Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Haftanın Medya ve Sivil Toplum Değerlendirmesi (12-18 Ekim 2020)

Bu değerlendirme son bir hafta içinde yerli ve yabancı basında dikkat çeken haberlerin değerlendirmesini kapsamaktadır.
SDE Editör
19 Ekim 2020 14:22

AZERBAYCAN-ERMENİSTAN SAVAŞI VE TÜRKİYE’NİN DİK DURUŞU

(Turktime Haber Portalı Analiz)

Türkiye’nin geri adım atmayıp kardeşliğin gereğini yerine getirircesine Azerbaycan’ın yanında dimdik durması ve yetkililerce Ermenistan’a verilen sert mesajlar bir gerçeği daha gösterdi: Türkiye, dosta güven, düşmana korku veren bir ülkedir.

On yıllardır Türkiye’de bazı çevrelerin “paranoya” olarak göstermeye çalıştığı bir şey vardır.

O da Türkiye’nin neredeyse dört bir yanının düşmanla çevrildiği... Bazı ders kitaplarına da girmiş olan bu gerçekle alay eder durur bazı çevreler.

Ancak arada bir yoklayan bu düşmanlar, yukarıdaki gerçeği bir kez daha hatırlatır bize. Yunanistan’ın tahrikleri ve bu tahriklere verdiğimiz haklı tepkiler batı dünyasında bizim aleyhimize bir koz olarak tutulur.

Veya KKTC meselesinde olduğu gibi Rum kesiminin kışkırtıcı tavrına karşı geliştirilen hamleler, Rumların/Yunanların “ağabeyleri” olan Avrupa ve ABD tarafından parmak sallama aracına dönüştürülür.

Türkiye’nin bir kıskaca alınmaya çalışıldığı ya görmezden gelinir ya da daha kötüsü “saklanır”.

Hükümetlerden bağımsız olarak söylenebilecek bir şeydir bu durum. Hangi görüşten olursa olsun tüm hükümetlerimizde batının bu tavrı değişmez.

BU YAZ BATIYI ÇOK RAHATSIZ ETTİK!

Bu yaz Türkiye’nin yaptığı birçok şey emperyalist batının hiç hoşuna gitmedi!

Örneğin sismik araştırma gemimiz Oruç Reis’in Doğu Akdeniz'deki araştırma faaliyetleri batıyı rahatsız etti.

Ya da Karadeniz’de bulunan doğalgaz…

Güçlü bir Türkiye’yi her zaman kendileri için tehdit olarak gördüler. Bu Atatürk döneminde de böyleydi, Demokrat Parti döneminde de böyleydi, Ecevit döneminde de böyleydi, Özal döneminde ve günümüzde de böyle.

Batı, piyonu konumundaki ülkeler aracılığıyla her zaman Türkiye’nin büyük işlere kalkışmasını engellemek ve oyalamak için çabaladı/çabalıyor.

GÖZDAĞI VERMEK!

Peki, başka neler oldu bu yaz?

Mesela İtalya ve Fransa, Yunanistan ile Doğu Akdeniz’de ortak deniz tatbikatı yaptı!

Mesela Temmuz ayında Rusya ile Ermenistan da ortak askeri tatbikat yaptı!

Askeri tatbikatların asıl amacı orduları her duruma hazır tutmak, diri tutmak değildir sadece. Bunlar kadar mühim bir başka amacı daha vardır askeri tatbikatların: Gözdağı vermek!

Ağustos ayında Rusya ile Ermenistan’a cevap niteliğinde Türkiye – Azerbaycan ortak askeri tatbikatı yapıldı. İki ülkenin kardeşliğinin tüm dünyaya gösterilmesi açısından askeri, manevi ve siyasi bir değer taşıyordu bu tatbikat.

