Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Anasayfa >> Haftanın Değerlendirmeleri >> Ekonomi ve Finans

Haftanın Ekonomi ve Finans Değerlendirmesi (22 Kasım-29 Kasım 2020)

SDE Editör
30 Kasım 2020 12:26

Atılan son adımların etkileri TL varlıklara ilgiyi artırmaya başladı

TCMB, geçen hafta Perşembe günü politika faizini 475 baz puan artırarak %15’e yükseltti. Ayrıca tüm fonlamanın %15 seviyesinden yapılacağını açıkladı. Ardından, döviz ve altın swap piyasalarındaki işlemlerdeki TL faizi de %15'e çıkarıldı. Para politikası daha sadeleşti, anlaşılabilir oldu. Merkez, TL fonlamanın neredeyse yarısını swapla yapıyordu bu oran da bu hafta itibariyle %60’a yükseltildi.

Öte yandan 5 yıllık CDS primi uzun bir sürenin ardından faiz artışının da etkisiyle 400 puanın altına indi. Covid öncesinde 260’lardaydı. Daha önce risk primindeki artış sebebiyle Hazine kısa vadeli borçlanma yapıyordu. Şimdi, risk priminin düşmesiyle Temmuz 2018'den sonra ilk kez 10 yıllık tahvil ihracı gerçekleştirdi. Özellikle Borsa İstanbul’da yabancı girişi artarsa risk primimiz daha da düşecektir. Bugün Katar’ın Borsa İstanbul’da %10’luk hisse alacağı haberi geldi. Geçtiğimiz hafta son 3 yılın en yüksek haftalık yabancı girişi oldu borsaya; neredeyse 600 milyon dolarlık. Bu ilgi devam ettiği takdirde, risk priminin de düşmesiyle TL’ye pozitif yansımalar bekliyoruz. Tabii bu durumun kalıcı olması da önemli.

Son 2 haftadır genel olarak gerileme eğilimi sergileyen USD/TL kuru 8 seviyesinin altında yatay seyrediyor diyebiliriz. Yine son iki haftadır yabancıların borsadaki ilgisinde artış var 1,5 milyar dolarlık menkul kıymet aldıklarını görüyoruz. Faiz artışıyla birlikte değerlendirdiğimizde kurun daha da aşağı inmesi için yurtiçinde de tasarrufların TL mevduatlarda değerlendirilmesi gerekiyor. Bu çok önemli.

Mayıs ayında uygulanmaya başlanan Aktif Rasyosu (AR) uygulamasına da son veriliyor 31 Aralık itibariyle. Bu da finans alanında en önemli normalleşme adımlarından bir tanesi. AR nedir? Bankaların topladığı mevduat kadar kredi vermesi. AR ile BDDK mevduat toplamasına karşın kredi vermeyen bankaları cezalandırıyordu. Uygulamanın kalkmasıyla bankacılık sektörü daha sağlıklı bir yapıya kavuşacaktır. Bankalar kendi risk primlerini ölçerek kredi verecekler. Bu olumlu gelişme. Diğere taraftan, bu uygulamayla kredi büyümesinde artış görmüştük; ancak dolarizasyonda da artış olmuştu. Hali hazırda mevduat faizleri %15-16 seviyesinde. Rasyonun kalkmasıyla Mevduat faizlerinde de artış olması durumunda, yeni kredi imkânı oluşmasa da TL üzerindeki baskı bir miktar azalacaktır. Ancak buradaki önemli kısım nominal faizden %12 olan enflasyonu düştüğümüzde yatırımcının eline %2 ya da en fazla 3’lük bir kazanç kalması. Bu durum yatırımcıya dövizden vazgeçmesi için yeterli gelmiyor.

Dolayısıyla portföy girişlerinin yanı sıra, ülkemize hızlı bir sermaye girişi lazım ki TL’ye talep artsın. 

Zorunlu Karşılık

 Zorunlu karşılık oranı, kısaca mevduat kabul eden bankaların bu mevduatlarına karşılık Merkez Bankası'nda bulundurmak zorunda oldukları oran diyebiliriz. Ancak bankalar ne kadar çok karşılık ayırırlarsa o kadar çok gelir kaybına uğruyorlar. Çünkü daha az kredi dağıtabiliyorlar ve bu nedenle faiz gelirleri de azalıyor. Merkez bir süredir daha çok kredi veren bankalardan daha az zorunlu karşılık alıyordu. Kredi vermeyenleri cezalandırıyordu tıpkı BDDK’nın AR uygulamasında olduğu gibi. Bu da bir politika aracı, enflasyonla mücadele durumunda bu oran artırılarak talepteki azalışla birlikte fiyatlarda düşüş hedefleniyor. Bu hafta, normalleşme sürecinde piyasanın atılmasını beklediği adımlardan biri olan zorunlu karşılıklarda düzenlemeye gidildi ve Türk Lirası zorunlu karşılıklar vadesiz, 1 aya kadar ve 3 aya kadar vadeli mevduat/katılım fonları için yüzde 4’ten yüzde 6’ya çıkarıldı. Türk Lirası zorunlu karşılıklar müstakrizlerin fonları ile 1 yıla kadar vadeli diğer yükümlülükler için yüzde 4’ten yüzde 6 seviyesine yükseltildi.

Yabancı para zorunlu karşılıklar vadesiz, 1 aya kadar, 3 aya kadar, 6 aya kadar ve 1 yıla kadar vadeli mevduat/katılım fonları için yüzde 17’den yüzde 19’a çıkarıldı. Yabancı para mevduatlar için zorunlu karşılıkların artırılması, rezervleri de artıracak.

