Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Anasayfa >> Haftanın Değerlendirmeleri >> İç Politika ve Hukuk

Haftanın İç Politika ve Hukuk Değerlendirmesi (18-24 Mart 2019)

Bu değerlendirme, son bir hafta içerisinde İç Politika ve Hukuk alanında öne çıkan haberleri kapsamaktadır.
SDE Editör
25 Mart 2019 10:27

Savaşa mı Seçime mi?

CHP Genel Bakanı Kılıçdaroğlu, seçim sürecinde adaylarıyla birlikte görece sakin bir siyasi üslup yürütüyor. 31 Mart Yerel seçimlerinin sadece bir yere seçim olduğunu sık sık vurguluyor. Ankara Keçiören’de yaptığı mitingde Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

"Niye biz yapmıyoruz? Niye üretmiyoruz? Neden bunlardan söz edilmiyor? Neden vatandaşın derdinden söz edilmiyor? Neden vatandaşın sorunu çözülmüyor. Bize saldırıyorlar. Sabah, öğle, akşam saldır. Sanki savaşa gidiyoruz. Altı üstü yerel seçim. Kimi seçeceğiz? Muhtar, il genel meclisi üyesi, belediye meclis üyesi, belediye başkanı, büyükşehir belediye başkanı seçeceğiz. Sanki savaşa gidiyoruz. Elde kılıç neredeyse birbirimizi gırtlaklayacağız. Bundan özenle herkesin kaçınması lazım. Hepimiz gideceğiz bütün bu sorunların sebebi olan siyasal iktidara bir demokrasi dersi vereceğiz. 'Sen, beni açlığa, yokluğa mahkum ettin, çocuğum işsiz, kalkmışsın meydanlarda konuşuyorsan' diyeceksiniz, demokratik yollardan oyumuzu kullanacağız ve onlara bir ders vereceğiz."

Mansur Yavaş Seçilirse Ne Olur?

CHP'nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mansur Yavaş hakkında "müstehcen görüntü bulundurmak" ve "suçu yetkiliye bildirmemek" suçlamasıyla soruşturma açıldı. Hem Cumhurbaşkanı Erdoğan hem de D. Bahçeli, Mansur Yavaş’ın seçilmesi durumunda hakkında verilebilecek bir mahkeme kararı sonrası belediye başkanlığı görevini yürütemeyeceğini vurguladılar. Bahçeli Mansur Yavaş’ın adaylıktan çekilmesi gerektiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mansur Yavaş’ın seçilse dahi durumunun yargının vereceği karara bağlı olduğunu ayrıca dokunulmazlığı olmadığı için de hakkında verilecek bir kararın Ankara’yı bir beledeiye başkanından mahrum bırakabileceğini ima etti: “… bu seçime böyle girebilse dahi, seçimden sonra çünkü bunun dokunulmazlığı yok, bunlar milletin önüne geldiği zaman burada çok ciddi bir bedeli kendisi ödeyeceği gibi maalesef tabii Ankaralı hemşehrilerimize de ödetme durumuna düşüyor. Yani burada çok dikkatli olmak gerekiyor.”

Bahçeli’nin anket şirketleri ile imtihanı

Bahçeli 2o Mart 2019 tarihinde Isparta’da yapılan mitingde anket şirketlerinin seçim tahminleriyle ilgili bir eleştiri yaptı. Ancak anket şirketlerinin bu hafta içinde yaptıkları bazı yorumlarda AK Parti oylarının MHP’ye kaydığı belirtiliyordu.
MHP’nin anket şirketlerini yanıltması her seçim dönemi karşılaşılan bir durum. Şirketler MHP’yi bazen barajın altında bazen de sandık sonucunun çok altında göstermekteydiler ancak bu seçimde son iki hafta içinde MHP’nin oylarının arttığını belirten araştırma şirketlerinin açıklamaları dikkat çekici.

Finali Binali ile yapmanın dayanılmaz hafifliği

Binali Yıldırım espirili kişiliği ile siyasette kendisinden söz ettiren bir isim ortalığı germeyen yumuşak bir tarzda siyaset yürüten biri. Hatta beka meselesi üzerinde de çok fazla vurgu yapmayan biriydi (ancak geçen hafta beka vurgusunu yaptı).

