Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Trump’ın Oyalamalarına Karşı Erdoğan’ın Tavrı

Furkan Hamit
19 Ekim 2019 09:51

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Amerikan askeri birliklerinin Suriye’ye girmesinden hemen sonra dönemin Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Barack Obama’ya sözde Kürtleri temsil eden bölücü terör örgütü PKK/YPG/SDG ile arasına mesafe koyması ve Suriye’de onlara herhangi bir rol vermemesi konusunda sürekli telkinlerde bulunmuştu. Fakat Obama stratejik ortağı olan Türkiye’yi dikkate almadan Suriye’de DAEŞ’e karşı mücadele için bütün bu teröristleri (Pakistan medyasının batı medyasının etkisinde kalmadan PKK ve YPG’yi asi olarak değil terör örgütleri olarak vermesi gerekir. Çünkü Pakistan hükümeti bu örgütleri terör örgütleri olarak görmektedir) eğitmekle birlikte finansal destek vermeyi sürdürdü.

Askerlerini Suriye’den çekme sözü vererek iktidara gelen ABD Başkanı Trump,  bu durumu görüp kararsızlığa düştü. Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile diyaloğa girerek ABD ve NATO’nun ortağı olduğu için Türkiye’ye önem verdiklerine vurgu yaptı. Fakat Türkiye’ye verdiği sözleri asla tutmadı ve bahane üretmeyi sürdürdü.  

Erdoğan’ın Suriye’nin kuzeyinde başlattığı askeri harekâtı durdurması için zaman zaman bakanlarını Türkiye’ye gönderdi. Fakat Erdoğan’ın sağlam iradesi karşısında bir şey yapamadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’nin kuzeyinde artık hiçbir şekilde teröristleri görmeye tahammülü yoktu. Bunun için Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda ABD askerlerinin Suriye’nin kuzeyinden çekilmesi sürecinde terör örgütü PKK/YPG/SDG’nin de bölgeyi boşaltmasını istedi. Aksi takdirde askeri operasyon başlatarak bütün bu teröristleri bölgeden çıkartacağı uyarısında bulundu. Türkiye'nin bu uyarısı üzerine her ne kadar Trump başlangıçta Türk ekonomisini mahvetme tehdidinde bulunsa da durumun hassasiyetini anlayarak Suriye'nin kuzeyinden askerlerini çekmeye başladı. Bu şekilde de Türkiye için Suriye'de askeri operasyon başlatmanın yolu açılmış oldu.

Bundan önce Trump selefi Obama hakkında yaptığı açıklamada, DEAŞ'a karşı mücadelede terör örgütleriyle anlaşmasını büyük bir hata olarak nitelendirmişti. Bu açıklamasıyla Türkiye'yi destekleyen bir görüntü veriyordu. Fakat "Kuşlar kesildikten sonra pişmanlık fayda vermez" diye bir deyim vardır. Erdoğan, ABD askerlerinin bölgeden çekileceği açıklamasından hemen sonra Suriye'nin kuzeyine operasyon başlatma konusunda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin rızasını almıştı. İşte bu süreçte Erdoğan, en büyük müttefiki ABD’yi ve Avrupa'nın önde gelen ülkelerin liderlerini de telefonla arayarak operasyon hakkında bilgilendirdi.

Erdoğan, 9 Ekim çarşamba günü sosyal medya hesabı Twitter'dan yaptığı paylaşımda  Suriye'nin kuzeyine yönelik Barış Pınarı adıyla askeri operasyon başlattığını duyurdu. Erdoğan, harekâtın amacıyla ilgili yaptığı paylaşımda Suriyeli sığınmacılar için güvenli bölge oluşturmak ve böylece Türkiye'de bulunan 3,6 milyon sığınmacıyı bu bölgeye yerleştirmek olduğunu belirtti. Türkiye'nin bu askeri harekâtını başlatmasından sonra ABD kamuoyunun şiddetli baskısına maruz kalan ABD dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Türkiye’nin Suriye’de askeri harekât başlatmasına yönelik izin verildiği haberlerini reddetti. 

