Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Anasayfa >> Haftanın Değerlendirmeleri >> İç Politika ve Hukuk

Haftanın İç Politika ve Hukuk Değerlendirmesi (22-28 Nisan 2019)

Bu haftanın ana gündem başlıkları yerel seçim sonuçları ve bu sonuçlara bağlı olarak meydana gelene konular üzerinde odaklanmaktadır.
SDE Editör
29 Nisan 2019 15:26

“Reklamın Kötüsü Olur!”

Bu hafta tüm Türkiye İstanbul Küçükçekmece’de tacize uğrayan küçük kıza üzüldü, gerildi ve sinirlendi. Çocuk istismarı konusunda ülkemizin sicilinin kötülüğü tartışıldı, başta kadın odaklı STK’lar olmak üzere tüm toplum büyük bir tepki ortaya koydu. İlgili bakanlık, çocuk ve aile ile ilgili psikolojik destek hizmetlerini sürdürdüklerini belirtti. Tüm bunlar olurken biz doğal olarak ailenin ya da küçük kızın kim olduğuna dair hiçbir görüntü ile karşılaşmadık. Zaten çocuk ve ailenin deşifre edilmemesi adına olması gereken de buydu ta ki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun aileyi ziyaret ettiği videonun internette paylaşılmasına kadar. Bu kadar hassas bir konuda aile ve çocuğu deşifre edecek bir videonun paylaşılmasının arkasındaki itici güç ne olabilir?

Şimdi Ekrem İmamoğlu’na şu soruları sormak gerekir:

  • Böyle bir ziyarette neden kayıt yapılır? Eğer siz yapmadıysanız neden kayda engel olmadınız?
  • Cep telefonundan çekim yapıldığını gördüğünüz halde, neden “Bu hassas bir durum, kesin şu video kaydını!” demediniz?
  • Böyle bir ziyaret neden medyada video görüntüsü eşliğinde paylaşılır? Eğer siz paylaşmadıysanız paylaşanlara yönelik neden tepki vermediniz?
  • Cinsel tacize uğrayan 5 yaşındaki çocuğun ve ailesinin ziyaret görüntülerinin paylaşılmasının nasıl bir pazarlama ya da halkla ilişkiler (PR) değeri vardır?
  • Bir çocuğun ve ailesinin mahremiyetini ve psikolojisini hiçe saymanın nasıl bir siyasi karşılığı vardır?

Bir de işin ilgili bakanlık ve STK yönü var:

  • Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bu videonun paylaşılması sonrasında çocuk ve ailenin deşifre edilmesi ile ilgili Sayın İmamoğlu ve/veya videoyu paylaşanlarla ilgili hangi işlemi yapmıştır? Çocuk ve aile ile ilgilenen psikologlar bu ziyaret ve video ile ilgili nasıl bir değerlendirme yapmışlardır? Psikologların değerlendirmeleri kamuoyuyla paylaşılacak mıdır?
  • Bunun yanında her fırsatta hassasiyet düzeylerinin yüksekliğini hissettiren kadın dernekleri ve ilgili STK’lar bu videonun paylaşılmasına yönelik neden bir tepki göstermemektedirler ve neden hiç sesleri çıkmamaktadır?

Davutoğlu: “Stratejik Derinlik”ten Stratejik Eleştiri’ye

Ahmet Davutoğlu 22 Nisan Pazartesi günü facebook sayfasından[1] gündeme dair değerlendirmelerini içeren uzun bir metni kamuoyu ile paylaştı. Metnin girişinde bu paylaşım şu girişle sunuldu: “Sayın Ahmet Davutoğlu’nun 31 Mart seçim sonuçları ve içinde bulunduğumuz siyasi şartlara ilişkin tespit ve tavsiyeleri.” Anlaşılan o ki Davutoğlu sadece 31 Mart seçimlerinin sonucuna dair bir değerlendirme yapmakla kalmıyor AK Parti’nin izlediği siyasetten, parti içi sorunlara kadar birçok konu hakkında görüş beyan ediyor. Davutoğlu sadece mevcut durum tespiti yapmakla yetinmeyip AK Parti olarak nasıl bir yol haritası izlenmesi gerektiğine dair tavsiyeleri de dile getiriyor.

