Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Haftanın Medya ve Sivil Toplum Değerlendirmesi (26 Ağustos-1 Eylül 2019)

Bu değerlendirme son bir hafta içinde yerli ve yabancı basında dikkat çeken medya ve sivil toplum alanındaki haberlerin değerlendirmesini kapsamaktadır.
SDE Editör
03 Eylül 2019 16:01

BAŞKAN ERDOĞAN “NE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNDEN NE DE MİLLİ GÜVENLİKTEN VAZGEÇİLEBİLİR’’

Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan, Radyo-TV gazetecileri ödül töreninde sosyal medyada hızla yayılan linç kültürünü eleştirdi. Gezi olayları ile 17-25 kumpaslarında sosyal medyanın rolüne dikkat çeken Erdoğan bu noktada basın ve muhalefetin tutumunu topa tutarken, Dış basının da Türkiye’ye kör bakışını eleştirdi, daha çoğulcu bir Türkiye arzuladıklarını söyledi ve "Türkiye ne basın özgürlüğünden, ne de milli güvenliğinden vazgeçebilir!" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarının satır başları şöyle:

- Hayatta başarı kadar bu başarının takdir edilmesi de önemlidir.

- Siyah-beyaz yıllardan geleceğe uzanan çınar olarak gördüğüm derneğimize çalışmalarında başarılar diliyorum.

- Değişim ve yenilik hayatın temel dinamiğidir, dünyada sabit kalan yegâne unsur değişimin ta kendisidir.

- 10-15 yıl önce hayal bile edilemeyen pek çok yenilik bugün hayatımızın bir parçası haline geldi.

- Dünyanın en ücra köşesinde meydana gelen bir hadiseyi cep telefonundan takip edebiliyoruz.

- Siber saldırılar kurumları tehdit ediyor, terör örgütlerinin propagandalarını yaymak için istismar ettikleri mecraların başında internet geliyor.

- Mağdurların çoğu zaman hesap soracak muhatap bile bulamıyor, Türk demokrasisi de bu tehditten azade değildir.

- Ağaç bahanesiyle Gezi olaylarının fitili ateşlendi, sokaklar karıştırılmak istendi, sosyal medya kışkırtma üssü olarak kullanıldı.

- 17-25 Aralık'ta ana muhalefet partisi de FETÖ’nün yalan furyasına arka çıktı. Ana muhalefet, FETÖ'nün siyasi uzantısı gibi davranmayı tercih etti.

- Uluslararası medya organlarının Türkiye'ye yönelik yayınları objektiflikten uzaktır.

- 15 Temmuz gecesi yapılan haberleri utanç belgesi olarak hazırlıyoruz, Türk Hükümeti aleyhine konuşacak insan bulamamaktan şikâyet eden medya kuruluşları oldu.

- Gerçeği bilmek doğru bilgiye ulaşmak her insanın tabii hakkıdır.

- Uluslararası basında Türkiye'nin başarıları kasıtlı bir şekilde görülmüyor.

- 40 yılı aşan siyasi hayatımız boyunca milletimize daima doğruları anlattık, kalbimizde ne varsa dilimizde onu söyledik.

- Hedef ve vizyonlar hayatın her alanında yeni bir inşa sürecini ifade ediyor.

- Biz demokrasisi çok daha güçlü bir ülke de istiyoruz, basını daha özgür, daha çoğulcu bir Türkiye arzuluyoruz.

- Halk adına gözcülük yapan bir medya düzenini savunuyoruz.

- Yeni medya düzeninin ihtiyaçlarına uygun kamu politikalarını hayata geçirmeye çalışıyoruz.

- Türkiye ne basın hürriyetinden ne de Milli güvenliğinden taviz verebilir.

- Şu an radyosu, TV'si internet medyasıyla dünyanın en dinamik basın yayın sektörlerinden biri ülkemizde bulunuyor.

- Demokrasiye sahip çıkmak yerine darbeleri alkışlayan gazetelere de şahit olduk, terör örgütlerine tetikçilik yapan gazeteci kılıklılar da var ama Mustafa Cambaz gibi cesaret abidelerini de gördük. Vefat eden meslektaşlarını linç edecek kadar karakter fukaralarını da biliyoruz.

BASIN KARTLARI KONUSUNDA CUMHURBAŞKANLIĞI İLETİŞİM BAŞKANI ALTUN’UN AÇIKLAMASI

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun, Basın Kartı Yönetmeliği ve Komisyonu hakkındaki iddialara ilişkin Demirören Haber Ajansı'na özel açıklamalarda bulundu. Altun, İletişim Başkanlığı'nın Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi içinde kritik bir fonksiyon üstlendiğini belirterek, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ortaya koyduğu yeni vizyon içinde kritik bir fonksiyon üstlenen İletişim Başkanlığı, ana faaliyetlerinden birini de medya alanında yürütmektedir. Bu çerçevede basın-yayın kuruluşu mensuplarına basın kartı düzenlemek de İletişim Başkanlığı'nın başlıca görevleri arasında bulunmaktadır.

 Bu kapsamda 2018 yılının Aralık ayında Basın Kartı Yönetmeliği'nde, kurumsal revizyonların dışında basın kartının itibarını ve saygınlığını koruyacak şekilde gerekli değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Ardından uluslararası örnekler de değerlendirilerek hazırlanan yeni basın kartlarının tasarım ve basım süreçlerinin hazırlıkları tamamlamış, medya mensuplarından yenileme başvuruları alınmış ve işlemlere başlanmıştır. Bugüne kadar yaklaşık 10 bin basın mensubunun kartları kendilerine teslim edilmiştir"diye konuştu.

