Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Haftanın Medya ve STK Değerlendirmesi (7 Ekim-13 Ekim 2019)

Bu değerlendirme son bir hafta içinde yerli ve yabancı basında dikkat çeken medya ve sivil toplum alanındaki haberlerin değerlendirmesini kapsamaktadır.
SDE Editör
14 Ekim 2019 16:17

YÜZ YILIN JEOPOLİTİK HAMLESİ: BARIŞ PINARI HAREKÂTI

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Kuzey Suriye’de Milli Ordu ile birlikte Batı’nın Kukla terör örgütü PKK-YPG’yi işgal ettiği bölgelerden temizlemek üzere başlattığı Barış Pınarı Harekâtı devam ediyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri bu harekâta uzun süredir hazırlandı, yeni silahlar dâhil önemli yığınak yapıldı ve hem ordu, hem kamuoyu psikolojik olarak bu harek. Örneğin aylardır Irak’ın Suriye ve Türkiye sınır bölgesinin  Pençe harekatıyla baskı altına alınması bu planlamanın parçasıydı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir süredir Suriye sınırında PKK-YPG ‘nin kökünü kazımak üzere bir strateji oluşturmuştu. Konuyu AKParti’nin 5 Ekim'deki 29. istişare toplantısında bir kere daha gündeme getirerek "Amacımız Fırat'ın doğusun da barış pınarlarıyla sulamaktır. Bu bölgede 2 milyon kişiyi iskân etmeyi planlıyoruz" dedi ve ekledi:

"Ülkemizi terör örgütünden uzak tutmak için sürekli yüzümüze gülenlere diyoruz ki artık söz bitti. Hazırlıklarımızı yaptık, harekât planlarımızı tamamladık, gereken talimatları verdik. Kararı verilen ve süreci başlamış olan barış pınarlarının önünü açma ihtimali belki bugün belki yarın denecek kadar yakındır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan,  ABD Başkanı Donald Trump'la telefon görüşmesinde de Suriye'ye harekâtın başlatılacağını söyledi. Trump, 'Ben askerlerimle de görüşeceğim ve size döneceğim' dedi.".Bu görüşmenin ardından Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, "Türkiye yakında kuzey Suriye'ye uzun zamandır planladığı operasyon için harekete geçecek. ABD Silahlı Kuvvetler, bu operasyonu desteklemeyecek ya da dâhil olmayacak, Amerikan güçleri bu bölgede daha fazla yer almayacak" ifadeleri yer aldı.

Başkomutan Recep Tayyip Erdoğan’ın emriyle, TSK 9 Ekim Çarşamba günü Türk savaş uçakları ve havan toplarıyla Suriye'nin kuzeyini bombalamaya başladı. Harekâtın ismi, Erdoğan'ın Cumartesi günü kullandığı "barış pınarlarıyla sulamak" ifadesinin ardından sosyal medyada konuşulduğu üzere Barış Pınarı olarak belirlendi.

Türkiye sınırında güvenli bölge

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütü PKK- YPG' nin sınırlarda bir güvenlik tehdidi oluşturduğunu, sınırdan 30 kilometre içeri uzanan bir alanda kurulacak güvenli bölge ile hem Türkiye'ye havan topu atışlarının sonlanacağını hem de Türkiye'de bulunan milyonlarca Suriyeli sığınmacının bu bölgede inşa edilecek konutlara yerleşeceğini sık sık belirtiyordu.

Erdoğan planını 5 Eylül'de şöyle anlatmıştı "Yani 250 metrekarelik, yerel mimarisiyle onlara konutlar yapsak, 300 metrekare olabilir. Bir de çevresinde ufak 100 - 150 metrekare bahçesi olsa, onu da ekip biçse bu insanlar. Hiç olmazsa hazır balık değil, balık tutmayı orada öğrenmiş olur. Bunu yapalım’’

Erdoğan, harekâtın başlamasının ardından 10 Ekim'de yaptığı konuşmada bu yerleşim yerlerinin inşasını uluslararası toplumun vereceği fonlarla yapmak istediklerini söyledi.

Harekâtın devam ettiği saha

Mardin'in ilçesi olan Nusaybin'in karşısındaki Kamışlı, Şanlıurfa'nın ilçeleri olan Ceylanpınar'ın karşısındaki Rasulayn ve Akçakale'nin karşısındaki Tel Abyad TSK tarafından çerçeveye kondu.

TSK ve Milli Ordu'nun sınırdan ilk geçiş yaptığı bölgeler ise Rasulayn ve Tel Abyad'ın etrafındaki köyler oldu. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, harekât ile başlangıçta Rasulayn ve Tel Abyad arasındaki 120 kilometrelik bölgede, 30 kilometre derinliğinde bir güvenli bölge oluşturmayı hedeflediklerini açıkladı. Çavuşoğlu, bunun ardından güvenli bölgenin tüm sınırı kaplayacak şekilde genişletileceğini söyledi.

MSB duyurdu: Rasulayn kontrol altına alındı

12 Eki 2019 günü, Milli Savunma Bakanlığı, "Barış Pınarı Harekâtı kapsamında devam eden başarılı operasyonlar neticesinde Fırat'ın doğusundaki Rasulayn meskûn mahali kontrol altına alındı." açıklamasında bulundu.

