çıkışlarının verilerek evlerine yollandıkları belirtiliyor.

TÜRKSAT’TAN CEM TV AÇIKLAMASI

Türksat, Cem TV kanalının mali yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşme yenilenmediğini belirterek, konunun siyasi gündemle ilişkilendirilmeye çalışılmasının gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Türksat AŞ'den yapılan yazılı açıklamada, Cem TV tarafından "Kamuoyuna Duyuru" başlıklı metne istinaden kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla açıklama yapılması zorunluluğunun doğduğu ifade edildi.

Açıklama:"Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla aşağıdaki açıklamanın yapılması zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Şirketimiz ile yayıncı kuruluşlar arasında uydu üzerinden kapasite ve yayın iletimi sağlanması amaçlı sözleşmeler imzalanmakta olup, imzalanan sözleşmelerde genel olarak sözleşme bitiş tarihleri ayın son gününde olmaktadır. 31.03.2019 tarihinde sözleşmesi sona erdiği hâlde yenileme yapılmayan kanalların yayın iletimleri durdurulmuştur. Söz konusu uygulama her ay sonunda yapılan rutin bir işlemdir. Ayrıca 3 Nisan 2019 tarihinde bazı internet sitelerinde yer alan haberlerde iddia edilenin aksine sadece Cem TV yayını değil, sözleşmesi sona eren başka kanalların da yayınları aynı anda sonlandırılmıştır. Cem TV logolu kanala şirketimizce sağlanan her türlü kolaylığa rağmen söz konusu kanalın sözleşmede yer alan malî yükümlülüklerini ısrarla yerine getirmemesi nedeniyle kendileriyle sözleşme yenilenmemiştir. Konunun siyasi gündemle ilişkilendirilmeye çalışılması gerçeği yansıtmamaktadır."