Altun, yeni yönetmeliğin 'Basın Kartı Komisyonunun Oluşumu, Çalışma ve Karar Alma Usulleri' çerçevesinde oluşturulan Basın Kartı Komisyonu'nun ilk toplantısını Temmuz ayında yaptığını hatırlatarak, 671 başvurunun tamamının onaylandığını ve basılan kartlar sahiplerine ulaştırıldığını kaydetti. Komisyonun bir sonraki toplantısının Eylül ayı içinde gerçekleştirilmesinin planladığını vurgulayan Altun, yeni basın kartlarına ilişkin iddialara yanıt vererek, şöyle devam etti; "Başkanlığımız bünyesindeki Basın Kartı Birimi, yenileme, kayıp, yıpranma, mesleğe geri dönme ya da kart bilgilerinde değişiklik gibi farklı kategorilerdeki diğer başvuruların değerlendirmelerinin de yakın bir zamanda tamamlanması için gayretli bir çalışma içerisindedir. Basın kartlarının yenilenmesi sürecinde hiçbir basın mensubunun mesleki faaliyetlerinde sıkıntı yaşamaması için her türlü kolaylık ve çözüm Başkanlığımız tarafından sağlanmıştır. Yeni Basın Kartı Yönetmeliği, ilk günlerden itibaren statükocu yorumlara maruz kalmıştır. Bununla birlikte “bazı basın mensuplarının basın kartlarının bilinçli olarak bekletildiğini, amacın da gazetecileri yıpratmak olduğunu iddia etmek, bilgi kirliliğinden beslenen çevreler dışında kimseye fayda getirmeyecek bir karalama operasyonunun ürünüdür. İlk basın kartı, sürekli basın kartı ya da çeşitli sebeplerle yenileme başvurularının tarih sıralamasına göre değerlendirildiği göz önünde bulundurulduğunda bu yorumların art niyetli olduğu açıktır."

Açıklamasında basın kartı başvuruları için yapılacak işlemlerin, başvuru değerlendirme süreçleri ve kriterlerinin açık olduğunu vurgulayan Fahrettin Altun,"Tüm süreç Basın Kartı Yönetmeliği bağlamında yürütülmüştür ve yürütülmektedir. Varsayımlar, çelişkiler, muğlak cümleler, asılsız ve delilsiz iddialarla gündemi meşgul etmek politik mühendisliktir, art niyetli çabalardır" ifadelerini kullandı.

"RENK SEÇİMİ ÜZERİNDEN POLEMİK MALZEMESİ HALİNE GETİRME ÇABASI İSE GÜLÜNÇ VE ACIKLIDIR"

Yeni basın kartı tasarımında renk seçimi üzerine eleştirilere de yanıt veren Altun, şunları kaydetti, "Yeni basın kartı tasarımını renk seçimi üzerinden polemik malzemesi haline getirme çabası ise gülünç ve acıklıdır. Tasarım ve karar aşamasında uluslararası örnekler işin uzmanlarınca incelenmiş, titiz bir tasarım değerlendirme sürecinin ardından, katılımcı bir anlayışla nihai tasarıma karar verilmiştir. Yeni Basın Kartı Yönetmeliği internet ortamında herkesin erişimine açık şekilde bulunmaktadır. Düzenlemelere ilişkin soruların yapıcı ve faydalı bir diyalog formuna kavuşması, bilgi kirliliğinden, algı operasyonlarına hizmet eden saldırganlıktan ve kalıplaşmış ifadelerden arınması sadece kurumlarımız için değil, vatandaşlarımız için de talebimizdir."

Altun, reformların önünü açmaya devam edeceklerini belirterek, "Basın mensuplarımızın ve basın kartının itibarını korumak İletişim Başkanlığımızın sorumluluğundadır. Çalışma şartlarının iyileştirilmesinden mesleki faaliyetlerinin kolaylaştırılmasına kadar geniş bir yelpazede medya mensuplarımızın destekçisi olmayı sürdüreceğiz. İletişim Başkanlığı olarak bütün görev alanlarımızda olduğu gibi medya alanına ilişkin faaliyetlerimizde de reformcu bir anlayışla yolumuza devam edeceğiz. Reformları hedef aldırtmayacağız, yeni reformların önünü açacağız" diye konuştu

MEDYARADAR PORTALINDA İLGİNÇ ANALİZ:Doğan Medya imparatorluğu geri mi dönüyor?

Türk Medya tarihinin uzun bir döneminde Doğan ailesinin izi var. Milliyet, Hürriyet, Posta, Fanatik, Radikal, Gözcü, Vatan, Kanal D, Euro D, CNN TÜRK, Dream TV, Dream Türk, Star TV, Euro Star, TNT, Teve2, Radyo D, Radyo Foreks, Slow Türk ve CNN Türk Radyo, özetle koca bir medya imparatorluğuna hükmetti Doğan ailesi. Bu hükümdarlık, 2018’deki dev satışla sona erdi ve Aydın Doğan ile kızları elindeki medya kuruluşlarını Demirören Medya’ya sattı.

Bu dev el değiştirme kamuoyunda şaşkınlık yarattı. Tüm varlıkların bir anda elden çıkarılması da ilginçti, satış koşulları da üzerinde anlaşılan fiyat da. Doğan ailesi, birden bire medyadan elini ayağını çekmeye, bir geleneği devretmeye karar vermişti. Bir aile, 1997’den beri adıyla anılan gazete ve televizyonlardan vazgeçiyor, Aydın Doğan’ın kızları, içinde büyüdüğü, üzerinde uzmanlaştığı medya sektöründen elini ayağını çekiyordu.

“MEDYADAN ÇIKTIK GÜCÜMÜZÜ KAYBETTİK”

Kulislere göre tüm bunlara anlam vermekte zorlanan sadece biz değiliz, Doğan ailesi de hala anlam verebilmiş değil. Öyle ki pişmanlık da baş göstermiş durumda. İddialara göre Vuslat Doğan Sabancı, “İşimiz medya, medyadan çıktık ve gücümüzü kaybettik, adeta asansör boşluğuna düştük. Anladığımız iş kolu medya ve alanımıza dönmemiz gerekiyor” görüşünü dillendiriyor.