Son birkaç günkü gelişmelerden anlaşıldığı kadarıyla bu tatbikat oldukça rahatsız etmiş batı dünyasını. Piyonları olan Ermenistan aracılığıyla harekete geçen batı emperyalizmi, sivil Azeri kardeşlerimizi hedef aldı.

DOSTA GÜVEN, DÜŞMANA KORKU

Türkiye’nin her dönemde kardeş olarak gördüğü Azerbaycan’a yapılan bu kışkırtıcı saldırı aslında Türkiye’ye bir mesaj niteliği de taşıyor. “Sen her şeye karışma” demenin, parmak sallamanın bir yolu!

Ancak beklemedikleri sertlikte ve büyüklükte bir tokatla karşılaşan Ermenistan, işgal altında tuttuğu Azeri topraklarından sökülüp atılmaya başlandı. Batı şaşkın!

Türkiye’nin de geri adım atmayıp kardeşliğin gereğini yerine getirircesine Azerbaycan’ın yanında dimdik durması ve yetkililerce Ermenistan’a verilen sert mesajlar bir gerçeği daha gösterdi: Türkiye, dosta güven, düşmana korku veren bir ülkedir’’

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İbn Haldun Üniversitesi Külliyesi açılış töreninde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından başlıklar şöyle:

"Yaşadığımız her hadise geçmişi anlamadan geleceği kavramanın mümkün olmadığını tekrar tekrar anlatıyor.

İki asırdır kendimize yol ve yön bulmaya çalışıyoruz. Fikri bir buhranın içinde çırpınıyoruz.

Fikri iktidar yolu zor ve zahmetli bir süreçtir. Şahsen bu konuda kendimi mahzun hissediyorum. Samimi bir muhasebe ile geçtiğimiz 18 yılda her alanda tarihi eserlere ve hizmetlere imza attığımı ama eğitim ve öğretimde, kültürde arzu ettiğimiz ilerlemeyi sağlayamadığımızı düşünüyorum. Medyamız en modern alt yapıya sahip ama bizim sesimizi ve nefesimizi yansıtmıyor.

Bize lazım olan ilhamını gelenekten alan yenilikçiliktir.

Dünyanın teknolojide, kültürde, sanatta geldiği yeri toptan reddecek kadar gerçeklerden kopuk değiliz. Tek vazgeçilmezimiz inancımızın naslarıdır.  Ne milletimizin inancımızın birikimine sırtımızı döneceğiz ne de modern insanlığın sunduğu imkânlara.

Esasen insanoğlu kendisini sürekli yenileyen bir varlıktır. Bunun için de sürekli yeni peygamberlerle hakka davet edilmişlerdir.  Geleceğe bırakacağımız en kıymetli mirasın fikri bakımdan üretken nitelikle insan olduğu inancıyla bu doğrultuda var gücümüzle çalışmayı sürdüreceğiz. Türkiye kuru kuruya batıcılık saplantısı yanında pek çok sapkın ideoloji ve akımın zehrine de maruz kalmış bir ülkedir.

Yapmamız gereken kendi medeniyet birikimimize uygun nesiller yetiştirmektir.  Ülkemizin geçmişten bugüne eğitim öğretim sistemi çocuklarımıza sadece maddi bilgi yükleme üzerine kuruludur.  Medyanın etkisiyle aile dahil geleneksel eğitim öğretim yapılarının gücü azalırken yerine daha iyisi konulamamıştır.

Önceliğimizi aileden başlayarak eğitim öğretim hayatları boyunca evlatlarımızı hakkıyla yetiştirmek olarak değiştirmemiz şarttır.Topyekûn bir eğitim öğretim reformu yapmamız gerekiyor’’

BBC NEWS ANALİZ

(Derın Ingıltere çok yakından takıp edıyorsa muhakkak arka planda bazı senaryolar vardır)

Sincar Anlaşması: Bağdat ve Erbil'in imzaladığı anlaşma neler öngörüyor ve uygulanabilir mi?

