Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Anasayfa >> Haftanın Değerlendirmeleri >> İç Politika ve Hukuk

Haftanın İç Politika ve Hukuk Değerlendirmesi (11-17 Mart 2019)

Bu değerlendirme, son bir hafta içerisinde İç Politika ve Hukuk alanında öne çıkan haberleri kapsamaktadır.
SDE Editör
18 Mart 2019 11:07

İnsan hakları Deneği’nin (İHD) İnsani Sınavı

Türkiye’yi yasa boğan Konya Selçuk Üniversitesi öğrencisi Furkan Kocaman'ın Erasmus-Öğrenci değişim programı kapsamında gittiği Polonya’nın Wroclaw kentinde öldürülmesi basit bir cinayet değil. Erasmus Öğrencisi Furkan Kocaman’ın hayatını kaybettiği saldırının faili İnsan Hakları Derneği İHD tarafından günlerce devlet tarafından öldürüldüğü iddia edilen Muhammet Emektar. Bir Erasmus öğrencisi bilgi, görgü ve kültürünü arttırmak için yurtdışına gidiyor ve bir alışveriş merkezinde neden, niçin olduğunu anlayamadığı bir bıçaklı saldırıyla hayatını kaybediyor.

Katil Muhammet Emektar’ın sicili incelendiğinde görülmektedir ki özellikle İHD onun, devlet güçleri tarafından faili meçhul bir cinayete kurban gittiğini ima ediyordu. PKK’nın örgüte uyum sağlayamayanlar, kurallara uymayanlar ve itaatkâr olmayanlar için uyguladığı iç infazlar öldürülenlerin akrabalarına ve diğer örgüt üyelerine TC ile girilen çatışmada hayatlarını kaybettiler diye açıklanıyordu. PKK böylece iyi bir algı yönetimi yaparak bir taşla biden fazla kuş vurmuş oluyordu: Bir, örgütle uyum sorunu olanları ortadan kaldırıyor; iki, öldürülenlerin akrabaları üzerinden devlete olan düşmanlık cephesini genişletiyordu. Üçüncü olarak da TC devleti ile ilgili olumsuz bir algı (katil devlet algısı) oluşturuyordu.

İnsan Hakları Derneği (İHD): Muhammet Emektar Nerede?

İHD 20.6.2018 tarihinde yaptığı basın toplantısında, havalimanından kaybolan Muhammet Emektar'ın nerede olduğunu soran bir basın açıklaması yapıyor.

 

İHD’nin düzenlediği basın toplantısının metni şöyle[1]:

“Muhammet EMEKTAR 30.04.2018 tarihinde İstanbul Sabiha Gökçen (SAW) – BERLİN SCHÖNEFELD (SXF) uçuşunu yapacak olan PC:977 sayılı, kalkış saati 14:10 olan uçağa binmek üzere evden ayrılarak Sabiha Gökçen havaalanına gitmiş sonrasında kendisinden bir daha haber alınamamıştır. Berlin havalimanına iner inmez annesini araması gerekirken aramamış ve ertesi gün de telefonuna ulaşılamamıştır.

Ertesi gün bir gelişme daha yaşanmış, Muhammet Emektar’ın sosyal medya hesaplarından kendisini daha önce de tehdit eden bazı twitter hesaplarından, 01 Mayıs günü bazı fotoğraf paylaşımları yapılmıştır. Fotoğraftaki kişi ve eşyaların Muhammet’e ait olduğunu düşünen ailesinin Muhammet’in kaçırılmış ve işkence altında olduğuna dair kaygıları artmış ve hemen harekete geçerek havalimanına, karakola, savcılığa başvurmuşlardır. Bu başvurularda, Muhammet’i tehdit eden twetter hesapları belirtilmiş, görüntüler sunulmuştur.

Muhammet Emektar’ın bulunması için ailenin İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı başvurular neticesinde iki soruşturma dosyası açılmıştır. Bu dosyalardan ilki 2018/92507 sor. Sayılı dosyadır ve 10 Mayıs 2018 tarihinde, “kayıp şahısları arama görevi emniyet müdürlüğünün görevidir” denilerek takipsizlik kararı ile kapatılmıştır.