DOĞAN AİLESİ CİNER GRUBUNA MI ADAY?

Yine kulislere göre Aydın Doğan’ın kızları, medyaya geri dönmek için babalarını ikna etmeye çalışıyor. Show TV’yi almak için babalarını ikna edebilirlerse HaberTürk için de harekete geçecekler. Tabii ikna edilmesi gereken sadece Aydın Doğan değil.

Doğan ailesinin yeniden medyaya dönmesi için siyasetin de yeşil ışık yakması gerekiyor. Siyasi girişim için de kızların aklındaki isim damat Mehmet Ali Yalçındağ. Aydın Doğan’ın kızları,  Mehmet Ali Yalçındağ’ın, etkili çevrelerde ikna çalışması yapabileceğini öngörüyor.

‘PARAM ÇARÇUR OLUYOR’ DÜŞÜNCESİNDE

Ayrıca Aydın Doğan’ın son dönemde çok para kaybettiği ve parasının çarçur olduğunu düşündüğü de gelen duyumlar arasında. Öyle ki Doğan küçük damadı Ahmet Faralyalı’ya yüklü bir miktar para vermiş ve o da Galatasaray’a sponsor olmuştu.

Doğan’ın başka bir yakınına da bankaya kaptırdığı Bodrum Gümbet'teki otelinin borçlarını kapatması için 5 milyon dolar para verdiği de kulislerde konuşuluyor.

Doğan’ın televizyon eğitimi almış kızları şu an Blue TV’de bir şeyler yapmaya çalışsa da ailenin eski gücüne kavuşması için medyaya dönmeyi muhakkak gerekli buluyor.

Kamudan herhangi bir iş de alamayan Aydın Doğan ise parasının çarçur olması ve kızlarının baskısı nedeniyle bu fikri gündemine almış gözüküyor.

Aile de hemen hemen herkes Aydın Doğan’a yeniden medyaya dönüş için baskı yaparken karısı Sema Doğan ise ısrarla Londra’ya yerleşilmesi gerektiği fikrini savunuyor. Aydın Doğan’ın ise bu fikre sıcak bakmadığı dile getiriliyor.

YABANCI KANAL ALGI OPERASYONLARINA RTÜK DENETİMİ

Ülkemizde ve dünya çapında, internet dizi ve film platformu kapsamında çalışmalar yapan şirket Netflix, yoğun izleyici kitlesi ile gün geçtikçe üye sayısını arttırmaya devam ediyor. Netflix ile ilgili son çıkan haberler ise izleyici kitlesini bir hayli üzdü. RTÜK'ün denetimlerinin başlamasıyla birlikte Netflix Türkiye'nin lisans almadığı ortaya çıktı. Peki, Netflix, Türkiye'den çekiliyor mu? RTÜK denetimlere başladı!

İnternette dizi ve film izleme platformu olan Netflix, büyük izleyici kitlesi ile her geçen gün izleyici sayısını arttırmaya devam ediyor. Netflix Türkiye'nin lisans almadığı ortaya çıktı. 

NETFLİX, TÜRKİYE'DEN ÇEKİLİYOR MU?

Geçtiğimiz gün (1 Eylül 2019) tarihi itibarıyla internet üzerinde yayın yapan kurumların denetimi başladı. 1 Ağustos 2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan yönetmeliğe göre RTÜK tarafından denetlenecek olan kurumların RTÜK lisansı alması gerekiyordu. Bu işlemler için 1 Ağustos tarihinde yayınlanan yönetmelik, 1 Eylül tarihinde yürürlüğe girdi.

Yayın lisansının zorunlu bir hale gelmesiyle birlikte lisansı olmayan kurumların RTÜK'e lisans almak için başvurması gerekiyordu. Ortaya çıkan son bilgilere göreyse Netflix Türkiye'nin herhangi bir lisans almak için RTÜK'e başvurmadığı ifade edildi.

Konu hakkında bir açıklama yapan Dr. Yaman Akdeniz, Netflix Türkiye'nin yeni yönetmelik kapsamında RTÜK'e başvuran 247 şirket arasında bulunmadığını belirtti. Bu açıklamaların ardından Netflix'in Türkiye'den çekilip çekilmeyeceğine dair tartışmalar da tekrardan alevlenmiş oldu. Birçok kişi Netflix'in Türkiye'den çekileceğini düşünse de bugün içerisinde Netflix'in Türkiye'deki geleceğiyle ilgili bir açıklama yapacağı belirtildi.

RTÜK Başkanı'ndan, RTÜK üyesi Bildirici'ye net cevap:

Emine Bulut'un eski eşi tarafından vahşice öldürülmesi üzerine, Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) hedef tahtasına oturtuldu.

Kadına yönelik şiddet içeren dizi ve filmlere RTÜK'ün neden müdahale etmediği kamuoyunda tartışmaya açıldı. RTÜK üyesi gazeteci Faruk Bildirici de RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin ile ilgili tartışma yaratacak bir iddia ortaya attı.

Bildirici, Şahin'in “kadına yönelik şiddet” konusunda uzmanların hazırladığı raporu 5 aydır çekmecesinde beklettiğini öne sürerek, sosyal medyada, RTÜK Başkanı'nı eleştiren mesajlar paylaştı.

RTÜK Başkanı Şahin ise Bildirici'nin paylaşımlarına tepki göstererek, iddiayı yalanladı: "Biz, RTÜK olarak bu yeni seçilen üyemize artık serbest meslek mensubu değil Kamu Kurumu üyesi olduğunu anlatamadık. Kendisini ciddiyete ve asıl işi olan kurum üyeliği yapmaya ve varsa insafa davet ediyorum. RTÜK’ te hiç bir dosya RTÜK Başkanı’nın çekmecesinde beklemez" dedi.

