Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Anasayfa >> Haftanın Değerlendirmeleri >> Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika

Haftanın Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika Değerlendirmesi (22-28 Nisan 2019)

Bu değerlendirme, son bir hafta içinde Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika alanındaki haberlerin değerlendirmesini kapsamaktadır.
SDE Editör
04 Mayıs 2019 12:18

Yeni İpek Yolu Uluslararasıİşbirliği Zirve Forumu

Çin’in Yeni İpek Yolu Girişimi çerçevesinde düzenleyen Uluslararası İşbirliği Zirve Forumu’nun ikincisini 25-27 Nisan’da Pekin’de gerçekleştirmişti. Bu forumun birincisi de 14-15 Mayıs 2017’de Pekin’de yapılmıştı. Girişimciler 25 Nisan'da 12 seksiyonlu Konferans düzenlemişlerdi. 26 Nisan'da açılış töreni ve üst düzey toplantılar yapılmıştır. 27 Nisan'da ise Liderler Yuvarlak Masası Zirvesi gerçekleştirilmiştir. Ev sahibi olan Çin Devlet Başkanı XiJinping forumun açılışını yapmıştı ve Liderler Yuvarlak Masası Zirvesi'ne baştan sonuna kadar katılım sağlamışlardı. Toplantı sonrası XiJinping yaptığı basın toplantısında alınan sonuçları paylaşmıştır.

Uluslararası İşbirliği Zirve Forumu’na 150 ülke ve 90 uluslararası kuruluştan katılım olmuştur. 37 ülke lideri ve bunun yanında BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve IMF Başkanı Christine Lagarde de iştirak etmişti. ABD ve Asya’daki müttefiki Avustralya, Yeni Zelanda ve Kanada bu foruma katılmadılar. Sri Lanka, Endonezya ve Türkiye de ikinci foruma iştirak etmediler. Son forumda toplam 5000 kişi ağırlanmıştır. Bir önceki foruma 29 ülke lideri iştirak etmiştir; 130 ülke ve 70 uluslararası kuruluştan katılım olmuştur. Forum açılıncaya kadar 126 ülke ve 29 uluslararası kuruluş Çin’in Yeni İpek Yolu projesi çerçevesinde işbirliği mutabakatı (MoU) imzalamıştır. Son forumda İtalya, Lüksemburg ve İsviçre de mutabakata imza atmıştır. Peru da imza atacağını beyan etmiştir. Son forumda 283 adet anlaşmaya imza atıldı ve bu kapsamda 64 milyar dolarlık iş birliği projesi belirlenmiştir. 2018 yılının rakamına göre, Çin’in Yeni İpek Yolu projesi kapsamındaki ülkelerle yapılan ticareti 1.27 trilyon dolara ulaşmıştır, bu rakam Çin’in toplam dış ticaretinin % 27.4’ünü oluşturmaktadır.

Çin’in Yeni İpek Yolu planı önce stratejisi, projesi ve sonra girişim olarak tanımlanmıştır. Tarihi İpek Yolu tekrar canlandırılmakla modern hale dönüştürme fikri 1991 yılından beri Çinli araştırmacılar tarafından dile getirilmişti. 2013 yılında adını koymakla Çin’in resmi bir siyasetine dönüşmüştür. Tarihî İpek Yolu ile farklı olarak Yeni İpek Yolu projesinin daha kapsamlı içeriği vardır: karayolu, boru hattı yolları, demiryolu, denizyolu, havayolu ve siber yolu olup Asya, Afrika ve Avrupa kıtaları kapsamaktadır. Çin bu projeyi gerçekleştirmek için yurtdışı liman, demiryolu, karayolu, elektrik, havacılık, iletişim gibi alanlarında seçici yatırım yapmamaktadır. Söz konusu büyük altyapı yatırım projesi 71 ülkeye yayılan bir dizi ulaşım koridorları arasındaki bağlantıyı geliştirmeyi amaçlamıştır. Dünya Bankası’nın raporuna göre, Yeni İpek Yolu projesi kapsamındaki yatırımlar küresel geliri %0,7 oranında artmaktadır, 2014 fiyatlarında ve piyasa döviz kurlarıyla kıyaslandığında yaklaşık yarım trilyon dolara denk gelmektedir. Proje kapsamlı alanlardaki kazancı% 82’ye ulaşabilmektedir. En çok karlı çıkan bölge ise Doğu Asya bölgesidir. Bu proje 8,7 milyon insanı yoksulluktan, 34 milyon insanı da orta derecede yoksulluktan kurtarmaya katkıda bulunabileceği ortaya koyulmaktadır. Ancak Yasal zemini yetersiz olması yatırım riskini arttırmaktadır.