2018/95972 Sor. Sayılı ikinci dosyada ise savcılık, Muhammet Emektar’ın 30 Nisan 2018 tarihinde yukarıda belirttiğimiz uçuşla ülkeden ayrıldığını belirterek, başvurucunun diğer iddialarını araştırmaksızın yine takipsizlik kararı vermiş ve dosyayı kapatmıştır. Kızkardeşi savcılık talimatı ile, kardeşinin havalimanında pasaport kontrol noktasından geçtiğine dair kamera kayıtlarını izlemiş ancak uçağa binip binmediğine dair bilgi alamamıştır. Bu sırada görevli polis memuru, Muhammet adına 6 Mayısa kadar iki kez daha uçuş işlemi yapıldığını söylemiş ancak ayrıntı vermemiştir.

Yine isminin açıklanmasını istemeyen bir güvenlik görevlisi, Muhammet’in ortadan kaybolduğu tarih olan 30 Nisan’da havalimanında huzur operasyonu yapıldığını ve Muhammet’in de gözaltına alındığını söylemiştir. Ancak derneğimize başvuru yapılmasının ardından yaptığımız araştırmada resmi ağızlardan bu olay teyit edilememiştir.

23 Mayıs’ta, Muhammet’in annesini telefonla arayan bir kişi “bir çocuğunu biz aldık, iki kızını daha kaçıracağız…”demiş, aynı telefon üst üste 20 kez arama yapmıştır. Aile bu durumu ve arayan numarayı savcılığa şikayet etmiş ancak bu şikayetten de bir sonuç alınamamıştır. Savcılığa yapılan başvurularda ayrıca, evlerini almak isteyen müteahhit tarafından uzun zamandır tehdit edildiklerini, müteahhit ve belediye ile davalı duruma düştüklerini ve Muhammet’in bu kişilerce de zarara uğratılmış olabileceğini belirtmiş olmalarına rağmen bu yönde bir araştırma yapılmamıştır.

Ailesi, Muhammet EMEKTAR’ın pasaport kontrol noktasından geçtikten sonra İstanbul SAW havalimanından kaçırılmış olduğunu düşünmektedir. Bu iddiasını destekler delilleri savcılık dosyasına sunmuş ancak savcılık bu iddiaları araştırmaksızın ülkeden “çıkış yaptığını belirterek” Muhammet Emektar’ın Berlin’e indiğini ima etmiş ve dosyayı kapatmıştır.

Savcılığın soruşturmayı genişletmemekte direnmesi ve Muhammet’in halen kayıp bulunması karşısında; Muhammet EMEKTAR’ın 30 Nisan 2018 tarihinde Almanya’ ya giriş yapıp yapmadığına dair bilgi talebi ile Federal Almanya Konsolosluğuna başvuru yapılmıştır.

Muhammet EMEKTAR halen kayıptır ve ailesi büyük bir üzüntü içeresindedir. Cumhuriyet savcılığı Muhammet’in Almanya’ya gittiğini ima ederek diğer iddiaları araştırmaktan kaçınmakta ve sorumluluğu Almanya Devleti’ne havale etmektedir. Konunun aydınlatılması için, Adalet Bakanlığı’na ve Federal Almanya İstanbul Başkonsolosluğu’na yapılan başvurulara halen bir cevap verilmemiştir. Bir kez daha soruyoruz;

-30 Nisan günü Sabiha Gökçen Havalimanı’nda huzur operasyonun yapılmış mıdır?

-Muhammet Emektar ,

-Gözaltına alınmış mıdır?

-Ülke dışına çıkmış mıdır?

-Almanya’ya giriş yapmış mıdır?

-Muhammet’in telefon sinyali en son nerede görülmüştür?

-Savcılığa da bildirilen sosyal medya hesapları kimlere aittir?

-Bu hesaplardan yapılan paylaşımlardaki fotoğraf Muhammet’e mi aittir, değilse bile suç oluşturan bu paylaşımlar hakkında ne gibi işlem yapılmıştır?

-Muhammet’in annesini arayarak tehdit eden telefon kime aittir, olayla ilişkisi araştırılmış mıdır?

-Müteahhit ve belediye başkanının aileyi tehdit iddiaları araştırılmış mıdır?

Muhammet Emektar’dan 30 Nisan’dan bu yana haber alınamamaktadır. Muhammet Emektar nerede?”