Barış Pınarı Harekâtı kapsamında devam eden başarılı operasyonlar neticesinde Fırat'ın doğusundaki Rasulayn meskun mahalinin kontrol altına alındığı bildirildi. 

ERDOĞAN’DAN MERKEL’E SERT TEPKİ 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Barış Pınarı Harekâtı ile ilgili skandal çağrısına sert cevap verdi.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak, Suriye’yi görüştü. Almanya Federal Hükümet Basın ve Bilgi Ofisi, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in bugün Cumhurbaşkanı’nın talebi üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı aradığını açıkladı. Görüşmede Barış Pınarı Harekâtı ve kuzeydoğu Suriye’deki son durum ele alındı. Merkel, askeri operasyona derhal son verilmesini istedi. Görüşmede ayrıca Suriye’nin İdlib ilindeki son durum ve Doğu Akdeniz’de gaz arama sondaj çalışmaları da ele alındı. 

ERDOĞAN, GAZETECİLERE MERKEL’E VERDİĞİ YANITI AKTARDI

Cumhurbaşkanı Erdoğan gazetecilerle yaptığı toplantıda Merkel’e verdiği cevabı aktardı.

Erdoğan, “Dün Alman parlamentosunda Dışişleri Bakanı bir konuşma yapıyor ve ‘Türkiye’ye silah satışını durduracağız’ diyor. Az önce ben Şansölye Merkel’e de söyledim. ‘Dışişleri Bakanınız bu ifadeleri kullanıyor, nasıl izah edeceksiniz’ dedim. ‘Bana bir şeyi izah edin, biz sizinle NATO’da müttefik miyiz? Değil miyiz? Yoksa terör örgütünü NATO’ya aldınız da benim haberim mi yok’ dedim. Böyle garip bir yaklaşım olabilir mi? Siz bizden mi yoksa terör örgütünden mi yanasınız. Bir taraftan oturuyoruz, kalkıyoruz. Dünyanın değişik yerlerinden ‘terörle mücadele nasıl yapılır’ bunun tartışmalarını yapıyoruz, öbür taraftan geliyorsunuz şu anda bu terör örgütünün yanında yer alıyorsunuz” diye konuştu.

İLETİŞİM BAŞKANI ALTUN GAZETE-TV GENEL YAYIN MÜDÜRLERİYLE BULUŞTU

İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun, Barış Pınarı Harekâtı’na ilişkin, "Fırat Nehri'nin doğusu ile Suriye-Irak sınırı arasında kalan hat boyunca terör mevzilerinin temizlenmesi en temel hedef hiç kuşkusuz. Bu hedef doğrultusunda çok kararlı adımlar atılmaya devam ediliyor." dedi.

Altun, televizyon ve gazetelerin genel yayın yönetmeleri ile Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi'nde, Türkiye'nin güney sınırında oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu yok etmek, bölgeye barış ve huzuru getirmek amacıyla başlatılan Barış Pınarı Harekatı'na ilişkin bilgilendirme toplantısı düzenledi.

İletişim Başkanı Altun, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, kritik süreçle ilgili televizyon ve gazetelerin genel yayın yönetmenlerini bilgilendirmek, fikir teatisi ve istişarede bulunmak üzere bir araya geldiklerini söyledi.

Altun, sözlerine şöyle devam etti:

"Sayın Cumhurbaşkanımız biraz önce süreçle alakalı efradını cami, ağyarını mani bir konuşma yaptı. Konuşma sadece Türkiye'de izlenmedi, bütün dünyada izlendi, bütün uluslararası haber ajansları konuşmayı canlı olarak sundular ve ciddi anlamda bir etki oluşturdu. Sayın Cumhurbaşkanımız çok net bir şekilde perspektifimizi, ülkemizin beklentilerini ortaya koydu. Bu harekâtla Türkiye'nin oluşturmaya çalıştığı barış sürecinin sadece bölgemiz için değil, küresel alan için ne kadar önemli olduğunu ifade etmiş oldu."

İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Barış Pınarı Harekâtı’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla başladığını ve Erdoğan tarafından ilk olarak dünya kamuoyuna duyurulduğunu hatırlattı.

Harekâtı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Suriye Milli Ordusu'nun birlikte yürüttüğünü dile getiren Altun, şunları söyledi:

‘Havadan başladı harekât ve ardından kara unsurlarımız da sürece müdahil oldular. Süreç devam ediyor. Sayın Cumhurbaşkanımız harekâtın güncel durumuyla alakalı olarak bilgiler verdiler. Her an sahadan gelen yeni bilgilerle, olumlu bilgilerle süreç şekilleniyor. Fırat Nehri'nin doğusu ile Suriye-Irak sınırı arasında kalan hat boyunca terör mevzilerinin temizlenmesi en temel hedef hiç kuşkusuz. Bu hedef doğrultusunda çok kararlı adımlar atılmaya devam ediliyor. Bu anlamda değerlendirdiğimizde elbette terör unsurlarının, terör örgütünün kendi mevzilerini korumak, kara propagandasını sürdürmek üzere attığı adımlar söz konusu."

