Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Haftanın Medya ve Sivil Toplum Değerlendirmesi (11-18 Eylül 2020)

SDE Editör
20 Eylül 2020 17:14

CUMHURBAŞKANLIĞI KURUMSAL YAPI İNŞASI SÜRÜYOR

16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandum ile gerçekleştirilen Anayasa değişikliğinin ardından 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimleri sonucunda Türkiye’de hem yasal hem de fiili olarak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olarak adlandırılan yeni hükümet sistemine geçildi.

16 Nisan 2017 Anayasa değişikliği ile birlikte Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine anayasal ve yasal altyapı hazırlanmış olsa da, uyum yasaları ile ilgili süreç tam olarak işletilememiş, yalnızca seçimlerden kısa bir süre önce uyum yasaları olarak nitelendirilebilecek mini bir yasa paketi hazırlanarak yürürlüğe girmişti.

Bu süreçteki köklü değişiklikler ise AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak seçimlere katılan ve ilk turda yüzde 52,9 oranında oy alarak 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kazanması ile birlikte sisteme ilişkin yasal düzenlemeler Cumhurbaşkanlığı kararnameleri, kararları ve genelgeleri ile gerçekleştirilmektedır.

Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile yeniden yapılandırma süreci sistematik

Bir biçimde sürdürülmektedir.

CUMHURBAŞKANLIĞI TEŞKİLATI

Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı kademe kademe gelıştırılıyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cumhurbaşkanına vekâlet etmek üzere kendisine karşı sorumlu olan Cumhurbaşkanı yardımcılığı ihdas edilmiştir. Cumhurbaşkanlığı makamının herhangi bir durumda boşalması halinde yenisi seçilinceye dek en yaşlı yardımcının Cumhurbaşkanlığına vekâlet edeceği de 1 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde yer alan önemli bir hükümdür.

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği kaldırıldı. Daha önce bir kısmı Genel Sekreterlik tarafından yapılan işlerin yanı sıra 1 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile oluşturulan İdari İşler Başkanlığının görev ve yetkileri yeni sisteme uygun olarak genişletilmiştir.

Yine daha önce en yüksek devlet memuru olarak belirlenmiş olan Başbakanlık Müsteşarının yerine İdari İşler Başkanı en yüksek devlet memuru olarak belirlenmiştir.

 Cumhurbaşkanına karşı sorumlu olan İdari İşler Başkanı’na esas olarak Devlet Teşkilatının düzenli ve etkili bir biçimde çalışmasını sağlayacak ilkelerin belirlenmesi, TBMM ve kamu kurum ve kuruluşları ile olan ilişkilerin yürütülmesi ve eşgüdümün sağlanması ile güvenlik ve terörle mücadele konularında görev lendırıldı.

Başkanlık bünyesinde Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürlüğü, Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü, Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğü ile Destek ve Mali Hizmetler Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü üst düzey yöneticilerin atanmasına ilişkin süreci yönetme görevi verildı.

Politika Kurulları Yeni bir örgütlenme modeli olarak da nitelendirilebilecek doğrudan Cumhurbaşkanı ile çalışmak üzere 9 adet politika kurulu 1 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kuruldu.

En az üç üyeden oluşturulması öngörülen kurul üyeliklerine Cumhurbaşkanı tarafından atama yapılmakta ve Cumhurbaşkanı kurul üyelerinden birini başkanvekili olarak belirlemektedir. Esas olarak politika kurullarının adından da anlaşılacağı üzere ilgili konularda politika üretmeleri ve üretilen politikaların uygulama sürecini izlemek üzere kurulmuş oldukları belirtilebilir. 

  • Bilim, Teknoloji ve Yenilik Politikaları Kurulu • Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu • Ekonomi Politikaları Kurulu • Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu • Hukuk Politikaları Kurulu • Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu • Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu • Sosyal Politikalar Kurulu • Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Bağlı Kurum ve Kuruluşlar 1 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Cumhurbaşkanlığına bağlı kurum ve kuruluş sayısı 11 iken 4 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararname ile Genelkurmay Başkanlığı’nın Milli Savunma Bakanlığına bağlanması ile bu sayı 10’a düşmüş ancak 1 Nolu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun Cumhurbaşkanlığına bağlanmasıyla bu sayı yeniden 11’e yükseldı.