Bu uzun alıntı neden yapıldı? Bu uzun alıntı terör örgütleri ve onların arka bahçeleri olan ya da onlara sempatiyle yaklaşan bir kısım sivil toplum kuruluşlarının (Bunlardan biri de İHD) devlet aleyhtarı algı oluşturulmasına nasıl bilerek ya da bilmeyerek destek sağladığını göstermeyi amaçlamaktadır.

Furkan Kocaman’ın öldürülmesinden sonra İHD acaba nasıl bir yorum yaptı? Bu gelişmeleri nasıl değerlendi?

İHD bu talihsiz olaydan ve katilin M. Emektar olduğu basında yer aldıktan sonra. M. Emektar’ın kaybolmasıyla ilgili devletten çok müteahhidi suçladıklarını, devletin görevinin onu bulmak olduğunu yazdı[2]. Ayrıca derneklerinin bu konuda asılsız şekilde suçlandığını söyledi. Basın açıklamasında ailenin defalarca arandığını (çocuklarının kaçırıldığının söylendiğini) belirtirken aslında devlete yönelik yapıldığı anlaşılan suçlamanın bu kez sanki müteahhide yöneldiği görülmektedir. Ancak bu konudaki açıklaması kafaları karıştırmaktan öte bir anlam taşımamaktadır. Bu ve benzeri örnekler İHD’nin buna benzer açıklamalarının kaç tanesinin gerçeği yansıttığını tartışmalı hale getirmektedir.

Zillet İttifakından Bukalemun İttifakına

Sezai Temelli’nin, muhalefet eğer kazanırsa bizim sayemizde kazanacak ifadesi, millet ittifakı ile HDP’nin dolayısıyla Kandil’in (PKK’nın) işbirliğini ima ediyordu, ister doğrudan isterse dolaylı olsun. İçişleri bakanı tarafından dillendirilen, Kandil listeyi hazırladı CHP’ye iletildi, ifadesi de Belediye meclisi üyesi veya il genel meclisi üyesi olarak CHP listelerinde yer alan HDP’lilerin Kandil tarafından tayin edildiğini ima ediyordu. HDP eşbaşkanı Temelli’nin ifadesi bu durumu dolaylı olarak doğrulamış oldu. Bazı belediyelerde HDP’lilerin CHP toplantılarında ön plana çıkmaları bu hafta dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan bukalemun ittifakı ifadesini kullanırken muhalefetin zaman ve mekana göre söylem değişikliğine gittiğini ifade etti: “Nabza göre şerbet veren doğuda bölücü, batıda Atatürkçü, Ankara’da ülkücü olan, her şekle giren bir bukalemun ittifakı oluşturdular.”

Beş Harflilerden Beka ve Patlıcan İlişkisine

Sayın Devlet Bahçeli, Türk siyasi kültüründe kullandığı sözcükler, verdiği örnekler, sayılar üzerinde yaptığı değerlendirmeler açısından özgün yeri olan bir lider. Her seçim döneminde kendi farklılığını hissettiriyor. Bu seçim döneminde de beka sorunu üzerinde fazlasıyla vurgu yapan Bahçeli, beka sorununu asli sorun olarak görmeyen siyasi liderler üzerine fazlasıyla abanarak eleştiriler yapıyor. Beka sorununu seçimlerin esas meselesi olarak ele almayan muhalefet liderlerini, isimlerindeki harf sayısının toplamıyla ele alıp onları (Meral A., Kemal K., Temel K.) “Beş Harfliler” olarak tanımlıyor.

Ayrıca Patlıcan, patates ve soğan fiyatlarında meydana gelen artışlar üzerinde durup bunu seçim malzemesi olarak kullananları da “Patlıcan pahalıysa yazın ucular, bekayı patlıcanla mukayese etmek izansızlıktır… Patlıcan pahalıysa bu dünyanın sonu değildir, ucuzladığında herkes alır… peki beka yenir mi?” diyerek asli sorunun beka olduğunu vurguluyor.

