Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Haftanın Medya ve Sivil Toplum Değerlendirmesi (15- 23 Eylül 2019)

Bu değerlendirme son bir hafta içinde yerli ve yabancı basında dikkat çeken medya ve sivil toplum alanındaki haberlerin değerlendirmesini kapsamaktadır.
SDE Editör
23 Eylül 2019 15:28

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Kurul toplantıları için gittiği New York'ta yaptığı konuşmada "Birileri istemese de gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın, Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin hakkını aramaya devam edeceğiz." dedi.

New York'ta Müslüman toplumuyla yapılan etkinlikte konuşan Erdoğan, hep birlikte ortak bir medeniyeti, ortak bir tarihi paylaştıklarını dile getirdi. Cumhurbaşkanı "Sizlerin arasındaki koordinasyon, birlik ve beraberlik ne kadar sıkı olursa, Allah'ın izniyle sıkıntılarımızı çözme becerimiz de o kadar artacaktır. Yoksa son iki asırda birçok defa şahit olduğumuz gibi, başkalarının bizim için yazdığı reçeteleri takip etmekten kurtulamayız. Biz hakkımızı aramazsak, biz onurumuzu savunmazsak, kimse bize onları lütuf olarak vermeyecektir." dedi.

Erdoğan, "İnşallah Türkiye olarak biz de sizlerin yanında olmayı sürdüreceğiz." diye konuşurken "Menfaatlerini koruma uğruna terör örgütlerini tırlar dolusu silaha boğanların dökülen her Müslüman kanında payı olduğunu gayet iyi biliyoruz" ifadelerini kullandı.

"Birileri istemese de gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın, Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin hakkını aramaya devam edeceklerini" söyleyen Cumhurbaşkanı "15 Temmuz gecesi 251 insanımızı şehit eden bu terör örgütünün maskesini tüm dünyada indireceğiz." ifadelerini kullandı.

Erdoğan ayrıca, "Pensilvanya'daki terörist başının ülkemize iadesi ve FETÖ'nün ABD'deki faaliyetlerinin tamamen bitirilmesi konusunda gerekli adımları attık." şeklinde konuştu.

DEVLET BAHÇELİ ‘NİN SAĞLIK DURUMU İYİ

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kontroller için hastaneye gittiği bildirildi.

MHP'li Semih Yalçın, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin sağlık durumuna ilişkin: "Beyin kanaması veya kalp hastalığı ile alakalı hiçbir problemi yok. Konuşabilecek bir durumda. Şuuru açık istirahat etmektedir. Sayın Genel Başkanımızın sağlık durumu son derece iyi mükemmel durumda." açıklamasında bulundu.

MHP lideri Devlet Bahçeli, 2016 yılında kalp ameliyatı olmuştu. Bahçeli’ye geçmiş olsun diyor, sağlığına kavuşmasını Allah’tan niyaz ediyoruz.

CHP VE İP ’İN IMF İLE GÖRÜŞMESİ GÜNDEME BOMBA GİBİ DÜŞTÜ

CHP Sözcüsü Faik Öztrak ile İYİ Partili eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz'ın IMF yetkilileriyle gizli bir toplantı gerçekleştirdiği iddiası Ankara gündemine bomba gibi düştü.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP ve İYİ Parti'nin Uluslararası Para Fonu (IMF) ile görüştüğü iddialarıyla ilgili, "Burada enterasan olan şu; her gün 'Bu hükümet eninde sonunda IMF'ye gidecek' diye eleştiride bulunuyorlar, ondan sonra da gidip saklı bir şekilde IMF yetkilileri ile görüşüyorlar. Burada çifte standart var. Bir de kendileri açısından yine tutarsız bir durum var." dedi.

CHP'nin 31 Mart yerel seçimlerinden önce sık sık iktidarın IMF ile anlaşacağını ileri sürdüğünü anımsatan Çelik, "Bu iddiaları da hükümetin politikalarına karşı bir argüman olarak öne sürüyorlardı." dedi.

IMF ile görüşen kişilerin hâlihazırda ekonomiyle ilgilenen kişiler olduğuna dikkati çeken Çelik, "Burada enteresan olan şu; her gün 'Bu hükümet eninde sonunda IMF'ye gidecek' diye eleştiride bulunuyorlar, ondan sonra da gidip gizli saklı bir şekilde IMF yetkilileri ile görüşüyorlar. Burada çifte standart var. Bir de kendileri açısından yine tutarsız bir durum var. " değerlendirmesinde bulundu.

"GÖRÜŞECEKLERSE AÇIK ŞEKİLDE GÖRÜŞSÜNLER"

Çelik, 31 Mart seçimlerinden önce CHP'nin hükümetin ekonomi politikalarını eleştiren bir tutum içerisine girdiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Ama şimdi görüyoruz ki bu tip gizli saklı görüşmeleri kendileri yapıyorlar. Tabii anormal olan şey şu; iktidar partisi değiller, herhangi bir şekilde Türkiye'yi yönetme sorumlulukları yok. Dolayısıyla ne görüştüklerini açıklamaları kendilerinin bileceği bir iş. Garip olan da CHP'nin ekonomi ile ilgili eleştirilerine IMF yetkilileri mi danışmanlık yapıyor, CHP'liler mi IMF'ye danışmanlık yapıyor, hatlar karışmış durumda."

Çelik, CHP'nin tavrının baştan beri "tutarsız" olduğunu vurgulayarak, "Görüşeceklerse de açık bir şekilde görüşürler, görüşmeyi yaparken de 'Hükümet seçimden sonra IMF ile anlaşacak' diye bir propaganda yapmazlar en azından. Hükümeti IMF ile anlaşacak diye negatif bir propaganda yapmak için böyle bir eleştiriye tabi tutuyorlar, ondan sonra da görüyoruz ki meğer kendileri bunu görüşüyorlarmış." ifadelerini kullandı.

"TÜRKİYE'YE KARŞI FARKLI BİR AJANDANIN GÖSTERGESİDİR"
Uluslararası Para Fonu (IMF) İcra Direktörü Raci Kaya, IMF heyetinin CHP ve İYİ Parti yetkilileriyle yaptığı görüşmelere ilişkin, "Heyetle yapılan toplantılar boyunca böyle bir görüşme niyetinden dahi söz edilmemiştir. Buna rağmen böylesi saklanan, meşruiyet dışı bu toplantı, Türkiye'ye karşı farklı bir ajandanın varlığının göstergesidir." ifadesini kullandı.

Kaya, yaptığı yazılı açıklamada, IMF heyetinin CHP ve İYİ Parti yetkilileriyle görüşmesini değerlendirdi.

Madde 4 görüşmeleri sürecinde IMF ekibine her türlü desteğin verildiğine işaret eden Kaya, karşılıklı mutabık kalınan program süresince tüm taleplerin karşılanmasında kolaylaştırıcı olunduğunu aktardı.