ERDOĞAN’DAN AKINCI'NIN SKANDAL SÖZLERİ HAKKINDA ÇOK SERT UYARI

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın Kıbrıs Barış Harekâtı ve Barış Pınarı Harekâtı’na ilişkin skandal sözlerine Erdoğan’dan çok çarpıcı karşılık geldi.
Erdoğan şöyle konuştu: "Bu tamamiyle bir hadsizliktir, haddini bilmemektir. Şu an itibariyle KKTC'nin devlet olarak mücadelesini bizden başka veren var mı? Yok! Bizden başka mücadele veren olmadığı halde, öyle bir yere savruluyor ki, sabırla yeri geldiğinde bizlerden de gereken cevabı alacaktır. OTURDUĞU MAKAM, TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN GÜCÜYLE VERİLMİŞ BİR MAKAMDIR. Böyle bir tavırda, böyle bir açıklamada bulunamaz. Oturduğu makam, kendi gücüyle elde edilmiş bir makam değildir. O makam, Türkiye Cumhuriyeti'nin gücüyle verilmiş bir makamdır.

Biz neyin mücadelesini veriyoruz, bu beyefendi neyin mücadelesini veriyor.

Bunu niye söylüyorum? Çünkü "KKTC" diyen biziz. Bizden başka bunu diyen var mı? Yok! Ne diyorlar, "Kıbrıs" diyorlar. Biz neyin mücadelesini veriyoruz, bu beyefendi neyin mücadelesini veriyor. Eskilerin kalıntılarına oynuyor.İnanıyorum ki, KKTC'deki soydaşlarımız ona da en kısa zamanda cevabını verecektir.

KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı ne demişti?

Akıncı, Facebook hesabından yaptığı açıklamada, operasyona açık bir destek belirtmediği gibi, Kıbrıslı Türklere yönelik katliamlara son veren 1974 Barış Harekâtı’nın da bir savaş olduğunu savunmuştu.
Akıncı, "1974'te biz adına Barış Harekâtı desek de bu bir savaştı ve akan da kandı. Şimdi Barış Pınarı desek de akan su değil kandır. Bu nedenle bir an önce diyalog ve diplomasinin devreye girmesi en büyük dileğimdir" ifadelerini kullandı.KKTC Başbakanı Ersin Tatar, Mustafa Akıncı'yı kınadı!

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın Barış Pınarı Harekâtı hakkında sosyal medya üzerinden yaptığı yorumlara bir tepki de KKTC Başbakanı Ersin Tatar'dan geldi. KKTC'de birçok siyasetçi ve vatandaş Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'ya tepki gösterdi.

KKTC Başbakanı Ersin Tatar, konuya ilişkin açıklama yaparak, Genel Başkanı olduğu Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) Parti Meclisini Akıncı'nın son açıklamalarının neden olduğu sıkıntıları ve tepkileri görüşmek üzere olağanüstü toplantıya çağırdığını duyurdu.

"Mustafa Akıncı'yı Kınıyorum."

Başbakan Tatar, "Kıbrıslıyım, Türküm. İkisinden de gurur duyuyorum ve Sayın Akıncı'nın Kıbrıs Türk Barış Harekâtı ve Türkiye'nin Suriye'de terör örgütlerine karşı gerçekleştirmekte olduğu Barış Pınarı harekâtı ile ilgili olarak yazdıklarını kınıyor, bunların halkımızın neredeyse bütünü tarafından asla benimsenmediğinin altını çiziyorum." ifadesini kullandı.

Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi (Türk Konseyi) Devlet Başkanları 7. Zirvesi 

Erdoğan, Türk Konseyi liderler toplantısı için Bakü’ye gidecek. Azerbaycan’ın başkenti Bakü'de, Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi (Türk Konseyi) Devlet Başkanları 7. Zirvesi düzenlenecek.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in ev sahipliğinde Salı günü düzenlenecek Zirve'ye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan'ın kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov ve Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev katılacak.

Türk Konseyi gözlemci üyesi Macaristan'ın Başbakanı Viktor Orban ile kuruma üye olmasa da etkinliklere katılım sağlayan Türkmenistan'ın Başbakanı Pürli Agamuradov da toplantıda yer alacak.

Zirve kapsamında ilk olarak pazartesi günü (bugün) Türk Konseyi Dışişleri Bakanları Toplantısı yapılacak. Toplantıda Türkiye'yi Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu temsil edecek.

Ana konusu, "Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerinin Geliştirilmesi" olan Zirve kapsamında üye ülkelerin ekonomiden sorumlu bakanlarının katılımıyla yarın Türk Konseyi İş Forumu da yapılacak. Aynı gün, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulunun (DEİK) organizasyonunda Dünya Türk İş Konseyi Toplantısı da gerçekleştirilecek.

Özbekistan'ın Türk Konseyine üyeliği resmiyet kazanacak

Belirli politik endişeler nedeniyle yıllardır Türk Konseyinin dışında bulunan Özbekistan'ın kuruma üye olma yönünde aldığı karar, Salı günü resmiyet kazanacak ve Özbekistan bu tarihten itibaren kurumun üyesi olacak.

Nazarbayev'e "Onursal Başkan" unvanı

Zirve kapsamında Kazakistan'ın kurucu Cumhurbaşkanı Nazarbayev'e, Türk dünyasını birleştirme çabalarına sağladığı büyük katkılar dolayısıyla "Türk Konseyi Ömür Boyu Onursal Başkanı" unvanı takdim edilecek.

