Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Anasayfa >> Haftanın Değerlendirmeleri >> İç Politika ve Hukuk

Haftanın İç Politika ve Hukuk Değerlendirmesi (9-15 Eylül 2019)

SDE Editör
16 Eylül 2019 09:38

Çocukları PKK tarafından kaçırılan aile sayısı 13. günde 34’e ulaştı

Çocuklarının HDP teşkilatları tarafından kaçırıldığını iddia eden ailelerin Diyarbakır HDP il teşkilatı önündeki eylemlerin 13. Gününde aile sayısı 34’e ulaştı. Türkiye’nin bir çok yerinden STK’lar, sanatçılar, sporcular ve sıradan vatandaşların destek verdiği eyleme çok sınırlı bir sanatçı grubunun katılması halen bu olaya destek vermeyen sanatçılar topluluğuna karşı tepkilerin hala gündemde kalmasına neden oluyor.

Diyarbakır-Kulp’ta yola döşenen mayın: 7 Vatandaş şehit

Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde, yola döşenen el yapımı patlayıcı sivil aracın geçişi sırasında infilak etti. 7 vatandaş şehit oldu, 10 vatandaş yaralandı. Olay sonrası HDP Kulp ilçe başkanı olayla ilişkili olduğu gerekçesiyle tutuklandı.

Annelere destek teröre lanet mitingleri

Mardin, Şırnak ve Bitlis gibi illerde teröre lanet ve annelere destek vermek için mitingler yapıldı. Mitinglere çok sayıda vatandaş ellerinde Türk bayraklarıyla katıldı. Çok uzun süredir böylesine geniş katılımlı bir teröre destek mitinginin yapılmaması ve katılımcı sayısının çokçuluğuyla dikkat çekene mitingler bölge insanının teröre ve terör destekçilerine bir ihtarı olarak yorumlandı.

Anketler yeni partiler (Babacan ve Davutoğlu’nun partileri) için ne söylüyor?

MAK Danışmanlık Başkanı Mehmet Ali Kulat’ “Üç ayda bir yaptığımız araştırmalarda yeni bir siyasi partiye ihtiyaç var mı’ diye sorduğumuzda Türkiye seçmeninin 3’te 1’i yeni bir siyasi parti beklentisi olduğunu söylüyor. MHP ayrışmadan önce MHP tabanı bunu daha çok dillendirirken yerel seçimlerden önce bu yönde beklenti CHP’de fazlaydı. Şimdi de AK Parti tabanında yeni parti beklentisi yükselmiş durumda.”

Davutoğlu’nun ekim, Babacan’ın ise kasım ayında yeni siyasi parti kurmalarının beklendiğini aktaran Kulat iki partinin de durdukları yerin ve hitap ettikleri seçmen kitlesinin çok önemli olduğunu belirterek şöyle devam etti:

“Özellikle Ali Babacan’ın başkanlığıyla ortaya çıkacak partinin çok daha kucaklayıcı olacağı kanaatindeyim. Sayın Ahmet Davutoğlu’nun partisinin de kucaklayıcılığı çok önemli. Davutoğlu’nun kuracağı partinin AK Parti’de etkisinin çok daha fazla olacağını düşünüyorum çünkü teşkilatın önemli görevlerinde bulunmuş kişiler istifa ediyorlar. Bunlar eski denilebilir ama Ankara’nın, İstanbul’un il başkanlığını yapmışsa tabanda ciddi bir etkisinin olacağını düşünüyorum.”

Avrasya Araştırma Şirketi Başkanı Kemal Özkiraz kendi araştırmalarına göre, Davutoğlu’nun 3.5-4 puan bir taban deste alabilir.

Bu desteğin büyük bölümünü 24 Haziran seçimlerinde AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan’a oy veren seçmenlerin, bir kısmını da Saadet Partisi ve MHP’ye oy veren seçmenlerden oluştuğunu belirten Özkiraz, “Davutoğlu’nun oy oranından bağımsız olarak AK Parti teşkilatlarının gücünü zayıflatacak bir yanı daha var. Davutoğlu’nun genel başkanlık yaptığı dönemde birlikte çalıştığı ekipler AK Parti teşkilatlarında hâlâ aktif çalışan kişiler ve bunlar genellikle akademik yönü güçlü ve siyasal propaganda konusunda derinliği olan isimler. Bunların kopuşu AK Parti’nin saha çalışmalarını mutlaka etkileyecektir” dedi.

