Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Anasayfa >> Haftanın Değerlendirmeleri >> Ekonomi ve Finans

Haftanın Ekonomi ve Finans Değerlendirmesi (8-14 Nisan 2019)

Bu değerlendirme, son bir hafta içinde ekonomi ve finans alanındaki haberlerin değerlendirmesini kapsamaktadır.
SDE Editör
16 Nisan 2019 11:48

Dünya Ekonomisi

IMF raporu

Geçen hafta açıklanan IMF raporunda 2019 yılı için küresel GSYH büyüme tahmini 0,2 puan azalarak %3,3 olarak belirlenirken, 2020 küresel büyüme öngörüsü değişmeyerek %3,6 olarak sabit kaldı. IMF, ticaret savaşlarının ve Fed’in uyguladığı sıkı para politikasına dikkat çekerken küresel ekonominin 2019 yılının ikinci çeyreğinden itibaren toparlanacağını öngördüklerini belirtti.

Fed faiz kararı

ABD tarafında geçtiğimiz haftanın son işlem gününde iki önemli veri açıklandı. Buna göre tarım dışı istihdam verisi 196 bin ile beklentilerin üzerinde gerçekleşerek istihdam piyasasındaki olumlu gidişatın sürdüğüne işaret ederken,  diğer önemli bir veri olan işsizlik oranı %3,8 olarak gerçekleşti. Böylece  uzun zamandır en düşük seviyeye inmiş oldu. Verilerin ardından açıklamalarda bulunan Başkan Trump, ABD ekonomisindeki gidişatın olumlu yönde seyrettiğini ancak Fed’in faiz indirmeyerek ekonomiyi yavaşlatıcı bir politika izlediğinin altını çizdi.  Öte yandan ABD’de fabrika siparişlerinde düşüş söz konusu. Bu da imalat sanayindeki yavaşlamayı destekliyor. 

Bu hafta Fed’in Mart ayına ilişkin toplantı tutanakları yayımlandı. Tutanaklarda, ABD ekonomisinin küresel ekonomideki yavaşlamayı atlattığı ve herhangi bir resesyonla karşı karşıya olmadığı yer aldı. ABD çelişkili faiz tartışmalarına sahne oluyor. Trump yönetimi faiz artışına karşı çıkarken, istihdam verilerindeki pozitif seyir ve enflasyon riski Fed çevresinden bazı yöneticilerin faiz artışı önerisine neden olmaktadır. Siyasal iktidar ile merkez bankası arasındaki tipik tartışma ABD’de de ortaya çıkmış durumda. Hükümetler büyüme ve istihdamı öncelikli hedef haline getirirken merkez bankaları enflasyon konusunda daha hassas davranmaktadırlar. Bu tartışmalara rağmen bu yıl içerisinde Fed’in faiz arttırmayacağı yönündeki kanat güçlü görünmektedir.

Fed faiz kararlarının gelişmekte olan ülke ekonomileri için ayrı bir önemi bulunmaktadır. Faizin arttırılması dolar cinsinden parasal daralma anlamına geleceğinden gelişmekte olan ülkelerde de ekonomik daralma anlamına gelebilir. Küresel piyasalarda zaten daralmakta olan dolar, faiz artışı ile daha fazla daralacağından, Fed faiz kararı sadece ABD için değil, küresel piyasalar için de önem kazanmaktadır.

AB’de durgunluk sinyali

Avrupa tarafından da durgunluk sinyalleri gelmeye devam ediyor. Avrupa’nın en güçlü ekonomilerinden olan Almanya’nın bu hafta açıklanan ithalat ve ihracat rakamlarındaki düşüş ekonomik yavaşlamayı destekleyici nitelikte görünmektedir. Ekonomideki yavaşlamaya rağmen bu hafta gerçekleşen Avrupa Merkez Bankası para politikası toplantısında beklentilere paralel olarak herhangi bir faiz oranı değişikliğine gidilmedi. Nitekim ECB, geçtiğimiz ayki toplantıda faiz artırımın en erken 2020 yılında olacağını açıklamıştır.