Kaya, bizzat iki gününde yer aldığı toplantılar boyunca böyle bir görüşme niyetinden dahi söz edilmediğine dikkati çekerek, "Buna rağmen böylesi saklanan, meşruiyet dışı bu toplantı, Türkiye'ye karşı farklı bir ajandanın varlığının göstergesidir." değerlendirmesinde bulundu.

YENİ YARGI REFORMU TARTIŞILIYOR

MHP'ye ve CHP'ye iletilen paket tartışılıyor. Ekim’de TBMM açılınca tartışma daha geniş anlamda tartışılacak.

AKPARTİ TBMM GRUBU BAŞKANI Naci Bostancı  soruları yanıtladı.

‘’Yeni yargı paketinin devamı da gelecek. İlk paket,38 maddeden oluşuyor. - Türkiye çok zorlu süreçler yaşadı. Yargı da çok tartışılan bir husus olarak öne çıkar. Siyasette en çok yargı tartışılmıştır. Bu tartışmalardan kurtulmanın yolu demokrasinin daha oturması Türkiye'nin normalleşmesi. Bir ülke sınamalarla karşı karşıya kalıyorsa orada tartışmaların olmasını da kaçınılmaz görmek lazım. İlk paket geldi daha sonra yeni paketler de gelecek.

Başlık olarak istinaflar kurulmuştu bunlarla birlikte 5 yılın altındaki cezalar Yargıtay'a gitmiyordu. İstinaflara giden kararların yargısal içtihatları bakımından da değerlendirilmesini hedefleyen bir amaçla istinaftaki bir takım davaların da Yargıtay'a gitmesinin yolunu açıyoruz.

Fikir özgürlüğüne ilişkin, uzun tutukluluk sürelerine ilişkin düzenleme var. Usul ekonomisi getirmek çok hızlı bir şekilde yargılamayı sağlamak. Hızlı yargılamayı esas alan...

Savcı sanığa anlaşma önerebilecek. Türkiye'de çok anlaşmazlıklar var insanlar arasında. Avukatlara ilişkin bir düzenleme var. Muhalefetin görüşlerini almak istiyoruz. Rasyonel temelde görelim. Askerlik en önemli düzenlemelerden birisiydi. İlgili ilgisiz gibi hiç kimse ayırt edilemez. Herkes konuyla ilgili. Muhalefetle anlaşma imkânını sonuna kadar kullanacağız.

Muhalefetin de kısa sürede değerlendirmesini ümit ediyoruz.

'İNFAZ SİSTEMİNE İLİŞKİN BİR DÜZENLEME OLABİLİR'

Yargı paketi gündeme geldiğinde en çok konuşulan konulardan bir tanesi aftı. Yargı paketiyle birlikte af mı geliyor? Çünkü MHP'nin de bu yönde bir kanun teklifi var Meclis Başkanlığı'na sunduğu. Ama 38 maddelik düzenlemede ceza infaz indirimi ile ilgili bir düzenleme yer almadı. Bu konuda AK Parti ne düşünüyor?

‘’ Bu tür konuları konuşmayacaksın, yapacaksın. Bu tür işlere ilişkin yaklaşım varsa hızlı bir şekilde yapmak lazım, çok konuşmamak lazım. Bir af teklifi MHP tarafından Meclis'e sunulmuştu. Af değil ama infaz temelinde bir konu olarak ele alınabilir mi diye bir yaklaşım söz konusu. Çünkü Türkiye'deki infaz sistemi 2005 yılında bir hayli yukarılara çıkartılmış oran olarak artırılmış. Alınan cezaların daha fazla hapiste yatırılarak çekilmesi şeklindeki bir anlayışla ceza süreleri artırılmış. Islah edilme ve topluma yeniden kazandırılma konusu mühim. İnfaz sistemine ilişkin bir düzenleme olabilir şeklinde bir değerlendirme var.

Alternatifli bir düzenleme mi sunulacak muhalefete?

Çalışmanın mahiyetini muhalefetle paylaşacağız. Bunu en kısa sürede yapmayı planlıyoruz. Anlaşabilirsek en kısa sürede bunu yaparız. Cezaevlerindeki herkes bu tür düzenlemeyi bekler. Çok hassasiyet gösterilmesi gereken bir konu. Şartlı ceza indirimi ve denetimli serbestliğin yeniden düzenlenmesi gibi bir süreç izleyeceğiz. Toplumda cezasızlık algısı olmaması lazım.

'BİRÇOK YERDE İNSANLAR CİNAYET İŞLİYORLAR'

Kadın cinayetleri konusu... Yeni dönemde ne gibi adımlar atılabilir. Bu konuda bir çalışma olacak mı?

- Birçok yerde insanlar cinayet işliyorlar. Kadınlarını eşlerini annelerini öldürüyorlar. Bunu yapanlar en yakın çevrede olanlar. Burada temel bir arıza var. İşin hukuki boyutuna ilişkin çok ağır cezalar var. Çılgınca bir şey yapıyor. Emine Bulut meselesinde de. Arka planına baktığınızda başka tür hikâyeler görüyorsunuz. Çok problemli aileler. Her birinin bir insanlık hikâyesi var. Biz son perdeyi görüyoruz. Rehabilite edilmesi gereken tarafları var. Bu tür olaylar tüm toplumsal kurumların el birliği etmesi gereken işlerdir. Okul, dernekler vakıflar iş yapacak. Eğitim de bunu bir parçası. Kadın cinayetleri dediğimiz hadise şiddet kültürünün bir parçası. Üniversitelerin daha çok çalışması lazım.

İnfaz indirimi konusu gündeme gelirse HDP'nin kapısı çalınır mı?

- Grubu olan bütün siyasi partilerin görüşlerini ortaya koyma hakları var. HDP'ye teklifimizi iletiriz gidip görüşmeyiz müzakere etmeyiz. Bilgi sahibi olmalarını temin ederiz.

ERKEN SEÇİM

CHP lideri 'AK Parti erken seçime gidecek' diyor. Böyle bir süreç yaşanır mı?

- Muhalefette olanların hep bir erken seçim lafı ettini görürsünüz. Bunu yapmlarının nedeni kendi tabanlarını diri tutmaya çalışmak. Bu bir stratejidir. Sayın Kılıçdaroğlu Onlar gidecek derken şöyle bir mantıkla incelikle davranıyor. Onlar seçim istese kendi söyledikleriyle çelişecek. Kendisi sanki istemiyormuş AK Parti yapacakmış gibi bir değerlendirme üzerinden gündeme erken seçimi getirmek istiyor. Bu mantıklı nedenleri olan bir durum değil. Niçin erken seçim olsun?

CHP'nin piyasalar biraz yavaşlasın biz erken seçimi gündemde tutalım Türkiye'de işler iyi gitmesin biz de buradan nemalanalım şeklinde bir akılcılıkla davrandığını düşünmek istemiyorum. Mantıklı olmak lazım. Hiçbir yerde hiçbir şekilde erken seçim lafı duymadığım gibi Türkiye'nin mevcut siyasi şartlarına baktığımda da erken seçimi gerektirecek hiçbir neden göremiyorum.

