Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Anasayfa >> Haftanın Değerlendirmeleri >> İç Politika ve Hukuk

Haftanın İç Politika ve Hukuk Değerlendirmesi (15-21 Nisan 2019)

Bu haftanın ana gündem başlıkları yerel seçim sonuçları ve bu sonuçlara bağlı olarak meydana gelene konular üzerinde odaklanmaktadır.
SDE Editör
22 Nisan 2019 10:45

İstanbul’da seçim sonuçlandı ancak tartışma bitmedi: “Murdar Seçim”

İstanbul Büyükşehir belediye başkanlığını Ekrem İmamoğlu 13.729 oy farkıyla kazandı ve 17 Nisan 2019 tarihinde İstanbul İl seçim kurulundan mazbatasını aldı. Ak Partinin seçimlerin yenilenmesine ve seçimlerdeki usulsüzlüklerle ilgili itirazı devam ediyor. YSK’nın Ak Parti’nin yaptığı olağanüstü itirazı incelemeye alabilmesi için mazbatanın verilmesi gerektiği, adayın mazbata alamadığı için itiraz etmesinin de mümkün olmadığı görüşü hukukçular tarafından dile getirildi.

Seçim sonuçları hakkındaki tartışma Cumhur ittifakı adayı Binali Yıldırım’ın “seçim murdar olmuştur” açıklamasıyla devam etti. Binali Yıldırım’ın itiraz ettiği noktalar temelde şu başlıklar atında toplanıyor;

-CHP itiraza tahammülsüzlük gösteriyor oysa 2014 seçimlerinde de Ankara seçimlerini itiraz süreçlerinden sonra hem Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) kadar götürmüştür.

-İtiraz hukuki bir haktır, bu hak vatandaşın oyunun karşılığını bulması adına yapılmaktadır.

 - Başlangıçta 27 bin olarak açıklanan rakamlar bugün 12 bin 200 seviyesine gerilemiştir. Aradaki fark Yıldırım lehine artmaktadır? Normalde yanlışlık varsa bu yanlışlık her iki aday için de aynı şekilde olması icap eder. Bu şunu gösteriyor, oylar sandıkta iç edilmiştir. Bu kadar açık. Oylar karşı adaya yazılmıştır. Bugüne kadar oyların sadece yüzde 10’u sayılabilmiştir. Oyların tamamı sayılabilmiş olsaydı eğer rakip aday CHP buna rıza gösterseydi mutlaka bu seçimin sonucu böyle olmayacaktı. Bu fark kapanacak ve tersine dönecekti.

Bahçeli: “İstanbul Seçimi Beka Meselesidir!”

Antalya'nın Manavgat ilçesinde 21.4.2019 tarihinde düzenlenen İl Başkanları ve Belediye Başkanları Toplantısı'nın kapanışında yaptığı konuşmada, 31 Mart yerel seçimlerine FETÖ'cülerin ve PKK'lıların Millet İttifakı'na çalıştığını söyledi.

Atatürk'ün partisinin Türk düşmanlarının ana karargâhı haline geldiğini belirten MHP lideri D. Bahçeli, İstanbul’daki seçimin yenilenmesinin bir beka meselesi olduğunu belirtti. Neden bir beka meselesi olduğunu ise, 31 Mart'tan sonra, PKK’nın büyükşehir belediyelerine CHP'nin taşıyıcılığı ile nüfuz edeceğini ve dağlarda kovalanan teröristlerin belediyelere konuşlanacağı gerekçesiyle açıkladı.

Bahçeli, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun, Belediyede başlattığı veri tabanı incelemesinin de iyi niyetle okunamayacağını belirtti. Koltuğuna oturur oturmaz belediyenin ve bağlı kuruluşlarının elektronik veri tabanı ve altyapılarında inceleme ve araştırma yaptırmaya kalkışmanın iyi niyetli ve safiyane bir idari tasarruf olarak görülemeyeceğini belirtti. Bunun ikinci bir kozmik oda vakası olduğunu devletin gizli sırlarını açığa çıkarma olduğunu belirtti.  