Mansur Yavaş’tan Sezai Temelli’ye “Terörle Mesafe Koyma” Cevabı

HDP Eş Başkanı Sezai Temelli, millet ittifakı adaylarının Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın seçileceklerse eğer HDP oylarıyla seçilebileceklerini bilmeleri gerektiğine dair bir konuşma yapar. Mansur Yavaş daha önce de terör örgütleri ile arasına mesafe koyduğuna dair açıklamayı bir kere daha tekrarlar. Daha önce HDP destekçisi yazarların tepkisini çeken bu açıklama HDP oylarının Ankara’da Yavaş’a gidip gitmeyeceğine dair bir tartışmayı da beraberinde getirecek gibi.

Mansur Yavaş’ın HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli’ye sosyal medya hesabı Twitter'dan verdiği yanıt şöyle: “Terör örgütleriyle aralarına mesafe koyamayanlar bizden uzak olsun.”

Irkçı (Beyaz) Hristiyan Teröristler[3] Yeni Zelanda’da Camileri Kana Buladı: 49 Şehit 50 Yaralı

15 Mart 2019 tarihinde Yeni Zelanda’nın Christchurch şehrindeki iki camide Cuma namazını kılmak için toplanan cemaate saldırı yapılmış ve toplam 49 Müslüman şehit edilmiş 48 tanesi de (20 tanesi ağır olmak üzere) yaralanmıştı. Yaralıların bir kısmı ağır olduğu için şehit sayısının artacağı maalesef tahmin edilmektedir. İslam düşmanlığını yayan Batılı siyasiler ve medya saldırıyı bir silahı şiddet olayı olarak değerlendirmiştir. Batılılar ırkçı Hristiyan teröristlerin Müslümanlara yönelik saldırısını ya “akli dengesi yerinde olmayan” ya toplumdan dışlanmış ve kimlik sorunu yaşayan” ya da “yalnız kurt”lar tarafından yapılan şahsi eylemler olarak değerlendirmektedirler. 

Eğer benzer bir saldırı Batılı bir ülkede bir kiliseye ve Müslüman kimliğiyle tanınan bir tarafında yapılsa ve internette canlı yayınlanmış olsaydı;

  • Şimdi tüm Müslümanlar terörist ilan edilmiş,
  • O kişinin ya da hedef seçilen başka bir Müslüman ülkenin toprakları teröre destek veriyor gerekçesiyle bombalanmaya başlanmış,
  • Batıda ve dünyanın birçok başka bölgesinde camilere ve başörtülü kadınlara, sakallı erkeklere saldırılar başlamıştı,
  • Havaalanlarında Müslüman yolculara yönelik uçaktan indirme, uçağa almama uygulamaları başlamıştı,
  • Madonna öldürülenlerin anısına salya sümük ağlayarak bir konuşma yaptığı konser vermişti;
  • Bill Clinton elindeki tüfeğiyle teröristlere karşı İsrail’i kanının son damlasına kadar koruyacağı yeni bir açıklama daha yayınlamıştı,
  • Trump, bu saldırı sonrası barbar dünyaya karşı medeni dünyanın vereceği bir savaşın (yeni haçlı seferinin) başladığını ilan etmişti,
  • Batılı ülkelerin liderleri bir araya gelerek kendi ülkelerindeki Müslüman sığınmacılardan dünya üzerinde teröre destek verdiklerini düşündükleri tüm Müslüman ülkelere karşı hangi sert politikaları (askeri saldırılardan ekonomik saldırılara kadar) hayata geçireceklerini hararete tartışıyor olacaklardı.

 

 

[1] https://gazeteyolculuk.net/ihd-30-nisandan-beri-kayip-olan-muhammet-emektar-nerede

[2] https://www.ihd.org.tr/?p=8431 (erişim tarihi: 16.03.2019)

[3] ABD Başkanı Trump, Yeni Zelanda’daki terörist saldırı sonrasında kendisine yöneltilen beyaz milliyetçiliği tehlikesi hakkındaki bir soruya, “beyaz milliyetçiliğinin yükselen bir küresel tehdit olmadığını, bunların çok ciddi problemleri olan küçük bir grup insan olduğunu düşündüğünü belirterek cevap verdi. Yani işleyiş mükemmel ancak arada bir yoldan çıkıp yaramazlık yapan haşarı çocuklar var.  (https://edition.cnn.com/videos/politics/2019/03/15/trump-white-nationalism-sot-vpx.cnn 16.3.2019)