DÜNYA GAZETESİ EL DEĞİŞTİRDİ

Ekonomi gazetesi Dünya eski Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ'a satıldı. Satışla ilgili olarak Dünya Gazetesi'nin sahibi Didem Demirkent tarafından bir açıklama yapıldı. 
‘’Şirketimiz hepimizin bilgisi dâhilinde uzun süredir gerek Türkiye ekonomisinin daralması gerek kendi borçlarımızın artarak devam etmesi ile çalışamaz duruma gelmiştir. Varlıklarımızın devri veya tasfiyesi bizim için zorunlu olmuştur. "Dünya" adının yaşaması adına bize gelen teklifler içinde Hakan Güldağ'ın bizim ilkelerimizde devam edeceğine inanarak kendisinden gelen teklif kabul edilmiştir.

Hakan bey 01.09.2019 tarihi itibariyle "Dünya Gazetecilik İşletmesi'nin" tüm hak ve borçları ile devralmıştır. Bu kapsamda iş sözleşmeleri de kendisine devredilmiştir. Geçmişe yönelik maaş alacaklarınız tarafımızca ödenecektir’’

 

26 Ağustos - 01 Eylül 2019 Tiraj Raporu

GAZETE

GEÇEN HAFTA

BU HAFTA

FARK

1

SABAH

265.054

264.292

-762

2

SÖZCÜ

263.233

263.820

587

3

HÜRRİYET

218.931

218.173

-759

4

POSTA

168.986

167.929

-1.057

5

TÜRKİYE

128.519

128.660

141

6

MİLLİYET

125.631

125.431

-200

7

TAKVİM

105.459

104.966

-492

8

YENİ ŞAFAK

103.947

103.103

-844

9

GÜNEŞ

102.137

101.860

-277

10

AKŞAM

101.751

100.971

-780

11

STAR

101.329

100.917

-412

12

P.FOTOMAÇ

82.997

82.140

-857

13

FANATİK

78.819

78.980

161

14

KORKUSUZ

61.175

60.745

-430

15

YENİ AKİT

57.088

57.001

-87

16

YENİ ASIR

50.797

50.709

-88

17

CUMHURİYET

31.587

32.754

1.167

18

YENİ BİRLİK

31.738

31.721

-17

19

AYDINLIK

14.864

14.968

104

20

DOĞRU HABER

13.127

13.131

04

 

DANIMARKA GAZETESİ BERLİNGSKE: Boris Johnson’un yaptığı tehlikeli bir darbe girişimi!

İngiltere Başbakanı Johnson’un, Kraliçe 2. Elizabeth ile konuşarak Avam Kamarası’nı beş haftalık zorunlu tatile çıkarması Avrupa basınında da geniş yankı buldu. Avrupa basını, gelişmeleri, “Johnson, Britanya demokrasisinin canına mı kıyıyor?” başlığını atarken; Danimarka gazetesi Berlingske ise, yapılanın tehlikeli bir darbe girişimi olduğunu yazdı.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson'un, Kraliçe 2. Elizabeth ile konuşarak Avam Kamarası'nı beş haftalık zorunlu tatile çıkarması Avrupa basınında da geniş yankı buldu. Avrupa basını, İngiltere'deki gelişmeleri, “Johnson, Britanya demokrasisinin canına mı kıyıyor?” başlığını atarken, Danimarka gazetesi Berlingske ise, yapılanın tehlikeli bir darbe girişimi olduğunu yazdı.

Berlingske: “Tehlikeli bir darbe girişimi”

Danimarka gazetesi Berlingske, Johnson'ın ülkesinin köklü ve onurlu demokratik geleneklerine zarar verdiğini düşünüyor:
“Gordiyon Düğümü haline gelen Brexit'i çözmek için halkın temsilcilerinin gücünü sınırlandırmak, kuşkusuz demokratik bir çözüm değil. Boris Johnson, ayrılık anlaşmalarını yeniden müzakere etmeye uğraşıp, sonucu parlamentoya ve halka sunmakla daha iyi ederdi. Şimdiyse zoraki bir çözüm için Britanya demokrasisini riske atıyor. ... Johnson bir taraftan da otoriter siyasetçilere kötü örnek oluyor. Demokratik gelenekleriyle bilinen bir ülkenin başbakanı memnun olmadığı bir parlamentoya kilit vurabiliyorsa, canları aynı şeyi yapmak istediklerinde Putin'i ve Orbán'ı nasıl eleştireceğiz?”

The Guardian: “Seçimi kazanma taktiği: Gerginliği tırmandırmak”

Britanya Başbakanı Johnson, kısa sürede yapılmasını umduğu seçimlerde yerini sağlamlaştırmak peşinde, diyor İngiliz The Guardian gazetesi:
“Johnson, Brexit sürecinde kontrolü ele geçirebilmesi için parlamentoya bilerek ve isteyerek zaman tanıyor. Çünkü aslında parlamento seçimleriyle Brexit'i güvence altına almayı değil, tam tersine, Brexit 'i kullanarak parlamento seçimlerini kazanmayı istiyor. Rakiplerini hamle yapmaya zorlayarak bir nevi 'halk, parlamentoya karşı' ortamında geçecek bir seçime zemin hazırlıyor. Seçim kampanyalarında 'Boris'i destekleyin, Britanya'yı geri kazanın' sloganını kullanacağı tahmin edilebilir. Johnson mutlaka, 31 Ekim'de AB'den ayrılmanın ancak Avam Kamarası'nda çoğunluğu elde etmesiyle mümkün olacağını iddia edecektir.”