"Yeni dönemde daha yakın iş birliği olacak"

Türk Konseyi Genel Sekreteri Baghdad Amreyev, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Zirve öncesinde üye ülkelerin devlet başkanlarıyla bir araya gelerek toplantıda imzalanacak kararları detaylı şekilde görüştüğünü belirtti.

Zirve'nin Türk Konseyinin kuruluş belgesi olan Nahçıvan Anlaşmasının 10. yıl dönümüne denk geldiği için özel bir nitelikte olacağını vurgulayan Amreyev, Özbekistan'in üye olmasıyla Türk Konseyinin genişlemesine şahit olduklarını ifade etti.

Karşılıklı ticaret ve yatırım ilişkilerinin gelişmesine destek amacıyla Türk Konseyine bağlı Türk Ticaret ve Sanayi Odasının (TTSO) Mayıs 2019'da kurulduğunu hatırlatan Amreyev, Bakü'deki zirvede Özbekistan ve Macaristan'ın da TTSO'ya katılacağını bildirdi.

Bakü Zirvesi'nin üye ülkeler arasındaki iş birliğinin daha da gelişmesine katkı sağlayacağına ve Türk Konseyinin kurum rolünü daha pekiştireceğine inandığını vurgulayan Amreyev, şunları söyledi:

"Son 10 yılda kuruluş ve kurumsallaşma sürecini hayata geçirdik. Şimdi bu dönemin sona erdiğini gururla söyleyebiliriz. Artık yeni bir döneme geçiyoruz. Devlet başkanlarımız da Zirve'de Türk Konseyinin yeni dönemiyle ilgili konuşacaklar. Yeni dönem farklı olacak. Birçok alanda daha derin ilişkilerin kurulacağı, daha yakın iş birliğinin olacağı yeni bir dönem olacak. Bu zirvenin Türk Konseyi tarihi açısından çok önemli bir rol oynayacağına inanıyorum."

Türk Konseyi

Türk devletleri arasındaki iş birliğinin çatı kuruluşu Türk Konseyi, 3 Ekim 2009'da Azerbaycan'ın ev sahipliğinde Nahçıvan'da, Türkiye, Kazakistan ve Kırgızistan devlet başkanlarının katıldığı toplantıda imzalanan anlaşmayla kuruldu.

Devlet Başkanları Konseyi, Dışişleri Bakanları Konseyi, akil insanlardan oluşan Aksakallar Konseyi, Kıdemli Memurlar Komitesi ve merkezi İstanbul'da bulunan sekretaryadan oluşan Türk Konseyinin kurulmasından bu yana devlet başkanlarının katılımıyla 6 zirve düzenlendi.

Rusya Lideri Putin'den Önemli Açıklamalar 

Putin,"Trump'ın tweetlerini okumuyorum!"

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, "Tweeter kullanmadığını, Trump dâhil hiç bir siyasi liderin Tweet hesabını takip etmediğini, ancak kendisine Trump'ın gönderdiği tweetlerin içeriğinin düzenli olarak aktarıldığını" söyledi. 

Putin, Russia Today (RT), El-Arabiya ve Sky News Arabia televizyonlarına verdiği röportajda Suriye’nin gelecekteki yönetiminin böyle bir karar alması durumunda Rus askerlerin bu ülkeden çekileceğini söyledi.

Rusya’daki bir televizyon kanalının bir parçasını gösterdiği Arapça yayınlanan röportajda Rus liderin ifadelerine yer verildi. Putin, “Başka bir ülkenin topraklarında, bu durumdaysa Suriye topraklarında yasalara aykırı olarak bulunanlar bu bölgeyi terk etmeli ve bu tüm ülkeler için geçerli. Eğer Suriye’nin gelecekteki meşru yönetimi, ülkede Rus silahlı kuvvetlerinin bulunmasına gerek duymadığını açıklarsa, bu durum Rusya için de geçerli olacak” ifadelerini kullandı.

Rusya’nın her füze savunma sistemini aşabilecek türdeki saldırı sistemlerini geliştireceğini vurgulayan Rus lider, şöyle konuştu:

“Şüphesiz herhangi bir füze savunma sistemini aşabilecek türden sistemleri geliştirmek üzere çalışacağız. Bunu yapacağız ve bu şimdiden belli, zira füze savunma sistemleri balistik rota üzerinden uçan balistik füzelere karşı etkili oluyor. Oysa biz, bu türdeki füzelerin vasıflarını kat kat iyileştirmemizin yanı sıra şu anda dünyada hiç kimsede olmayan farklı silahlar da geliştirdik.”

Sputnik'in haberine göre Putin, Suudi petrol şirket Aramco’nun petrol tesislerine yönelik saldırıların arkasında kim olduğuna bakmaksızın Rusya’nın bu türdeki eylemleri kınadığını vurguladı.

Rus lider, “Tekrar etmek isterim ki, bu olayın arkasında her kim olursa olsun, biz bu türdeki eylemleri kınıyoruz” ifadelerini kullandı.

Rusya’nın Suudi Arabistan’ı dost bir ülke olarak gördüğünü ifade eden Putin, enerji pazarının bu kilit aktörü ile işbirliğini geliştirme niyetinde olduğunun altını çizdi.

Putin, “Suudi Arabistan’ı dost bir ülke olarak görüyoruz. Hem Kral, hem de Veliaht Prens’le çok iyi ilişkiler kurduk. İşbirliğimiz neredeyse her koldan gelişmeye devam ediyor” dedi.