Gezici Araştırma’dan Murat Gezici, yaptıkları araştırmalara göre, Abdullah Gül’ün ekibi ile Davutoğlu’nun toplam oy oranının 1.7 olduğunu bunun da yüzde 82’sinin İYİ Parti’ye oy verenlerden oluştuğunu söyledi.

“Bu iki parti AK Parti’ye değil İYİ Parti’ye alternatiftir” diyen Gezici, “Yeni kurulan partilerin amacı tamamen 50+1 sisteminden yararlanmaktır. Yani parlamenter sistemi savunan bir kitle değiller. Aynı zamanda tek başına iktidar olma arzusu olan oluşumlar da değiller. Amaçları tamamen yüzde 50+1 Cumhurbaşkanlığı sisteminden nemalanmak. Amaç ‘yüzde 30 alayım da hükümeti yöneteyim’ değil, Cumhurbaşkanlığı sisteminde seçmenleri düşünmeye itmek ve nema almaktır” diye konuştu.

ORC araştırma şirketi: Seçim olsa kime oy verirsiniz?

ORC araştırma şirketi, bir seçim olsa kime oy verirsiniz diye başlayan araştırma sonuçlarını paylaştı.

Anket sonuçlarına göre, "Bu Pazar Milletvekili genel seçimi olsa, hangi partiye oy verirsiniz?" sorusuna, seçmenlerin yüzde 30.6'sı AK Parti derken, yüzde 26.5'i ise CHP'yi işaret etti.

AK Parti 'nin oyunun ilk kez bu kadar çok düştüğü anket sonuçlarına göre, Eski Bakan Ali Babacan ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun yeni parti kurması ile ilgili de ilginç sonuçlar ortaya çıktı.

GENAR Araştırma Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Aktaş’a göre ise, “Bir parti niyet edip 10 yıl sonra bir şey olmayı hedefleyebilir ama şu an siyasi ortamı allak bullak edecek sosyolojik eksen kayması gözükmüyor. Yeni kurulacak partiler işe küçük noktalarla, virgüllerle başlarlar. AK Parti’nin yüzde 40’ın üzerinde, CHP’nin yüzde 25’in üzerinde bir oyu var. Milliyetçi partilerin ise yüzde 10’ar oyu var. Dolayısıyla ortamda çok yüzer- gezer oy da gözükmüyor.”

Avrasya Kamuoyu Araştırma Şirketi Başkanı Kemal Özkiraz, 1-7 Eylül tarihleri arasında yaptığı anketi paylaştı. Özkiraz, “CHP uzun yıllar sonra ilk kez birinci parti. Cumhur ittifakı hala 43-45 bandında görünmesine rağmen MHP tamamen AK Parti seçmenlerinden aldığı oylarla çok büyük yükselişte” dedi.

AK Parti’nin oy kaybının arkasında; İsraf ve yolsuzluk algısı, ekonomik kriz ve sonucu İşsizlik etkisi, Mülteci problemi gösteriliyor. İstanbul seçimlerinde yaşananlar ve haksızlık yapıldığı algısı da çok büyük kırılma meydana getirmiş. 23 Haziran seçimleri bir genel seçim olsaydı aynı tepki tüm yurtta oluşacaktı. Hukuksuzluk algısı AK Parti’nin her yerde oy kaybetmesine sebep olmuş.

Ali Babacan ve Davutoglu’nu hesaba katmadan şu anki durumda CHP birinci parti AK Parti 2. parti MHP üçüncü parti HDP dördüncü parti İyi parti beşinci parti konumunda CHP ile AK Parti arasındaki fark hata payının içinde olmasına rağmen bu oy oranları büyük bir değişimi gösteriyor.

Davutoğlu kimden, Babacan kimden oy alıyor?..