Ethnos: “Johnson sadece verdiği sözleri tutuyor

Yunan gazetesi Ethnos, Johnson'ın yaptıklarına şaşırmamak lazım, diyor:
“Ortada ne bir 'darbe' var, ne bir 'skandal' ne de 'aykırılık'. Yasal olan her zaman ahlaki olmak zorunda değildir. ... Johnson parlamentoyu askıya almaya karar verdiyse, bunu Britanya anayasası kendisine bu hakkı verdiği için yapıyor. ... Johnson azılı bir Avrupa karşıtı olarak (hatta kimileri onun bu Avrupa düşmanlığını, bir Avrupa bürokratının oğlu olarak Brüksel'de geçirdiği çocukluğuyla açıklıyor) her zaman anlaşmasız Brexit'ten yana olduğunu söyledi. Şimdiyse bu adımı attı ya da en azından bu noktaya çok yaklaştı.”

El Periodico de Catalunya: “Geriye sadece güvenoyu kaldı”

İspanyol gazetesi El Periodico de Catalunya, bu adam nasıl durdurulabilir, diye soruyor:
“Muhafazakâr siyasetçi Johnson siyasi geleceğinin anlaşmasız bir Brexit'e bağlı olduğundan emin. ... İlk bakışta Johnson içinde taşıdığı popüliste sadık kalarak, halkın 2016'da ayrılığa evet demesinin karşısına parlamento çoğunluğunu ve bu çoğunluğun temsil ettiği, Brexit taraftarlarının da yeniden ele geçirmeye çalıştığı ulusal egemenlik kozunu koyuyor. ... Ya da referandumda gördüğümüz gibi ne pahasına olursa olsun hedefine ulaşan bir korsan. Kesin bir sonucu olacak bir güvenoylaması gibi geriye kalan çareler bugün parlamentoda herhalde düne oranla daha çok taraftar bulurdu.”

Neue Zürcher Zeitung: “Britanya'da taşlar sonunda yerine oturdu”

İsviçre gazetesi Neue Zürcher Zeitung'a göre, Johnson'ın kendini Brexit sonrasında başbakan yapacak yeni bir seçimi kışkırtma planı başarılı olabilir:
“Johnson'ın dörtnala iktidara koşmasını beğenenler de var. Anayasal temel ilkeleri ihlal edip etmediği, seçmenden çok hukukçuları yıllarca meşgul edecektir. Kesin olan bir şey varsa, o da Johnson'ın üç yıl süren Brexit karmaşasından sonra ülkede nihayet taşları yerine oturttuğu ve yeni bir sayfa açtığıdır. Çoğu yurttaş Brexit dramının artık bir son bulmasını arzu ediyor. Muhalefet ise kendi içinde hala kavgalı ve AB'den makul bir ayrılığın nasıl olması gerektiği konusunda uzlaşamıyor. Bitmeyen bir Brexit tartışması ihtimali de cazip bir seçenek değil.”

İNGİLİZ BBC ANALİZİ: “Brexit - İngiltere parlamentosunda kritik gün:Oturumdan Brexit için nasıl bir karar çıkacak?”

İngiltere parlamentosu bugün açılıyor, milletvekillerinin bugünkü oturumda atacağı adımlar, ülkenin Avrupa Birliği'nden (AB) çıkma süreci Brexit'in geleceğinde de belirleyici olacak.

Milletvekilleri yaklaşık bir hafta çalıştıktan sonra İngiltere Başbakanı Boris Johnson'un kararıyla beş haftalığına askıya alınacak. Brexit tarihi olarak belirlenen 31 Ekim'e kadar da parlamento beş hafta kapalı kalacak.

Milletvekillerinin Brexit konusunda anlaşmaya varmak için zamanlarının daralması üzerine, AB'den anlaşmasız ayrılmaya karşı çıkanların, 'anlaşmasız Brexit'i önleyecek bir yasa tasarısını oylaması bekleniyor.

İşçi Partisi öncülüğünde verilecek yasa tasarısına iktidardaki Muhafazakâr Parti milletvekillerinden de destek var.

Taslakta Başbakan Boris Johnson'un anlaşmasız bir ayrılık yerine Brexit'i ertelemek zorunda bırakılması öngörülüyor. Yasa tasarısına göre Brexit 31 Ocak 2020'ye kadar ertelenebilir.

Ülkede erken seçim ihtimalleri de konuşuluyor. Boris Johnson da her ne kadar doğrudan 'erken seçim çağrısı' yapmasa da Başbakanlık kaynakları 14 Ekim'de erken seçime gidilebileceğini söylüyor.

Muhafazakar Parti yöneticileri, muhalefetin öne sürdüğü yasa tasarısına kendi partilerinden destek verecek milletvekillerini de parti grubundan ihraç edeceklerini söyleyip 'kontrolün muhalefetin eline verilmemesi' uyarısında bulunuyor.Muhalefetteki İşçi Partisi ise ülkenin seçime gitmesinden yana.

Boris Johnson ne yapmayı planlıyor?

Her ne kadar Boris Johnson Pazartesi günkü konuşmasında doğrudan erken seçime gidileceği açıklamasını yapmasa da hükümet kaynakları, milletvekillerinin anlaşmasız Brexit'i önleyecek yasa tasarısının milletvekillerinin onayından geçmesi durumunda Boris Johnson'un genel seçim çağrısında bulunacağını söylüyor.

Başbakanlık kaynakları, seçimin 14 Ekim'de, Johnson'un yeni bir anlaşmaya varmayı planladığı AB zirvesinden üç gün önce yapılabileceğini ifade ediyor.

Milletvekilleri ne yapmaya çalışıyor? Parlamento oturumunda yasa tasarısını görüşecek milletvekilleri, Boris Johnson'un İngiltere'yi anlaşmaya varmadan AB'den çıkarmasının önüne geçmeye çalışıyor. Vekiller, parlamento gelecek hafta askıya alınmadan önce, gündemin kontrolünü ele geçirip Brexit'i erteleyebilecek ve anlaşmasız Brexit'i önleyebilecek yasa tasarını oylamaya açmak istiyor.