47 BİN BİREYSEL BAŞVURU

Anayasa Mahkemesi'ne 47 bin bireysel başvuru var'

AYM Başkanı Zühtü Arslan, "Şu anda Anayasa Mahkemesi'nin önünde 47 bin bireysel başvuru var.2012'den bu yana da  244 binin üzerinde bireysel başvuru yapıldı. Mahkememiz bunlardan 197 binini sonuçlandırdı" açıklamasını yaptı.

İNGİLTERE’DE İRAN’I SUÇLUYORSA, DİKKAT.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Saudi Aramco saldırılarında sorumluluğun "çok yüksek bir ihtimalle" İran'a ait olduğunu düşündüklerini söyledi.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na katılmak üzere ABD'ye hareket etmeden önce gazetecilere açıklamalarda bulunan Johnson, "İngiltere Aramco saldırılarında sorumluluğu çok yüksek bir ihtimal derecesiyle İran'a yüklüyor. Gerçekten de İran'ın sorumlu olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu düşünüyoruz." dedi.

Johnson, "Zorluk, buna karşı küresel bir tepkiyi nasıl örgütleyeceğimizde. Amerikalı ve Avrupalı dostlarımızla, Körfez'de gerilimi düşürecek bir tepkiyi nasıl oluşturacağımız konusunda çalışacağız." diye konuştu.

İngiltere'nin askeri bir müdahaleye katılıp katılmayacağının sorulması üzerine de Johnson, şunları söyledi:

"Ne tür eyleme geçebileceğimize gelince, Amerikalıların Suudi Arabistan'ı savunmaya dönük teklifleri olduğunu görüyorsunuz. Bunu yakından izleyeceğiz. Amerikalıların veya Suudilerin bizden bir rol üstlenmemizi istemesi halinde, nasıl faydalı olabileceğimizi değerlendireceğiz. İstenmesi halinde bütün seçenekleri değerlendireceğiz. Bu tam olarak hangi planın olacağına bağlı olacak."

Saudi Aramco petrol tesislerine saldırı

Suudi Arabistan'ın milli petrol şirketi Saudi Aramco'ya ait iki tesiste, geçen hafta silahlı insansız hava araçlarıyla (SİHA) düzenlenen saldırı sonucu yangın çıktığı açıklanmıştı. Yemen'deki Husiler, ölen ya da yaralananın olmadığı saldırıyı 10 SİHA kullanarak düzenlediklerini iddia etmişti.

Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı olan Suudi Arabistan'ın tesislerine yapılan saldırı nedeniyle ülkenin petrol üretiminde günlük 5,7 milyon varil kesinti olduğu belirtilmişti.

Saldırının ardında İran'ın olduğunu öne süren ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, geçen çarşamba günü Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a giderken yaptığı açıklamada, bir kez daha petrol tesislerinin vurulmasından İran'ı sorumlu tutmuş ve saldırıyı ilk kez "savaş nedeni" sözleriyle tanımlamıştı.

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ise Pompeo'yu, ABD Başkanı Donald Trump'ı İran'a karşı bir savaşa sürüklemek için aldatmaya çalışmakla suçlamış ve İran'ın saldırıyla ilgisi olmadığını savunmuştu.

Trump, ABD'nin savaşa hiç olmadığı kadar hazır olduğunu ancak savaşın en son seçenek olacağını belirtmişti.

SPUTNİK YAZARI TATİANA ŞUVALOVA YAZIYOR:‘AKKUYU, CUMHURİYET’İN 100. YILINA YETİŞTİRİLECEK’

Rusya devlet nükleer enerji şirketi Rosatom’un Genel Müdürü Aleksey Lihaçev, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın 17 Eylül’de Viyana’da düzenlenen 63. Genel Kongresi’nde, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin 2 No’lu ünitesinin yapımının 2019 sonlarına doğru başlayacağını belirtti.

Lihaçev’ın bu açıklaması, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz ağustos ayında verdiği nükleer projelerinin hızlandırılması talimatına uyuyor.

Akkuyu Nükleer A.Ş. basın servisi, Sputnik'e açıklamasında “Yapımı hızlandırmak, Türk tarafının tüm seviyelerde sağladığı destek sayesinde mümkün oldu. Ayrıca proje katılımcıları arasındaki işbirliği ve birinci ünitenin yapımı sırasında elde edilen deneyim de yardımcı oldu. İlk ünite yapımı sırasında proje ekibi, evraklarda aranan gereksinimleri ve dokümanları teslim etme kurallarını büyük bir titizlikle incelemişti” açıklamasını yaptı.

İkinci ünite için verilen iznin de önemli bir adım olduğu belirtilen açıklamada, “Şimdi bu sahada tam kapsamlı çalışmalara geçebiliriz. Bir sonraki aşama, üçüncü ünite için izin almak olacak. Gereken evraklar 28 Mart 2019 tarihinde teslim edilmişti” ifadeleri yer aldı.

Diğer yandan açıklamada önceliğin, yapım ve işletim aşamalarında tüm güvenlik gereksinimlerini yerine getirmek olduğu vurgulanırken, “Yapım, Türkiye, Rusya ve uluslararası örgütlerin tüm kalite ve güvenlik taleplerine uygun şekilde, bağımsız denetim kuruluşları, Türk Standartları Enstitüsü ve Nükleer Çözüm Ajansı’nın sürekli gözetimi altında yürütülüyor” denildi.

Hükümetler arası anlaşmada, ilk ünite için belirlenen sürenin, gereken tüm izin ve lisanslar alındıktan sonra 7 yıl olduğunu hatırlatan açıklama şöyle sürdürüldü:

"Yani ilk ünitenin açılışı 2025’te yapılmalıydı. Diğer üç ünite de birer yıl arayla ilk üniteyi takip etmeli. Yine de Türk tarafının isteği üzerine proje süreleri yeniden gözden geçirildi ve ilk ünite 2023’te açılacak, yani Cumhuriyet’in 100. yılına yetiştirilecek. Bu, Rosatom’un uzmanlığı ile Türk tarafının desteğinin birleşmesi sayesinde mümkün oldu."

Rosatom’un, Türkiye yönetiminin planladığı iki nükleer santralin daha yapımına katılma olasılığını da değerlendiren basın servisi, bu konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

"Eğer Türk tarafı böyle bir talepte bulunursa Rosatom, Akkuyu yapımında elde edilen dahil elindeki deneyimini Türkiye’yle paylaşmaya hazır. Tüm bunlar sonraki projeleri mümkün olduğunca optimize eder ve çeşitlendirir. Hâlihazırda Rosatom, 12 ülkede 36 ünite inşa ediyor.