Çin’de teşvikler artıyor

Çin ekonomisindeki yavaşlama ve ticaret tartışmaları, hükümeti iç piyasa ile büyümenin desteklenmesine yöneltti. Çin Merkez Bankası ekonomiyi hızlandırmak amacıyla KOBİ’ler için zorunlu karşılık oranlarını azaltmaya yönelik politikalarını biran önce hayata gerçekleştireceklerini açıkladı. Bir süredir iç piyasada teşviklere hız veren ekonomi yönetimi parasal araçlarla da destekleri genişletiyor.

Petrol fiyatları

Petrol tarafına baktığımızda OPEC üyesi ülkelerin arz kısıntılarının devam ettiğini görüyoruz. Ayrıca İran ve Venezuela’ya uygulanan yaptırımların devem etmesi ve Libya tarafındaki karışıklıklar petrol fiyatlarının artmasına neden oluyor. Sene başında 54,06 dolar olan brent petrol fiyatı haftanın son işlem günü olan 12 Nisan 2019’da 71,58 dolar düzeyine çıktı.

Türkiye Ekonomisi

Ekonomi Programı açıklandı

Geçen hafta yeni ekonomi programı açıklandı. Buna göre programın sürdürülebilir büyüme ve istihdamı hedef alarak finansal sektör, enflasyon ve bütçe alanlarına yoğunlaştığı görüldü. Kamu bankalarının sermayesinin güçlendirilmesi ve takipteki alacaklarla ilgili sorunların çözülmesi için bazı adımlar atılacak. Ayrıca konut sektörünün finansmanına ilişkin bazı çalışmaların daha kısa sürede tamamlanması öngörülmektedir.

Yeni programla ilgili diğer bir beklenti yapısal reformlarla ilgili idi. Açıklanan programda yargı, sosyal güvenlik, tarım, eğitim, ihracat ve diğer birçok alanla ilgili ana hatlar yer almakla birlikte reform paketleri tedrici olarak açıklanacak. Tüm paketlerin yılsonuna kadar açıklanması bekleniyor.

IMF ve Moody’in Türkiye değerlendirmesi

Uluslararası derecelendirme kuruluşu Moody’s geçen hafta Türkiye’ye yönelik açıklamalarda bulundu. Kuruluş, açıklanan reform programının içeriğini zayıf bulduklarını açıkladı. Ayrıca, 2019 yılsonu enflasyon beklentilerinin %17 olduğunu; ancak TL’deki zayıflama ve vergi indirimlerindeki sürenin dolması gibi nedenlerle risklerin devam ettiğini ve 2019 yılında ekonominin %2 küçülmesini beklediklerini açıkladı.

IMF’nin Küresel Ekonomik Görünüm raporunda Türkiye ekonomisinin iç talepteki yavaşlama nedeni ile 2019 yılında %2,5 daralacağını, 2020’de ise %2,5 oranında büyüyeceği öngörüldü. Ayrıca 2019 yılı için TÜFE’nin %17,5 olacağı, 2020’de ise %14,1 seviyesine gerileyeceği belirtildi.

Kur hareketliliği

Seçim sonrası dolar kurunda kısa süreli bir gevşemeden sonra hafif yukarı yönlü bir seyre girdi. Hafta boyunca dalgalı seyreden dolar kuru hafta sonunda 5,70’in biraz üzerinde kapandı. Dış ticaret açığındaki daralma ve turizm mevsiminin yaklaşması ile düşüş eğilimine girmesi beklenen dolar kuru, ABD ile olan siyasal tartışmalar ve seçim sonuçlarının henüz kesinleşmemesi nedeniyle yönünü belirleyebilmiş değil. Kurun yükselmesi ile yerleşiklerin dolar cinsinden mevduatında bir miktar azalma oldu. Kurun yükselmesi ile bu azalmanın hızlanması beklenmektedir.