İLETİŞİM BAŞKANLIĞI

İletişim Başkanlığı Teşkilatı 14 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenmiş, (24 Temmuz 2018) ve Türkiye Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Bakanlıklara Bağlı, İlgili ve İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile İlgili 2018/2 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle  Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına bağlanmıştır.

19 EYLÜL 2020 TARİHİNDE,

Başkanlığını Fahrettin Altun'un yaptığı İletişim Başkanlığı bünyesinde “Stratejik İletişim Daire Başkanlığı” kuruldu.

Yeni Daire “iç ve diş tehdit unsurlarını” analiz edecek ve “psikolojik harekat, propaganda ve algı operasyonu faaliyetlerini belirleyerek her tür manipülasyon ve dezenformasyona karşı faaliyette”bulunacak.

İletişim Başkanlığı’nın teşkilat yapısında yapılan düzenleme ile, oluşturulan Stratejik İletişim Daire Başkanlığı , “iç ve diş tehdit unsurlarını” analiz edecek ve “psikolojik harekat, propaganda ve algı operasyonu faaliyetlerini belirleyerek her tür manipülasyon ve dezenformasyona karşı faaliyette” bulunacak.

Kararnameye ile Stratejik İletişim Daire Başkanlığı'nın görevleri şöyle düzenlendi:

"-Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı yürütülen psikolojik harekat, propaganda ve algı operasyonu faaliyetlerini belirleyerek her tür manipülasyon ve dezenformasyona karşı faaliyette bulunmak

-İç ve diş tehdit unsurlarını analiz ederek stratejik iletişim ve kriz yönetimi açısından gerekli tedbirleri uygulamak

-Kriz, afet, olağanüstü hal dönemleri ile yakın savaş tehdidi, seferberlik ve savaş halinde Devletin belirlediği amaç ve hedeflere ulaşmak için stratejik iletişim ve kriz yönetimi faaliyetlerinde bulunmak.”

BAŞKAN YARDIMCILARI OLACAK

Değişiklikle birlikte ayrıca, “İletişim Başkan Yardımcılığı” ve “Özel Kalem Müdürlüğü” makamları oluşturuldu, daire başkanlıklarının görevleri ile ilgili çeşitli düzenlemeler yapıldı.

STRATEJİK İLETİŞİM VE KRİZ YÖNETİMİ DAİRE BAŞKANLIĞI KURULACAK

Daha önce bulunan 8 daire başkanlığı ve müşavirliğe, “Stratejik İletişim ve Kriz Yönetimi Daire Başkanlığı" ile "Özel Kalem Müdürlüğü" eklendi.

Kurulan “Stratejik İletişim Daire Başkanlığı’nın görevleri şöyle sıralandı:

“-Devletin stratejik amaç ve hedefleri ile devletin ve milletin menfaatleri doğrultusunda gerektiğinde ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak ulusal ve uluslararası alanda yürütülecek faaliyetlerde uygulanacak stratejik iletişim politikalarını belirlemek.

-Ulusal ve uluslararası alanda stratejik iletişim ve kriz yönetimi faaliyetlerini yürütmek ve bu kapsamda ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak.

-Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik iç ve diş tehdit unsurlarını analiz ederek stratejik iletişim ve kriz yönetimi açısından gerekli tedbirleri uygulamak.

-Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı yürütülen psikolojik harekat, propaganda ve algı operasyonu faaliyetlerini belirleyerek her tür manipülasyon ve dezenformasyona karşı faaliyette bulunmak.

-Kriz, afet, olağanüstü hal dönemleri ile yakın savaş tehdidi, seferberlik ve savaş halinde, Devletin belirlediği amaç ve hedeflere ulaşmak için stratejik iletişim ve kriz yönetimi faaliyetlerinde bulunmak.

-Görev alan kapsamında tüm kamu kurum ve kuruluşları arasında koordinasyonu sağlamak. Başkan tarafından verilen diğer görevleri yapmak.”

