Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Çöp ve Dış Politika

Muhammet Savaş KAFKASYALI
19 Ağustos 2019 09:16

Her geçen gün ‘çöp’ hakkında artan haberler, mide bulantısını aşan ve zihin bulandıran bir mesele olmasının yanında ihmal edilemeyecek kadar mühim bir konu olduğunu anlaşılır kılmaktadır.

  • Temmuz ayında Kamboçya’nın güney sahillerinde bulunan ve çöplerle örülü liman kenti Sihanoukville’de ele geçirilen, hangi firmaya ait oldukları ve Kamboçya'ya ne zaman getirildikleri henüz bilinmeyen 83 konteyner dolusu çöp bulundu: 70’i ABD’ye ve 13’ü Kanada’ya ait olan 83 konteyner dolusu toplam 1600 ton çöp. Kamboçya hükümeti, bu çöpleri geldikleri ülkelere geri gönderecek.[1]
  • Son aylarda Endonezya, Malezya, Filipinler gibi ülkeler buna benzer şekilde tonlarca çöpü Batılı ülkelere geri gönderdi.[2]
  • ABD her yıl 1 milyon ton plastik atığını, Asya ve Afrika’da, Kamboçya gibi kendi plastik atıklarını işlemede ve geri dönüştürmede yetersiz ülkelere göndermektedir.[3]

Modern Uluslararası Sistemin ‘çöp’ sorunu çözülmezse, bu sorun dünyanın gündemini daha fazla işgal etmeye devam edecek ve dünya bir çöp yığını hâline gelecek.

***

Evvelâ çöpü üretip, sonra yok edemediği bu çöpü kendinden uzaklaştırmak için ‘dış’a göndermek. Tıpkı, temizlenmeyip, temiz olamayıp kötü kokunca, ‘dış’a güzel kokmak için parfüm üretmek gibi. Özü itibariyle bırakınız ‘dış’ı, içten bile daha derinlerden kaynaklanan bir sorun. Vücudun dışından değil, kalpten, beyinden falan da değil, zihniyetten kaynaklanan sorun. Pırıl pırıl tabiatın içinde, yediğinden, içtiğinden, hatta kendinden bile çöp üreten, kendini bilmezken ürettiği çöpü kendinin ‘dış’ına gönderip kurtulmaya çalışan zihniyet.

İç’e evvelce olandan başka nitelikler verebilmek için, ‘dış’tan kesin sınırlarla ayırdılar. Artık sınırlar vardı ‘dış’la arasında ‘iç’in. O sınırların içinde mutlak egemendi ‘iç’. ‘Dış’a yönelik bakışını, tavrını, politikasını belirlemek ve göstermek için ‘dış politika’yı[4] geliştirdiler.

‘Dış politika’, Modern Uluslararası Sistemin en temel iki unsuru olan ‘sınır’ın ve ‘çıkar’ın neticesi. Bizim ‘dış’ımızda olduğu için kötü olan, düşman olan, barbar olan, yok edilmesi gereken ‘dış’. ‘Dış politika’da bu ‘dış’a hayattan pay vermemek için, onun sahip olduklarını da ‘iç’e katmak için yapılması gerekenler. Evvelce ‘iç’ten gayrı sayılmayan, ‘iç’ten ayrı tutulmayan, ‘iç’ için tesis edilen ve korunması en yüce maksat sayılan adaletinin aynısına sahip olsun istenen, ‘iç’in adalet dairesine henüz dâhil olmadığı için adına ‘dış’ denen ve ‘iç’e dâhil olsun ki, bizim devletten muradımız gerçekleşsin diye adalet ve sükûn götürmeye çalıştığımız ‘dış’.[5]

Eskiden biz, ‘iç’i dışı bir olmanın faziletinden, dışın ‘iç’i yansıttığı hakikatinden, ‘iç’ güzelliğinin dışı da güzelleştireceği bilincinden bahseder ve ‘iç’e de dışa da aynı gözle bakar dururduk. Ayrı görmediğimiz ‘iç’ nerede biter, dış nerede başlar bilmezdik. İç, şimdinin ‘iç’i, dış da şimdinin dışıydı bize göre. Her an iç-dış oluverebilirdi.

