Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Anasayfa >> Haftanın Değerlendirmeleri >> İç Politika ve Hukuk

Haftanın İç Politika ve Hukuk Değerlendirmesi (4-10 Kasım 2019)

Bu değerlendirme, son bir hafta içerisinde İç Politika ve Hukuk alanında öne çıkan haberleri kapsamaktadır.
SDE Editör
11 Kasım 2019 16:40

İçişleri Bakanı Soylu’dan İmamoğlu eleştirisi

İstanbul Büyükşehir Belediye ( İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi'ne katılmak için gittiği Fransa'da yaptığı konuşmayı hedef alan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Avrupa’ya giderek Türkiye’yi şikâyet eden ahmağa söylüyorum. Bunun bedelini bu millet sana ödetecek" ifadesini kullandı.

Soylu şöyle konuştu:“Terörist olmaktan ceza alanları bu ülkenin selameti ve o beldenin selameti için görevden aldığımızda, Avrupa’ya giderek Türkiye’yi şikâyet eden ahmağa söylüyorum. Bunun bedelini bu millet sana ödetecek. Yazıklar olsun, bu milletin sana okuttuğu okula yazıklar olsun. Bu milletin sana verdiği emeğe yazıklar olsun. Birileri eline silah alıp 9 aylık çocuklarımızı, bebeklerimizi şehit edecek, orada Kürt kardeşlerimizin, Arap kardeşlerimizin, Türk kardeşlerimizin sabah dükkânını açmasını engelleyecek, çocukların okula gitmesini engelleyecek, bunun belediye başkanlığını yapacak, sen de Avrupa Birliği’ne Türkiye’yi şikâyet edeceksin, yazıklar olsun.

Göç İdaresi Başkanından İyi Partili Ümit Özdağ’a cevap

İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, İçişleri'ne Bağlı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'nün resmi Twitter hesabından yapılan skandal paylaşımı Meclis'te gündeme getirdi.

"Ne zamandan beri bir bürokrat bir milletvekiline cevap verir oldu?" diyerek tepkisini dile getiren Türkkan, "Ben de buradan Göç İdaresi Genel Müdürüne söylüyorum sen git Bakanın gelsin. Bizim muhatabımız senin bakanın" şeklinde konuştu.

Türkkan'ın açıklamaları şöyle:

"Burada karşı karşıya kaldığımız bir garabeti sizlere aktarmak istiyorum. İstanbul Milletvekilimiz Sayın Ümit Özdağ, Twitter hesabından bir paylaşımda bulundu. Ve hükümetin Afganistan’dan çoban ithal edecek olmasını eleştirdi. Bu paylaşıma cevap vermesi gereken siyasi muhatabı yerine Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Twitter hesabından bir cevap vermiş. Cevabı aynen okuyorum; “Son üç yıl içerisinde toplam 93 bin 123 Afganı ülkesine geri gönderdik. Verdiğiniz bilginin hiçbir gerçekliği yok! Biz yalanlamaktan bıktık, siz iftira atmaktan bıkmadınız...” Bürokrasi terbiyesinden yoksun çirkin bir ifade ile verilmiş bu cevabı şiddetle kınıyoruz.

Erdoğan Arınç eleştirisi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP Grup Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanlığı İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç'ın açıklamalarını hedef aldı. 

Erdoğan, Bülent Arınç'ın KHK'larla ilgili açıklamalarına değinerek şu ifadeleri kullandı:

"Arkadaşlar kendisini iyi bir hukukçu olduğuna göre 'KHK facia' ifadesi kullanmasını esefle karşıladım. Bugün zaten bir toplantımız var, bunu da kendi aramızda değerlendireceğiz. Bugün yapacağımız toplantıda konuşacağız."

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan partisinin haftalık grup toplantısında konuşma gerçekleştirdi. Bu toplantıda şunları vurguladı: "Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ülkemizin geleceğine bıraktığımız en büyük miras olacaktır. Diyorlar ki ‘bu geleneğimize ters bir yapı.’ Diyorlar ki biz Atatürk’ün partisiyiz. Acaba Gazi parlamenter demokrasi ile mi idare etmiştir ülkeyi?” dedi. 17 yıllık döneme baktığımızda gerçekten göz kamaştırıcı bir tabloyla karşılaşıyoruz. Vesayet odakları Ak Parti’nin varlığını ve iktidarını uzun süre kabullenemediler. Bugün bile ellerine imkân geçse Ak Parti’yi yerle yeksan etmek isteyeceklerinden hiç şüpheniz olmasın…

2013’ten bu yana giderek artan saldırganlık sürecini yaşadık. Gezi olaylarında sokaklarda terör estirildi. Baktılar ki AK Parti’yi ne sandıkta ne sahada yenemeyecekler bu kez doğrudan silaha başvurdular. 15 Temmuz darbe girişiminin milletimizce durdurulması tarihe geçmiştir. Sınırlarımız içinde ve dışında ülkemize doğrultulmuş bir silah varsa arkasında kim var bakmadan üzerine gittik imha ettik ediyoruz.”