Şahab Farhan, Ağustos 2014'te, IŞİD Sincar'a girdiğinde 19 yaşındaydı.

Liseyi bitirdikten sonra ailesinin maddi durumu sebebiyle üniversiteye gidememişti, henüz gelecekle ilgili planlarını yaparken IŞİD bölgenin kontrolünü ele aldı. Kendisi gibi Ezidi olan bazı arkadaşlarını, akrabalarını kaçırdı, bazılarını öldürdü. Farhan, annesi, erkek ve kız kardeşleriyle birlikte Türkiye'ye kaçmayı başardı.

Bazı akrabaları Sincar'daki köylerine dönmek isterken o, "çok fazla kötü anısı olan" evine dönmeyi hiç istemedi.

Bu sırada birçok farklı silahlı grubun kontrolü ele aldığı Sincar, 2015 sonuna kadar süren IŞİD karşıtı operasyonlarda büyük oranda yakılıp yıkılmıştı.

Altı yıl sonra ilk kez, 9 Ekim 2020'de Bağdat'taki Irak Federal Hükümeti ve Erbil'deki Kürdistan Bölgesel Hükümeti, Sincar'ın güvenliğini sağlamak ve bölgeyi yeniden inşa etmek için bir anlaşma imzaladı.

Böylece Sincar'dan göç eden on binlerce kişinin geri dönmesi hedefleniyor.

Ancak Şahab, anlaşmaya şüpheyle yaklaşıyor ve "Ne olursa olsun Irak topraklarından içeri adımımı atmak istemiyorum" diyor.

Anlaşma gerçekten uygulanabilir mi, Sincar'dan kaçan Ezidiler bir gün evlerine geri dönebilir mi? Anlaşmanın Iraklı taraflarına ve bu süreçte dolaylı da olsa rol oynayan ABD'li ve Türk yetkililere sorduk.

Anlaşma maddeleri:

Yönetim

  • Bağımsız, profesyonel, dürüst ve anayasa ve yargı sistemlerine göre hareket edecek bir kaymakam seçilecek.
  • Kaymakamın atanmasından sonra yönetimdeki diğer pozisyonlar için atamalar, iki tarafın birlikte oluşturacağı komisyon tarafından, yine profesyonellik, dürüstlük ve bölgenin sosyal yapısı dikkate alınarak yapılacak.

Güvenlik

  • Federal polis, Ulusal Güvenlik ve İstihbarat birimlerinden başka hiçbir silahlı oluşum, bölgedeki güvenlikten sorumlu olamayacak. Diğer tüm silahlı gruplar Sincar'dan dışarı çıkartılacak
  • Sincar'da İç Güvenlik Kuvvetleri için 2500 kişi işe alınacak, bölgedeki güvenlik güçlendirilecek. Bu birime Sincar'dan kaçan ve kamplarda kalanlardan da adil bir şekilde alım yapılacak.
  • Kürdistan İşçi Partisi'nin (PKK) Sincar ve çevresindeki varlığına son verilecek. Örgütün ve uzantılarının bölgede herhangi bir rol oynaması engellenecek.

Yeniden yapılanma

  • Bağdat'taki federal hükümet ve Erbil'deki bölgesel hükümet arasında oluşturulacak bir ortak komisyon, Ninova eyalet yönetimiyle işbirliği içinde bölgenin yeniden inşası için çalışacak. Bu komisyonun yetkileri ve sorumluluklarının detayları, federal hükümet ve bölgesel hükümetin başbakanları tarafından belirlenecek.
  • Yönetim ve güvenlik başlıkları altında karar verilen hususları denetlemek için de, anlaşmaya dahil olan iki taraf arasında ortak komite oluşturulacak.

'PKK bölgeden çıkarılacak, yeni kaymakam seçilecek, bölge yeniden inşa edilecek'

Anlaşmayla Sincar'daki "PKK dahil" mevcut silahlı grupların çekilmesi öngörülüyor. Ardından Erbil ve Bağdat hükümetlerinin oluşturacakları komisyonlar hem yeni güvenlik birimi hem de yöneticileri belirleyecek.