Babacan kuracağı parti AK Parti’den 5-6, CHP’den 1-2 MHP’den 1, İyi partiden 2 HDP’den ise 0.5 puan kadar oy alabilir. Davutoğlu ise sadece AK Parti’den 3-4 puan kadar oy alabilir. Bu partiler ile ilgili tespitlerimiz kesin değil. Kuruluştan itibaren daha net şeyler söyleyebiliriz

(ORC araştırma şirketinin sonuçlarına göre ise,

Anket sonuçlarına göre, Ali Babacan'ın parti kurması halinde "oy verebilirim" diyenler yüzde 11.6 iken, Davutoğlu'na ise yüzde 8.5'lik kesim "oy verebilirim" dedi.)

Özet olarak CHP ve AK Parti birbirine çok yakın ama 1. parti CHP. Araştırmada kararsızlar çok yüksek. Bu kararsizlarin büyük kısmı son 2-3 seçimde AK Parti’ye oy vermiş seçmenler. Yani yeni olusumları bekliyor olmaları çok yüksek olasılık.

Yeni oluşumlar doğru çıkışı yakalayabilirlerse AK Parti çok daha ciddi düşüşler yaşayabilir. Gözlemlediğime göre önümüzdeki ilk seçimlerde çok daha parçalı bir meclis oluşacak. Mevcut oy oranları ile bir erken seçim ise muhtemel görünmüyor.

Kararsızların arttığı, oy kullanmayacağım diyenlerin azaldığı bir ortamda iktidarın değil iktidar alternatiflerin güçlenmesi daha muhtemeldir.

Araştırmamızı muhataplarına sunduktan sonra tüm detayları ile birlikte kamuoyuna açıklayacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan büyükşehir belediye başkanlarına davet

Cumhurbaşkanı Erdoğan bütün büyükşehir belediye başkanlarını 11 Eylül Çarşamba günü Ankara'ya davet etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe'de 29 büyükşehir belediye başkanı ile bir araya geldi. Erdoğan konuşmasında isim vermeden İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu hedef aldı. Erdoğan belediyelerdeki işten çıkarmaları işaret ederek, "İBB'de göreve geldiğimizde hak eden kimseye dokunmadık, yerinden aşından etmedik" diye konuştu.

Toplantı öncesinde bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamaları şöyle:

“Siyasi olarak elbette farkı görüşlere ve duruşlara sahip olabiliriz ama ülkemizin ve milletimizin çıkarları söz konusu olduğunda birlikte hareket edebilme erdemini gösterebileceğimize inanıyorum. Türkiye'ye karşı eleştirilere verilecek en büyük cevabımız bu özgürlük tablosudur. Seçim sürecindeki rekabeti meydanlarda bırakan, sandıktan çıkan iradeye herkesin teslim olduğu bu güzel manzara geleceğimizin de en büyük teminatıdır. Artık şehrinizdeki herkesin belediye başkanı olarak görev yapacağınıza inanıyorum. Tüm Bakanlarımız taleplerinizle ilgili değerlendirme yapmak üzere bizimle beraber. İlgili politika kurulu üyelerimiz de buradadır. Burada ortaya koyduğumuz fotoğrafı çok önemli görüyorum. Milletimizin bizlerden istediği görüntünün bu olduğuna eminim.”

İstanbul BBB’indeki işçi çıkarılmaları ile ilgili olarak da “Biz İBB'de göreve geldiğimizde hak eden kimseye dokunmadık, yerinden aşından etmedik”, dedi.

Selahattin Demirtaş'tan HDP önünde eylem yapan annelere destek verdi

Cezaevinde tutuklu bulunan HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin Diyarbakır İl Binası önünde eylem yapan ailelere 12 Eylül 2019 tarihinde bir mesaj gönderdi. Demirtaş, "PKK’nin bu ailelerin çağrısına derhal cevap vermesini öncelikli olarak talep edelim" dedi.

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin Diyarbakır İl Binası önünde eylem yapan ailelere mesaj gönderdi. Demirtaş, “Annelerin bu beklentisinin, her türlü siyasi çıkar tartışmasının üstünde ayrı ve özel bir yerde tutulmasına özen gösterilmelidir” derken, "PKK’nin bu ailelerin çağrısına derhal cevap vermesini öncelikli olarak talep edelim" dedi.