Suudi Arabistan’ın ‘enerji alanındaki olanakları ve faaliyetleri bakımından’ dünya enerji pazarını ve genel olarak enerji sektörünü etkilediğini hatırlatan Putin, “Bu nedenle Suudi Arabistan, Kral ve (Veliaht) Prens (Muhammed) Bin Selman ile işbirliğimiz çok önemli ve biz, bu ilişkileri ileride de geliştirmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Rus lider Putin’e NATO’nun doğu istikametine ilerleyişinin Rusya’yı endişelendirip endişelendirmediği soruldu.

Putin, “Bu askeri bir blok ve elbette ki askeri blokun altyapısının sınırlarımıza yaklaşması, bizde herhangi bir sevinç uyandırmıyor” ifadelerini kullandı. 

Putin, İran’ın kendi bölgesi olan Ortadoğu ile ilgili çıkarlarının bulunmamasının mümkün olmadığını ve söz konusu çıkarlara saygı ile yaklaşılması gerektiğini vurguladı.

Rus lider, “Bu topraklarda binlerce yıldır bulunan İran gibi büyük bir devletin, asırlardır burada yaşamış olan İranlıların, Perslerin bölgeye yönelik çıkarlarının olmaması mümkün değil. Ve onlara saygılı davranılmalı” vurgusunda bulundu. 

Putin: Suriye'deki militanların Rusya'ya gelmesine izin veremezdik  

Rusya'nın Suriye'ye neden asker gönderdiğini anlatan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, "Teröristlerin orada bir sözde devlet kurmasına ve bunun sonucunda militanların eski Sovyet cumhuriyetlerine akın etmesine ve oradan da Rusya topraklarına girmesine izin veremezdik" dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yarın gerçekleştireceği Riyad ziyareti öncesi Russia Today (RT), El-Arabiya ve Sky News Arabia televizyonlarına bir röportaj verdi.

Putin, "Suriye'ye meşru hükümete destek vermek için girdik, bilhassa meşru hükümete, bunun altını çizmek istiyorum. Bu, orada iç sorunlar olmadığı anlamına gelmiyor. 
Bu, mevcut yönetimin oluşan durumda hiçbir sorumluluğu bulunmadığı anlamına gelmiyor. Ancak bu, terör örgütlerinin Suriye topraklarını ele geçirmesine ve orada bir sözde terör devleti kurmasına izin vermemiz gerektiği anlamına kesinlikle gelmiyor" dedi.

Rus lider şöyle devam etti: "Bunun sonrasında bölgedeki militanların şeffaf sınırlara ve vizesiz rejime sahip olduğumuz eski SSCB ülkelerine akın etmesine, militanların o ülkelerden Rusya topraklarına sızmaya başlamasına izin veremezdik. Bunları yaşadık ve Kuzey Kafkasya'daki ve diğer çeşitli gelişmeler nedeniyle bunların nelere yol açabileceğini biliyoruz. Tüm bunlar, meşru Suriye hükümetine destek verme kararı almamızda önemli etken oldu."

Rusya'nın sadece meşru hükümete yardım etmediğini ve iç siyasi ihtilafların yalnızca siyasi metotlarla çözülebileceğini düşündüklerini kaydeden Putin, bundan dolayı Suriye Anayasa Komitesi'nin kurulmasında ısrar ettiklerini ve komitenin kurulmasından çok memnun olduğunu ifade etti.

Suriye Anayasa Komitesi kurma fikrinin, hükümet ve muhalifler de dahil farklı siyasi güçlerin temsil edildiği Soçi Ulusal Diyalog Kongresi'nde doğduğunu anımsatan Rus lider, "O zaman Suriyeliler yeni anayasa oluşturulması için komite kurulmasına karar verdiler. Komitenin kurulması için zor, ağır ve uzun bir yoldan geçtik. Komitenin önümüzdeki günlerde Cenevre'de BM himayesinde ilk adımlarını atmasını bekliyorum" diye konuştu. 

Putin, Suriye'nin Arap Birliği'ne dönme vaktinin geldiğini sözlerine ekledi.

TUNUS’UN YENİ CUMHURBAŞKANI KAYS SAID

Sandık çıkış anketlerine göre ülkenin yeni cumhurbaşkanı seçildi.

Tunus'ta düzenlenen cumhurbaşkanı seçiminin ikinci turunda bağımsız aday Kays Said, sandık çıkış anketlerine göre açık ara farkla ülkenin yeni cumhurbaşkanı oldu.

Tunuslu Emrhod Kamuoyu Araştırma Şirketinin yayınladığı sandık çıkış anketine göre, bağımsız aday Anayasa Profesörü Kays Said oyların yüzde 72,53'ünü alarak ülkenin yeni cumhurbaşkanı seçildi.

Diğer aday, medya patronu Nebil el-Karvi'nin ise oyların yüzde 27,47'sini aldığı belirtildi.

Tunus'ta seçimleri yöneten Yüksek Seçim Komisyonu (YSK), katılımı oranını yüzde 57,8 olarak açıkladı. YSK'nin ilk resmi sonuçları 16 Ekim'e kadar açıklaması gerekiyor.