Ancak bölgede 2015'ten bu yana var olan PKK bağlantılı Sincar Savunma Birlikleri'nin (YBŞ) en büyük destekçisi, Irak ordusunun bir parçası ve Irak siyasetinde büyük etkisi olan Haşdi Şabi örgütü.

Kendisi de bölgede silahlı gücünü bulunduran Haşdi Şabi'nin, yıllardır maaş ödediği YBŞ'nin varlığına son verilmesini kabul etmesi ve buradan çekilmesi mümkün mü?

'Erbil ve Bağdat'ın yakınlaşmasına yardımcı olacak'

BBC Türkçe'ye konuşan Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani'nin dış politika danışmanı Falah Mustafa, anlaşmanın uygulanmasıyla ilgili sorularımıza "sadece imzalanmış olması bile umut vaat eden bir gelişme" diyerek yanıt veriyor:

"Bu anlaşmada önemli olan Erbil ve Bağdat'ın bölgenin nasıl toparlanıp idare edileceği üzerinde anlaşmaya varabilmiş olduğundan emin olmamız. Anlaşma Erbil ve Bağdat'ın birlikte çalışarak yakınlaşmasına yardımcı olacak."

İki hükümetin komisyonların oluşturulması üzerinde çalışmaya başlayıp başlamadığını sorduğumuz Mustafa, "Erbil, Bağdat ve Ninova Valiliği, anlaşmanın gerçekleşmesi için adım adım çalışacaklar." yanıtını verdi:

"Şu anda Erbil, Bağdat ve Ninova Valiliği'nin iyi niyet göstermiş olmasına odaklanalım. Anlaşmanın uygulamasının ne kadar zor olacağını düşünmek bizi ilerleme kaydetmeye çalışmaktan alıkoymamalı. Burada Ezidi halkının çıkarları her şeyin üzerinde tutulmalı."

IKBY Başbakanı Mesrur Barzani de, anlaşmanın "Bağdat ve Erbil'in birlikte çalışabileceğinin bir örneği olduğunu" söyledi ve diğer ihtilaflı bölgelere de bu olumlu gelişmenin yansımasını umduğunu belirtti.

BBC Türkçe'ye konuşan Irak'ın Türkiye Büyükelçisi Hasan Cenabi de, Falah Mustafa'yla aynı şekilde, anlaşmanın "umut verici bir gelişme" olduğunu söyledi:

"Bu Sincar halkının yararına olacak ve umut vaat eden bir anlaşma. Anlaşmayla ülkemizin güvenliği sağlanacak."

PKK'nın çekilmesi öngörüsü gerçekçi mi?

YBŞ üyeleri Nisan 2016'da Abdullah Öcalan'ın doğum gününde gösteri düzenledi

ABD Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu İşleri Başkanı Yardımcısı Joey Hood, Ağustos ayı sonunda, henüz anlaşma için görüşmeler sürerken, Sincar'ın aslında Bağdat ve Ankara arasındaki "PKK operasyonları sorununun çözülmesi için ilk adım olduğunu" açıklamıştı:

"IKBY, Bağdat hükümeti ve Türkiye, ABD'nin desteğiyle birlikte çalışmaya başlarsa, belki Sincar gibi bir yerin PKK dahil tüm milislerden temizlendiğini görebiliriz. O zaman Ezidilerin kabul edeceği sivil bir yönetim gelebilir. Böylece göç etmiş olanlar da evlerine dönebilir."

