Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Haftanın Medya ve Sivil Toplum Değerlendirmesi (4 Mart – 10 Mart 2019)

Bu değerlendirme son bir hafta içinde yerli ve yabancı basında dikkat çeken medya ve sivil toplum alanındaki haberlerin değerlendirmesini kapsamaktadır.
SDE Editör
11 Mart 2019 10:08

Gazete Tirajları Seçime Rağmen Düşüyor

Kaynak: medyaradar.com

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Cevdet Erdöl’ün Yazısı

Yeşeren bir geleceğin mimarı: Yeşilay

Yeşilay, 1920 yılından günümüze, insan onurunu ve saygınlığını temel alan, toplumu ve gençliği ayrım gözetmeden zararlı alışkanlıklardan korumak için çalışan, milli ve ahlaki değerler ışığında, bilimsel metotlar kullanarak; tütün, alkol, uyuşturucu madde, teknoloji, kumar vb. bağımlılıklarla mücadele eden, önleyici ve rehabilite edici halk sağlığı ve savunuculuk çalışmaları yürüten güzide bir kuruluşumuzdur.

Prof. Dr. Mazhar Osman’dan Eşref Edib’e, Şeyhülislam İbrahim Haydari Efendi’den Prof. Dr. Ayhan Songar’a, yakın zamanda vefat eden Mustafa Necati Özfatura başta olmak üzere ebediyete irtihal eden tüm hizmetkarlarını rahmetle, yaşayanları da hayırla anıyorum.

1920’li yıllarda alkol ve tütünün yasaklanması için kanun teklifi vermiş Kırklareli mebusu Fuat Umay’ı, özellikle istikbalimiz olan gençlerimizi alkol ve onun türevlerine karşı korumak için gövdesini siper ederek mücadele veren ve Men’i Müskirat Kanunu’nun yasalaşmasını sağlayan Trabzon Meb’usu Şehid-i Muazzez Ali Şükrü Bey’i, tarihe not düşülmesi adına rahmetle, minnetle anıyorum.

Yeşilay “Kıyamet’in koptuğunu görseniz dahi elinizde bir fidan varsa onu dikin” Hadis-i Şeriflerine mazhar olma adına, âdeta kendi kıyametinde bile vakıflaşmayı ve kurumsallaşmayı ihmal etmeyen Osmanlı’nın Sultan Vahdettin Han eli ile dikilmiş ve genç dimağların hayata kazandırılması için her daim yeşeren 101 yıllık koca bir çınardır.

Yeşilay gerek bir kurum olarak gerekse tarihimizden aldığı düstur ile geleceğimizi inşa noktasında bir ecdat mührü olarak varlığını “bağımlılıkların” kararlı bir şekilde üzerinde hissettirmektedir.

Yeşilay’ın başarısının ardında “İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın” anlayışının tesis edildiği tarihsel bir misyon ve yönetim felsefesi vardır.

Hukuki düzenlemelerle toplumu zararlı alışkanlıklardan korumaya çalışmak gayet tabii ki olması gereken elzem bir husustur. Bu yönde Anayasamızın 58. maddesinin gereği olarak gençliğin korunmasına yönelik hükümleri de açıktır. Ancak topluma sirayet etmemiş, gönlüne nüfuz etmemiş bir hususu sadece yalın yasalarla ve yalnız yasaklarla önlemeye çalışmak yetersiz kalacaktır. Bu başarıyı yakalamanın en kestirme ve pratik yolu doğru tepkilerin toplum nezdinde içselleştirilerek davranışa dönüştürülmesi ve adeta bir eylem planı hükmünde uygulanılmasıdır. Yeşilay’ın durduğu yer ve misyon da tam olarak burasıdır.

Bu vesile ile toplumumuzun ve gençliğimizin bedenen ve ahlaken çökmesine neden olan her türlü zararlı alışkanlık ve bağımlılıkla mücadele etmeyi, değerlerine ve kültürüne bağlı sağlıklı nesiller yetiştirmeyi hedefleyen Yeşilay Cemiyetimizin kuruluşunun yıldönümü vesilesiyle tüm halkımızın Yeşilay haftasını kutluyorum. Değişen dünyada, klasikleşmiş bağımlılık türleri yanında giderek daha etkin ve zararlı olma eğilimi gösteren yeni ve güncel bağımlılık alanlarının da tehdidi altında olan gençlerimizin bu vicdan hareketine katkı sağlayarak kendi geleceklerine sahip çıkmalarını temenni ediyorum.