Avrupa Birliği (AB) de Türkiye’nin bu harekâtını kınayarak konuyu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) götürdü. Fakat Rusya’nın engel çıkartması nedeniyle ortak bir kınama kararı alma konusunda muvaffak olamadılar. Erdoğan AB’ye sert tepki göstererek, Güvenlik Konseyinde Türkiye’ye ders vermeye kalkan ülkelerin, Türkiye’ye karşı nasıl bir komplo kurulduğundan haberleri olmadığını vurguladı. Erdoğan, batı ülkelerinin silah satışını durdurmaları konusuna ilişkin Türk atasözüyle karşılık vererek “Kötü komşu ev sahibi yapar.” dedi. AB’nin yaptığı da işte budur. Onlar Türkiye’yi kendi silahını yapmaya sevk ettiler. Türkiye, kendi silah ihtiyacının yüzde 70’ini karşılamakta, tümünü kendi imkânlarıyla karşılayacağı dönem de uzak değildir. Erdoğan, AB’yi uyararak “Kendinize gelin, operasyonumuzu işgal hareketi olarak nitelerseniz işimiz kolay, kapıları açar 3,6 milyon mülteciyi sizlere göndeririz" demişti. Erdoğan, AB’nin bu mesajdan gereken dersi de çıkarttığına vurgu yapmıştı.

BMGK’nın yanında Arap Birliği de Türkiye’nin bu askeri harekâtından rahatsız olup Türkiye’ye karşı diplomatik, ekonomik, yatırım ve turizm konularında atılacak adımların gözden geçirilmesi kararı aldı.  Erdoğan Arap Birliği’nin bu kararını sert dille kınayarak Arap ülkeleri bir araya gelse bile Türkiye’ye hiçbir zarar veremeyeceklerini, Suudi Arabistan’ın önce kendine bakmasını zira ellerinin masum Yemen halkının kanıyla boyandığını, Mısır’ın ise sesini bile çıkartmamasının kendisi için daha iyi olacağını çünkü bu ülkeyle ilgili olan bitenlerin herkesçe malum olduğunu vurguladı. Erdoğan, bölücü terör örgütü YPG/PKK’nın Arapları Suriye’nin kuzeyindeki yurtlarından çıkartıp bölgeyi işgal ettiğinde, o Arapları misafir olarak kabul eden ülkenin Türkiye olduğunu hatırlattı. Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğüne inanmakta ve Suriyeli mültecileri Suriye topraklarında güvenli bir bölgeye nakletmeyi arzu etmektedir.

Pakistan, Suriye’nin kuzeyinde başlattığı Barış Pınarı harekâtı konusunda Türkiye’yi açıkça destekleyen tek ülkedir. Önce Pakistan Dışişleri Bakanlığı bu harekâtı desteklediklerini açıkladı. Hemen sonra da Pakistan Başbakanı İmran Han, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı telefonla arayarak Barış Pınarı Harekâtı’nı tamamen desteklediklerini bildirdi. Erdoğan da Başbakan İmran Han’a teşekkür ederek Suriye’nin kuzeyinde başlatılan Barış Pınarı Harekâtı hakkında bilgilendirdi. İmran Han, terör konusunda Türkiye’nin güvenlik endişelerini anladıklarını, Türkiye’yi her zaman olduğu gibi her yönden desteklemeyi sürdüreceklerini belirtti. İmran Han, bu harekâtın bir an önce başarıya ulaşmasını temenni ettiklerini ifade etti ve Pakistan halkının Erdoğan’ın ziyaretini beklediklerini vurguladı.

Burada okuyucularımızla şu haberi de paylaşmak isterim ki batı ülkelerinin Türkiye’ye silah satışını durduracakları yönünde açıklamaları üzerine Pakistan’ın, teçhizat yanında Türkiye’ye askeri destek de vermeyi teklif ettiği yönünde haberler gelmektedir. Bu haberlerin ne kadar doğru olduğu konusunda bir şey söylememiz mümkün değildir. Fakat şu kadarını söyleyebiliriz ki Pakistan, Türkiye’ye PKK ile mücadelesinde ihtiyaç hissettiği anda silah yardımında bulunmuştur. Pakistan’ın, Kıbrıs barış harekâtı sırasında da savaş uçaklarını ve teçhizat göndermekle birlikte askerlerinin varlığı Türklerin ve Kıbrıslı Türklerin gönlünü kazanmıştır. Çünkü o dönemde de batılı ülkeler Türkiye’yi yalnız bırakmışlardı. Türkiye’ye tam olarak destek veren tek ülke yine Pakistan olmuştu. İşte bunun için Türkiye de daima Pakistan’a her konuda ve özellikle Keşmir konusunda açıkça destek vermektedir.