Çin bu yollar vasıtasıyla kendi ürünlerini uluslararası pazara ulaştırabildiği gibi ilgili ülkelerden gerekli ham maddeleri alabilme imkânları yaratabilmektedir. Çin liderlerine göre, Yeni İpek Yolu projesi dünyaya sunulan “kamu malları” (publicgoods) ve dünya ekonomisine yapılan katkılarıdır. Bu da Çin’in sorumluluğudur. Çin ulusunun tekrar kudretlenme idealinde olan Pekin, bu projenin aynı zamanda insanoğlu için ortak kader topluluğu inşa etmesi için katkılarda bulunacağını ileri sürmektedir. Çin merkezli bir projenin uzun ömürlü olması için daha etkili sert ve yumuşak güçlerine sahip olması gerekmektedir. Ancak tam anlamıyla Çin henüz bu güçlere sahip değildir.

Çin, Yeni İpek Yolu projesi ile kendi pazarını Avrupa pazarına bağlamakla dünya ekonomik üretim gücünün %40 ve dünya ticaret gücünün %60’i elde etmek niyetindedir. Bu güce sahip olacak Çin ise 2050 yılında cihan devleti olma yolundadır. Bu büyük ideali Ekim 2017’de düzenlenen Çin Komünist Parti’nin 19. Kongresinde Başkan XiJinping beyan etmişti. Bütün bu yolların koordine edilebilmesi ve projenin yürütebilmesi için ilgili ülkelerle diyaloğa geçmesi gerekmektedir.

Yeni İpek Yolu projesi sayesinde ilgili ülkeler arasındaki ulaşım süresi deniz yoluna nispeten kısaldığı gibi ticaret maliyetlerini büyük oranda düşürmektedir. Böylece bağlantıların gelişeceği, sınır ötesi ticaret ve yatırımın artırılması ve bölgedeki büyümenin iyileşmesi hedeflenmektedir. Bu gelişmelerle birlikte bölge ülkelerin yoksunluk sorunu çözülebilir ve yaşam standardı da yükselebilir. Neticede İpek Yolu boyunca bölgenin ekonomik ortamını değiştirebilir. Söz konusu bölgesel işbirliği yapabilmesi için gelişmiş ulaştırma altyapısı inşa edilmesi ile ilgili ülkelerin gerekli politikaları ve kurumsal reformları yapması gerekmektedir.

Çin’in Yeni İpek Yolu projesi mevcut jeopolitik yaklaşımın hepsini kapsamış bir plandır. Kara ve denizden oluşan iki ana yolu birbirini stratejik bağlarla tamamlanmıştır. Tarihte geçen deniz hâkimiyeti teorisi (Mahan), kara hâkimiyeti teorisi (Mackinder), kenar kuşak hâkimiyeti teorisi (Spykman), hava hâkimiyeti teorisi (Douhet), medeniyetler çatışması teorisi (Huntington) ve büyük satranç tahtası teorisinin (Brzezinski) bir arada harmanlanmış jeostratejik düşüncesinin sonucu olmuştur. Hem denizsel hem de karasal olan Çin’in her iki düşünceyi bir bütünün içinde değerlendirmektedir. Her iki sahadaki çıkarları sağlamak için hava ve deniz kuvvetlerinin modernizasyona hız vermiştir. Söz konusu proje, aynı zamanda ABD’nin Pasifik’ten kuşatmasına bir cevap olarak da algılanabilir. Yeni İpek Yolu projesi yalnızca ekonomik kalkınma planı değil, siyasî, diplomasi, ekonomik, güvenlik ve kültürel alanları kapsayan bir stratejidir. Çin’in bu jeopolitik hamlesi alışılmış jeopolitik yaklaşımı ve mevcut jeopolitik dengeleri de kökten değiştireceğini tahmin etmek zor değildir. Çin bu proje ile yeni bir jeopolitik durumu yaratacak ve buna hâkim olmaya çalışacağı da muhtemeldir.