Cezaevinden Mezopotamya Ajansı aracılığıyla mesaj gönderen Demirtaş, eylemin meşru olduğunu savundu. Demirtaş, “Her şeyden önce, bir annenin ve babanın kendi evladına kavuşma isteği ön koşulsuz, amasız ve ancaksız olarak haklı ve meşrudur. Her türlü niyet sorgulamasından azade bir şekilde saygıyla karşılanacak, son derece doğal bir istektir. Bir annenin yavrusuna kavuşmayı istememesi anormal, sıra dışı ve doğaya aykırı olurdu. Dolayısıyla annelerin bu beklentisinin, her türlü siyasi çıkar tartışmasının üstünde ayrı ve özel bir yerde tutulmasına özen gösterilmelidir” dedi.

"Hdp'nin çözüm arayışından kaçması söz konusu olamaz"

Ailelerin eylemiyle ilgili ortaya atılan, ailelerin yönlendirildiği, istismar edildiği, kullanıldığı gibi iddialara da değinen Demirtaş, “Elbette bunların hepsinin doğruluk payı vardır. Bunu anlamamak için saf olmak gerekir. Ancak yine de bunların hiçbiri, annelerin beklentisinin meşruluğuna ve haklılığına halel getirmez. Ailelerin sorumlu olarak HDP’yi göstermeleri de yanlış yerde oturma eylemi yapmaları da bu beklentiyi gölgelemez, haksız duruma düşürmez. Asıl sorumluluğun iktidarda olması, meselenin özünü ıskalamasını gerektirmez. Bazı annelerin HDP’ye yönelik haksız ithamlarda, eleştirilerde ve sitemlerde bulunmalarını da anlayışla ve serinkanlılıkla karşılamak zorundayız. Çocuklarının dağa gitmesinde veya kamu görevlilerinin alıkonulmasında HDP’nin en küçük bir sorumluluğu olmamasına rağmen bu tepkileri anlamaya çalışmalıyız. Çünkü bu insanlar, şu veya bu şekilde HDP’den yardım istiyorlar. Sorunun ortaya çıkmasında bir sorumluluğu yok diye HDP’nin çözüm arayışından kaçması söz konusu olamaz” dedi.

Demirtaş, sorunun çözümü için bazı önerilerde bulunarak şunları söyledi;

"1- PKK’nin bu ailelerin çağrısına derhal cevap vermesini öncelikli olarak talep edelim.

2- Çocukları dağda olan veya PKK’nin elinde olan kamu görevlilerinin ailelerinin evlatlarına sağ salim kavuşabilmelerinin en etkili, kalıcı ve ahlaki yolu barışı savunmak ve barışın sağlanması için bütün taraflara samimi çağrılar yaparak bunun siyasi, sosyo psikolojik ve toplumsal altyapısını bir an önce oluşturmaktır. Bu doğrultuda çabalarımızı yoğunlaştıralım.

3- Oturma eylemi yapan ailelerin çocuklarının veya aileleri oturma eyleminde olmayıp da PKK’nin elinde olan kamu görevlisi kişilerin sağ salim ailelerine kavuşması için hem TBMM içinden hem dışından katılımlarla acilen bir komisyon kurulabilir. Bu komisyonda HDP de yer alabilir. Sorunun çözümüne katkı sunmak isteyen herkesle ve her kesimle samimi bir ortaklaşmaya gidelim.

4- Geçmiş deneyimlerden de yola çıkarak, Öcalan’ın bu konulardaki etkisini ve samimiyetini değerlendirip devreye girmesini sağlayalım.

5- Bütün bunları bir siyasi partiyi büyütmek, ötekini küçültmek, berikini dışlamak için değil, 82 milyon Türkiye Cumhuriyeti yurttaşının huzuru, özgürlüğü, demokratik yaşamı, barışı için yapalım. Parti ayrımı gözetmeksizin el ele verelim, birlikte harekete geçelim."