ÇİN, TALIBAN’LA GÖRÜŞTÜ

Çin Dışişleri Bakanlığı, Çinli yetkililerin Taliban'ın ileri gelenlerinden Abdul Ghani Baradar başkanlığında bir heyetle görüştüğünü belirtti.

Bakanlık Sözcüsü Gıng Şuang, başkent Pekin'de düzenlediği olağan basın toplantısında, Katar'ın başkenti Doha'dan Baradar başkanlığındaki heyetin son günlerde Çin'i ziyaret ettiğini bildirerek, Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin, Baradar ile Afganistan'daki mevcut durum ve barış sürecinin ilerleyişi hakkında görüş alışverişinde bulunduğunu kaydetti.

Sözcü Gıng, "Çin öteden beri Afganistan'daki gelişmelere büyük önem veriyor, barış sürecinin ilerletilmesi için çaba harcıyor, Afganistan'ın ilgili taraflarıyla daima temas ve iletişimi sürdürüyor" ifadesini kullandı.

"ABD ile Afganistan Talibanı'nın müzakereleri sürdürmesini, diyalog müzakerelerinde ısrar etmesini ve kısa zaman içinde ulusal uzlaşma ile barış ve istikrarı gerçekleştirmesini umuyoruz" diyen Gıng, ülkesinin bu konuda yapıcı rol oynamaya devam edeceğini vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump, aybaşında bir ABD askerinin de öldüğü Kabil'deki saldırı nedeniyle Taliban ile devam eden barış görüşmelerini durdurduğunu ve Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani ve bazı Taliban liderleri ile Camp David'de yapılması planlanan gizli görüşmelerin iptal edildiğini açıklamıştı.

Taliban heyeti haziranda da Çin'i ziyaret etmişti.

AFGANİSTAN CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİ, Mİ:29 EYLÜL

Ülke genelinde 28 Eylül'de yapılacak seçimde 7 bin 383 merkezde oy kullanılacağını açıklanmış ancak 5 bin 388 sandığın güvenliğinin sağlanabileceğini duyurmuştu.

Yaklaşık 2 bin merkezde seçmenin, Taliban gibi silahlı örgütlerin tehdidi nedeniyle oy kullanamayacağı öngörülüyor.

Cumhurbaşkanı Eşref Gani ve Afganistan İcra Kurulu Başkanı Abdullah Abdullah'ın da aralarında bulunduğu 17 aday arasındaki diğer iddialı isimler ise Hizb-i İslami lideri ve eski Afganistan Başbakanı Gülbeddin Hikmetyar, eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Muhammed Hanif Etmer ve Rahmetullah Nebil.

Cumhurbaşkanı adaylarından Şeyda Muhammed Abdali'nin Cumhurbaşkanı Gani lehine seçimden çekilmesiyle aday sayısı 17'ye düşmüştü.

Afganistan'da Cumhurbaşkanı seçimine günler kala hükümet kanadı ve seçim komisyonu öngörülen tarihte seçime hazır olacaklarını belirtirken, muhalefet barış görüşmelerinin başlamasını istiyor.

Afganistan'da 28 Eylül'de yapılması planlanan cumhurbaşkanı seçimine hükümet kanadı ve seçim komisyonu hazır olunduğunu belirtirken, muhalefet liderleri seçimden daha çok barış görüşmelerinin başlamasını istiyor.

Afganistan Bağımsız Seçim Komisyonu Başkanı Hava Alem Nuristani, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 28 Eylül'de yapılacak cumhurbaşkanı seçimi için hazırlıkların tamamlandığını söyledi.

Bazı vilayetlerdeki seçim merkezlerinde talep olmaması nedeniyle kadınları istihdam etmekte zorlandıklarını ifade eden Nuristani, güvenlik tehditlerinin seçime engel olmayacağını vurguladı.

Nuristani, "28 Eylül'de yapılacak seçimlere hazırız. Seçim yapılacak illere seçim malzemeleri de ulaştırıldı." dedi.

 Afganistan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Sıddık Sıddıki, barış görüşmelerinin iptal edilmesinin ardından hükümet için önceliğin seçimin yapılması olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin huzur ortamında gerçekleşmesi için hükümetin ciddi çalışmalar yaptığını dile getiren Sıddıki, kimsenin buna engel olamayacağının altını çizdi.

Sıddıki, seçimden sonra Taliban ile tekrar barış görüşmelerine başlanıp başlanmayacağına yeni hükümetin karar vereceğini söyleyerek ülkenin geleceği ve demokrasinin tesisi için seçimin önemli olduğuna dikkati çekti. 

Afganistan İçişleri Bakanlığı, seçim süresince ülke genelinde 72 bin güvenlik görevlisinin görev yapacağını, yaklaşık 30 bin güvenlik görevlisinin de yedekte bekleyeceğini açıkladı.

Ülke genelinde seçim yapılması planlanan bölgelerde operasyonların yoğunlaştırıldığı bildirilirken kontrol noktalarının da artırıldığı kaydedildi.

Açıklamada, vatandaşlardan, seçim süresince şüphelendikleri her şeyi güvenlik güçleriyle paylaşmaları istendi.

Halkın rahat bir şekilde sandık başına giderek oylarını kullanabileceği belirtildi. 

Muhalefetten tepki

Eski Cumhurbaşkanı Hamid Karzai ise barışın seçimden daha önemli olduğunu söyledi.

Seçimin şeffaf yapılacağından emin olmadığını belirten Karzai, bu nedenle seçimin yapılmasının anlam ifade etmeyeceğini vurguladı.

Karzai, "ABD'nin Taliban ile barış görüşmelerine yeniden başlamasını istiyoruz. Bize seçimden daha çok barış gerekli. Çocuklarımızın ölmesini istemiyoruz." ifadesini kullandı.

Muhalif liderlerden Ata Muhammed Nur da Afganistan'ın mevcut durumdan kurtulmasının tek yolunun barış olduğunu, bu nedenle seçimden önce barışın tesis edilmesi gerektiği görüşünü paylaştı.

Taliban'dan tehdit

Taliban'dan yapılan açıklamada ise seçimin gerçek manada bir seçim olmadığı savunularak halka sandığa gitmeyerek seçimi boykot etme çağrısında bulunuldu.

Seçim merkezlerinin hedef alınacağı belirtilen açıklamada, halktan kayıpların yaşanmasının arzu edilmediği ifade edildi.

SUPERHABER ANALİZİ: MISIR’DA NELER OLUYOR?

Mısır’da Nasır’cı-milliyetçi isyan mı?(Ceyhun Bozkurt’un yazısı)   

Mısır’da Cuma akşamı başlayan eylemler devam ediyor. Eylemcilerin hedefinde 3 Temmuz 2013 tarihinde yaptığı askeri darbeyle iktidarı ele geçiren Abdulfettah es-Sisi ve anti demokratik uygulamaları ve yolsuzlukları var. 

