Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Hong Kong Krizi ve Çözümü

Erkin EKREM
06 Eylül 2019 09:12

Hong Kong Özel İdare Bölgesi Başkanı Carrie Lam, 4 Eylül’de videolu mesajıyla üç aydan beri protestolara neden olan suçluları Çin’e geri iade yasa tasarının tamamen geri çekildiğini açıklamıştır. Söz konusu yasa tasarının 15 Haziran’da başkan Carrie Lam tarafından süresiz askıya alındığını duyurmuştu. Bu yasa taslağı 29 Mart’ta kamuoyuna açıklanmıştı. 3 Nisan’da da Hong Kong meclisinde ilk ve ikinci tartışmayı açacaktı. 12 Haziran’da yapılacak üçüncü tartışmadan sonra karar verilecekti. Hong Kong meclisinin 70 sandalyesinin 43’ü Çin yanlısı olmaları nedeniyle yasalaşmasının ihtimali yüksekti. Çin tarafı da buna güveniyordu. Suçluların Çin’e iade edilmesini kolaylaştıracak yasa tasarısına karşı ilk tepkiler de Mart ayında ortaya çıkmaya başlamış, Haziran ayında büyük protestolara dönmüş ve protestolar devem etmektedir.

Hong Kong’da her hangi birinin Çin’e iade edilmesinin yasal haline gelebileceği endişesi vardı, hem de Hong Kong Temel Yasası’na aykırı olan bu girişim bölgenin hukukun üstünlüğü, özgürlük ve özerklik statüsüne zarar verebileceği kuşkusu vardır. Bazı Hong Konglular söz konusu yasa tasarısının onaylanması durumunda Hong Kong’un özel yönetim statüsünün zedeleneceğini ve Çin’in diğer her hangi bir bölge yönetimine benzemesine yol açacağını düşünmeyi sürdürmektedir. Hong Kong özel yasasının Çin hukuk sistemine dâhil edilmesinden kaygılılardır. Bu nedenle Pekin’in daha fazla müdahalesine karşı Hong Kongluların en büyük direnişi göstermesi gerektiğini savunmaktadırlar. Bir dizi protesto faaliyetleri yaşandı ve tek bir günde 2 milyon (Hong Kong nüfusu 7 milyondan fazla) protestocunun katıldığı durumlar da olmuştur. Yasa tasarısına karşı çıkan sadece gençler ve öğrenciler değil, birçok kesimden ve faklı görüştekiler de iştirak etmiştir. Hong Kong Hükümeti ağır bir tepki ile karşı karşıya kalmıştır. Hong Kong polisi eylemcilerin liderlerinden biri olan Joshua Wong’u (22 yaşında) tutukladıktan sonra oluşan baskıya karşı Joshua Wong’u serbest bırakması yönetimin aktivistlere yönelik etkin siyaset sürdüremediğinin göstergesidir. Protestocuların ısrarlı direnmesi ve yönetimin taviz vermeme tutumu Hong Kong’daki sorunları çıkmaza götürmüştür. Yaşanan kriz Başkan Carrie Lam’ı de sıkıntıya sokmuştur. Carrie Lam önceki günde “eğer seçme şansım varsa tasarıdan vazgeçer, içten bir özür diler ve istifa ederim'” ifadesinin kullanmak zorunda kalmıştı. Gerçi bu ifade Carrie Lam tarafından yalanladıysa da, ses kaydı bunu ispat ediyor.

Başkan Carrie Lam’ın basına yaptığı açıklaması 13 haftadır Hong Kong sokaklarında gösteriler yapan protestocuların talebini yerine getireceği sinyalini vermiş olacaktır. Ancak eylemcilerin beş talebini karşılayamamaktadır. Eylemcilerin talepleri ise: 1. söz konusu tasarının geri çekilmesi; 2. Başkan Carrie Lam’in istifa etmesi; 3. yoğun polis şiddeti hakkında soruşturma başlatılması; 4. protestoların “isyan” olarak adlandırılmasına son verilmesi ve tutuklananların serbest bırakılması; 5. daha fazla demokratik özgürlük için siyasi reformların yeniden başlatılması. Başkan Carrie Lam’ın açıklaması diğer taleplere yönelik cevap niteliğindeydi.