Rüzgârı arkasına alan bağımsız Kays Said

Tunus'un 2014'te hayata geçirdiği ve "Arap dünyasının en demokratik anayasası" olarak nitelenen metnin mimarlarından 61 yaşındaki Kays Said, seçimlerde klasik anlamda, poster, afiş tanıtım ve benzeri bir kampanya yürütmeyi reddetti.

Tunus'un sahil bölgesindeki Nabil vilayetine bağlı Beni Hiyar kentinde 1958'de doğan Said, eğitimini hukuk, uluslararası hukuk ve anayasa üzerine tamamladı.

Üniversitede anayasa hukuku ve uluslararası hukuk alanında ders veren ve akademik çalışmalar yapan Said, 1989-90 yıllarında Arap Birliğine hukuki danışmanlık hizmeti verdi.

Said ayrıca Arap dünyası içinde en fazla kişisel hak ve özgürlüğü içeren, 2014'te hayata geçen Tunus Anayasası'nı inceleyen uzmanlar komitesinde yer aldı.

Seçim kampanyası sırasında herhangi bir siyasi partiyle ittifak kurmaktan uzak duran Said, iş dünyasının ve devletin adaylara sağladığı cumhurbaşkanlığı kampanya ödeneğini de reddetti.

Anayasa Profesörü Said'in, "siyasette ahlak, yolsuzlukla mücadele, kanun devleti" gibi konularda klasik Arapçayı ısrarla ve beceriyle kullanarak seçim kampanyasında halka sunduğu vaatler dikkati çekti.

Kays Said, 2011'de Arap Baharı'nın fitilini ateşleyen Tunus'ta sıkça kullanılan "Halk rejimin yıkılmasını istiyor" sloganından esinlenerek seçim kampanyasında "Halk istiyor" ifadelerini tercih etti.

Tunus'taki cumhurbaşkanlığı ve parlamento arasında paylaştırılmış yönetim sisteminde reform yapmak Said'in kampanya vaatleri arasında yer aldı.

Said'in birinci turda elde ettiği üstünlüğün ardından Tunus'taki çok sayıda parti ve isimden Said'e destek geldi.

Cumhurbaşkanı seçimini üçüncü sırada tamamlayan ve parlamento seçiminin galibi Nahda Hareketi, Said'e desteğini açıklayan en büyük oluşum olarak öne çıktı. Bunun yanı sıra Tunus'un 2011'de gerçekleştirdiği devrimin destekçisi çok sayıda cumhurbaşkanı adayı ve siyasi parti de cumhurbaşkanı seçiminde Said'in yanında yer aldı.

Sistemin içinde sisteme karşı

Öte yandan Tunus'ta 6 Ekim'de düzenlenen parlamento seçimlerinde Kays Said, sandığa gitmeyerek boykot kararı almıştı. Said'in iletişim ofisinden yapılan açıklamaya göre, Kays Said'in şahıslara dayanan seçim yapılmasını savunduğunu ancak parlamento seçimlerinin partilere ve listelere dayandığını, bu nedenle boykot kararı aldığı paylaşılmıştı.

Tunus'ta 15 Eylül'deki cumhurbaşkanı seçiminin birinci turunda diğer adayların karşısında kazanması zayıf ihtimal şeklinde değerlendirilen Kays Said, oyların yüzde 18,4'ünü alarak birinci olmuştu.

YENİ AB RAPORTÖRÜ İSPANYOL SANCHEZ

Avrupa Parlamentosu'nun yeni Türkiye raportörü Sosyal Demokrat Grubu'ndan 59 yaşındaki İspanyol Nacho Sanchez Amor oldu.

 Amor, bu görevi 5 yıl boyunca yürüten ve Türkiye'yi sert bir şekilde eleştiren raporları ile bilinen Avrupa Parlamenteri Kati Piri'den devraldı.

Avrupa Parlamentosu İnsan Hakları Alt Komisyonu üyesi Nacho Sanchez Amor, daha göreve yeni başlarken,19 Eylül'de Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmasında tuhaf konuşmalar yapmaktan geri durmaı ve  Avrupa Birliği'nin Türkiye'deki çalışma mekanizmalarını yeniden gözden geçirmesi gerektiğine inandığını söyledi.

BİR İTTİFAK DOĞUYOR

Siyasette 3. bir ittifak alanı daha açılıyor. Cumhur ve Millet İttifakı dışında 3. bir ittifak doğuyor. Yeni Parti kuruluşları hızlandı.Yeni partiler yeni bir ittifak alanı oluşturabilir. Bugünden buna kesin diyemeyiz ama 3. alanı da oluşturabileceğini görmek lazım.?

SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu parti liderlerini ziyaret ediyor.Bu görüşmelerde,SP’nin CHP Blokundan kopması,3 .İttifak alanına geçmesi konuşuluyor.Buraya İyi Parti’nin geçmesi gündeme girdi. İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşeneri’’ üçüncü ayağın oluşacağını görüyorum. Bunun için de biz de olabiliriz, bizsiz de olabilir. Bunlar siyasetin feraset kısmı ile alakalı. Onu zaman, şartlar gösterir’açıklamasında bulundu.

CİMER’E 3 MİLYON 318 BİN BAŞVURU

CUMHURBAŞKANI Yardımcısı Fuat Oktay, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) bir yıl içinde 3 milyon 318 bin başvuru yapıldığını açıkladı.