DAİRE BAŞKANLIKLARIN GÖREVLERİNDE DÜZENLEMELER YAPILDI

Kamu Diplomasisi Dairesi Başkanlığı’nın görevleri arasında bulunan “stratejik iletişim” ibaresi kaldırıldı. “Yabancı basın organlarının ve mensuplarının akreditasyon işlemlerini yürütmek ve koordine etmek” ibaresi getirildi.

Basın ve Yayın Dairesi Başkanlığı’nın görevleri arasına, "Yerli basın organlarının ve mensuplarının akreditasyon işlemlerini yürütmek, koordine etmek ve (…) gerekli görülmesi halinde sürekli ve geçici basın merkezleri kurmak” eklendi.

Halkla İlişkiler Dairesi Başkanlığı’nın görevlerine, “Vatandaşların kamu kurum ve kuruluşlarının faaliyetlerine ilişkin başvurularına yönelik işlem süreçlerinin doğru bir şekilde yürütülmesi ve hızlı sonuçlandırılması amacıyla kurumsal takip ve inceleme faaliyetlerini yürütmek” ibaresi eklendi.

Daha önce “Türkiye’nin tanıtılması amacıyla ihtiyaç duyulan dillerde yayınlar hazırlamak” ile görevli olan Tercüme Dairesi Başkanlığı’nın bu görevi, değişiklikle birlikte, “Türkiye’nin tanıtılması amacıyla hazırlanan yayınların ihtiyaç duyulan dillere çevirisini yapmak” İle sınırlandırıldı.

Daha önce Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı’nın yürüttüğü “Kurumsal iletişim politikasının oluşturulmasına ve Başkanlık birimlerinin buna uygunluk sağlamasına yardımcı olmak” ve “Başkanlık yayınları ile ilgili her türlü işlemi yapmak” görevleri, değişiklikle birlikte Yönetim Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na devredildi.

Yönetim Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Başkanlıkla ilgili güvenlik hizmetlerinden de sorumlu olacak.

Başkanlığın görev alanına giren konularda işbirliği yapacağı kurumlara, “kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve diğer gerçek ve tüzel kişiler” eklenerek yetki alanı genişletilmiş oldu. İletişim Başkanlığı’na bağlı 19 Bölge Müdürlüğü kararnameye eklendi.

İletişim Başkanlığı'nda "Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğü" kurulacak. Döner sermaye işletmesi için genel bütçeden tahsis olunan sermaye miktarı Cumhurbaşkanı kararıyla beş katına kadar arttırılabileceği kaydedildi. Döner sermaye gelirleri ödenekler, Hazinece verilecek yardımlar, döner sermaye faaliyetlerinden elde edilecek kar ile bağış ve yardımlardan oluşacak.

FAHRETTİN ALTUN’UN  MESAJI

İletişim Başkanı Fahrettin Altun, konuyla ilgili yazılı açıklamasında, stratejik iletişimin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hassasiyetle üzerinde durduğu bir konu olduğuna dikkat çekti. Altun, "Kendisinin liderliğinde ülkemizin her alanda ortaya koyduğu atılım ve mücadelenin iletişim alanında da yansıma bulması kaçınılmaz bir gereklilik. Bu doğrultuda, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte yeni sistemin dinamizmine uygun şekilde ihdas edilen İletişim Başkanlığı olarak kurumumuza tevdi edilen görev ve sorumlulukları hakkıyla yerine getirmek için var gücümüzle çalışıyoruz" görüşünü ifade etti.