Hong Kong polisinin protestoculara yönelik şiddet uygulama iddiasına karşı soruşturma açılması ve bunun için bağımsız bir komisyon kurulması talebine ilişkin ise Lam, böyle bir komisyona gerek olmadığı, hâlihazırda ilgili vakaları inceleyen ‘Bağımsız Polis Şikâyet Konseyi’ne dışardan iki yeni üye atanacağını belirtmiştir. Hong Kong’daki protestolar 12 Haziran’da hükümet tarafından “isyan” olarak nitelendirilmişti. 12 Ağustos’ta ise terör belirtisi olan şiddeti içeren eylem olarak Devlet Konseyi Hong Kong ve Makao İşleri Ofisin sözcüsü Yang Guang tarafından tanımlanmıştı. Başkan Lam, Hong Kong hükümeti tarafından yasal süreçte defalarca “isyan niteleme”si yapmadığını bir daha yenileyerek bu talebe cevap vermiş olacaktır. Tutuklu olan bütün göstericilerin koşulsuz olarak serbest bırakılma taleplerine karşı Başkan Lam, hukuk toplumunda “kabul edilemez” diye cevaplamıştı. Hong Kong Özel İdare Bölgesi Başkanı ve Yasama Meclisi üyeleri doğrudan Hong Kong halkı tarafından seçilmesi de genel bir taleptir. Başkan Lam’ın cevabı ise toplum hukuk temelinde “pragmatik bir tutum içinde” tartışması gerekir, aksi halde toplum daha çok bölünmüş hale gelecektir olmuştu.

Başkan Lam’ın bu açıklaması eylemcileri ve muhalefetleri tam ikna edememiştir. Yorumlara göre Lam’ın bu açıklaması eylemci ve Hong Kong’da yaşanan krizlere çözüm getiremeyecektir. Hong Kong’daki krizi yatıştırma ve toplumdaki Hong Konglu ile Pekin yanlısı Hong Kongluların arasındaki zıtlaşmayı kaldırabilecek gibi gözükmemektedir. Hong Kong’da yaşanan eylemler, bir yandan Çin’in Hong Kong yönetim üzerindeki etkisini zedelenmekte, diğer yandan ise Çin’in dünya stratejisini de olumsuz etkilemektedir. Hong Kong sorunu çözülemediği veya çözümsüz sürece bırakıldığı takdirde bölge Çin için dünyaya açılan bir kapı değil, Çin’in siyasî, ekonomi ve finansal alanında bir yük olacaktır. Hong Kong krizi Bir Devlette İki Sistem politikası ile Tayvan’ı Çin’e katmak isteyen Pekin hükümeti için de olumsuz bir örnek olmuştur. Hong Kong krizi komşusu olan Shenzhen bölgesi ve tarihsel ve kültürel yakın ilişkileri olan Guangdong eyaletine de etkileyebilir. Bu durum gerçekleştiğinde Pekin merkezi yönetimin iç siyasî çatışmasını da yaratabilir, merkezi yönetimin etkisiz kalmasına neden olur ve bunun tetikleyici sebebi Hong Kong sorunu olabilir.

Bu senaryoya karşı birkaç çözüm bulunmaktadır: 1. Hong Konglu eylemcilerin taleplerini yerine getirmekle 2047 yılına kadar yönetim işlerini Hong Konglu ve kendileri seçmiş yönetime bırakmasıdır. 2. Sorunu sürüncemede bırakması ve gizli kapalı girişimlerle eylemci ve liderleri ikna, tehdit ve kandırma yoluna gitmesidir. 3. Tiananmen olaylarda olduğu gibi askerî gibi güvenlik güçlerle eylemcilere karşı koymak ve kökten çözüm getirmesidir.