Davutoğlu’nun üzerinde durduğu temel konu başlıklarından biri, 31 Mart sonrasında ortaya çıkan tabloyla birlikte, halkın siyasi tercihinde AK Parti aleyhine ortaya çıkan fay kırıklığının rahatsız edecek derecede büyümüş olması. Bu açıklığın anlamı halkın AK Parti’ye gösterdiği teveccühün ve siyasi desteğinin azalmasıdır. AK Parti gibi, tüm Türkiye’nin partisi olma iddiasıyla yola çıkan bir partinin büyükşehirleri kaybetmesinin ötesinde partinin İç Anadolu ve Karadeniz’e doğru daralması ve sıkışması partiyi siyasi bir kıskacın içine sokacaktır. Ayrıca İç Anadolu’da da Cumhur ittifakı içindeki dengenin AK Parti aleyhine değişmekte olduğunu belirtmektedir.

Davutoğlu’nun üzerinde durduğu bir başka nokta, daha önce partinin önemli isimlerinden ve köşe yazarlığı yapmış olan Aydın Ünal’ın da sosyal medya üzerinden şikâyet ettiği; parti içinde yer alan ve partiyi yönetmeye çalışan bir odağın varlığının rahatsız edici boyutlara ulaşmasıdır. Metinde bu durum şu şekilde belirtilmiş: “Daha da tehlikelisi, kendisini partimizin kurullarının üstünde gören ve adeta paralel bir yapı gibi partiyi yönetmeye çalışan bir odağın ortaya çıkması ve partinin seçilmiş yetkililerini ve kurullarını devre dışı bırakmaya kalkışması teşkilat kurumsallaşmasının özünü sakatlamıştır.”

İttifaka Yönelik eleştiriler iki başlık altında toplanıyor:

Birinci olarak, MHP ile yapılan ittifak AK Parti’yi İç Anadolu ve Karadeniz’e sıkıştırmış ve İç Anadolu’da da AK Parti aleyhine bir durum ortaya koymuştur. Yani burada parti oyları MHP’ye yönelmeye başlamıştır.

İkinci olarak, AK Parti’nin MHP ile olan ittifakı AK Parti’nin daha milliyetçi bir politika ve söylem geliştirmesine neden olmuştur ki bu da tüm Türkiye’nin partisi olma iddiası ve hedefi olan AK Parti’nin misyonu ve var olma nedeni için olumsuz bir gelişmedir hatta sosyolojik dille gerilemedir. Metinde durum şu şekilde belirtilir: “Ayrıca, ittifak siyaseti partimizi dar bir siyasi dile ve kimliğe hapsederek, ülkenin her bölgesini ve toplumun her kesimini kucaklayan özgün duruşumuza zarar vermiştir. Bu çerçevede, partimiz seçim sonuçlarını doğru analiz ederek ittifak siyasetini gözden geçirmelidir.”

Bu iki eleştiri başlığı doğrudan doğruya MHP ile yapılan ittifaka yönelik olduğu için ittifakın diğer üyesi MHP lideri Devlet Bahçeli tarafından Davutoğlu’na sert bir eleştiri yöneltilmesine neden olmuştur.

Davutoğlu Cumhurbaşkanlığı sistemi ile ortaya çıkan ittifakların kutuplaşmayı daha da arttırdığını, ayrıca Cumhurbaşkanlığının kurumsal pozisyonunun devlet geleneğimiz içinde toplumun tüm kesimlerine eşit mesafede durduğunu ancak mevcut durumda bu kurumsal yapının toplumun tamamını kucaklayamadığını belirtmekte dolayısıyla da mevcut duruma yönelik bir eleştiri getirmektedir. Metinde bu durum şu şekilde ifade edilmektedir: “Cumhurbaşkanlığı sistemi ile birlikte gelen ittifak yapılanmaları beklenenin aksine siyasi yelpazedeki dağınıklığı gideremediği gibi siyasi kutupların oluşmasına ve toplumu bir arada tutan ortak değerlerin yıpranmasına yol açmış görünmektedir.

Davutoğlu’nun uzun zamandan beri ayrı bir parti kurma çalışması içinde olduğuna dair söylenti medyada tartışılıyor ve seçim sonuçlarına göre hareket edileceği belirtiliyordu. Davutoğlu’nun yaptığı açıklamalar “parti içi bir meydan okuma, yeni partinin çıkış sinyali, iç eleştiri, meydana çıkmadan meydan okuma” şekillerinde yorumlanmıştır.

Kılıçdaroğlu’na Yönelik saldırı ve “Yumruk Terapisi” tartışmaları

CHP lideri Kılıçdaroğlu’na yönelik saldırı bu hafta da gündemin en çok konuşulan konularının başında yer aldı. CHP bu saldırının linçi amaçlayan organize ve planlı bir saldırı olduğunu, saldırıyı çeşitli yerlere yerleştirilmiş kişilerin başlattığını, etrafa konulmuş taş ve sopalarla (hatta bıçakla) saldırının gerçekleştiği belirtildi. Ayrıca AK Parti cephesinden gösterilen tepkinin yetersizliği ve cılızlığı eleştirilen bir başka husus oldu. Ancak tam da bu noktada AK Partililere yönelik eski saldırılar tekrar gündeme getirildi ve bu saldırılar karşısında CHP’lilerin ve onlara yakın medya organlarının gösterdiği tepkiler hatırlatıldı.