13 Kasım’da Planlanan ABD Seyahati

Trump ile bir telefon görüşmemiz olacak. Görüşme sonrasında karar vereceğim.

Arınç’ın KHK’lar Faciaydı Açıklaması: “Kendisi bir hukukçudur. KHK’yı facia olarak değerlendirmesini esefle karşıladım. Bu açıklamayı kabullenmek mümkün değil. Yapacağımız toplantıda bunu konuşacağız.”

Metin Feyzioğlu’na bazı baroların istifa çağrısı

Feyzioğlu, 9.11.2019  tarihinde Anadolu Yayıncılar Derneğinin kahvaltılı basın toplantısında, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Feyzioğlu, "İstikametim şu, bu ülke refah içinde yaşasın”

"Devleti destekliyorum"

Küresel güçlerin bölgedeki hedefleri ve 15 Temmuz darbe girişimine değinen Feyzioğlu, şunları kaydetti:

"Hatay bizde olmasaydı Türkiye Doğu Akdeniz'de bugün yoktu. PKK 15 Temmuz öncesinde, istihbarat raporları yavaş yavaş açıklanıyor, Amanos Dağları'ndaki silahlı gücünü tam 10 katına çıkardı. Eğer Türkiye bir iç savaşa sürüklenseydi Maçka'dan İskenderun'a hattın doğusu uçuşa yasak bölge ilan edilecekti ve Türkiye'den Sevr Anlaşması'nın sözde büyük Ermenistan'ı, sözde büyük Kürdistan'ı koparılacaktı. Bunu dinlediklerinde gözü iktidar nefretiyle kararmış birileri yine inanmayacak. Ama çok inandıkları bir kaynak söyleyeceğim, iki hafta önceki İngilizlerin en prestijli dergisi Ekonomist'i açmalarını rica ediyorum, benim her söylediğime, 'Sen iktidarı destekliyorsun.' diyenler. Ben devleti destekliyorum."

"Hiçbir siyasi partide hiçbir göreve talip değilim"

Feyzioğlu, başka bir soru üzerine de siyasi partilerle hiçbir ilişkisi olmadığını vurgulayarak, "Hiçbir siyasi partide hiçbir göreve talip değilim, hiç olmadım ve olmayacağım. Şu anda bir siyasi partiye mensubiyet yerine doğrudan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne hizmet etme imkanı vardır." diye konuştu.

Atatürk'ün tanımladığı şekilde bir Türk milliyetçisiyim

"Milliyetçiliği reddeden hiçbir düşünceyle benim yan yana gelmem dün de söz konusu olamaz, bugün de olmaz, yarın da olmaz. Net söylüyorum, Türk'lüğü, Türk milletini, içinde 'Türk' geçen kavramları kim, hangi pozisyonda olursa olsun reddederse benim onunla işim olmaz, olmadı zaten gördünüz. Milletin adını telaffuz edemeyenle işim olmaz. Eğer benim siyasi geleneğimi soruyorsanız siyasi partiyle izah etmeyelim. Siyasi geleneğim Mustafa Kemal Atatürk'ün anladığı ve hayatında uyguladığı şekilde Atatürk ilkeleridir. Bunlar Türk devriminin ilkeleridir. Atatürk'ün tanımladığı şekilde bir Türk milliyetçisiyim hem de sapına, ölümüne kadar. 'Türk milliyetçisiyim' dediğim için topa tutulacaksam bunu da mutlulukla karşılarım."

Feyzioğlu AP'ye gidip Türkiye’yi şikâyet etseydi mutlu olacaklardı

Feyzioğlu, "Barolarımız, 'Feyzioğlu neden Külliyeye gitti?' demişler. Feyzioğlu AP'ye gitseydi, bunu diyecekler miydi? Alman Şansölyesi'ne gidip, 'Türkiye'de insan hakları yoktur, hapishanelerde işkence hem de sistematik işkence vardır.' deseydi bana kızacaklar mıydı? Bilmiyorum. Sadece soruyorum. Feyzioğlu ne yaptı? Meslektaşlarının ve vatandaşların on yıllardır birikmiş sorunlarının çözümü için Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde en yetkili ve siyasi sorumlu olan Cumhurbaşkanı'na gitti. Sembolik değil, yetkili Cumhurbaşkanı."