Oktay, CİMER’e yapılan başvurularla ilgili CHP Ankara Milletvekili Murat Emir’in soru önergesini yanıtladı. Oktay, 9 Temmuz 2018 ile 15 Ağustos 2019 tarihleri arasında CİMER’e 3 milyon 318 bin 411 başvuru yapıldığını ifade etti. Oktay, 4982 Sayılı Bilgi Edinme Kanunu’nun rapor düzenlenmesi maddesinde kurum ve kuruluşların bilgi edinme hakkı kapsamında kendilerine yapılan başvurulardan reddettikleri başvuru sayılarını ve bunların dağılımını gösteren bir rapor hazırlayacağını belirtti. Kurumların gelen başvuru ve şikâyetleri rapor olarak Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’na sunacaklarını kaydeden Oktay, kurulun da söz konusu raporları genel raporla birlikte TBMM’ye göndereceğinin hüküm altına alındığını ifade etti.

CİMER’e başvurularda kamu/özel sektör çalışanları, mahalli hizmetler, yükseköğretim ve sağlık alanları başı çekiyor. CİMER’e iletilen başvuruların içerikleri, başvuru hareketleri veya başvuru sahibinin kişisel bilgileri, ilgili mevzuattaki ilke ve prensipler gözetilerek, konunun muhatabı dışında hiçbir makam veya kurumla paylaşılmıyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ardından Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER) kapatılarak tüm şikâyet, öneri ve talepler CİMER üzerinden alınmaya başlamıştı.

YEMEN’LE İLGİLİ ÖNEMLİ GELİŞME

Rus Haber Ajansı:Sputnik: İran lideri Ali Hamaney, Yemen savaşının doğru bir şekilde sona ermesi durumunda bölgeye olumlu bir etkisinin olabileceğini söyledi. 

Hamaney'in ofisinden yapılan açıklamaya göre, İran lideri, Pakistan Başbakanı İmran Han ile bir araya geldi ve Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin de hazır bulunduğu görüşmede bölgesel gelişmeler ele alındı.

Hamaney, İran'ın çok önceleri Yemen savaşının sona ermesi için 4 maddelik plan sunduğunu belirterek, "Yemen savaşı doğru bir şekilde biterse bölgeye olumlu bir etkisi olabilir." ifadesini kullandı.

Bölge ülkelerine karşı düşmanlık duygusuyla hareket etmediklerini ancak onların ABD'nin isteği üzerine İran'a karşı faaliyetlerde bulunduklarını savunan Hamaney,  "İran hiçbir savaşı başlatan taraf olmayacaktır ancak eğer birisi İran'a karşı savaşı başlatırsa şüphesiz pişman olacaktır." görüşlerini paylaştı. 

İran ile Suudi Arabistan arasında ara buluculuk yapmak için Tahran'a gelen İmran Han'ın bir hafta içinde Riyad'ı da ziyaret etmesi bekleniyor. Geçen ay Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna katılmak için ABD'ye giden Han, Başkan Donald Trump'la yaptığı görüşmede kendisinden Suudi Arabistan ile İran arasında ara buluculuk yapması ricasında bulunulduğunu açıklamıştı. Han, ABD yolculuğu öncesi Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman'la, ABD ziyareti sırasında ise Ruhani'yle görüşmüştü.

İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif de ara buluculuk ve doğrudan görüşme de dahil Suudi Arabistan'la her türlü görüşmeye açık olduklarını dile getirmişti.

Türk savaş gemileri geri adım attırdı! İtalyanlar çekildi

Yavuz sondaj gemisinin kazı yaptığı, bir bölümü Türkiye’nin kıta sahanlığı içinde kalan parseli Kıbrıs Rum yönetiminden kiralayan İtalyan enerji şirketi ENI geri adım attı ve “Karşımızda savaş gemisi varsa, Kıbrıs açıklarında sondaj yapmayız” açıklaması yaptı.

Roma’da katıldığı bir etkinlikte konuşan ENI CEO’su Claudio Descalzi, “Enerji anlaşmazlığında bir taraf savaş gemileriyle geliyorsa, gidip kuyu kazıp sondaj yapamayız. Kuyular için savaş çıkarma niyetimiz yok” dedi.

Hürriyet'ten Ömer Bilge'nin haberine göre; İtalyan şirketin geri adım atmasının “olumlu bir gelişme” olduğunu söyleyen KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay ise, “Dış politikada caydırıcılık içeren kararlı duruş sonuç alınmasına yardımcı oluyor” değerlendirmesinde bulundu.

 BREXİT: İNGİKTERE MEÇHULE GİDEN BİR GEMİYE BENZETİLİYOR

İngiliz Yüksek Mahkemenin kararı,  kaygıları büyük ölçüde en azından şimdilik giderdi ama, ülkenin, Brexit referandumundan bu yana içine düştüğü ve giderek derinleşen, toplumsal kutuplaşmanın beslediği siyasi krizi hafifletmedi.

Dahası bir Avrupa Birliği yöneticisinin kaygıyla dile getirdiği gibi, "Bu sürece büyük bir istikrarsızlık unsuru ekledi" ve hala gündemde bir dizi, birbirine bağlı yaşamsal soru var. Bu soruların olası cevapları ise halen tamamen belirsiz.

İlk ünce akla "Boris Johnson ne yapacak?", "Çoktan azınlığa düşmüş hükümete ne olacak?" soruları geliyor.