'KARA PROPAGANDAYA KARŞI ETKİN MÜCADELE EDECEĞİZ'

Altun, iletişimin tali değil, asli bir faaliyet olduğuna işaret ederek şunları kaydetti:

"Karşı karşıya kaldığımız imkan ve meydan okumaları milletimizin menfaatleri doğrultusunda stratejik iletişim perspektifiyle yönetmek kritik önem arz ediyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın Başkanlığımıza tevdi ettiği yeni görev çerçevesinde de stratejik iletişim ve kriz yönetimi alanlarında tüm kamu kurum ve kuruluşlarının koordinasyonunu sağlayarak ulusal ve uluslararası boyutta savunmacı değil proaktif çalışmalar ortaya koyacağız. Ülkemize yönelik kara propaganda, manipülasyon ve dezenformasyonla etkin şekilde mücadele edeceğiz. Amacımız, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hayata geçirilmeye çalışılan gelişmiş, müreffeh, huzurlu, büyük, güçlü ve tam bağımsız Türkiye idealine stratejik iletişim perspektifiyle katkı sunmaktır. Bölgesel bir güç olan, küresel bir güç olma mücadelesi veren Türkiye’mizin sesinin dünyanın dört bir yanında duyulması, tezlerimizin uluslararası camiada anlatılması için bütün imkanlarımızla gayret göstermeye devam edeceğiz."

PSİKOLOJİK HAREKAT VE DEZENFORMASYONA KARŞI ÇALIŞACAK

Yeni birim, devletin stratejik amaç ve hedefleri ile devletin ve milletin menfaatleri doğrultusunda gerektiğinde ilgili kurum ve kuruluşlarla iş birliği yaparak ulusal ve uluslararası alanda yürütülecek faaliyetlerde uygulanacak stratejik iletişim politikalarını belirleyecek. Ulusal ve uluslararası alanda stratejik iletişim ve kriz yönetimi faaliyetlerini yürütecek; bu kapsamda ilgili kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapacak. Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik iç ve dış tehdit unsurlarını analiz ederek stratejik iletişim ve kriz yönetimi açısından gerekli tedbirleri uygulayacak. Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı yürütülen psikolojik harekat, propaganda ve algı operasyonu faaliyetlerini belirleyerek her tür manipülasyon ve dezenformasyona karşı faaliyette bulunacak. Kriz, afet, olağanüstü hal dönemleri ile yakın savaş tehdidi, seferberlik ve savaş halinde, devletin belirlediği amaç ve hedeflere ulaşmak için stratejik iletişim ve kriz yönetimi faaliyetleri yürütecek. Görev alan kapsamındaki tüm kamu kurum ve kuruluşları arasında koordinasyonu sağlayacak.

VATANDAŞ BAŞVURULARI DAHA HIZLI SONUÇLANDIRILACAK

Kararname ile ayrıca İletişim Başkanlığı bünyesindeki Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı'nın görevlerine de 'vatandaşların kamu kurum ve kuruluşlarının faaliyetlerine ilişkin başvurularına yönelik işlem süreçlerinin doğru bir şekilde yürütülmesi ve hızlı sonuçlandırılması amacıyla kurumsal takip ve inceleme faaliyetlerini yürütmek' ibaresi eklendi. Kamu Diplomasisi Dairesi Başkanlığı'nın yabancı basın mensuplarına yönelik görevlerini düzenleyen madde ise 'yabancı basın organlarının ve mensuplarının akreditasyon işlemlerini yürütmek, koordine etmek ve yabancı basın mensuplarının çalışmalarını kolaylaştırıcı tedbirler almak, bu tedbirleri uygulamak, gerekli görülmesi halinde sürekli ve geçici basın merkezleri kurmak' olarak değiştirildi.

BASIN KARTI DÜZENLEMEYE İLİŞKİN İBARE EKLENDİ

Basın ve Yayın Dairesi Başkanlığı'nın görevlerini düzenleyen ilgili maddeler de 'yerli basın organlarının ve mensuplarının akreditasyon işlemlerini yürütmek, koordine etmek ve yerli basın mensuplarının çalışmalarını kolaylaştırıcı tedbirleri almak, bu tedbirleri uygulamak, gerekli görülmesi halinde sürekli ve geçici basın merkezleri kurmak' ile 'ulusal, bölgesel ve yerel basının güçlendirilmesi amacıyla faaliyetler düzenlemek' olarak değiştirildi. Basın ve Yayın Dairesi Başkanlığı'nın görevlerine 'Türk ve yabancı basın yayın organları mensuplarına basın kartı düzenlemek' ibaresi de eklendi.