Sendikaların üye kaybı ve memurların durumu

Seçim sonrası el değiştiren belediye çalışanlarında hızlı bir sendika değiştirme sirkülasyonu sendika değiştirme için onların zorlanmalarının işareti olarak yorumlandı. Hak İş Başkanı tarafından, Hak İş e bağlı sendikalardan 5647 işçinin istifa ettirildiği buradan DİSK’ üye yaptırıldığı açıklandı. Bu değişimin sadece AK Parti ve MHP’li belediyelerde yaşanmadığı belirtildi, öyleyse el değiştiren belediyelerde işçiler sendika değişimi için zorlanıyor, baskı görüyor ya da işyerinde psikolojik yıldırmayı ifade eden mobbingle karşı karşıya kalıyorlardı. Bu durumla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan 18 Nisan’da Memur Sen de konuşma yaptı. Memurların bir güvenceye sahip olduklarını, çalışanların arkasında hem sendikaları (Memur-Sen) hem de kendisinin olduğunu belirtti. 

“Ben Memur-Sen camiasının bu seçimler sebebiyle ortaya çıkan tabloda, bulundukları yerlerde dimdik duracaklarına inanıyorum. Ha ne yapacak sana? Seni makamından mı alacak? Alsın. Seni memurluktan atabilir mi? Atamaz. Çünkü 657 denilen bu yasa bir defa sizi güçlü bir şekilde koruma altına almıştır. Kaldı ki bu yollara tevessül edenlerin karşısında kapı gibi Memur-Sen camiası var. Ve yine şunu bilmeniz lazım ki bu ülkede bir hükümet var. Biz hiçbir zaman yapılacak bu zulümlere tribünden seyirci olmayız. Yapılması gereken neyse bunu da yaparız. Onun için de bütün yargı ve yürütme mekanizmalarını her halükarda başta Memur-Sen olmak üzere yürütmenin durumundayız. Ben yürütmenin başındayım. Yasamanın başı ise şu anda yine genel başkanı olduğum partimin bir mensubu olan bir arkadaşım. Bütün bu imkanlarımızla eğer bir zulüm varsa bu zulmün karşısında durmak bizim için en önemli görevdir. Ama Memur-Sen camiası mensupları yerlerinde dimdik durmalı, kendilerine 'sendikanı değiştir şuraya geç' diyenlere de dik durmalıdır.”

 Kızgın demiri soğutarak Türkiye İttifakı’nı oluşturma

Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim sonrasında sürekli vurguladığı 4.5 yıllık seçimin olmadığı bir iktidar döneminde Türkiye’nin asli sorunlarının çözümüne ve yol haritasına odaklanmak gerektiğini vurguladı. Seçimlerle birlikte meydana gelen gerilimin ve sert siyasi söylemlerin sona ermesi gerektiği ve iç çatışmaları ve gerilimleri sona erdirerek toplumsal, siyasi ve askeri enerjinin tamamen Türkiye’nin içinde bulunduğu küresel ve bölgesel konjonktür esas alınarak ona göre dizayn edilmesi gerektiğini vurguladı.

"Türkiye'nin bekası vatandaşlarımızın birlik ve beraberliği her türlü politik hesabın üstündedir. İçinde bulunulan hassas dönemde siyasetçilerin sorumluluk duygusuyla hareket etmesi önemli. Ülkemizin önünde 4 buçuk yıllık kesintisiz bir icraat dönemi bulunuyor. Seçim tartışmalarını geride bırakarak ekonomi ve güvenlik başta olmak üzere asıl gündemimize odaklanmamız şart. Dönem, kızgın demiri soğutma, musafahalaşma, kucaklaşma, birlik ve beraberliğimizi yeniden perçinleme dönemidir."