Mısır’da huzursuzluk bir günde oluşmadı. 3 Temmuz 2013 tarihinden sonra sadece Müslüman Kardeşler Teşkilatı ve destekçilerinin hedefinde olan Sisi, daha sonra adım adım Nasırcıların, milliyetçilerin, sosyalistlerin de rahatsız olduğu uygulamalara imza atmaya başladı. Binlerce yıllık insanlık ve yaklaşık bin 500 yıllık İslam tarihinin oluşturduğu derin bir kültüre sahip olan Mısır’da ciddi bir devlet/medeniyet geleneği bulunuyor. Bu nedenle Mısır, İslam ve Arap dünyasının önemli ülkelerinden biri olma özelliğinde. 

Sisi döneminde atılan bazı adımlar, destekçileri hariç Mısırlılarda büyük rahatsız oluşturmakta. Örneğin;

- Sıkıntıda olan ekonomiyi düzeltmek için köklü adımlar atmak yerine sıcak para ile soruna pansuman yapması,

 - ABD, İsrail ve Suudi Arabistan’ın kontrolünde hareket etme eğilimi,

- Mısır toprağı olan Tiran ve Senafir adalarının 5 yıllık petrol karşılığında Suudi Arabistan’a bırakan Kızıldeniz Sınır Anlaşması’nı imzalaması,

- Yolsuzlukların sonlanmaması, aksine artması,

- Baskının öne çıkması…

Bu yapılanlar, özellikle Nasırcı ve milliyetçi kamuoyu ile devlet, özellikle de ordu içinde rahatsızlık oluşturmaya başladı.

Sisi’nin, 2016 yılının Nisan ayında Tiran ve Senafir adalarını Suudi Arabistan’a bırakmasından sonra ordu içindeki milliyetçi kanat, rahatsızlığını üst perdeden dile getirmeye başladı. Bu grup, Müslüman Kardeşler Teşkilatı’ndan farklı olarak seküler ve milliyetçi olarak biliniyor. Sisi’nin, uyarıları dinlemek yerine ordu içinde, özellikle istihbarattaki tepki gösteren grubu zayıflatmak için yaptıkları hatırlatılıyor. Örneğin 3 yıl önce 17 üst düzey istihbaratçıyı görevden alması, halen unutulmadı. Ayrıca oğlu Mahmut es-Sisi’yi ordu istihbaratta üst düzey göreve getirdi. Buna rağmen ordu içindeki ateş sönmedi.

***

Bölgedeki gelişmeleri yakından takip eden Gazeteci Ramazan Bursa, Mısır’daki hareketliliğin seküler, milliyetçi, hatta Nasırcı gelenekten gelenlerin liderliğinde bir hareketlilik olduğunu dile getiriyor. “Müslüman Kardeşler var mıydı?” sorumuza “Müslüman Kardeşler yoktu. Olsalar, çok daha kitlesel eylemler olurdu. Onlar süreci izliyorlar” dedi. 

Ramazan Bursa, eylemlerin zamanlamasına da dikkat çekiyor. Sisi’nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için Kahire’den ayrılmasından hemen sonra olayların başladığına dikkat çekiyor.

***

Bizde bir ek yapalım: Eylemlerin, Sisi’nin en büyük iki destekçisi İsrail ve Suudi Arabistan’ın gündemleri meşgulken başlaması dikkat çekici. İsrail seçim sonrası hükümet, Suudi Arabistan ise saldırı sonrası Aramco krizleriyle boğuşmakta.

Mısır’da geçen Cuma akşamı başlayan ve yer yer hafta sonu devam eden olaylar, farklı bir süreci tetikler mi? Bekleyip göreceğiz. Ancak Doğu Akdeniz, Suriye gibi konularda önemli bir aktör olan Mısır’daki hareketliliğin ve olası iktidar değişikliğinin Türkiye’yi doğrudan etkileyeceği kesin. 

BBC ANALİZ:

Trump - Ukrayna skandalı nedir, Joe Biden neden olayın bir parçası haline geldi?

Kısa bir süre önce ABD istihbaratından adı açıklanmayan bir yetkili, Başkan Donald Trump'ın büyük bir skandala yol açtığı iddiasını ortaya attı.

Söz konusu skandalın ABD Başkanı'nın Ukrayna Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmeyle ilgili olduğu iddia edilse de ne bu görüşmenin içeriği kesin olarak biliniyor ne de neden büyük bir skandal olduğu.

Çünkü Beyaz Saray, istihbarat yetkilisinin bulunduğu şikâyet konusunda ABD Kongresi'ni bilgilendirmeyi reddediyor.

Donald Trump'ın mitinglerde ve basın toplantılarında sık sık Demokrat başkan adaylarından Joe Biden ile oğlunun soruşturulması gerektiğini söylüyor. Trump, Biden'ın ABD Başkan Yardımcılığı yaptığı dönemde Ukrayna krizi yaşanırken yasaları çiğnemiş olabileceğini ima ediyor.

Trump'ın gelecek yıl düzenlenecek ABD Başkanlık seçimleri öncesinde olası rakibi Biden hakkında gizli bilgilere erişmek için Ukrayna Cumhurbaşkanı ile görüşmeler yürüttüğü iddia ediliyor..

Eğer doğrulanırsa bu olay Trump'ın bu türden ilk eylemi olmayacak.

Başkan Trump 2016'da seçimler öncesinde açık açık Rus istihbaratının Demokrat başkan adayı Hillary Clinton'ın sızdırılan e-postalarını mercek altına alması çağrıları yapmıştı.

Geçen yıl ise seçimler öncesinde rakipler hakkında bilgi getiren yabancı ülke yetkililerini dinleyeceğini söylemişti.

İstihbarat yetkilisi neyi, nasıl şikâyet etti?

ABD istihbarat teşkilatlarından bir yetkili 'acil müdahale' gerektiren bir olayı ya duydu ya da gördü.

ABD istihbarat servisleri başmüfettişi Michael Atkinson'a göre yapılan şikâyet, hükümetten bir yetkilinin istihbarat birimleri dışarısından birilerinin gizli görüşmelerini başkalarına aktarması üzerineydi.

Şikâyetin detayları ve içeriği gizli tutuluyor. Ancak ABD basınında yer alan haberler, söz konusu şikâyetin bir olaylar zincirine dayandığını aktarıyor. Bu olaylardan birisi 25 Temmuz 2019'da Trump ile Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy arasında gerçekleşen telefon görüşmesi.

Tromp ne diyor?ABD Başkanı, Zelenskiy ile görüşmesinde Joe Biden'ın gündeme geldiğini kabul etse de Trump'a göre yaşananlar yeni bir siyasi sabotaj girişimi.

Dün gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, 25 Temmuz'da Zelenskiy'i seçim zaferinden ötürü tebirk etmek için bir görüşme yaptığını söyledi.