Bir Yeşilay Gönüllüsü olarak toplumumuzun ve gençliğimizin bedenen ve ahlaken çökmesine neden olan, milli servet ve milli değerler düşmanı her türlü bağımlılığı lanetliyor, sesim çıktığınca, gücüm yettiğince bu mücadelenin bir neferi olacağımı gururla ifade etmek istiyorum.

Merak Ediyorum;Sadece ekmek israfının önlenmesiyle oluşturulacak merkezler aracılığıyla kaç bağımlı tedavi edilebilirdi?Sağlık ve afiyet içinde kalınız.

Abdurrahman Dilipak Taşgetiren’i Hem Eleştirdi Hem Savundu

Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak "Ne oldu?" başlığını taşıyan köşe yazısında “Taşgetiren vakası”na değindi. Karar gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren'in son dönemde tartışma yaratan mesajlarını köşesine taşıyan Abdurrahman Dilipak, mevcut iktidar dönemini "28 Şubat" ile kıyaslayan ve bu sözleri ile şimşekleri üzerine çeken Taşgetiren'e "AK Parti ile 28 Şubat kıyaslanmaz" diyerek tepki gösterdi.

Ancak Dilipak, Taşgetiren'e yönelik eleştirilerin bazılarını sert bulduğunu ima ederek, "Ahmet Taşgetiren’i uzun süreden beri tanırım. Bu camianın derdiyle dertlenen, ömrü bunun mücadelesi içinde geçmiş bir insan. Hepimizin hataları olabilir." ifadelerini kullandı.

Abdurrahman Dilipak, bu çerçevede, Taşgetiren'in "hedef haline getirilmesine" de itiraz etti.

- İşte Yeni Akit gazetesi yazarı Dilipak'ın bugünlü köşe yazısının ilgili bölümü;

"Şu “Taşgetiren vakası”na gelecek olursak, bu işler bu noktaya gelmemeli, bu noktaya gelmeden tedbir alınmalıydı ama olan oldu. İnsanlar böyle kolay harcanmamalı.

“Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste” denir. Her aykırı sesi susturmaya kalkarsanız, bu süreç böyle devam ederse konuşan kimse kalmaz...

Bakın bir insana yapılan haksızlık bütün bir topluma yöneltilmiş bir tehdittir.

Böyle olmaz. Erdoğan, “Bu partide raconu ben keserim” diyor ama birileri racon kesmeye devam ediyor. Sırtını partiye dayamış birileri piyasada, medyada, yargıda, hatta mafya adına racon kesmeye kalkıyor. İhaleler onlardan sorulur, atamalar da.”

Ahmet Taşgetiren’in “Ne oldu” yazısı, hep örtülmeye çalışılan bir konuyu gün yüzüne çıkardı.

Ahmet Taşgetiren’i uzun süreden beri tanırım. Bu camianın derdiyle dertlenen, ömrü bunun mücadelesi içinde geçmiş bir insan. Hepimizin hataları olabilir. Taşgetiren’le farklı düşündüğüm noktalar da… Ama bu durum benim için kabullenilebilecek bir durum değil.

Hem geleneksel medyada hem de sosyal medyada birtakım kişi ve gruplar bazı insanları hedef haline getirip, itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar. Bunlara medya tetikçileri diyebiliriz. Kendileri gibi düşünmeyenleri hedef tahtasına oturtuyorlar. Onlar için geçerli olan sadece kendi doğruları ve çıkarları, bu emellerinde ellerinden geleni ardına koymuyorlar.

Bu böyle gitmez. Bu durum insanların kafalarında soru işaretleri oluşturuyor. Çünkü bu gruplar birileri adına hareket ettiklerini iddia edip, koca bir camiayı töhmet altında bırakıyorlar. Bu gidişata bir dur demek gerekiyor. Yoksa bu durum ileride çok daha büyük zararlara yol açabilir.

Siyasiler toplumun gündemindeki öncelikli konularda fazla bir şey söylemiyorlar.

Sağı da solu da böyle. Suali mukadderlere cevap verilmiyor. Aile, gençlik sorunları ıskalanıyor. Yolsuzluk, rüşvet ve torpil olayları da. CHP bu konularda AK Parti’yi suçluyor ama İlgezdi olayını, buna benzer daha bir sürü olayın üzerini örtme çabasındalar.

28 Şubat’ta basına uyguladıkları baskıyı gelin bizden sorun.. AK Parti ile 28 Şubat kıyaslanmaz. Ama bakıyorum da iktidara geldiğimizde eleştirdiğimiz birçok konuyu biz yapar hale geldik. Ne çabuk da bozulduk yahu ve bu bozulma hızla ve artarak devam etmekte. Bu yapı bu şekilde devam edemez. Bir an önce kendimize bir çekidüzen vermeliyiz.