Bu saldırılardan biri, 14 Mayıs 2014’de Soma’da gerçekleşen maden faciasında 301 işçinin ölümü sonrası bölgeye giden Başbakan Erdoğan’a yönelik saldırıydı. Bu saldırılar sonrasında CHP’ye yakın bir gazetenin “Tayyip’e öfke” manşetiyle çıkması gündeme getirildi. Ayrıca CHP’nin Türkiye’nin Başbakanına yönelik bir saldırı karşısındaki tutumu da eleştirildi.

İkinci olay, 19 Nisan 2010’da Kayseri’deki bir şehit cenazesinde saldırıya uğrayan dönemin Enerji Bakanı Taner Yıldız'ın saldırı sonrası burnu bandajlıyken Erdoğan tarafından ziyaretinde çekilmiş fotoğrafla ilgiliydi. Saldırı kınanmadığı gibi bu fotoğraf CHP’ye yakın bir gazetede "Yumruk Terapisi" başlığıyla yer almıştı.

Üçüncüsü, 16 Ağustos 2013 tarihinde Başbakan Yardımcısı Bozdağ’ın Kemal Kılıçdaroğlu'nun da katıldığı Hacı Bektaş’ı anma törenlerinde uğradığı yumruklu saldırıdır. Yüzüne ve göğsüne darbe alan Bozdağ, güvenlik görevlileri tarafından bölgeden uzaklaştırılır. Bu saldırının ardından Kemal Kılıçdaroğlu bir açıklama yapmaz. Ayrıca CHP milletvekili Umut Oran'ın saldırganı olaydan hemen sonra sakinleştirmeye, teselli etmeye çalıştığı görüntüler gündemi uzunca bir süre meşgul eder.

Bu örnekleri, siyasetçilere yapılan saldırıların bir karşılığı olduğunu göstermek ve bunlara meşruiyet sağlamak adına ele almak ya da okumak doğru değil. Burada vurgulanması gereken husus, bu tür saldırılarda ortak bir siyasi dil kullanılmadığı sürece demokratik olmayan pratiklerin ve saldırganlığın daha fazla güç kazanacağı ve meşruiyet zemini geliştireceğinin kaçınılmazlığıdır.

Devlet Bahçeli ve Türkiye İttifakı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 82 milyonluk Türkiye İttifakı sözü,  Bahçeli tarafından, “bu ittifaktan kasıt nedir? Anlaşılamadı” denilerek eleştirildi. Ancak Bahçeli’nin ittifak konusunda herhangi bir sorun çıkartacak açıklama yapmadığı anlaşılmaktadır. Bahçeli’nin sadece Türkiye’nin bekası üzerine kafa yorduğu görülmekte. Şöyle ki, Bahçeli, seçimlerde CHP’nin PKK uzantısı olarak tanımladığı parti (HDP) ile işbirliği yapmasını eleştirmektedir. Bahçeli, CHP’yi PKK’nın büyükşehirlere taşınmasına sebep olacak “taşıyıcı beden” olarak tanımlayarak, “dağlarda kovaladıklarımız belediyelere yerleşecek” diyerek eleştirmektedir. Bu yüzden de İstanbul’daki belediye seçimlerinin yenilenmesinin Türkiye için bir beka meselesi olduğunu her fırsatta belirtmektedir.

AK Parti’nin Kızılcahamam Toplantısı

Kızılcahamam’da 26-28 Nisan 2019 tarihleri arasında 28. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda Erdoğan, “Fitne tohumu ekene zaman ayırmayın, onlarla kaybedilecek zaman haramdır,” dedi. “Safralardan kurtulduğumuz için rahat olalım” diyen Erdoğan, “Bizler bize oy vermeyen vatandaşlarımıza kabahat bulamayız. Onlardan neden oy alamadığımızı, gönüllerine yeniden nasıl gireceğimizi değerlendirmek bizim görevimiz” diyerek seçim sonrası yeni belediye başkanlarıyla bir moral ve istişare toplantısı yaptı.  

[1] A. Davutoğlu’nun yazdıklarının tam metni için bakınız: https://www.facebook.com/A.Davutoglu/posts/2127010720724231