Bizim tabiî hayatımızın hiçbir alanında, zararlı olacak ‘çöp’ üremediği için, onları ne yapacağız acaba diye de kaygılanmazdık. Artıklar idi ‘çöp’ ve tabiatta diğer bir şeye faydası vardı mutlaka. ‘Çöp’, bugün kullanılan pis, kirli ve zararlı anlamını ifade etmek için değil, sadece artığı/parçası olduğu bütünün kullanıldığı amaç bakımından değerli olmayan, tabiata çok çeşitli faydaları olan fakat asla zararı olmayan nesneleri ifade etmek için kullanılmaktaydı.

***

Tabiî olana ve tabiî müesses nizama aykırı olarak hatta ona alternatif olsun diye, tabiata / dünyaya hâkim olmak maksadıyla kurgulanıp kurulan Modern Uluslararası Sistem, çıkar esasıyla dünyayı bir şirket gibi görüp yönetmek isteyince, daha fazla kazanmak için ne lâzımsa yapmıştır. Başkasının, ‘dış’takinin sahip olduklarını sömürmek, üretimi artırmak için tabiî olmayan yöntemler kullanmak, sahip olduğu bütün vasıtalarla değeri ve değerli olanı, ihtiyacın ne olduğunu belirleyen bilgi ve kabul mekanizması kurmak dâhil tamamen yapay bir sistem inşa etmiştir. Teknolojiyi insanoğlunun faydası için kullanmaktan daha fazla yapay, sentetik[6] üretim yapmak için kullanılan ve ihtiyaçtan fazla hatta ihtiyaç duyulmadığı hâlde üretilenlerin tüketilmesini sağlamak için ihtiyaçları dahi yeniden kurgulayan bir sistem.

Yüzlerce yılda bu sistemin dünyaya kazandırdığı (?!), tabiî hâlde var olmayan, bu yapay üretim ve tüketimin ürünü ‘çöp’[7] oldu. Neticede insanoğlu, tabiatın ve tabiî sistemin içinde artık tabiî olanı elde edebilmek için organik[8] tarım veya üretim yapmak mecburiyetinde kaldı.

Tabiî olmayanın sadece artıkları / çöpü değil, bizatihi kendisi de zararlı. Onun üretilmesinin ve tüketilmesinin / tükettirilmesinin yegâne sebebi, ticarî kazanç sağlamak. Esasında adına fayda dediğimiz, üretimin amacı değil, insanların onu tüketmesiyle elde edilecek kazancı ifade eder. Zira sırf tüketilsin ve para kazanılsın diye üretilmiş ürünlerin insana sağladığı hiçbir faydadan söz edilememektedir. Üreticisi tarafından faydasının olmadığı bilindiği içindir ki, o ürünü reklam etme ihtiyacı doğmuştur. Bu ihtiyaçtan doğan reklam iki türlü yapılmaktadır: (1) Birincisi, fayda elde etmek amacıyla satın alınmayacak, faydasından başkaca amaçlarla alınması gerektiğini göstererek. (2) İkincisi ise yalan söyleyerek. Satın alınmasını en basit şekilde temin için.

Faydadan gayrı amaçlar ise yine üretilmektedir / imâl edilmektedir elbette: İmaj, moda, trend gibi. Kurgulanmış ve imâl edilmiş bu mefhumların da tüketilmesinden sağlanacak fayda kadar hatta ondan daha önemli olduğu, göz ardı edilemez / vazgeçilemez ve faydalı olduğu çok çeşitli yollardan anlatılmaktadır topluma. Bu şekilde reklam sayesinde ürünün faydasının önüne geçilebilmiş ve topluma tükettirilmesini sağlamak şöyle dursun, ürünün kendi değerinin çok üstünde kazançlar elde edilebilmiştir.

Çıkarın kazanç sağlamak olduğu ve bu çıkarın gözetildiği yerde kazanç getirmeyen, kâr sağlamayan, bu hâliyle çıkarına uygun olmayan her yer ve herkes ‘dış’ olacak, nihayetinde ise ‘iç’ler olabildiğine küçük parçalara ayrılacaktır. Daha genişe şâmil olamayan çıkarlar ise birbirini yok etmeye başlayacaktır. Modern Uluslararası Sistem, dünyayı ‘iç–dış’ olarak ayırıp, ‘iç’in ‘dış’ı yiyerek ve yok ederek varlığını sürdüremeyecektir. Zira ‘büyük iç’, ‘küçük iç’lere dönüşürken ‘dış’ların ‘büyük dış’ olmasına yol açacaktır. Modern Uluslararası Sistem ‘çöp’ olup tarihe gömülürken, ‘büyük dış’ ise iç-dış ayrımı yapmaksızın, bütün bir dünyayı ‘iç’ görüp ‘iç’ huzuru ve sükûnu sağlayacak yeni bir düzen inşa edecektir.  