Dindar insanlar birçok alanda kazanımlar elde ettiler. Siyasiler milletin vekâletini emanet alarak bu noktalara geldiler. Bunun kıymetini bilmemiz lazım. Yoksa bu nimetler ve imkânlar bir anda elimizden kayıp gider.

Ayet buyuruyor ki, “Biz (galibiyet ve hâkimiyet) günlerini (ve dönemlerini) insanlar (toplumlar) arasında dolaştırıp dururuz.” Kur’an’dan çıkaracağımız çok ders var ve bu imkânları elimizde tutabilmek bizim elimizde."

Faruk Bildirici'den Hürriyet'e veda yazısı

Hürriyet gazetesi ile yollarının ayrıldığını duyuran Faruk Bildirici, "Gazeteciliğe başlarken kendime söz vermiştim. 100 metre koşucusu olmayacak, maraton koşacaktım. Yalansız, dolansız, dürüst, şeffaf, tutarlı ve ilkeli olacaktım. Düşüncelerimden ödün vermeyecek, kimseye özenmeyecek, bedeli ya da ödülü ne olursa olsun özgün, bağımsız ve kırıksız bir çizgi izleyecektim" ifadesini kullandı.

Bildirici,  devam etti: “Aradan uzun zaman geçti. 12 yılı Cumhuriyet'te, 27 yılı Hürriyet'te olmak üzere yaklaşık 39 yıl. Son dokuz yıldır Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyordum. Bu süre içerisinde gazetecilik birikimimi ve okur eleştirilerini hem gazetem, hem de mesleğim adına artı değere dönüştürmeye, hatalardan arınmış ve yüksek kalitede bir haberciliğin benimsenmesine katkıda bulunmaya çaba harcadım. Bir özdenetim kurumu olan Okur Temsilciliği'nin (Ombudsmanlığın) yerleşmesini ve kabullenilmesini amaçladım.

En önemlisi, evrensel gazetecilik ilkelerinden taviz vermemeye, başlangıçta kendime verdiğim söze uygun davranmaya gayret ettim. Ne kadar başarılı oldum, artık onu okurlar ve meslektaşlarım söyleyecek.

Zira bu limanda dalgalar çok yükseldi, ayrılık zamanım geldi çattı. Ayrılıklar aynı zamanda muhasebe zamanıdır. Haksız yere kırdığım, üzdüğüm insanlar olduysa peşinen özür dilerim. Ombudsmanlığım süresince eleştirilerimi anlayışla karşılayan, destek ve güç veren, tartışmalarıyla beni zenginleştiren çalışma arkadaşlarıma ve meslektaşlarıma, eleştiri ve önerilerini esirgemeyerek katkıda bulunan okurlara da teşekkür ederim.

Ben hep gazetecilik, sessizlerin sesi, mağdurların savunucusu, kamu yararının yılmaz bekçisi olsun; bağımsızlığından ödün vermesin; çıkar gruplarına aracılık etmesin; gerçekleri deforme etmeden aktaran, her konuya ve herkese eleştirel yaklaşan bir güç olsun istedim. Ben hep gazetecilik kazansın istedim’

Fatih Altaylı: Bildirici Cumhuriyet’e Yakışır

Habertürk yazarı Fatih Altaylı, Bildirici'nin Cumhuriyet Gazetesi’ne yakışacağını aktardı. Şöyle yazdı:

Hürriyet gazetesi, okur temsilcisi Faruk Bildirici’nin işine son vermiş. Beklenen son. Faruk işini o kadar iyi ve ciddiyetle yapıyordu ki, Türkiye’de bir gazetenin bunu kabul etmesi mümkün değildi. Artık Türk medyasında bir gazetenin olmayan bir şeyin temsilcisine pek ihtiyacı yok.“Okur kalmayınca temsilcisi de olmasa olur” diyorlar herhalde. Faruk’a yakışacak yer de herhalde Cumhuriyet gazetesi olacaktır’

Türkiye'ye "En İyi Denizaşırı Destinasyon" ödülü

Türkiye, Çin'de düzenlenen "6. Road Trip Festival 2019"da "En İyi Denizaşırı Destinasyon" ödülüne layık görüldü.

Çin'in Şanghay şehrinde, China Self-Driving Club tarafından "I Driver Ceremony" etkinliği kapsamında "6. Road Trip Festival 2019" düzenlendi. Çin’de geçen senenin "Türkiye Turizm Yılı" olarak belirlenmesi dolayısıyla, ülke genelinde Türkiye'nin tanıtımına yönelik çok sayıda etkinlik organize edildi. Etkinlikler kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı organizasyonuyla geçen yıl nisanda "Anadolu Ateşi: Troya" gösterileri sunuldu. Ayrıca "China Outbound Tourism and Travel Market" fuarında açılan stantta, şef Deniz Ahmet Köse ve ekibince hazırlanan Türk yemekleri, Çinlilerle buluşturuldu.