Trump, "Joe Biden ve oğlu gibi bizim insanlarımızın zaten kötü durumda olan Ukrayna'daki yolsuzluk durumna katkı sağlamalarını istemediğmizi söyledim" dedi.

Trump daha önce paylaştığı Twitter mesajlarında ise "Çok sayıda ülke lideriyle görüşmelerim oluyor. Bu görüşmeler her zaman usule uygun biçimde yürütülüyor" demişti

Demokratlar ne diyor? ABD Temsilciler Meclisi'nin Demokrat Başkanı Nancy Pelosi, söz konusu şikâyetin içeriği ortaya atılan iddiaları doğrular nitelikteyse ABD Başkanı Donald Trump'ın 'ciddi sonuçlarla' karşı karşıya kalacağını ifade ediyor.

Pelosi, konunun ABD'nin ulusal güvenliği açısından 'ciddi ve acil' kaygıları gündeme getireceğini de vurguluyor.

Temsilciler Meclisi'ndeki Demokratlar, Rusya bağlantıları yüzünden Başkan Trump'ı görevden azil sürecinin başlatılmasını istemiş, ancak Nancy Pelosi buna karşı çıkmıştı.

Son gelişmelerle birlikte Pelosi'nin azil taleplerine yaklaşımını değiştirip değiştirmeyeceği takip ediliyor.

Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu Başkanı Adam Schiff, Pazar günü CNN televizyon kanalına yaptığı açıklamalarda, azil sürecinin başlatılması konusunda "Geri dönülmez noktayı geçmiş olabiliriz" dedi.

Ukrayna'nın rolü ne?

Joe Biden Barack Obama yönetiminde Başkan Yardımcısı olarak görev yaparken, Biden'ın oğlu Hunter Biden, Ukraynalı bir işadamının enerji şirketinde yönetim kurulu üyesiydi.

Trump, burada bir çıkar çatışması olduğunu iddia ediyor ve Biden ailesinin Ukrayna bağlantılarının incelenmesi çağrıları yapıyordu.

Ancak Trump bu çağrıları yaparken herhangi bir usulsüzlüğe işaret eden bir delil ortaya koymuyordu.

ABD'de sorulan soru, Trump'ın Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskiy'den Biden ailesiyle ilgili bir soruşturma başlatılmasını isteyip istemediği.

Eğer Trump böyle bir talepte bulunduysa ikinci bir soru gündeme geliyor. ABD Başkanı'nın gelecek yıl düzenlenecek seçimlerdeki olası rakibi hakkında Ukrayna liderinden, bu tür bir destek istemesi anayasaya aykırı mı, değil mi?

Bu soruyu şu ana kadar basına yansıyan bilgiler ve yapılan açıklamalar üzerinden yanıtlamak mümkün değil.

Trump için ikinci 'Rusya krizi' mi?

Rusya bağlantıları nedeniyle soruşturma geçiren Trump'ın Ukrayna olayında yaşadıkları bazı benzerlikler içeriyor.

Özel yetkili savcı Robert Mueller, 2016 seçimleri öncesinde Rusya'nın seçim sonuçlarını Trump lehine etkilemek için yoğun çaba sarf ettiği sonucuna varmış ancak hazırlanan raporda, bu çabalara Trump'ın ne kadar müdahil olduğunun tespit edilemediği belirtilmişti.

Mueller raporunda "Seçim kampanyası döneminde adaylardan birisine avantaj sağlayacak bilgilerin diğer adaya yabancı bir ülke tarafından verilmesi yasalara aykırıdır" deniyordu.

Ukrayna örneğinde yaşananlar da bu kapsama girebilir ve 'yasaların çiğnenmesi' olarak nitelenebilir.

Ancak tam tersinin savunulması da olası. Trump yönetimi Ukrayna'daki yolsuzluklar konusunu sık sık gündeme getiriyor, yolsuzlukların soruşturulması yönünde çağrılar yapıyor. Biden konusunun da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini söylemek mümkün.

Trump'ın avukatı Giuliani neden önemli?

Tüm bu gelişmeler yaşanırken ABD Başkanı Donald Trump'ın avukatı Rudy Giuliani'nin katıldığı bir televizyon programında söyledikleri, Ukrayna ile ilgili iddiaların ve karşı iddiaların daha da karmaşıklaşmasına yol açtı.

Giuliani, CNN'de bir programa konuk oldu ve Ukrayna konusuna dair soruları yanıtladı. "Ukrayna'dan Joe Biden konusuna bakmasını istediniz mi?" sorusuna Giuliani önce 'Hayır' yanıtını veriyor ardından da 'Elbette istedim' diyordu.

Giuliani, Mayıs ayında Biden soruşturması talebini iletmek üzere Ukrayna'nın başkenti Kiev'e gitmeye hazırlanıyordu. Ancak konu basına sızınca ziyareti iptal etmişti. Giuliani'nin telefon temaslarında bu talebini Ukraynalı yetkililere iletmeye devam ettiği belirtiliyordu.

Giuliani o dönemde paylaştığı bir Twitter mesajında "Eğer Biden'ın oğlu, babası Başkan Yardımcısıyken Rus sevicisi sahtekâr bir Ukraynalı oligarktan milyonlarca dolar aldıysa bunun neden soruşturulmaması gerektiğini birisi bana izah etsin" demişti.

Trump ise Fox News kanalının yayınına katıldığında "Büyük bir skandal olduğunu duyuyorum. Ciddi bir sorun" demişti.

IMAGES

İstihbarat yetkilisinin şikâyet dilekçesi nerede? Dilekçe 'çok gizli' niteliğinde ve saklı tutuluyor. Söz konusu şikâyetin içeriğine dair çok az bilgi basına sızdı. Trump yönetimi dilekçeyi ABD Kongresi'yle paylaşmayı da reddediyor.

İstihbarat birimleri başmüfettişi Atkinson, şikâyetin 12 Ağustos'ta kendisine ulaştığını söylüyor.

Dilekçeyi inceleyen Atkinson, iddiaların ele alınması gerektiğini düşünerek iki hafta sonra dilekçeyi ulusal istihbarat bürosu direktör vekili Joseph Maguire'a iletiyor.

İddiaların büronun yetki alanı dışında olduğu sonucuna ulaşan Maguire ise 9 Eylül'de konuyla ilgili olarak Kongre'yi bilgilendiriyor. Ancak Kongre'ye dilekçe içeriği gösterilmiyor.

Başmüfettiş Atkinson, bunun prosedürlere uygun olmadığını, Kongre'nin bilgilendirilmesiyle birlikte dilekçe içeriğinin de paylaşılması gerektiğini vurguluyor.

Temsilciler Meclisi'nin Demokrat üyeleri konunun Trump ile ilgili olabileceğinden şüphelenerek dilekçe içeriğinin paylaşılması için baskıyı artırıyor.Perşembe günü istihbarat birimleri başmüfettişi Atkinson, Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu'na ifade verdi. Ancak Trump yönetiminin talimatıyla dilekçenin içeriği hakkında konuşması yasaklanmıştı.