Tasarının bugünkü ilk oturumda oylanması bekleniyor. Oylamaya açılırsa, milletvekilleri tasarısının yasalaşması için uğraşacak. Amaç, hükümetin AB'den, Brexit'in 31 Ocak 2020'ye kadar ertelenmesi talebinde bulunması.

Yasa milletvekilleri arasında tartışılıp Avam Kamarası'nda 4 Eylül'de oylanabilir ve 5 Eylül Perşembe günü Lordlar Kamarası'nın da onayına sunulabilir.

Parlamentonun mevcut programda 6 Eylül Cuma günü boş görünüyor ama milletvekilleri parlamentonun toplanması kararı verebilir.

Eğer tasarı onaylanırsa, Kraliçe'nin de onayına sunulur ve 9 Eylül Pazartesi günü yasalaşır.

Milletvekilleri yeterli sayıya ulaşabilecek mi? İşçi Partisi'nin öncülüğünde başlatılan ve Liberal Demokratlar, İskoçya ve Galler Ulusal partileri, Yeşiller ve bağımsız milletvekillerinin yanı sıra iktidardaki Muhafazakâr Parti'den de yasa tasarısına destek çıkan milletvekilleri var.

Yasa tasarısının oylamada başa baş bir yarışa dönüşebileceği yorumları yapılıyor.

Ama iktidardaki Muhafazakâr Parti'nin 'parti grubundan ihraç' tehditlerine rağmen 15 ya da 16 milletvekilinin de muhalefetin öne sürdüğü yasa tasarısına destek çıkması bekleniyor.

Yasa tasarısının parlamentonun çoğunluğu tarafından desteklenmesi durumunda Boris Johnson'ın erken seçim çağrısı yapmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Ama Muhafazakâr Parti'nin 'ihraç tehdidi' gerçekleşirse, yasa tasarısına destek veren milletvekillerinin bir sonraki seçimlerde aday gösterilmesine parti izin vermeyecek. Dolayısıyla bu da Muhafazakâr Parti'nin parlamentoda az farkla elinde tuttuğu çoğunluğu da kaybedeceği anlamına gelir.

Eğer Boris Johnson genel seçim ilan eder ve kaybederse, İngiltere tarihinin en kısa süre görevde kalan başbakanı sıfatını almış olur.

Ama Boris Johnson tek taraflı seçim ilan edemez. Seçim kararı için de parlamentonun üçte iki çoğunluğunun onayı gerekir. 31 Ekim'den önce seçim çağrısı yapılması durumunda İşçi Partisi, büyük ihtimalle diğer muhalif partilerin de desteğiyle bu çağrıya olumlu bakacak. Milletvekillerinin çoğunun, seçimin 31 Ekim'den önce yapılması yönünde garanti talebinde bulunması da bekleniyor.

31 Ekim'de İngiltere anlaşma olmadan AB'den çıkarsa ne olur?Başbakan Johnson, AB ile Brexit anlaşması yapmak istediğini söylüyor ama anlaşma olsun olmasın, İngiltere'nin kesin olarak AB'den çıkacağı tarih 31 Ekim.

Anlaşma olmadan AB'den çıkmasıyla, İngiltere doğrudan gümrük birliğinden ve ticari anlaşmaları kolaylaştıran ortak pazardan da çıkmış olacak. Birçok siyasetçi ve iş insanı anlaşmasız Brexit'in ekonomiye zarar vereceği uyarısında bulunuyor. Ancak bu öngörülen 'abartıldığını' düşünenlerin sayısı da az değil.

İngiltere'de erken seçime nasıl gidilebilir?

İngiltere'de erken seçime gitmenin iki yolu bulunuyor:

1- Milletvekillerinin üçte ikisinin erken seçim yönünde oy kullanması. Bu durumda Başbakan Johnson'ın belirleyeceği seçim tarihi de bir tartışma konusu olacak.

2- Ana muhalefet partisi liderinin (Bu durumda İşçi Partisi lideri Corbyn) vereceği bir güvensizlik oylaması sonucu vekillerin yarısından fazlası güvensizlik yönünde oy verirse önce yeni hükümeti kurma çalışmaları yürütülüyor, başarısız olması durumunda erken seçime gidiliyor.

YERLİ  ELEKTRİKLİ  OTOMOBİL  YOLA HAZIRLANIYOR

Türkiye’nin Otomobil Girişimi Grubu (TOGG) CEO’su Gürcan Karakaş, merakla beklenen yerli otomobil ile ilgili yeni açıklamalarda bulundu.

Karakaş, yerli otomobile ait açıklamalarda bulundu. Elektrikli araçlara uygulanan farklı ÖTV oranlarından bahseden Karakaş, her kategori için bir güç seçeneği sunacaklarını söyledi. Karakaş, yerli otomobilin prototipinin yalnızca bir maket değil gerçek boyutlarda ve yürüyen bir araç olacağını belirtti.

Geçtiğimiz haftalarda yerli otomobilin 1/4 ölçekli modeli şirketin yönetim kurulu başkanı ve üyelerine gösterilmişti. Karakaş’a göre ön gösterim aracının tanıtımı da aralık ayında yapılacak. Karakaş’ın bu konudaki sözleri şöyle:

“Doğuştan elektrikli, fikri ve sınai mülkiyet hakları tamamen Türkiye'nin Otomobil Girişimi Grubu'na ait, C segmentinde bir SUV olan aracımızın ön gösterim aracı sadece bir maket değil gerçek boyutlarında ve yürüyen bir araç olacak. Aracın fotoğrafları da aralık ayından itibaren paylaşılabilir hale gelecek.”Ayrıca BakınızElektrikli Porsche Taycan'ın kabini tamamen ortaya çıktıFarklı güç seçenekleriyle her kategoriye hitap edecek

Türkiye’deki elektrikli araçlar motor güçlerine göre 3 farklı vergi dilimi içerisinde değerlendiriliyor. 85 kilovatı geçmeyenler yüzde 3 ÖTV, 85-120 kilovat arasındakiler yüzde 7 ÖTV, 120 kilovatın üzerindekiler ise yüzde 15 ÖTV oranıyla vergilendiriliyor. Karakaş’ın açıklamasına göre yerli otomobilde bu kategorilerin hepsine hitap eden bir güç seçeneği bulunacak. Lityum iyon batarya kullanılacak araçta tek dolumla 500 kilometre yol alabilen bir seçenek de bulunacak.