Bu ordu siviller zarar görmesin diye şehit veriyor

"Kim gelirse karşıma tartışırım, uluslararası hukuk, silahlı bir güç sivilleri kendine sefilce, korkakça kalkan yaparsa ve onların arkasına saklanıp, bu tarafta sivilleri öldürmeye başlarsa kalkan yapılan sivillerin bir zaiyata uğraması durumunda onu kalkan yapan korkakları sorumlu tutuyor. Uluslararası ceza hukukunu biliyorum, herkesle de tartışırım bunu. Buna rağmen Türkiye aşağılık müfterilerin bizi karalama kampanyalarına rağmen bir uçak, tank bombasıyla çözebileceği saldırıları siviller zarar görmesin diye böyle halletmiyor. Karadan komando gönderiyor, şehit olmayı göze alıyor. Çünkü bu ordu cumhuriyetin, Mustafa Kemal'in ordusu, çünkü bu ordu peygamber ocağından geliyor. Ne var burada yanlış? Hangi cümlemin yanlış olduğunu söyleyin. Deseydim ki 'TSK sivilleri katlediyor.' Herhalde ödül verirlerdi Almanya'dan. Söylediğim bu, bazı arkadaşlar söylemediğim, söylemediğimi bildikleri halde çarpıtarak söylemiş gibi yaptılar. 'Akçakale'ye niye gitti, Barış Pınarı Harekatı'na nasıl destek verdi?' diye, bu sebeple de bizi olağanüstü genel kurula davet ettiler."

Benim askerim, sivillerim şehit oluyor, milli birliğim, toprak bütünlüğüm tehdit altında.

Benim istikametim doğru, davamız haklı. Neden vazgeçeyim ki? Yaptığımızın yanlışlığını koysunlar ortaya amenna. Ben ülkemin Cumhurbaşkanı ile vatandaşlarımızın, meslektaşlarımızın sorunlarını tek tek çözmeye başlamışken ve Uluslararası Barolar Birliğinin Türkiye'yi etnik temizlikle suçlaması karşısında adında 'Türkiye' ibaresini taşıyan bir kurumun başkanı olarak, 'Siz ne hakla bunu söylersiniz Türkiye'ye ve Türk ordusuna' dedim diye mi istifa edeceğim. Bana diyorlar ki 'Sana ne Barış Pınarı Harekatı'ndan', siz gidin de 'Sana ne Barış Pınarı Harekatı'ndan' cümlesini bana değil, Uluslararası Barolar Birliğine söyleyin, CCB'ye söyleyin, Avrupa Barolar Birliğine söyleyin. Benim askerim, sivillerim şehit oluyor, milli birliğim, toprak bütünlüğüm tehdit altında. Uluslararası Barolar Birliğine tek cümle etmeyecek ağalar ama Akçakale'ye gitti diye Metin Feyzioğlu'nu yerden yere vuracaklar. Hiçbir şekilde bunlara pabuç bırakma niyetinde değiliz.

Son nefesime kadar milli dava için mücadele edeceğim. İddia ediyorum bu 12 baronun yönetim kurulu halktan da kendi meslektaşlarından da kopmuştur. Meslektaşlarının sorunlarını çözmek amaçları yoktur, sorunlarının çözülmesine karşı rahatsızlıkları vardır. Arkamızda Türk milleti, avukatların ezici çoğunluğu vardır."

Yargı reformunda samimi adımlar var

Son dönemde FETÖ davaları tahliyelerine ilişkin soru üzerine Feyzioğlu, istinaf aşamasında cezası kesinleşmiş, infazı başlamış 10 bin kişinin Yargıtay denetimi açıldığı için hükümlü olmaktan kurtulduğunu, sanık pozisyonuna geri döndüğünü söyledi. Feyzioğlu, "Yargıtay denetleyecek. Bunlar kim? Ezici çoğunluğu siyasi iktidara muhalif. Hadi bunu yazın. Cumhurbaşkanı'na hakaret suçu temyiz denetimine açılmış. Yazsanıza bunu, sabahtan akşama sövenlere söylüyorum yargı reformuna. Demek ki burada samimi bir adım var." ifadesine yer verdi.