HDP Kriz Masası Kurdu

Öte yandan, HDP Diyarbakır İl Örgütü eylemlerle ilgili kriz masası kurdu. Amerika'nın Sesi'nden Mahmut Bozarslan'a konuşan İl Başkanı Zeyyat Ceylan, "Vekillerimizin, eş başkanlarımızın, yönetimden arkadaşlarımızın içinde olduğu 24 saat bu süreci yöneten bir kriz masamız ve komisyonumuz var. Cumartesi, barış ve HDP önünde oturan anneler için bize düşen ne varsa yapmaya hazırız. Eğer Diyarbakır’da bir komisyon kurulacaksa, bu çocuklarla ilgili araştırma inceleme ya da bir pratik içine girilecekse, HDP olarak destek vermeye hazır olduğumuzu söylüyoruz. Ankara ya da meclis merkezli bir heyet talebi söz konusu olursa, biz merkezi düzeyde o çalışmanın içerisinde yer alabileceğimizi söylüyoruz” dedi.

MHP lideri Bahçeli’den yeni parti kurucularına eleştiri

MHP lideri Bahçeli, MHP muhabirleriyle bir araya geldi. Bahçeli, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularına şu yanıtları verdi:

Eski ve marazi siyasetçiler” ifadesini Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu için kullanan Bahçeli şunları söyledi: Programları ne olacak, tartışılabilir. Siyasi yelpazenin var ise kalmış ise neresinde yer alacaklar onlar da tartışılabilir. Ama şimdi bu konuların hepsi konuşulmuyor sadece bazı çevreler siyasi iktidarı yıpratmak maksadıyla bu yeni oluşumlardan bahsediyorlar amaç da cumhur ittifakını zor durumda bırakmak.

Her gün bakan mı değiştireceğiz?

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, 9 Temmuz 2018’de başlamıştır. Bir yılı da çok az bir süre aşmıştır. Böyle bir ortamda yeni bir sistemi yerleştirmek, kökleştirmek ve bununla ilgili uygulamaları hayata geçirmek için çaba sarf edileceği yerde, “Bakanlar Kurulu’nda şunlar değişsin” gündemini taşırsanız muhalefet unsurları olarak, siz de “Muhalefetin bu isteğine cevap veriyorum” der iseniz, iki yanlışı birlikte yaparsınız. İki yanlıştan da bir doğru çıkmaz. Bir: Daha hizmeti yeni kavrayan bakanları bir senede kaldırıp, atamazsınız. İkincisi böyle bir yola girdiğiniz vakit aynen Yeniçeri Ocağı gibi “İstemezük” derler. Hangi bakan bir şey söylemişse muhalefet “İstemezük” der. Ne yapacağız, her gün bakan mı değiştireceğiz? Onun için kararlı olmak lazım. iki yanlıştan bir doğru çıkmıyorsa, tek doğru üzerinde yürümekte yarar vardır. Bu kadar net. Ama bu bizim işimiz değil. Biz sözümüzü söylüyoruz. Buna karar verecek olan siyasi iktidardır. Yapar yapmaz onların bileceği iş. Bana göre yanlış olur.”

Bakanlardan hangilerini niye beğenmiyorsunuz? Herkes bir şey söylüyor. Kimisi damat kimisi bilmem nedir diyor. Bunlardan bakan değişir mi? ABD damatları nerede, İngiltere Başbakanı’nın kardeşi nerede? Orada olduğu zaman demokrasi dorukta, bizde olduğu zaman rezillikte... Böyle şey olur mu? Onun için sabırlı ve kalıcı olmak lazım. Eleştiriler varsa yapın. Eleştirilerden netice çıkartamıyorsa ve bunda da ısrarcı oluyorsa zaten sorumlu olan kişinin gereğini yapması lazım. Onun da gereğini yapacağı kanaatindeyim. Bunun gibi şeyleri biz parti yönetiminde yapıyoruz. Onun için şu şöyle olsun, bu böyle olsun demeyi yanlış buluyorum. Bir yönetim şekli vardır. Arar, inceler, bakar, ne yaparsa yapar. Günü saati geldiğinde de kararı millet verir. Ama CHP’den Faik Öztrak istedi diye bakan değiştirilecekse, biz hep beraber olarak toplanırız CHP’nin önünde, “Faik’i istemiyoruz” deriz. Ne yapacak Faik Öztrak?