Yerli otomobil daha önce açıklandığı gibi otonom sürüş teknolojisine de sahip olacak.Henüz üretileceği fabrikanın nereye kurulacağı konusunda değerlendirmelerin sürdüğü yerli otomobil 2022 yılının ortasında pazara sunulacak. Yerli otomobili çarpışma testinden o günün şartlarında 5 yıldız alarak pazara çıkarmayı hedeflediklerini vurgulayan Karakaş,

 "Türkiye’de üretilen ve bir süre sonra yurt dışı pazarlara ihracı planlanan bir otomobil gerek servis ağı, gerekse parça tedarikinde elbette ulaşılabilir ve yenilikçi olacaktır." diye konuştu.

‘’DENİZCİLİK BAKANLIĞI’’ KURULMASI DEĞERLENDİRİLİYOR

Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’nin jeopolitik, jeostratejik ve jeoekonomik olarak denizci ülke olma zorunluluğu bulunduğu ifade ediliyor. Avrasya ve Afro’nun yani üç kıtanın merkezi durumunda olan Türkiye’nin temel çıkarlarının  Mavi Vatan’da ve ona tehdit de doğrudan yine Mavi Vatan’dan geldiği,gelecekte de geleceği belirtilirken,bu bağlamda, DENİZCİLİK BAKANLIĞI KURULMASI değerlendiriliyor.

Deniz Bakanlığı kurularak deniz politikalarının ortak akılla daha sağlıklı oluşumuna da imkân verilmiş olacaĞI, Deniz Bakanlığı’nın Doğu Akdeniz, Ege ve Karadeniz için Mavi Vatan Müsteşarlıkları şeklinde yapılandırılmasının uygun mütalaa edildiği dile getiriliyor.

NASA, Derin Uzay Atomik Saati'ni çalıştırdı.

Amerikan Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), dünyayla çok daha az irtibat kurularak derin uzay seyahatine olanak tanıyacak Derin Uzay Atomik Saati'ni çalıştırdı.

SpaceNewsfeed'in haberine göre, NASA'nın Jet İtiş Laboratuvarı'nda geliştirilen ve haziranda Amerikan roket ve uzay mekiği üreticisi SpaceX'in Falcon Heavy roketiyle yörüngeye yerleştirilen Derin Uzay Atomik Saati başarıyla faaliyete geçirildi. 

Gelecekte uzay aracının derin uzayda güvenli şekilde kendi kendine seyretmesini sağlayacak bir konumlama aracı gibi hareket etmesi öngörülen Derin Uzay Atomik Saati'nin, bir yıllık misyonuna geçen cuma NASA tarafından aktif hale getirilerek başladığı belirtildi.

Teknolojinin başarılı olduğunun kanıtlanması halinde Derin Uzay Atomik Saati'nin, gelecekte bir mekiğin, Dünya'dan talimatlar almadan derin uzayda güvenli seyahatinin önünü açacağı ve kendi başına gidecek bir uzay gemisine kaptanlık etmek için kullanılabileceği belirtiliyor.

Bugün derin uzay yolculuklarında uzay aracının yönünü bulması amacıyla sinyaller göndermek için Dünya'daki dev antenler kullanılıyor, bu sinyaller araçtan Dünya'ya geri iletiliyor.

Derin Uzay Atomik Saati sayesinde derin uzay yolculuğunda astronotların, sinyalleri Dünya'ya geri gönderme ihtiyacı duymadan araçlarının nerede olduğunu anlayabileceği belirtiyor.

Uzay aracı üzerindeki atomik saatin, Dünya'dan sinyal alınmasına olanak sağlayarak navigasyon sistemiyle uzayda hangi konumda bulunulduğunu derhal saptanmasını sağlayacağı ifade ediliyor. 

Uzay keşfinde atomik saatlerin aşırı hassas olması gerekiyor. Bir saniyelik bir hatanın bile Mars gibi bir gezegene inişte yüz binlerce kilometrelik sapma anlamına gelebileceği belirtiliyor.

TÜRKİYE’DE WIFI DAHA HIZLANACAK

Türk Telekom, Acıbadem yerleşkesinde kurulan test laboratuvarında ilk kez denediği Wi-Fi 6 (802.11ax) teknolojisiyle bir önceki nesil olan 802.11ac’ye göre 2.5 kat daha yüksek hıza ulaştı. Wi-Fi 6, eski nesillere göre daha düşük güç tüketimi sağladığından Wi-Fi’a bağlanan akıllı telefon ve taşınabilir bilgisayarlarda 'daha uzun pil ömrü' sunacak.

Türk Telekom’dan yapılan açıklamaya göre, şirket, altıncı nesil Wi-Fi standardı Wi-Fi 6 teknolojisini Türkiye’de ilk kez deneyen ve başarıyla bu testi gerçekleştirebilen ilk operatör oldu.