Tercüme Dairesi Başkanlığı'nın görevlerine ise 'Türkiye’nin tanıtılması amacıyla hazırlanan yayınların ihtiyaç duyulan dillere tercümesini yapmak' fıkrası eklendi.

Başkanlığın görev alanına giren konularda iş birliği yapabileceği kurumları içeren maddede yer alan 'kamu kurumu niteliğindeki kuruluşlar' ifadesi de ‘kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ile diğer gerçek ve tüzel kişiler' olarak değiştirildi. Kararname ile İletişim Başkanlığı bünyesinde Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğü de kuruldu.

Müdürlük, yerli ve yabancı kurum, kuruluş ve kişilere, Başkanlığın hizmetlerine ait yayın, bilgi, belge satışı ile bilgi işlem, dizgi, baskı, teknik danışmanlık, eğitim, proje, araştırma ve benzeri hizmetleri yerine getirecek. Kararnamede, İletişim Başkanlığı'nın taşra teşkilatı yapılanmasında bölge müdürlükleri de yer aldı’’

ALMAN HABER AJANSI DEUTCHE WELLE’NİN DİKKATİ ÇEKEN ANALİZİ

‘’Şam'dan Halep'e giden bir yolun hikayesi’’

M-4 ve M-5 karayollarının adlarını İdlip meselesi gündeme geldiğinden beri yaklaşık iki yıldır sık sık duyuyoruz. Her iki karayolu da 2011’de başlayan savaş döneminde yüzlerce çatışmanın hem sebebi hem de şahidi oldular. Bu iki karayolu çatışma ile değil, siyasi düzeyde de hâlâ mücadele konusu. Nitekim İdlip sorununun çözümü için Rusya’nın inisiyatifi ile başlayan Astana görüşmelerinin istisnasız hepsinde iki karayoluna atıf yapıldı, önemi vurgulandı.

Bugünlerde Rusya destekli Suriye ordusunun İdlip’e yönelik yeni bir askeri harekat başlatacağına dair tahminler sıkça dile getiriliyor.

Aslında İdlib’e yönelik askeri hamleler iki yıldan uzun süredir devam ediyor ve yakınlarda başlayacağı öne sürülen yeni harekat da son olmayacak gibi görünüyor. İdlip ve Halep dahil Suriye’nin kuzeyindeki savaşların seyrini değiştiren iki karayolu yeni harekâtın da temel sebeplerinden biri.

Peki bu iki yol neden bu kadar önemli?

Suriye içindeki karayolu nakliyatının büyük kısmını sağlayan iki ana güzergahtan M-5 karayolu ülkenin en güney sınırındaki Dera'dan başlayıp Şam'a, Şam'dan Humus ve Hama'yı geçerek İdlib'e ulaşıyor.

Bu yolun Dera-Hama arasındaki kısmı savaş döneminde Suriye ordusunun kontrolündeydi. Ancak çeşitli silahlı grupların kısa süreli de olsa yolun bu kısmını kontrol ettiği dönemlerde Şam’da gıdadan suya, undan ilaca kadar birçok ihtiyacın temininde ciddi sıkıntılar baş gösterdi.

Yolun Hama-İdlib arasındaki kısmı ise 2012 yılından beri kapalıydı. Bu durum, Şam ile Halep'in bağlantısına da ağır darbe vurdu. Çünkü M-5, Şam'ı da Halep'e bağlayan ana güzergahtı. Yolun kapalı olduğu dönemlerde, IŞİD Rakka’nın elinde olduğu zamanlarda, Şam-Halep bağlantısı Rakka sınırlarından geçen bir tali yolla sağlanabiliyordu. Bu durum Halep'te sık sık yiyecek, yakıt, sağlık malzemesi gibi ihtiyaçların temininde krizler yaşanmasına yol açtı.

Savaş döneminde M-5 karayolunun küçük bir kısmını bile ele geçiren savaşın seyrini de değiştirdi.

Silahlı gruplar yolun tamamını kontrol edemese de sadece İdlib kırsalındaki bölümünü ellerinde tutmaları uzun süre Halep'i kuşatma altında tutmalarını, Hama ve Humus kırsallarına kadar inmelerini sağladı.