Etkinlikler kapsamında, Çin'in en büyük televizyon kanallarından Zhejiang TV'nin çekim ekibi Fethiye'de ağırlandı. Çin'in turizm sektörü ile devlet kurumları temsilcileri, kanaat önderleri ve diğer ülkelerin diplomatik misyonlarına Türk mutfağı sunumu yapıldı.

Binali Yıldırım, Cumhuriyet Gazetesi’nden Tazminat Kazandı

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım'ın, Başbakanlığı döneminde kendisi ve oğulları hakkında yayınladıkları haberlerle ilgili olarak Cumhuriyet gazetesine açtığı tazminat davasını kazandı.

 Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesi, eski Cumhuriyet gazetesi imtiyaz sahibi Orhan Erinç ve haberi yapandan toplam 30 bin lira manevi tazminat ödemeye mahkum etti.

"Basın hürriyetinin sınırları aşılmıştır"

Binali Yıldırım ve oğullarının avukatı müvekkilleri adına içeriği doğru olmayan bir haber yapıldığını belirterek, "Müvekkilimizin kamuoyu nezdinde itibar ve haysiyeti zedelenmiştir. Basın hürriyetinin sınırları aşılmıştır" dedi.

Davalı Yenigün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık AŞ'nin avukatı söz konusu haberlerin ifade ve basın özgürlüğü kapsamında olduğunu savunarak, davacıya yönelik herhangi bir kişilik haklarına saldırı veya iftiranın söz konusu olmadığını söyledi.

Davayı karara bağlayan mahkeme hakimi, davalıların eyleminin hukuka aykırı olduğunun tespitine karar vererek, davacılar Binali Yıldırım, Erkam Yıldırım ve Bülent Yıldırım adına onar bin lira olmak üzere toplam 30 bin lira manevi tazminatın, 6 Kasım 2017 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak Binali Yıldırım ve oğullarına verilmesine hükmetti.

Türkiye'nin ilk kadın televizyonu Woman TV tanıtıldı

Woman TV’nin Genel Müdürü Ali Güven, kadınların sesi olacak bir kanal hayaliyle yola çıktıklarını belirterek, "Türkiye'de değil, dünyada da kadın temalı ilk televizyon kanalını kurduk ve 24 Aralık'tan bu yana yayındayız. Bana sıklıkla 'neden kadın kanalı kurdunuz?' diyorlar. Yanıtım gayet net; Elifimin, kızımın hepimizin kızlarının geleceği için bu kanalı kurmalıydık. Onlara karşı sorumluluğumuz var." dedi.

Woman TV’nin Genel Yayın Yönetmeni Ahu Özyurt ise kısa sürede çok olumlu bir noktaya geldiklerini anlatarak, "Woman TV'de konuşalım, öğrenelim, cesaret verelim istiyoruz. Başarılı, güçlü, dirayetli olmayı keyifli bir hale getirmek istiyoruz. Bazı şeylere itiraz etsek de itirazı farklı söylersek belki daha etkili olur diye düşünüyoruz. Çünkü değişim dilde başlar. Kelimeler değiştirir, oyunu siz değiştirirsiniz kelimelerinizle." şeklinde konuştu.

Woman TV, sanat, siyaset, ekonomi, kültür-sanat, moda, güzellik, hukuk, evcil hayvan, tasarım  ve iş dünyası konularında özel konu ve konuklarla televizyon yayıncılığına yeni bir soluk getirmeyi amaçlıyor.

Reklamcılar Yeni Dönem Başkanlarını Seçti

7 Mart'ta gerçekleştirilen Reklamcılar Derneği'nin ve Reklamcılık Vakfı’nın Genel Kurulu gerçekleştirildi. Seçimlerle yeni yönetim kurulları belirlendi. Reklamcılar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Volkan İkiler, Reklamcılık Vakfı Başkanı ise Ömür Kula oldu.

Volkan İkiler, Reklamcılar Derneği Yönetimi'nin bir bayrak yarışı olduğunu, herkesin aynı takımda, aynı hedef için koştuğunu, Nil Bağcıoğlu'ndan kuvvetli bir altyapı devralarak, yeni yönetimle birlikte bu koşuyu devam ettireceklerini söyledi. En önemli hedeflerinin "Sektörün nasıl büyüyeceği, ajanslar için reel büyümenin nasıl sağlanacağı" olduğunu belirten İkiler, 16 kişiden oluşan yeni yönetim kurulunun; büyümeyi yapısal biçimde ele almak üzere Medya Komitesi, Yaratıcılık Komitesi, Bağımsız Ajanslar Komitesi ve Yüksek Danışma Kurulu olmak üzere dört oluşumun çalışmasını öngördüğünü sözlerine ekledi.