Türk Telekom, Wi-Fi 6’yı destekleyecek yeni modemlerinin teknolojik özellikleri sayesinde daha geniş bir kapsama alanına, daha yüksek hızlarda kablosuz internet ulaştırabilecek. Ayrıca Wi-Fi 6, eski nesillere göre daha düşük güç tüketimi sağladığından Wi-Fi’a bağlanan akıllı telefon ve taşınabilir bilgisayarlarda 'daha uzun pil ömrü' sunacak.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Türk Telekom Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Yusuf Kıraç, Türk Telekom olarak Intel ile yeni kablosuz iletişim standardı Wi-Fi 6 teknolojisini Türkiye’de ilk kez denediklerini belirtti.

Kıraç, Wi-Fi 6’lı modemlerin, akıllı telefon ve taşınabilir bilgisayarların yaygınlaşması ve kablosuz ağ performansının artmasıyla, iş, eğlence, güvenlik, akıllı ev konseptli her türlü uygulama yüksek kapasiteli kablosuz ağlar üzerinden kullanılabileceğini ifade etti.

Türk Telekom'un bu yöndeki ilk ve en önemli adımı atarak teknoloji ve inovasyondaki liderliğini bir kez daha gösterdiğini aktaran Kıraç, müşterilerini de yeni teknolojilerle tanıştırmanın gururunu yaşadıklarını kaydetti.

Türk Telekom’un yüksek hız ve konfor beklentisindeki müşterileri için özelleştireceği yeni nesil kablosuz modemleri sayesinde interaktif online oyunlar, video konferanslar, sanal gerçeklik (VR), artırılmış gerçeklik (AR), 4K-8K video iletimi gibi birçok popüler eğlence ve iş aracının önündeki gecikme ve kesinti engelleri tarihe karışmış olacak.

Yüksek hızlı Wi-Fi 6 modemler sayesinde gecikmelerde yüzde 75 iyileşme olacak. Ayrıca Wi-Fi 6 teknolojisi bir önceki nesle göre desteklediği cihaz kapasitesini 4 kat artırdığından, yakın gelecekte hayatın her alanında karşımıza çıkacak olan IoT (nesnelerin interneti) cihazlarının sorunsuz çalışmasına olanak sağlayacak

TÜRKİYE’DE HER 4 KİŞİDEN ÜÇÜ İNTERNET KULLANIYOR

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2019 yılı hanehalkı bilişim teknolojileri (BT) kullanım araştırması verilerini açıkladı.

Buna göre, internet kullanımı 2019 yılında 16-74 yaş grubundaki bireylerde yüzde 75,3 oldu. Bu oran bir önceki yıl yüzde 72,9'du. İnternet kullanım oranları 16-74 yaş grubundaki erkeklerde yüzde 81,8 iken kadınlarda yüzde 68,9 oldu.
Hanehalkı bilişim teknolojileri kullanım araştırması sonuçlarına göre hanelerin yüzde 88,3'ünün evden internete erişim imkânına sahip olduğu gözlendi. Bu oran bir önceki yılda yüzde 83,8 idi.

Genişbant ile internete erişim sağlayan hanelerin oranı 2019 yılında yüzde 87,9 oldu. Buna göre hanelerin yüzde 49,1'i sabit genişbant bağlantı (ADSL, kablolu internet, fiber vb.) ile internete erişim sağlarken, yüzde 86,9'u mobil genişbant bağlantı ile internete erişim sağladı. Genişbant internet erişim imkânına sahip hanelerin oranı bir önceki yıl yüzde 82,5 olarak gözlendi.

Her iki kişiden biri e-devlet hizmetlerini kullandı
Kişisel amaçla kamu kurum/kuruluşları ile iletişime geçmek veya kamu hizmetlerinden yararlanmak için 2018 yılı Nisan ayı ile 2019 yılı Mart aylarını kapsayan on iki aylık dönemde interneti kullanan bireylerin 16-74 yaş grubu bireyler içerisindeki oranı yüzde 51,2 oldu. Bu oran önceki yılın aynı döneminde yüzde 45,6 idi. Kullanım amaçları arasında kamu kuruluşlarına ait web sitelerinden bilgi edinme yüzde 45,8 ile ilk sırayı aldı.

İnternet üzerinden alışveriş yapma oranı yüzde 34,1 oldu
İnternet üzerinden kişisel kullanım amacıyla mal veya hizmet siparişi veren ya da satın alan 16-74 yaş grubundaki bireylerin oranı, 2018 yılı Nisan ayı ile 2019 yılı mart aylarını kapsayan on iki aylık dönemde yüzde 34,1 oldu. Önceki yılın aynı döneminde bu oran yüzde 29,3 olarak gözlendi.

Cinsiyete göre internet üzerinden alışveriş yapma oranı erkeklerde yüzde 38,3 olarak gerçekleşirken kadınlarda yüzde 29,9 oldu. Bu oranlar bir önceki yılın aynı döneminde sırası ile yüzde 33,6 ve yüzde 25 olarak gözlendi.

İnternetten en çok yüzde 67,2 ile giyim ve spor malzemesi satın alındı
İnternet üzerinden alışveriş yapan bireylerin yüzde 67,2'si giyim ve spor malzemesi satın aldı. Bunu yüzde 31,7 ile seyahat ile ilgili diğer faaliyetler (seyahat bileti, araç kiralama vb.), yüzde 27,4 ile gıda maddeleri veya günlük gereksinimler, yüzde 26,9 ile ev eşyası (tüketici elektroniği hariç), yüzde 20,3 ile elektronik araçlar ve yüzde 20,2 ile kitap, dergi, gazete (e-kitap dâhil) takip etti.

İnternet üzerinden en çok satın alınan ürün grupları erkeklerde giyim ve spor malzemeleri (yüzde 57,2), seyahat ile ilgili diğer faaliyetler (yüzde 37,7) ve elektronik araçlar (yüzde 30,2) iken, kadınlarda giyim ve spor malzemeleri (yüzde 79,6), gıda maddeleri ile günlük gereksinimler (yüzde 29,5) ve seyahat ile ilgili diğer faaliyetler (yüzde 24,2) oldu.