Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Neden Macron NATO’nun Ölümünü İstiyor?

Köksal ÇİFTÇİ
16 Kasım 2019 09:22

Önce bankacı, sonra filozof ve siyasetçi kimlikleri öne çıkıyordu.
NATO’yla ilgili çıkışından sonra, Emmanuel Macron’u tanımlayan bu sıfatlara bir yenisini eklemek lazım:

Cerrah uzmanı.

İngiliz “The Economist” dergisine verdiği bir röportajda, Fransa Cumhurbaşkanı, 70 yaşındaki dünyanın en büyük ve güçlü askeri organizasyonu, NATO’nun sağlık durumuyla ilgili herkesi şoke eden bir açıklamada bulundu.

Teşhis:
“Beyin ölümü.”

Sebepler:
• ABD’nin uluslararası krizlerde eskiye nazaran daha pasif tavırlar takınması

  • Türkiye’nin Suriye’de “diğer ortaklarının çıkarlarını [AB ve tabi Fransa] gözetmeden” operasyon yapması

Birinci noktayla ilgili, Macron’un ince ironisini vurgulamadan geçersek haksızlık ederiz.
Dünya âlem bilir ki NATO’nun beyni ABD’dir.
Dolasıyla merak ediyoruz.
Macron’un koyduğu tahlile cevap Pentagon’dan mı yoksa Trump’un doktorundan mı gelecek?

Gelelim ikinci noktaya.
Macron’a göre, devasa kuruluşun acınası hallere düşmüş olmasında Türkiye Cumhuriyetinin önemli sorumluluğu bulunuyor.
Özellikle Barış Pınar’ı Operasyonunu hedef alan Fransa Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin kendi başına hareket etmesini, NATO’nun felcine delil gösteriyor.
Resul Ayn ve Tel Abiyata düşen obüslerinin, asıl fırtınayı, Paris’te kopardığını herkes şaşkınlıkla izlemiştir.
Yaklaşık bir yıl öncesinden, sözde “Kürt’leri” koruma amaçlı bölgeye asker göndermeye yeltenen Fransa, çıplak kral gibi ortada kalmış olmanın, sancısını henüz atlatmamış gibi. [1]

Türkiye aleyhine tavır almayı alışkanlık haline getirdiği için Emmanuel Macron’un açıklamalarının bu kısmı biraz bayağı kaldı aslında.

Bize göre asıl irdelenmesi gereken husus Fransa Cumhurbaşkanının NATO’yu tabuta koyup çivisini çakma çabalarıdır.

Fransa’nın NATO’yla ilişkileri İngiltere’nin AB’yle ilişkilerine benziyor.
Bu Örgütü ABD güdümünde gördüğü için, Fransa hiç bir zaman ne tam içinde olmuştur ne tam dışında kalmıştır.

Zira Fransa’nın, Kuruluşun Askeri Kanadına dönüşü, 3 ve 4 Nisan 2009 Strasbourg’daki NATO zirvesiyle Nicolas Sarkozy döneminde gerçekleşmiştir. [2]

Peki, daha yeni katıldığı bir organizasyonu ölü göstermekle, Fransa neyi amaçlıyor olabilir?

Bu sorunun cevabı, birisi siyasi diğeri stratejik olmak üzere iki boyutludur.

1/ Siyasi Boyut
Emmanuel Macron iktidara geldiği günden beri, AB’nin dış politikada daha bağımsız uluslararası meselelerde daha etkili olabilmesi için, bir Avrupa Ordusuna ihtiyaç duyulduğunu söylüyor.

Dolayısıyla bu açıklama öncelikle ve genel anlamda Avrupa kamuoyuna yöneliktir.

Güçlü ve bağımsız bir Avrupa yanlısı Başkan portresiyle, ucuz maliyetli, bir siyasi şova imza atmış oluyor Macron.
Böylece daha önce Avrupa karşıtı popülistlere direnen cephenin liderliğini sahiplenen Macron bu sefer, yine ses getiren bir basın demeciyle, AB’nin siyasi askeri yönden güçlendiren lider rolüne oynuyor. [3]

Tabiki bu günlük siyasi hesapların yanı sıra, daha stratejik ve Fransız Devletinin uzun vadeli çıkarlarını gözetleyen bir tarafı vardır bu beyanatın.