Öte yandan Türk lirası cinsinden zorunlu karşılıklara ödenen faiz/nema oranının tüm sektör için yüzde 12 olarak uygulanacak.

Bu değişikliğin rakamsal karşılığı olarak rezervlerin 5,7 milyar dolar karşılığı döviz ve altın cinsinden artması bekleniliyor.

Enflasyon görünümü

TCMB 19 Ekim tarihli Para Politikası Kurulu toplantı özetinde enflasyona ilişkin risklere dikkat çekti. Petrol fiyatlarının son dönemde artış kaydetmesi ile enerji dışı emtia fiyatlarındaki yükseliş eğiliminin, tüketici enflasyonu üzerinde yukarı yönlü baskı yarattığı belirtilirken, döviz kurlarının ve uluslararası fiyatlardaki gelişmelerin de özellikle gıda ve temel mal gruplarında enflasyon eğilimini olumsuz etkilediği ifade edildi.

Avrupa’daki kısıtlamalar yurtiçinde ihracata olumsuz yansıyor. Bu nedenle iç talepteki artış ithalat kanalıyla cari işlemler dengesini olumsuz. Bu da enflasyon üzerinde baskı oluşturuyor. Dolayısıyla Merkez para politikasındaki sıkılığın enflasyonda kalıcı düşüş sağlanana kadar devam ettirecektir.

Varlık Barışı Çağrısı

Varlık barışı yurt dışındaki varlıkların ülkeye getirilmesini ve yurt içindeki kayıt dışı varlıkların milli ekonomiye kazandırılmasını amaçlıyor. Bu uygulama ilk kez 2008 yılında başlatılmıştı. Yurtdışında bulunan altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları 30 Haziran 2021’e kadar ülkeye getirilirse söz konusu varlıklar serbestçe tasarruf edilebilecek. Herhangi bir vergi ödemesi de bulunmuyor Bu da TL’ye pozitif yönde katkı sağlayacaktır, çünkü döviz girişi bankaların döviz rezervlerini artıracaktır, cari açığa katkı sağlayacaktır.  Ayrıca iç piyasadaki şirketler dış borç yerine Türk bankalarından borçlanabilecek. TL üzerindeki olumlu etki bir süre gecikebilir, yatırımcılar i yatırımcılar getirdikleri dövizi hemen TL’ye çevirmek istemeyebilirler ancak faiz oranlarındaki artışla özellikle mevduat faizinin %16’lardan %18-20 lere çıkmasıyla yatırımcılar da TL’ye döneceklerdir.

Türkiye’nin kısa vadeli borcu şu anda 186 milyar dolar düzeyinde. Bir de cari işlemler açığı var. Onu da katınca 200 milyar dolar oluyor. Turizm gelirlerinde de 45 milyar dolarlık kaybımız var. Dolayısıyla döviz girişine ihtiyacımız var. Hızlı bir şekilde ülkeye doğrudan yabancı yatırımı sağlamamız gerekiyor.

ABD/FED

ABD’de yoğun bir veri gündemi takip edildi. 3.çeyrek büyüme rakamları beklentilere paralel geldi. Ancak işsizlik maaşı başvuruları yükselmeye devam ediyor, beklentinin üzerinde açıklandı.

Bu hafta Fed’in Kasım Kasım ayındaki FOMC toplantı tutanakları da yayımlandı. Tutanaklarda, Fed’in bu yılın başlarında neredeyse sıfıra düşürülen ve en az 2023'e sabit kalması beklenen faiz oranlarını artırmadan önce tahvil alımlarını sonlandırabileceğine işaret edildi. Ayrıca tahvil alımlarına ilişkin sözlü yönlendirmenin işaretlerini de görüyoruz.

Şunu belirtmekte fayda var teşvik paketi halen hayata geçmedi ve ABD Ekonomisi halen toparlanabilmiş değil, vaka sayılarındaki artış devam ediyor. Hazine’nin Fed’in borç verme yetkilerini sınırlaması aslında piyasalar için süpriz oldu ve Fed üstündeki baskıyı artırdı, Fed’den daha fazla adım beklentisi arttı.

Tutanaklara baktığımızda bazı politika yapıcıların belirsizliğin devam etmesi nedeniyle yakın dönemli değişiklik yapma konusunda tereddütlü olduğunu görüyoruz.

Ben FED’in Aralık ayındaki sözlü yönlendirmesinde maksimum istihdam ve "yüzde 2 oranında enflasyon hedefini yineleyeceğini düşünüyorum. Faiz oranlarında ya da varlık alımında herhangi bir değişikliğe gitmesinin süpriz olacağını düşünüyorum

Elbette ki Fed ne karar alırsa alsın piyasa koşullarına göre kararını yeniden gözden de geçirebilir. Örneğin baskı altında kalırsa acil durum borçlanma programlarını tekrar başlatabilir.

Avrupa Ekonomisi

Avrupa Merkez Bankası Ekim ayında gerçekleştirdiği para politikası toplantı notlarını yayımlandı. Buna göre, ekonomide yaz aylarında gerçekleşen güçlü toparlanmanın ivme kaybettiği, Covid-19 vakalarındaki artışın da ekonomik toparlanma üzerinde baskı kuracağı ifade edilirken, piyasaların ikinci dalgaya ilk sefere kıyasla daha az tepki gösterdiği ve bu doğrultuda toplantıda var olan para politikası duruşunun korunmaya devam etmesi kararının verildiği ifade edildi.