_____________________________________________

[2] “Batı’nın Çöplüğü Olmak İstemiyoruz: Çöp Skandalları Artıyor!”, https://www.timeturk.com/endonezya-5-konteyner-copu-abd-ye-geri-gonderdi/haber-1100586
[1] “Cambodia to return 1,600 tons of waste to US, Canada”, https://www.thenews.com.pk/print/500136-cambodia-to-return-1-600-tons-of-waste-to-us-canada; https://www.foxnews.com/world/cambodia-return-1600-tons-waste-us-canada; “Kamboçya: Çöp kutusu değiliz!”, https://www.yenisafak.com/dunya/kambocya-cop-kutusu-degiliz-3499034; “Kamboçya, ABD ve Kanada'ya bin 600 ton çöp gönderiyor: Batı'nın çöp kutusu değiliz”, https://www.timeturk.com/kambocya-abd-ve-kanada-ya-bin-600-ton-cop-gonderiyor-bati-nin-cop-kutusu-degiliz/haber-1136258

[3] “Where does your plastic go? Global investigation reveals America's dirty secret”, https://www.theguardian.com/us-news/2019/jun/17/recycled-plastic-america-global-crisis

[4] Dış politika, yani ‘foreign policy’, ‘dış’a yönelik politikayı, sınırların, kapının dışına yönelik bakışı ve politikayı ifade etmektedir.

Foreign: c. 1300, ferrenforanforeyne, in reference to places, “outside the boundaries of a country”; of persons, “born in another country”, from Old French forain “strange, foreign; outer, external, outdoor; remote, out-of-the-way” (12c.), from Medieval Latin foraneus “on the outside, exterior”, from Latin foris (adv.) “outside” literally “out of doors” related to foris “a door,” from PIE *dhwor-ans-, suffixed form of root *dhwer- “door, doorway”.

English spelling altered 17c., perhaps by influence of reignsovereign. Sense of “alien to one's nature, not connected with, extraneous” attested late 14c. Meaning “pertaining to another country” (as in foreign policy) is from 1610s. Replaced native fremd. Related: Foreignness. Old English had ælþeodigælþeodisc “foreign”, a compound of æl- “foreign” + þeod ”people”. Online Etymology Dictionary, Douglas Harper, Historian. http://www.etymonline.com

[5] “Muhammet Savaş Kafkasyalı ile Röportaj”, Yerli Düşünce Dergisi, 54 (2019), s. 8-15.

[6] Sentetik, sentez yoluyla üretilen. Yapay yolla, bireşim elde edilen, bileşimli anlamına gelmektedir.

Sentetik: [TDK, Felsefe ve Gramer Terimleri, 1942], bireşim, sentez = Terkip Fr synthèse, synthet- bir araya getirme, bağdaştırma ~ EYun sýnthesis σύνθεσις birleştirme, bir araya koyma <EYun syn+ títhemi, the- τίθεμι, θε- koymak +sis. https://www.nisanyansozluk.com/?k=sentetik

[7] Çöp: ETü: [Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073], çöp [[şarabın tortusu, aynı zamanda herhangi bir şeyin dibindeki çökelti için bu sözcük kullanılır. Değersiz kimselere 'çöp çep kişiler' denir.]] TTü: çör çöp [anon., Tezkiretü'l-Evliya terc., 1341] nefsümüŋ çörin çöpin benim ileyümden giderdi. <ETü çöp tortu, çökelti < ETü *çöğ-üp <? ETü çök- çökmek, dibe inmek +İp. https://www.nisanyansozluk.com/?k=çöp1&lnk=1

[8] Organik, üretimde kimyasal girdi kullanmadan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimidir.

Organik: [Cumhuriyet- gazete, 1934]: Dilin organik teşekkülünün yeniden temini. Fr organique organa veya organizmaya ilişkin ~ EYun organikós οργανικός <EYun órganon όργανον araç, alet, organ +ik°. https://www.nisanyansozluk.com/?k=organik

organic (adj.): 1510s, “serving as an organ or instrument”, from Latin organicus, from Greek organikos “of or pertaining to an organ, serving as instruments or engines”, from organon ”instrument”. Sense of “from organized living beings” is first recorded 1778 (earlier this sense was in organical, mid-15c.). Meaning “free from pesticides and fertilizers” first attested 1942.