Seçim sonrası Sayın Cumhurbaşkanının yaptığı bu konuşma yakın dönemde gerçekleşen seçim sürecinin yoğun gerilim dolu söyleminin arkada bırakılması gerektiğini işaret etmektedir. Türkiye’nin birlik ve beraberliğin her şeyin üzerinde olduğuna dair vurgu ve beraberlik mesajı oldukça dikkate değerdir. Konuşma şöyle;

"Suriye'nin kuzeyindeki terör bataklıklarının kurutulması gerekse ekonominin tekrar büyüme trendine girmesi için toplumun tüm kesimlerinin üzerine düşen görevler var. Ülkemizin bekasını ilgilendiren meselelerde siyasi görüş ayrılıklarımızı bir tarafa koyarak 82 milyon hep birlikte Türkiye ittifakı olarak hareket etmeliyiz. Gençlerimizin, memurlarımızın, işçilerimizin, çiftçi sanayici, esnaflarımızın sorunlarını çözmek ancak bu şekilde mümkün olacaktır."

Eski dosttan hayırlı olsun: Seçimin ertesi günü Abdullah Gül, Erdoğan’ı aradı ve 'hayırlı olsun' temennisinde bulunarak başarılar diledi. Haberde, Erdoğan ile Gül arasında ‘uzun ve sıcak bir konuşma’ geçtiği kaydedilirken, Gül’ün, "Seçimler çok yoğun geçti. Ülkemize hayırlı uğurlu olsun. Çok yoruldunuz" dediği bilgisine yer verildi. Erdoğan ile Gül'ün, yakın bir zamanda yüz yüze görüşecekleri de belirtildi.

Seçim sonrası ilk kabine toplantısı, 31 Mart seçimlerinin ardından kabine ilk toplantısını Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında Beştepe'de yaptı.

HDP’nin KHK’lı Belediye başkanları

Yüksek Seçim Kurulu, Halkların Demokratik Partisi'nin Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edildikten sonra belediye başkanlığına aday olup seçimi kazananlara mazbata verilememesine yönelik yaptığı olağanüstü itirazı reddetti. Böylece KHK kararıyla mazbata alan ikinci sıradaki adaylar belediye başkanı oldular. YSK'nın kararına göre HDP’nin KHK’lı adaylarının seçimi kazandığı Van’ın Edremit ilçesinde HDP’li Gülcan Kaçmaz Sayyiğit’ın yerine AK Parti adayı İsmail Say, Tuşba ilçesinde HDP’li Yılmaz Berki yerine AK Partili Salih Akman ve Çaldıran ilçesinde HDP’li Leyla Atsak yerine AK Partili Şefik Ensari’ye mazbata verildi.

Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde seçilen HDP’li Zeyyat Ceylan yerine ise AK Partili adayı Hüseyin Beyoğlu mazbatasını aldı.

Kılıçdaroğlu seçim sonrası söylemlerinde gerginlikten uzak bir dil kullanmaya gayret ediyor. Erken seçimi gündeme getirme konusunda çok ısrarlı değil aynı şekilde İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağı konusunda da bu konuda konuşmanın henüz erken olduğunu söyledi. Belediye başkanlarının uymaları gereken ilkeler üzerinde durdu. 

Kılıçdaroğlu'nun bir anlamda belediye başkanlarının "yol haritası" olması için belirlediği "10 temel ilke" şöyle[1]:

1- Tüm söylemleriniz olumlu-pozitif olmalı. Önyargılarla, "devri sabık" yaratmak (önceki yönetimin yaptıklarının hesabını sorma) gibi düşüncelerden özenle kaçınılmalı. Elbette yolsuzluklarla mücadele yapılacak, yolsuzluğa izin verilmeyecektir Ancak bu konuda bir denetim yapılacaksa, mutlaka yetkin kişiler görevlendirilmeli, adaletli olunmalı.