THOMAS COOK: 178 YILLIK İNGİLİZ TURİZM ŞİRKETİ BATTI

Dünyanın en büyük seyahat şirketlerinden İngiliz tur operatörü Thomas Cook, şirketi kurtarmak için yapılan son dakika görüşmelerinden sonuç alınamaması üzerine resmen battı. Thomas Cook'un en büyük hissedarı Çinli Fosun şirketinin başını çekti 900 milyon sterlinlik kurtarma paketi üzerinde geçen ay uzlaşma sağlanmıştı. Ancak kredi veren bankaların 200 milyon sterlinlik bir güvence fonu daha istemesi üzerine uzlaşma tehlikeye girmişti.

İngiliz Sivil Havacılık Kurumu CAA, tur operatörünün "ticari faaliyetlerine son verdiğini" duyurdu.178 yıllık şirketin batışı, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu birçok yere, Thomas Cook ile tatile giden İngiliz vatandaşlarının ülkeye geri getirilmesi için, barış dönemlerindeki en büyük geri dönüş operasyonlarından birini başlattı.

"Operation Matterhorn" adı verilen operasyonla 150 binden fazla İngiliz tatilcinin ülkelerine geri getirilmesi amaçlanıyor.Dünden itibaren tatil noktalarına boş uçaklar gönderilmeye başlanmıştı

Tur operatörünün batışıyla, 9 bini İngiltere olmak üzere, 22 bin kişi işlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldı.CAA'den yapılan açıklamada "Thomas Cook ile yapılan, uçuşlar ve oteller de dahil tüm rezervasyonlar iptal edildi. Bu kadar uzun bir tarihe sahip bir şirketin faaliyetlerin son vermesi müşterileri ve çalışanları için üzücü ve düşüncelerimiz bu haberden etkilenenlerle birlikte" denili.

Ulaştırma Bakanı Grant Shapps, şirketin batışının "çalışanları ve tatilciler için üzücü bir haber olduğunu" söylerken, tatilcilere insanları evlerine getirmekle görevli şirket çalışanlarına anlayışlı davranma" çağrısı yaptı.Shapps, hükümetin ve CAA'nin bunun için onlarca uçak kiraladığını, uçuşların bugünden itibare başlayacağını ve detayların belli olduğunda duyurulacağını belirtti .

Ülke dışındakilere tatillerini kısa kesmemeleri ve dönü uçuşu bilgilerini internette kontrol etmeden havaalanlarına gitmemeleri çağrısı da yapıldı.

CAA'in ayrıca, Thomas Cook'tan paket tatil alanların kaldıkları otellerle de bağlantıya geçtiğini ve kalış bedellerinin Hava Seyahati Güven Fonu ve ATOL'de ödeneceğinin söylendiği bildirildi.

Birçok tatilci, şirketin borçları yüzünden otellerde rehin tutulduklarını söylüyordu.Şirket Pazar günü boyunca ek para aradı, ancak başarı sağlanamadı.Thomas Cook, hükümetten de yardım istedi ve muhalefetteki İşçi Partisi ve sendikalar da bu isteğe destek verdi.

Ancak Dışişleri Bakanı Dominic Raab, "stratejik bir ulusal çıkar söz konusu olmadığı sürece hükümetin devreye girmeyceğini" söyledi.

FOX TV NE YAPMAK İSTİYOR?

ABD ziyareti öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tank palet fabrikasıyla ilgili bir soru yönelten FOX muhabirine çok sert sözlerle karşılık verdi.FOX muhabirinin tank palet fabrikasının satışıyla ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun sözleriyle ilgili sorduğu soruya yanıt veren Erdoğan, FOX'un dürüst olmadığını dile getirerek sert açıklamalarda bulundu.

Erdoğan konu hakkında şunları söyledi:FOX'u yalan medya olmaktan çıkarın. Bir defa dürüst olun. Kılıçdaroğlu hayatını yalan üzerine düzenlemiş olan bir siyasidir. Türkiye'nin Cumhurbaşkanı buranın satın alma veya satma böyle bir şey olmadığını söylüyor. Hukukta bir kaide var önce bunu öğreneceksiniz. Müddei iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Kılıçdaroğlu önce Arifiye satılmış mıdır satılmamış mıdır bunu ortaya çıkarması lazım.

Burası kiraya verilmiştir. Biz bir işi yaptığımızda ülkemiz bundan ne kazanır buna bakarak yaparız. Ne işçi ne de memur çıkarılmıştır. Fakat Bay Kemal hayatını bu tarz yalanlar üstüne kurduğu için bana ne getirir diye düşünüyor. Bu zat belediyelerden kimse çıkarılmayacak çıkarılırsa bunlar bana gelsin demedi mi? Bütün belediyelerde işçiler kapıya konuyor. Ne oldu? Bunlarla ilgili FOX bir haber yapıyor mu? FOX, işçi emekçi arkadaşlarımızın yanında duruyor mu? Önce yayın politikasını bir kez FOX'un değiştirmesi lazım. Partimin sözcüsü Kılıçdaroğlu'na gereken cevabı verdi. Ama hiç aynı yerde tökezleyip duruyor’’

BURSA’NIN MEDYA DEVİ KAPANIYOR

Bursa'da ünlü işadamı Cavit Çağlar'ın sahibi olduğu, Türkiye'nin en büyük şehir gazetesi Olay Medya'nın 30 Eylül tarihinde yayın hayatına son vereceği öğrenildi.

Olay Gazetesi’nin tüm birimlerinin kapatacağı bilgisi Bursa’da şok etkisi yarattı. Gazetenin kapanma gerekçesi olarak; kağıt gazetelerin ömrünü tamamlaması ve ekonomik sıkıntıların olduğu öne sürülüyordu.

Cavit Çağlar’ın gazete yönetimiyle İstanbul’da bir toplantı yaparak,”Arkadaşlar buraya kadar, ay sonu yayın hayatına son veriyoruz. Üzgünüm” dediği öğrenildi. 

OĞUZ HAKSEVER HABER GLOBAL’E GEÇTİ

19 yıl 7 ay çalıştığı NTV'den Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik yaptığı bir gaf sonrası ayrılan Oğuz Haksever’in yeni adresi belli oldu.deneyimli televizyoncu Erdoğan Aktaş yönetimindeki Haber Global ile anlaşmaya vardı.

Haksever’in Haber Global ekranında kısa süre içinde haber ve tartışma programlarını sunmaya başlaması bekleniyor. Temmuz ayında NTV’den emekli olduğunu bir mektup ile duyuran Oğuz Haksever, "Basiretimin bağlandığı bir özürlük olayım varsa beni affetmelerini diliyorum" ifadelerini kullanmıştı.