Üniversite ve akademisyenlerin görevi nedir?

Türkiye’de birileri bir şeyler yapıyor, bunun farkında olmak lazım. Her gün bir kafenin önünde kavga çıkıyor. Cezaevinden çıkan bir kişi üniversiteli bir gençten para istiyor, şu kadar mahalledeki parkta, sokakta bir PKK militanı sokağa hâkim olarak arabasını park edenden “10 lira ver, vermezsen arabanı yırtarım, çizerim” derse ne olacak bu memleketin hali? Bu ciddi bir konudur. Bu ciddi konuyu bilimsel yönden ele alacaksınız. Üniversite ve ilgili kurumların görevi budur. Her gün televizyonlara çıkıp, “Yeni kurulacak parti şöyledir” diye dört avukat, iki profesörü gece gündüz kadrolu konuşmacı olarak seçeceğin yerde iki psikolog, sosyolog bul, bir şeyler yap. Bunu anlat. Olayı yaşıyor. Bir bakıyorsunuz şartlı salıverme... Adamı arabayla vurmuş öldürmüş. Bir çeki düzen verilmesi lazım. Fırsatı önümüze geliyor, 1 Ekim. 1 Ekim’de bu konular üzerinde durmak lazım, cezayı artırmak lazım. 1.5 yaşındaki çocuğu öldüren insanı, buna insan gözüyle nasıl bakacaksın ki, insan olduğu için insan haklarından yararlandıracak, idam olmadığı için adamı serbest bırakacaksın veya cezaevinde besleyeceksin. Artık toplumsal olarak bu konuda bir mutabakatımızın olması lazım. Yoksa yazık günah, her gün bir aile yıkılıyor. Her gün bir kadın hayatını kaybediyor.

12 Eylül 1980 Darbesinin üzerinden 39 yıl geçti

Türkiye demokrasi tarihinde kara bir leke olarak yerini alan 12 Eylül 1980 Darbesi 39 yıl önce bugün oldu. Darbe bildirisini dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren okudu. TBMM lağvedildi. Darbecilerden oluşan Milli Güvenlik Konseyi, bütün yetkileri ele aldı. Cumhuriyet tarihinin emir komuta zinciri içinde gerçekleştirilen son askeri darbesi, idam, kötü muamele ve insan hakları ihlalleriyle tarihe geçti.

Demokrasinin askıya alındığı süreçte 650 bin kişi gözaltına alındı, açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı, 7 binden fazla kişi için de idam cezası istendi. 517 kişi "ölüm cezasına" çarptırıldı. Necdet Adalı, Ahmet Kerse, Mustafa Pehlivanoğlu ile 17 yaşındaki Erdal Eren'in de aralarında bulunduğu 50 kişi idam edildi. 14 bin kişi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarıldı. Yaklaşık 100 bin kişi "örgüt üyesi olma" suçundan yargılandı. 30 bin kişi ise "sakıncalı" olduğu iddiasıyla işlerinden edildi.

Darbe kültür ve sanat hayatını da hedef aldı. Yaklaşık bin film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı. 4 bine yakın öğretmen ve yüzlerce üniversite görevlisinin işine son verildi. Onlarca gazeteci için de binlerce yıla varan hapis cezaları istendi.

Kısa kısa: CHP’li Muharrem İnce cumhurbaşkanı adayı olacağını belirtti. CHP’nin eski Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin sözlerine Ekrem İmamoğlu’nun seçim döneminde kampanya direktörlüğünü yapan Necati Özkan twitter’dan imalı bir yanıt verdi: "Dün dünde kaldı cancağzım. Artık mekanın yeni sahibi var." 

- İstanbul BBB’si tarafından ekmeğe, ulaşıma ve suya yapılan zamlar seçim vaatlerindeki afişler ve vaatler hatırlatılarak eleştirildi.

-Kaftancıoğlu’na verile cezayı eleştiren Yeni Şafak yazarı Özlem Albarak yazısının bir kısmı kesildi diyerek gazeteden ayrıldı. Peşi sıra Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan da benzer bir eleştiri yaptı.