Savaş döneminde M-5'in stratejik önemi nedeniyle de yol etrafına sıralanmış kasabalar ve köyler yıkıcı çatışmalara sahne oldu.

Şimdiyse M-5 karayolu boyunca Şam'dan İdlib kırsalına kadar yüzlerce terk edilmiş yerleşim biriminin sıralanıyor.

Türkiye'nin itirazı

2019’un son aylarında Rusya destekli Suriye ordusu M-5’in tamamını ele geçirmek üzere bir hamle daha yaptı ve savaş döneminde adını sıkça duyduğumuz İdlib’in en büyük ilçesi olan Han Şeyhun’dan M-4 ve M-5 karayollarının kesiştiği Serakib’e kadar ilerledi.

M-4 karayolu da bölge için stratejik önemde

Buna İdlib dosyasına garantör olarak katılan Türkiye tepki gösterdi ve Suriye ordusunun İdlib’in kapısı olarak da adlandırılan Han Şeyhun kasabasına dönmesini istedi.

Rusya ile Türkiye arasında yoğun diplomatik trafik başladı, ancak sahada aynı şiddette çatışmalar da sürüyordu. TSK ve Suriye ordusu arasında çatışmalar yaşandı ve TSK askerleri uçaklarla vuruldu.

İdlib’deki süreçlere garantör olarak dahil olan Türkiye’nin kentteki ateşkes süreçlerini izlemek üzere oluşturduğu gözlem noktalarının bir kısmı Suriye ordusunun kontrolündeki bölgelerde kaldı.

Günümüzde Şam’dan İdlip’e M-5 karayolunu kullanarak yolculuk yapanların bu gözlem noktalarından dört tanesini görebilmesi mümkün.

Suriye ordusunun Rusya desteği ile İdlip kırsalındaki M5-M4 kavşağına ulaştığı dönemde TSK gözlem noktalarının güvenliği sorunu da müzakere konuları arasındaydı. Suriye askeri noktalarına birkaç yüz metrede bulunan bu gözlem noktalarının güvenliğinin garantörü ise Rusya.

Türkiye-Rusya arasındaki görüşmelerin ardından Suriye ordusunun ilerlediği noktada kalması, sekiz yıldır kapalı olan M-5 karayolunun tamamen açılması, yolun güvenliğinin Türk-Rus devriyeler ile sağlanması kararlaştırıldı.

Yol açıldı, Türk-Rus devriyeleri aktif ancak yolun güvenliği konusunda hala endişeler var. Nitekim sık sık saldırıya uğrayan Türk-Rus devriyeleri devriye görevini ertelerken yolun üst tarafında İdlib’i kontrol eden silahlı gruplar, alt tarafında ise Suriye ordusu bulunuyor.

İdlip kırsalında M-5 ile birleşen M-4 karayolu ise hâlâ kapalı.

Suriye'deki ekonomik kriz

Suriye’de yıllar süren savaşın ardından ağır bir ekonomik kriz yaşanıyor. Şam ve Moskova sık sık bu iki karayolu tam olarak aktif olmadan yeniden imar ve inşa, şehirler arası ticaret ve nakliyat gibi ekonomik krizi hafifletecek adımların gerçekleşmeyeceğini savunuyor. Bu çerçevede Şam’a göre, M-5 karayolu birkaç aydır açık olsa da yolun üst kısmında ve gözle görülebilecek mesafede yer alan silahlı grupların varlığı bu süreçlere tehdit olabilir.

Savaş döneminde yıllarca çatışmalara sebep olan iki yol bir kez daha savaş sonrası dönemdeki derin ekonomik kriz sebebiyle mücadele konusu oldu.

Şam’da İdlib’e yönelik yeni askeri operasyonun M-5’in üst kısmında yer alan silahlı grupların Türkiye sınırına itilmesi amacıyla yapılabileceği tahminleri öne çıkıyor. Tamamen kapalı olan M-4'ün de bir kısmının açılmasının hedeflendiği yorumları dikkat çekiyor.