Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Anasayfa >> Haftanın Değerlendirmeleri >> Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika

Haftanın Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika Değerlendirmesi ( 5 – 11 Kasım 2018 )

Bu değerlendirme, son bir hafta içinde Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika alanındaki haberlerin değerlendirmesini kapsamaktadır.
SDE Editör
12 Kasım 2018 09:05

Doç. Dr. Erkin Ekrem, Dr. Hatice Çelik, Dr. Murat Bayar

5-11 Kasım, ara dönem seçimleri ve İran ambargosunun başlaması sebepleriyle A.B.D. ilişkili haberlerin öne çıktığı bir hafta olmuştur. Kongre’nin alt kanadında çoğunluğu kaybeden Başkan Trump’ın önümüzdeki iki yılda ticaret ve göçmen konularındaki politikalarını daha da sertleştirebileceği değerlendirmeleri yapılmaktadır. Öte yandan, İran’a konulan yaptırımlara getirilen istisnalardan Çin’in de istifade edecek olması, A.B.D.’nin bu yaptırımlarla ne sonuç almayı hedeflediği yönünde soru işaretlerine yol açmaktadır.

5 Kasım Pazartesi

5 Kasım 2018 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri tarafından İran’a uygulanmaya başlanan yaptırımlar sadece İran’ı değil bütün dünyayı da ilgilendiren kapsamlı bir meseledir. ABD açıkladığı kararla 8 ülkeyi bu yaptırımlardan muaf tuttmuştur. Ancak bu geçici bir muafiyettir ve sadece 180 günlük bir süre için tanınmıştır. Ayrıca muafiyet tanınan ülkelere bir de şart koşulmuştur: o da 180 gün boyunca İran’dan alacakları petrolü kademeli olarak azaltmalarıdır. Bu 8 ülke sırasıyla Çin, Hindistan, Güney Kore, Türkiye, İtalya, Yunanistan, Japonya ve Tayvan’dır. Bu ülkelerin tamamı ekonomik büyüme noktasında enerji bağımlısı ve daha da önemlisi dışarıya bağımlı ülkelerdir. Her ne kadar son dönemde Trump Çin’e karşı ticaret savaşlarını başlatmış ve sürdürmekte ısrarcı görünse de İran yaptırımlarından kısa süreli de olsa Çin’i muaf tutması ekonomik dengelerin ve ilişkilerin söylendiği veya aksettirildiği kadar kolay bozulamayacağının bir işareti olarak okunabilir. Kaldı ki Çin haricindeki ülkelerin tamamı -özellikle Soğuk Savaş döneminde- ABD ile yakın ilişkilere sahip ülkelerdir. Bunu da ABD’nin müttefik ve/veya yakın ilişkide olduğu stratejik ülkeleri zor duruma sokmak istememesinin bir emaresi olarak düşünmek mümkündür.

6 Kasım Salı

A.B.D. ara dönem seçimlerinde Kongre’nin alt kanadı Temsilciler Meclisi’nin tamamı ve üst kanadı Senato’nun üçte birisi için seçimler yapılmıştır. Genel tahminlerin doğrultusunda, Başkan Trump’ın partisi çoğunluğunu Senato’da korurken Temsilciler Meclisi’de kaybetmiştir. Demokrat Parti’nin alt kanatta edindiği bu sayısal üstünlüğün dış politikada özellikle Rusya’ya yönelik daha etkili yaptırımlara yol açması, iç siyasette ise Başkan Turmp’a yönelik seçim kampanyası soruşturmasını derinleştirmesi öngörülmektedir.

8 Kasım Perşembe

Pakistan Başbakanı İmran Han, Türkiye’nin de Çin Pakistan Ekonomik Koridoru’na katılmasının çok faydalı olacağı yönünde açıklama yapmıştır; henüz Çin tarafından resmi bir açıklama gelmese de Pakistan’ın geçtiği ekonomik darboğazdan kendine tarihsel, kültürel ve manevi yönlerden yakın gördüğü ülkelerin de desteğiyle daha az hasarla çıkmaya çalıştığı ve ekonomisinin geleceğini sadece Çin’in elllerine bırakmak istemediği şeklinde düşünmek yanlış olmayacaktır.

10 Kasım Cumartesi

A.B.D. Savunma Bakanı Mattis, karşılıklı mutabakatları doğrultusunda Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun Yemen’de yaptığı hava bombardımanlarına artık yakıt ikmal desteği vermeyeceklerini açıkladı. Gazeteci Kaşıkçı cinayeti ve Yemen’deki iç savaşta hava bombardımanının yol açtığı insani felaketlerşn Batı medyasında daha fazla yer almasıyla birlikte Demokrat Parti’nin baskısına maruz kalan Beyaz Saray’ın attığı bu son adımın, yakıt ikmalinin sadece dörtte biri A.B.D. tarafından gerçekleştirildiğinden, fiiliyatta fazla bir etkisinin olmayacağı değerlendirilmektedir. Yemen’de koalisyonun desteklediği hükümet güçleri, El-Kaide bağlantılı gruplar ve İran destekli olduğu öne sürülen Hutiler arasında devam eden iç savaşta nüfusun %75’inin (22 milyon kişi) açlık sınırında olduğu, bunlardan 8 milyon sivilin kıtlık derecesinde yaşam mücadelesi verdiği bilinmektedir.

11 Kasım Pazar

1. Dünya Savaşı’nın bitişini simgeleyen ateşkes anlaşmasının 100. yıldönümü sebebiyle, savaşa katılmış ülkelerin başta olmak üzere dünya liderleri anma törenine katılmıştır. Avusturya-Macaristan, Osmanlı ve Rusya İmparatorluklarının hukuken sona erdiği bu savaşta 8.5 milyon insan hayatını kaybetmiştir. 2. Dünya Savaşı’na giden yolu açan Versay Anlaşması, ülkemizi doğrudan hedef alan Sevr Antaşması ve Ortadoğu’da olumsuz etkileri halen güçlü bir şekilde hissedilen Sykes-Picot mutabakatı, 1. Dünya Savaşı’nın bıraktığı mirasın parçalarıdır.