2/ Stratejik ve Fransanın Çıkarları Boyutu
Her fırsatta “Fransa/Almanya Çifti” kavramını gündeme getiren Fransız yöneticiler aslında şu gerçeğin, bütün dünya gibi, farkındalar:

Bu topal çiftin kırık ayağı, ekonomik ve siyasi olarak Almanya’ya göre zayıf olan, Fransa’dır.
Gittikçe, dünya sahnesinde olduğu gibi, AB içindende etkisiz kalan Fransa’nın vazgeçilmez olabileceği bir tek alan kalmıştır oda olası bir Avrupa Ordusu projesidir.
Fransa için yeniden ve gerçek anlamda söz sahibi olmasın yolu bundan geçiyor.
Zira NATO’nun dağılması durumunda, Almanya’nın Fransa’ya muhtaç olacağı yegâne alan askeri alandır.

“The Ekonomist’te” çıkan mülakatın diğer önemli muhatabı Büyük Britanya olmalı.

Amaç Brexitten dolayı AB’nin Siyasi ve Ekonomik kurum ve kuruluşlarından ayrılan İngiltere’yi ASKERİ olarak AB’ye bağlı tutmak.
Zira İngiltere’siz bir Avrupa Ordusu mümkün değildir.

Anlaşılan odur ki Fransa, kendi çıkarları için, NATO’nun dağılmasını amaçlıyor.
Eğer bu gerçekleşirse AB Ordusunun kurulması kaçınılmaz olacaktır ve bu şartlarda Fransa “Büyük Denkleme” yeniden dâhil olacaktır.

NATO Öldü, Yaşasın NATO

Daha ilk tepkiler Macron’un kurnazlığı kimsenin gözünden kaçmadığını gösteriyor.
ABD ve Almanya, Emmanuel Macron’un tavrını, yadırgadıklarını beyan etmekte gecikmediler.
Alman Şansölye Angela Merkel daha ileri giderek, Macron’un ifadelerini “zamansız… Ve aşırı” olarak değerlendirdi.

Anlaşılan o ki, 3/4 Aralık’ta gerçekleşecek olan NATO liderler zirvesinde, bu kurumun sorunları masaya yatırılacak ve röntgeni çekilecektir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyareti öncesi yaptığı açıklamalardan anlaşılıyor ki bu konuda Türkiye’ninde söylecekleri vardır ve bunları muhataplarıyla doğrundan paylaşacaktır.

Muhtemeldir önümüzdeki ayda Londra’da gerçekleşecek zirvede NATO sağlık durumunun iyi olduğunu ilan edecek ve güven tazeleyerek varlığını sürdürecektir.

Kaldı ki bu büyük teşkilatın sorumluları şu soruyu kendilerine sormalıdırlar:
Basın yoluyla kendisinin “beyin ölümünü” yayanlar mı daha güvenilir müttefiklerdir, yoksa sorunlara “aile içi meseleler” çerçevesinde bakıp o şekilde çözmek isteyenler mi?



[1] “Fransa Suriye’ye Asker mi yoksa Vaat mi Gönderiyor” SDE 29 Aralık 2018
[2] 4 Nisan 1949 tarihinde Vaşington’da kurulan Kuzey Atlantik İşbirliği Teşkilatının (NATO) 12 Kurucu üye arasında yer alan Fransa’nın Cumhurbaşkanı General Charles de Gaulle 1966 yılında "Fransa'nın bağımsız bir savunma politikası olması gerektiği" düşüncesiyle, ülkesini NATO'nun askeri kanadından geri çekmişti.
[3] Mart 2019 “Bir Avrupa Dirilişi İçin” Macron’un kaleme aldığı “mektup Avrupalı önde gelen gazetelerde aynı gün yayınlanmıştı.