Bu çerçevede tahliye olan bazı siyasileri de aktaran Feyzioğlu, "Kimler yararlanıyor görüyorsunuz. İşte bu Türkiye'yi kucaklamak yolunda önemli bir adım." diye konuştu.

Ilıcak ve Altan aklanmamıştır

"Hukuk işliyor. Yaptığına baktı, 'Hüküm kesinleşinceye kadar ben bunları tahliye edeyim, hüküm kesinleştiğinde yatarı varsa geri alırım.' Dedi, olan bu. Ilıcak ve Altan aklanmamıştır. Bu kişilerin sırf siyasi iktidara muhalif diye vaktiyle devleti ele geçirme noktasına gelmiş bir hain, kanlı, sefil terör örgütünü her cümleleriyle desteklediklerini lütfen kendilerine 'Demokratım' diyenler unutmasın. Bunlar Türk mahkemelerinin kararlarıyla suçlu ilan edilmişlerdir. Gazetecilik yapmadıkları, suç işledikleri sabit olmuştur. Ama işledikleri suç 'darbeye teşebbüs' olarak değil, 'terör örgütünü desteklemek' olarak belirlenmiştir. Yargı böyle karar vermiştir. İstinafı göreceğiz, temyizi göreceğiz. Bakalım ne çıkacak. Kişisel görüşümü söylüyorum; her ikisinin de kaleminde kan vardır. 'Onlar gazeteci değil, onlar haindir' diye, bu ülkenin vatanseverleri zindana atılırken sevinç çığlıkları atmışlardır. Ben bunları unutmam. Vicdanıma da unutturmam."

10 Kasım Atatürk’ü Anma Törenleri

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 81. Yıldönümü nedeniyle başta Anıtkabir olmak üzere yurdun dört bir yanında anma törenleri yapıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 81. Yıldönümü nedeniyle Beştepe’de düzenlenen Anma Töreni'nde şu açıklamalarda bulundu:

“Bugün Kurtuluş Savaşımızın başkomutanı cumhuriyetimizin kurucusu ilk cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün 81. yıldönümü. Bu vesileyle gazi Mustafa Kemal'i ve onunla birlikte ahirete irtihal etmiş tüm kahramanlarımızı Bir kez daha hayırla yad ediyorum.

Türk tarihini binlerce yıllık devamlılığı ile kavramak yerine hala bir asra sıkıştırmaya çalışan ideolojik bir zihniyetle karşı karşıyayız.

Gazi Mustafa Kemal'in hizmetlerini anlatmak için ondan önceki tarihimize kin kusanlar da aynı şekilde Atatürk maskesi takarak bu millete olan husumetlerini gizlemeye çalışıyorlar.

Bir asır önce istiklal harbini başlatarak milletimizin önünde yeni bir ufuk açan Gazi Mustafa Kemal Atatürk de bu milletin en önemli değerlerinden biridir.

Türkiye cumhuriyeti ve onun kurucusuna sahip çıkmak hepimizin görevdir. Ama bunu yaparken geçmişe özellikle Osmanlı'ya Selçuklu'ya haksızlık etmemek gerekir.

Söğüt'te dikilen Osmanlı çınarı 600 yıl boyunca başarıyla yaşamıştır.

Cumhuriyetimizi Osmanlıdan kurtarabildiğimiz miras üzerinde kurduk. O olmazsa kök olmazsa ağaç olur mu olmaz. Onun üzerinde yükseldik.

Bu mirasa sadece topraklarımız değil kurumlarımız geleneklerimiz de dahildir.

Gazi Mustafa Kemal Samsun'a, bir Osmanlı subayı olarak çıkmış Ankara'daki meclisi yine Osmanlı adına faaliyete geçirmiştir.

Cumhuriyetin inşası da Osmanlıdan devralınan mevcut idari sistem üzerinde gerçekleştirilmişti. Bu hakikatler apaçık ortadayken sürekli olarak Osmanlı'ya hakareti bir siyaset tarzı haline getirmek ya cehalettir ya gaflettir ya da art niyettir.

Kısa kısa

-Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani, Türkiye'nin Suriyeli Kürtlerle değil, PKK ile sorunu olduğunu söyledi. 

-AK PARTİ Grup Başkanvekili Bülent Turan, Mehmet Altan için beraat, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’a tahliye kararına sert tepki gösterdi. Turan, "Ne beraat/tahliye kararları verildi ama millet vicdanında mahkum oldu" dedi.

-Ankara’da Fetö operasyonu: Ankara’daki FETÖ soruşturmasında özel ve kamu iktisadi işletmelerinde çalışan 94 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.