Joey Hood (ortada) ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile birlikte Bağdat'ta, 2019

Şahab Farhan da, Sincar'a neden dönmek istemediğini açıklarken, bölgedeki farklı silahlı grupların varlığını hatırlatıyor:

"Amcam şu an Sincar'da. Hayat orada çok zor. Hava soğudu, ısınamıyorlar. Paraları yok. Orada bir sürü farklı silahlı grup var. Hepsi kendi çıkarı için çalışıyor, kendine yakın insanlarla işbirliği yapıyorlar. Orada Sincar halkını korumak için bulunduğundan emin olduğumuz tek bir silahlı grup yok. Hiçbirine güvenmiyoruz. Irak hükümetinin bizi korumak için yapması gereken şey, hiçbir gruba çalışmayan Sincarlılara silah verip onları güvenlik gücü yapmaktır. Sadece o insanlar Sincarlılara yardım etmek ister."

Ancak bunun ne kadar uygulanabilir olduğu henüz bilinmiyor.

'Çok fazla iyi niyet ve güven artırıcı çaba gösterilerek gerçekleştirilebilir'

PKK birliklerine Irak Ordusu'nun bir parçası olan Haşdi Şabi'nin maaş ödediğine dair açıklamalar olduğunu; bu şartlar altında anlaşmayı uygulamanın mümkün olup olmadığını sorduğumuz Irak'ın Ankara Büyükelçisi Cenabi, anlaşmanın "çok fazla çabayla gerçekleştirilebilir" olduğu görüşünde:

"Tabii bunun için tarafların çok fazla iyi niyet ve güven artırıcı çaba göstermesi gerekiyor. Ama nihayetinde hem Sincar hem de çevresindeki bölge yabancı güçlerden tamamen arındırılmalı."

IKBY'den Falah Mustafa'ya göre de, birçok konuda uzlaşmazlık yaşayan iki hükümetin birlikte çalışabilmesi için Sincar, test niteliğinde olacak. PKK'nın çekilmesi ve ortak komisyonlar oluşturulurken ne kadar iyi niyet gösterileceği, bundan sonraki süreçte belirleyici olacak.

Türkiye, Sincar'da PKK'ya yönelik operasyonlar düzenliyor. Bağdat ve Erbil, bunun "Irak'ın egemenlik haklarının ihlâli olduğunu" savunuyor.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yetkili, BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlarken "Sahada nasıl uygulanacağını görmek lazım. PKK'nın tasfiye edileceği iddia ediliyor. Gerektiği takdirde bu konuda işbirliğine de açık olduğumuzu Iraklı muhataplara yineliyoruz" dedi ve ekledi:

"Mustafa Kazimi hükümetinin iradesiyle bağlantılı bir konu. Kendisi de Haşdi Şabi üzerinden PKK'nın komutasında olduğu YBŞ yapılanmasının para aldığını biliyor ve bunu kesmeyi öngörüyor. Tabii bu Irak'ın iç dengeleriyle alakalı."

Türk diplomat, Haşdi Şabi'nin "yekpare bir yapı olmadığına" dikkat çekiyor ve "Irak milliyetçiliğini önde tutan tarafların da örgüt içinde var olduğunu" hatırlatıyor:

"Bu dengeler içerisinde Kazimi'nin ne kadar hareket alanı bulabileceğini ve anlaşmada öngörülen hususları ne derecede hayata geçireceğini hep beraber izleyeceğiz."

Ankara: Kandil'den gelen dağ kadrosu ve PKK unsurlarının ayrıştırılması lazım

Ankara için operasyonların durması, ancak Kandil ve Suriye'den gelen PKK'lıların varlığına son verilmesi halinde mümkün:

"Türkiye açısından en kritik konu PKK'nın bölgeden temizlenmesi. Anlaşmada PKK öne çıkarılıyor ve o bizim açımızdan kilit önem taşıyor.

"PKK orada olduğu sürece Irak'ın egemenliğinden bahsetmek mümkün değil. Nihayet Kazimi hükümetinin de bu gerçeğin farkına varmış olduğu gözüküyor. Sincar'la başladı bu durum. Ama bunun Mahmur, Kandil boyutu var. Operasyonlar sürecek. Sincar'daki gelişmelere bakacağız. Bu diğer bölgeleri de kapsayacak mı, göreceğiz."