 

GAZETELERİN SATIŞ DURUMI

 

9 Eylül-15 Eylül haftası Tiraj Raporu

 

GAZETE

GEÇEN HAFTA

BU HAFTA

1

SABAH

263445

263374

2

SÖZCÜ

261895

258344

3

HÜRRİYET

217392

216553

4

POSTA

165490

165127

5

TÜRKİYE

127982

127939

6

MİLLİYET

125394

125403

7

TAKVİM

104279

103561

8

  1. ŞAFAK

103338

103278

9

GÜNEŞ

102040

101820

10

AKŞAM

101305

101214

11

STAR

101182

101160

12

FOTOMAÇ

74315

72707

13

FANATİK

73729

71334

14

KORKUSUZ

60827

60516

15

  1. AKİT

57064

56935

16

YENİ ASIR

50723

50707

17

MİLAT

50318

50278

18

YENİÇAĞ

50297

50074

19

DİRİLİŞ POSTASI

33347

33370

20

CUMHURİYET

29950

30349

21

MİLLİ GAZETE

21535

21452

22

AYDINLIK

15137

14848

23

DOĞRU HABER

13084

13061

24

TÜRKGÜN

12766

12704

25

KARAR

10939

11045

26

ŞOK

7228

7159

27

BİRGÜN

6601

6602

28

YENİ MESAJ

4843

4823

 

 

TÜRKİYE GELİR VE YAŞAM KOŞULLARI ARAŞTIRMASI

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2018 yılı gelir ve yaşam koşulları araştırması bölgesel sonuçlarını açıkladı. Buna göre, Türkiye'de ortalama yıllık eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert geliri, 2018'de 24 bin 199 lira olarak hesaplandı.

İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması (İBBS) 2. Düzey Bölgeleri itibarıyla söz konusu geliri en yüksek olan bölge, 34 bin 912 lirayla 'İstanbul' oldu. Bu bölgeyi 29 bin 952 lirayla 'Tekirdağ, Edirne, Kırklareli', 29 bin 847 lirayla 'Ankara' izledi.

Ortalama yıllık eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert gelirinin en düşük olduğu bölgeler ise 10 bin 965 lirayla 'Van, Muş, Bitlis, Hakkâri', 11 bin 204 lirayla 'Mardin, Batman, Şırnak, Siirt', 11 bin 357 lirayla 'Şanlıurfa, Diyarbakır' olarak sıralandı.

GELİR EŞİTSİZLİĞİ EN FAZLA İSTANBUL BÖLGESİNDE

Gelir dağılımı eşitsizliği ölçütlerinden olan, sıfıra yaklaştıkça 'gelir dağılımında eşitliği', 1'e yaklaştıkça 'gelir dağılımında bozulmayı' ifade eden 'Gini katsayısı' Türkiye'de 2018 itibarıyla 0.408 iken bu değerin en düşük olduğu bölgeler 0.305 ile 'Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli', 0.308 ile 'Zonguldak, Karabük, Bartın' ve 0.313 ile 'Erzurum, Erzincan, Bayburt' olarak belirlendi.

Gini katsayısının en yüksek olduğu bölgeler ise 0.444 ile 'İstanbul', 0.402 ile 'Adana, Mersin' ve 0.401 ile 'Tekirdağ, Edirne, Kırklareli' oldu.

En yüksek gelire sahip yüzde 20'lik grubun gelirinin, en düşük gelire sahip yüzde 20'lik grubun gelirine oranı şeklinde hesaplanan P80/P20 oranı Türkiye genelinde 7.8 iken bu değerin en düşük olduğu bölgeler 4.5 ile 'Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli', 'Erzurum, Erzincan, Bayburt', 'Zonguldak, Karabük, Bartın', 5 ile 'Gaziantep, Adıyaman, Kilis' ve 5.1 ile 'Aydın, Denizli, Muğla', 'Manisa, Afyon, Kütahya, Uşak' ve 'Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova' bölgeleri olarak kayıtlara geçti. Bu oranın en yüksek olduğu bölgeler ise 8.6 ile 'İstanbul', 7.2 ile 'Tekirdağ, Edirne, Kırklareli' ve 7.1 ile 'Adana, Mersin' şeklinde sıralandı.

GÖRELİ YOKSULLUK

Her bölge için eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert medyan gelirin yüzde 50'si temelinde hesaplanan yoksulluk sınırına göre, gelire dayalı göreli yoksulluk oranının en yüksek olduğu bölgeler yüzde 13.5 ile 'Tekirdağ, Edirne, Kırklareli', yüzde 12.7 ile 'İstanbul' ve 'Adana, Mersin' olarak gerçekleşti.

Göreli yoksulluk oranının en düşük olduğu bölgeler ise yüzde 5 ile 'Gaziantep, Adıyaman, Kilis', yüzde 7.2 ile 'Zonguldak, Karabük, Bartın', yüzde 7.7 ile 'Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli' bölgeleri oldu.

Diğer bir yoksulluk sınırı medyan gelirin yüzde 60'ı dikkate alınarak hesaplanan gelire dayalı göreli yoksulluk oranının en yüksek olduğu bölgeler ise yüzde 21 ile 'İstanbul', yüzde 20.4 ile 'Adana, Mersin', yüzde 20.1 ile 'Tekirdağ, Edirne, Kırklareli' şeklinde kayıtlara geçti.

Bu oranın en düşük olduğu bölgeler ise yüzde 11.9 ile 'Zonguldak, Karabük, Bartın', yüzde 13.2 ile 'Mardin, Batman, Şırnak, Siirt' ve yüzde 13.4 ile 'Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli' şeklinde sıralandı.

THY’NİN YENİ UÇAĞINA SİVRİHİSAR İSMİ VERİLDİ

THY’den yapılan açıklamaya göre, uçak adını, Kurtuluş Savaşı mücadelesinin zorlu şartlarında Sivrihisar halkı tarafından orduya bağışlanan "Sivrihisar Teyyaresi"nden alıyor. 

Kurtuluş Savaşı'nda Anadolu halkının fedakârlık sembolü olan "Sivrihisar Tayyaresi" 1921 yılında Sivrihisar halkının kendi aralarında topladığı para ile orduya alındı. İstikbali gökyüzünde arayan Sivrihisarlıların, zor şartlarda satın aldığı uçağın çift kanatlı, Bregue 14-2B tipi uçak olduğu biliniyor.

 "Sivrihisarlıların anısını gökyüzünde yaşatacak"

THY'nin filosuna katılan yeni Airbus A321 Neo tipi uçak TC-LSH kuyruk tescili ile Sivrihisarlıların anısını gökyüzünde yaşatacak.

THY açıklamasında,  "Sene 1921, 'Sivrihisar Tayyaresi' kurtuluş savaşı mücadelesine destek olmak amacıyla Sivrihisar halkı tarafından orduya hediye edildi. Sene 2019 Sivrihisar uçağı Türk Hava Yolları filosunda şanlı bayrağımızı taşımaya devam edecek." ifadeleri kullanıldı.