2- Bir ihbar furyası ile karşılaşabilirsiniz. Belgesiz ve isimsiz hiçbir yazı, ihbar ciddiye alınmamalı. Tüm uygulamalarınız vicdana ahlaka ve hukuka uygun olmalı. Aksi halde çok zaman kaybedersiniz. Oysa zaman kaybetme lüksümüz yok. Çünkü vatandaş için yapacağımız çok şey var.

3- Belediye personeline ayrımcılığa uğramayacakları, özlük haklarının korunacağı, görevlerini sürdürecekleri, kimsenin işiyle aşıyla uğraşılmayacağı bildirilmeli.

4- Atamalarda mutlaka liyakat esas alınmalı, partizanca uygulamalara fırsat verilmemeli.

5- Önceki dönemde başlatılmış proje ve faaliyetler kamu yararına aykırı olmamak şartıyla devam ettirilmeli.

6- Harcamalar, yatırımlar, mali disiplin içerisinde şeffaf ve hesap verilebilir bir şekilde yapılmalı. Bütçe harcamalarıyla ilgili olarak belirli aralıklarla, belde sakinleri ve kamuoyu mutlaka bilgilendirilmeli.

7- Belediyede çalışan personelin asgari ücreti en az 2 bin 200 lira olarak belirlenmeli ve düzenlemenin Ocak 2019'dan itibaren geçerli sayılması hususunda gerekli çalışmalar en kısa sürede tamamlanmalı.

8- Ulaşımın dini ve milli bayramlarda ücretsiz olması konusunda belediye meclislerinden karar alınmalı. Özellikle gençlerin ve çocukların okul servisi ile toplu taşıma masraflarını en aza indirmek için gerekli çalışmalar en kısa sürede tamamlanmalı.

9- İstihdam politikalarında ve toplu sözleşmelerde dezavantajlı gruplar ile kadınlar lehine irade ortaya konulmalı. Örneğin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde kadın çalışanlara izin verilmeli.

10- Büyükşehir belediyelerinin bulunduğu yerlerde hangi partiden olursa olsun, ilçe belediyeleriyle eşgüdüm ve uyum içinde olunmalı. Kimseyi ötekileşmeyeceğiniz gibi, ilçe belediyeleri de ötekileştirilmemeli.

İBB Veri Kayıtlarının Kopyalanması

31 Mart seçimlerine yapılan itirazların ardından oy sayımın bitmesiyle birlikte İBB Başkanlığı mazbatasını alan Ekrem İmamoğlu, ilk iş olarak Teftiş Kurulu Başkanlığı’na verdiği talimatla belediye bünyesindeki 2 müfettiş ve belediye içinden veya dışından belirlenecek 3 uzman dahil edilerek 5 kişilik heyetle tüm İBB veri tabanı kayıtlarının elektronik olarak kopyalanmasını istedi. Ancak İstanbul 4. İdare Mahkemesi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun belediye ve bağlı kuruluşların veri tabanı kayıtlarının elektronik olarak kopyalanmasını içeren kararının yürütmesini durdurdu.

Kemal Kılıçdaroğlu’na Şehit cenazesinde saldırı

Hakkâri’nin Çukurca ilçesinin Irak sınırında, 20 Nisan tarihinde PKK’lı teröristlerle güvenlik güçleri arasında çatışma çıktı. Çatışmada 4 asker şehit oldu, 6 asker de yaralandı. Şehit acısı Ankara, Kırıkkale, Giresun ve Iğdır’a düştü. 21 Nisan 2019’da

Ankara Çubuk’taki şehit cenazesine katılan Kılıçdaroğlu bir grubun saldırısına uğradı. Kılıçdaroğlu, emniyet güçlerinin müdahalesi ile güvenliği sağlanarak bölgeden uzaklaştırıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı olayı bir terör saldırısı olarak değerlendirip sorumlular hakkında soruşturma açtı.

Saldırı sonrası CHP genel merkez binasının önüne gelen Kılıçdaroğlu parti binası önünde biriken partililere birlik ve beraberlik mesajı verdi.

 

[1] https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-47984066 (erişim tarihi 18.4.2019)