Türk Silahlı Kuvvetleri, Sincar'da düzenlediği operasyonların görüntülerini de paylaşıyor

ABD'li dışişleri yetkilisi Joey Hood'un, anlaşmayla birlikte Türkiye'nin operasyonlarıyla ilgili anlaşmazlığın son bulabileceğine yönelik sözlerine ise Türk diplomat, şu yanıtı veriyor:

"Irak'ta PKK'yla mücadelede bu yaklaşımı gösterirken Suriye'de PKK'nın kolu YPG'yle ilişkisini biliyoruz. Sürekli bir geçişkenlik var Kandil, Mahmur, Sincar ve Suriye'de YPG arasında.

"Esas orada Kandil'den gelen bir PKK kadrosu var. Bunların ayrıştırılması gerekecek. Dağ kadrosunun tasfiyesi nasıl olur, bunu Irak hükümetinin icraata dökmesi gerek."

Türkiye'deki Ezidilerin 'Peşmerge kaygısı'

Şahab Farhan, anlaşmanın detaylarının henüz bilinmediğini, ancak uygulansa bile oluşturulacak ortak güvenlik biriminde Peşmerge'nin de olması durumunda evine geri dönmeyeceğini söylüyor.

Çünkü bahsettiği kötü anılarından biri de, Peşmerge'nin onları bırakıp kaçması:

"Bu anlaşmayla birlikte Peşmerge Sincar'a giderse, biz geri dönmeyiz. IŞİD 2014'te gelip bize saldırırken, biz daha köyden dışarı adımımızı atamadan bizi bırakıp kaçtılar, bir başımıza kaldık. Irak hükümetinin ordusu bizi korumaya gelirse, ona daha çok güveniriz."

Anlaşma her ne kadar federal polis ve ordunun bölgede var olacağını söylese de, Ezidiler endişeli.

2014'te Sincar'dan kaçan ve şu an 15 kişilik geniş ailesiyle birlikte Midyat'ta yaşayan İlyas da, aynı kaygıyı paylaşıyor:

"Ailemden ölenler oldu, hâlâ IŞİD'in elinde olanlar var. Peşmerge o gün bizi korumadığı için ona yine güvenemeyiz, geri dönmeyiz. Zaten oralar yakılıp yıkıldı, şartlar çok kötü. Bunların düzeleceğine inanmıyoruz."

Farhan'ın tek kaygısı ise Peşmerge değil:

"Anlaşmayı uygulamaya koyabileceklerini düşünmüyorum. Keşke uygulansa ve halkımız için en iyisi yapılsa. Evlerine geri dönmek isteyen birçok Ezidi tanıyorum. Ben ne olursa olsun geri dönmek istemiyorum. 2013'te liseden mezun oldum ve çok istediğim halde üniversiteye bile gidemedim. Hayat şartları çok zordu. O tarihten sonra çok çok daha kötüye gitti, benim yaşamak isteyeceğim kadar düzeleceğini sanmıyorum şartların."

Yeniden yapılandırma çalışmalarında Türkiye'nin rolü olacak mı?

2017'de Haşdi Şabi bölgeye girdikten sonra atanan Kaymakam Mahma Halil, "Ezidiler eve dönmüyor çünkü hem güvenlik hem de temel hizmetler, hükümet desteği olmadığı için eksik" yorumu yapıyor.