Reklamcılık Vakfı yönetimi başkanlığına seçilen Ömür Kula, büyümenin en önemli bileşenlerinden birinin yetenek olduğunu, devraldığı mirası geliştirerek, yeni nesli heveslendirmek, sektör çalışanlarını güçlendirmek üzere farklı kategorilerde eğitim sürekliliğini ve yeniliğini hedeflediklerini belirtti.

Türk Dizileri Dünyayı Kuşatıyor

Aşk-ı Memnu’dan, Muhteşem Yüzyıl’a yerli yapımlar, dünyaya ihracatta ABD dizilerini yakaladı. Kültür Bakanı Nuri Ersoy “350 milyon dolar gibi büyük rakamlara ulaştık. ABD’den sonra ikinci sıradayız” dedi.

Beyazcamdaki başarının Türkiye’nin tanıtımına büyük katkı sağladığını vurgulayan Ersoy, hedefe uygun çalışmaları sinema yasasıyla destekleyeceklerini belirtti.

Ersoy “Türkiye, ihraç ettiği dizi filmlerde çok büyük rakamlara ulaşmış durumda. 350 milyon dolar gibi bir bütçeye sahip ve dizi film ihracatı ABD’den sonra ikinci sırada. Biz bunun amacına uygun şekilde artmasını ve Türkiye’nin, gösterildiği yerlerde doğru tanıtılmasını istiyoruz” dedi. Kültür ve sanatla ilgili açıklamalarda bulunan Ersoy, bu sektörde hedeflere uygun yapılan çalışmaları Bakanlık olarak destekleme kararı aldıklarını anlattı.

Ersoy “Sinema Yasası’nın en önemli maddesi, Türkiye’nin tanıtımına fayda sağlayan yabancı filmleri ve yerli yapım dizileri de içeren yurt dışında gösterilmiş ve reyting alan dizilerin Türkiye’de yapmış oldukları harcamaların yüzde 30’a kadar kısmının devlet tarafından karşılanması. Biz bunu turizm tanıtımında önemli fayda olarak görüyoruz. Türkiye’de çok ciddi seyirci oranı var” dedi.

Bu amaçla ‘Filming Turkey’ platformunu hayata geçirdiklerini belirtti. Ersoy “Türkiye’deki doğal plato alanları, nerelerde film çekilebilir, film çekerken faydalanabileceğiniz yapımcılar, şirketler ve olanaklar nelerdir, elde edeceğiniz gelirler nedir gibi birçok şeyin tanıtımı bu platform üzerinden yapılacak. Bu, hem Türkiye’nin turizminin tanıtımı hem de film turizmi denen yani çekim ekiplerinin gelerek burada yarattıkları turizm açısından da faydalı olacak. Onlar da sonuçta turist ve harcama yapıyor” dedi.

Ersoy, kültürle ilgili çalışmaları arasında ise opera, bale, tiyatro ve güzel sanatların bulunduğuna işaret ederek, bu alanlardaki çalışmalarının da sürdüğünü dile getirdi. Bu yıl, 2018’e göre sergilenen oyun ve seyirci sayılarını yüzde 50 artırmayı hedeflediklerini belirten Ersoy, bu konuda gerekli çalışmayı başlattıklarını ifade etti.

Ersoy, şöyle devam etti: “Bunu sadece Türkiye ile sınırlı tutmuyoruz. Arkadaşlarımız ses getirecek birçok yapıta da imza atmaya başladı. Onlar da tanıtımımız açısından faydalı. Yurtdışındaki birçok festivale ve organizasyona katılıyoruz, bunların da sayılarını artırıyoruz.”

Netflix'te Osmanlı Yükseliyor heyecanı

İstanbul'un fethini konu alan Tuba Büyüküstün, Cem Yiğit Üzümoğlu ve Damla Sönmez gibi ünlü isimlerin rol alacağı 6 bölümlük projede Fuat Fatih Odabaşı küçük Mehmed'i oynayacak.Tolga Tekin ve Ushan Çakır'ın da görüşülen oyuncular arasında yer aldığı 'Ottoman Rising'te Mehmed'e Cem Yiğit Üzümoğlu hayat verecek.Projenin çekimlerinin Mart sonu başlaması planlanıyor.