Beyoğlu'ndaki bir otelde sivil toplum kuruluşları, iş insanları ve kanaat önderleri ile buluşan Yıldırım, "Artık finali Binali ile tamamlayalım mı? 31 Mart'ta finali 'Binali' diyerek tamamlıyoruz" diyerek, seçimle ilgili yeni bir slogan ortaya atmış oldu.

İstanbul’un iki adayı da seçimi Türkiye’deki sert seçim üslubunun dışında daha zarif bir dille yürütüyorlar. Seçmenin arasında muhalif parti seçmeni bilese onu kucaklayan, kazanmaya çalışan bir tarzları var bu durum da dost ve düşman dikotomisi üzerine kurulu biçimde işleyen genel siyaset yürütme tarzının dışında insanı teskin eden, evet Türk siyasi hayatına dair bir ışık var, insanların nefes alabilecekleri bir siyasi seçim alanı var dedirtiyor.

Konda araştırması: Muhafazakârlar azalıyor (mu?)

Kamuoyu araştırma şirketi KONDA, 15-29 yaş arası gençlerin hayata bakış açıları ve yaşam tarzlarında son 10 yılda nelerin değiştiği hakkında yapılan bir araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Buna göre, son 10 yılda, kendisini "dindar muhafazakâr" olarak nitelendiren gençlerin oranı yüzde 28’den 15’e düştü.

Araştırma sonuçlarından bazıları:
- Gençler ülke geneline kıyasla çok daha eğitimli, çok daha modern, internetle çok daha ilişkili ve kültürel olarak çok daha aktif.

- Gençlerin inanç seviyesi ve örtünme oranları da ülke geneline göre daha düşük.

- Bugünün gençleri 10 yıl öncesinin gençliğine göre de daha eğitimli ve daha modern; ayrıca istihdama daha fazla katılıyor.

- 10 yıl önce 29 yaş altı gençlerin sadece beşte biri öğrenciyken bu oran 2018’de 2 katına çıktı.

- Bekar olan gençlerin oranı 10 yıl içinde yüzde 60’tan yüzde 75’e çıktı.

- Gençlerin gelecekten beklentileri 10 yıl öncesine göre daha olumlu hale geldi.

- 2008'de bekarların oranı yüzde 60 iken bu oran 2018'de yüzde 73'e yükseldi. Evlilerin oranı ise bu zaman aralığında yüzde 39'dan 19'a düştü.

- Gazete okuyan gençlerin oranı 2008'de yüzde 72 iken 2018'de bu oran yüzde 22'ye düştü.

- Akıllı telefon kullananların oranı yüzde 90'dan yüzde 100'e çıkarken, bilgisayar kullananların oranı yüzde 42'den yüzde 70'e yükseldi.

- 2008'de hayat tarzını 'modern' olarak tanımlayanların oranı yüzde 34 iken bu oran 2018'de yüzde 43'e yükseldi.

- 2008'de 'dindar muhafazakâr' yaşam tarzına sahip olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 28 iken bu oran 2018'de yüzde 15'e geriledi.

- 'Düzenli olarak oruç tutarım' diyenlerin oranı yüzde 74'ten yüzde 58'e, 'Düzenli olarak namaz kılarım' diyenlerin oranı yüzde 27 iken, bu oran 2018'de yüzde 24'e düştü.

- 'Gerektiğinde siyasi partiler kapatılmalıdır' diyenlerin oranı yüzde 54'ten yüzde 40'a, 'Gerektiğinde asker yönetimi ele almalıdır' diyenlerin oranı ise yüzde 51'den yüzde 22'ye düştü.

Göstergeler demokratik siyasi kültürün giderek daha fazla içselleştiğini gösterirken İslami kimliğiyle ön plana çıkan bir hükümet (yaklaşık 16 yıllık iktidar) döneminde kendini muhafazakâr olarak tanımlayanların ve namaz kılanların oranının giderek azalması dikkat çekici. Bu rapor daha önce de tartışılan gençlerde deizmin artışı tartışmasını hatırlatıyor.

----

- Bu hafta seçim öncesi, son hafta sonuydu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve D. Bahçeli Cumartesi Ankara’da Pazar günü de İstanbul’da Cumhur İttifakının kitlesel mitinglerini yaptılar.

-21 Mart tarihi Türkiye’de uzun bir dönem olağanüstü bir dönem olarak görülüyor ve ülke adeta büyük bir gerilim içinde bu günü yaşıyordu. Ancak bu hafta Nevruz haberleri ön planda değildi, seçimin gölgesinde kaldı.