Türk diplomatik yetkili de, ilk aşamada güvenliğin sağlanmasının ardından, bunu kalıcı hale getirmek için asıl önemli olanın bölgenin yeniden inşası olduğunu söylüyor:

"Mühim olan Ezidilerin güvenli şekilde yerlerinde geri dönmelerini sağlayacak sosyal ve ekonomik sistemi oturtmak. Aksi takdirde, işsiz olan halk mecburen milis kuvvetlerin kontrolüne giriyor ve onların verdiği maaşlara muhtaç kalıyor. Biz yeniden imar konusunda rol oynayabilirsek Ezidiler güvenli şekilde yurtlarına dönebilirler. Türkiye bu anlamda rol oynayabilir."

Musul'dan Türkiye sınırına demiryolu, karayolu, Musul havaalanı projelerinin Ankara'nın gündeminde olduğunu hatırlatan yetkili, "Ekonomik kalkınma radikal unsurlar için en önemli panzehirdir" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin girişimlerine Erbil de Bağdat da olumlu yaklaşıyor.

Falah Mustafa, Türkiye'nin yaklaşımı için "Sincar dahil tüm yıkıma uğramış bölgelerde uluslararası toplumun desteğine ihtiyacımız var" dedi.

Büyükelçi Cenabi de, "Türkiye'nin Irak'ın yeniden inşasına gösterdiği ilgi bizim için çok önemli. Bu amaç uğruna Türkiye 5 milyar dolar taahhütte bulundu. Irak bakış açısıyla konuşacak olursam; iki ülkenin bu finansal kapasiteyi kullanarak hayati projeleri uygulamaya geçirme konusunda uzlaşması çok önemli bir gelişme." yanıtını verdi.

Anlaşmayla özellikle Duhok'taki kamplarda kalan Sincarlıların evlerine geri dönmesi hedefleniyor

Sincar'da ne olmuştu?

2014'te IŞİD'in bölgeyi ele geçirmesi sırasında on binlerce Ezidi zor şartlarda köylerinden kaçıp IKBY yönetimindeki bölgelere veya Türkiye'ye kaçarken, yaklaşık 5 bin Ezidi IŞİD tarafından öldürülmüş ve binlerce kadın ve çocuk da rehin alınmıştı.

Bölgede daha önce Ezidilerle birlikte Sünni ve Şii Müslümanlar ile Hristiyanlar da yaşıyordu.

IKBY'nin silahlı gücü olan Peşmerge'nin IŞİD'in gelişiyle birlikte terk ettiği bölge, ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonun yine Peşmerge'yle birlikte yürüttüğü IŞİD karşıtı operasyonlar sonrası, Kasım 2015'te IŞİD'den temizlenmişti.

O tarihten bu yana 200 binin üzerinde Ezidi, IKBY sınırları içinde kalan Duhok'taki kamplarda kalıyor.

On binlerce Ezidi ise Türkiye veya kaçtıkları diğer bölgelerden Avrupa ülkelerine veya Avustralya'ya mülteci olarak gitti.

Sincar'dan kaçanların küçük bir kısmı geri dönerek evlerini yeniden inşa etmeye başladı

Anlaşmada vurgulanan Ezidiler ise ülke içinde yer değiştirmiş olanlar, yani Duhok'taki kamplarda kalanlar.

2015'te, yaklaşık 8 yıldır var olan Sincar Direniş Birlikleri'ne (YBŞ) destek olmak üzere Suriye'de güçlenen Halk Savunma Birlikleri (YPG) üyeleri Sincar'a da gitti.

2017 sonunda IKBY'nin Bağdat'ın onayı olmadan düzenlediği bağımsızlık referandumu sonrası Irak Federal Ordusu ve İran destekli Haşdi Şabi birlikleri, Peşmerge'nin kontrolündeki birçok ihtilaflı bölgede olduğu Sincar'da da hakimiyeti ele aldı.

O dönemden bu yana Haşdi Şabi'yle YBŞ'nin birlikte çalıştığı belirtiliyor.

YBŞ'yi de YPG gibi PKK'nın bir kolu olarak kabul eden Türkiye, zaman zaman Sincar'da PKK'ya yönelik olduğunu duyurduğu operasyonlar‘’