İkincisi, "Johnson, Yüksek Mahkeme'nin kararına uyacak mı? Yoka Parlamento'yu yeniden askıya almayı deneyebilir mi?" gibi sorular var.

Parlamento'yu askıya alma kararının arkasından, henüz parlamento kapanmadan, parlamenterler "anlaşmasız Brexit" seçeneğini reddeden bir yasa çıkarmışlardı. Bu yasa Başbakan'a, "Eğer 31 Ekime kadar bir anlaşma gerçekleşemezse, pazarlıklara devam edebilmek için, Avrupa Birliği'nden ek süre isteyeceksin" diyordu.

Başbakan ise, "ölürüm de ek süre istemem" diyordu. Şimdi özetlersek: Johnson Meclisin çıkardığı yasaya ve Yüksek Mahkemenin kararına uyacak mı?

Johnson'un, kararın açıklanmasının hemen ardından, Washington'da yaptığı konuşmada, savaşkan bir dil kullanarak "31 Ekim'de çıkacağız" iddiasını güçlü bir vurguyla tekrarlaması uymaya niyetli olmadığını düşündürüyor. Peki o zaman 31 Ekim'de ne olacak?

Johnson Parlamento'nun geçirdiği yasaya ve Yüksek Mahkeme'nin kararına uymazsa, bir güven oylamasıyla devrilebilir.

Ancak o zaman gündeme erken seçim, bunun zamanlaması sorunu gelecek. Gündeme gelecek bir diğer çok tartışmalı konu da seçime kadar, kurulacak geçici hükümette kimin başbakan olacağıyla ilgili.

Brexit süreci hangi aşamalardan geçerek ne yöne doğru ilerleyecek? Hükümet değişecek mi? Erken seçim olacak mı? Ülkedeki siyasi kutuplaşma derinleşecek mi? İngiltere AB'den çıkacak mı? Çıkarsa Birleşik Krallık'ın "birliği", İrlanda'daki "barış süreci" nasıl korunacak? Artık birçok yorumcu ülkeyi boşuna "meçhule giden bir gemiye" benzetmiyor.

RUM KİLİSESİ PATRIK BARHOLOMEOS’UN BAĞIMSIZLIK VERME HAKKINI TANIDI

Rum kilisesinin Fener Rum Patriği Bartholomeos’un otosefallik (bağımsızlık) verme hakkını tanıdığı bildirildi. Rum Başpiskoposluğu Piskoposlar Konseyi’nin oturumundan sonra konuşan Metropolit Maksim Yanninskiy, konseyin Fener Rum Patriği Bartholomeos’un otosefallik verme hakkını tanıdığını söyledi.
Yanninskiy, “Konseyin kararı, ‘Ekümenlik Patriğin’ otosefallik verme ve (Ukrayna'nın ‘yeni kilisesinin' dini lideri Metropolit Yepifaniy için) dua etme hakkını tanıdığını gösteriyor” diyen Yanninskiy, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün Başpiskoposun bir konuşması oldu. Kendisi, “Ukrayna Kilisesi için otosefallik kabul edilmesini öneriyorum’ dedi ve piskoposların çoğu, Kutsal Sinod’da olanları ve Balpiskoposun söylediklerini onayladı.”
Metropolit, Rum Kilisesi’nin Metropolit Yepifaniy için dua edip etmeyeceği sorusuna ise, “Patriğin dua etme hakkı olduğuna karar verdik, demek ki bunu yapacak” yanıtını verdi.
Rus Ortodoks Kilisesi: Bartholomeos, Rus din adamlarının İstanbul'da görev yapmasına karşı çıktı
Piskoposlar Konseyi’nin oturumunun sonuçları ile ilgili şimdilik resmi açıklama yapılmadı.
Ukrayna Kilisesi'ne otosefal statüsü verilmesi, Ortodoks Kilisesi'nde son bin yılda yaşanan en büyük ayrılık olarak tanımlanıyor.Başta Rus Ortodoks Kilisesi olmak üzere diğer bazı Ortodoks kiliseleri bu duruma karşı çıkıyor.

THY YENİ KURUMSAL İLETİŞİM BAŞKANI İLKER KAVAS OLDU
Türk Hava Yolları'nda 4 yıldır Kurumsal İletişim Başkanlığı görevini yürüten Seda Kalyoncu'nun yerine İlker Kavas  atandı.
İlker Kavas, 2002 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun oldu. Medyanet, Netbook, Neodigital gibi şirketlerde görev yaptı. Eylül 2018'de THY'ye girdi. 14 aydır da Yatırımları ve Yayınları Müdürlüğü görevindeydi

NTV-STAR TV’LERİN SAHİBİ FERİT ŞAHENK

Doğuş Grubu’nun patronu Ferit Şahenk Türkiye’de turrizm tesislerinin bazılarını satışa çıkarmıştı. Geçtiğimiz yıl bazı otellerini satma kararı alan Şahenk yurtdışında da sahibi olduğu bazı varlıkları için görüşmelerini sürdürüyor.

Şahenk 2016’da satın aldığı dünyanın en büyük süper yat bakım tesislerinde içinde bulunduğu Marina Barcelona 92’deki (MB 92) hisselerini devrediyor. Squircle Capital Marina Barcelona 92’nin yüzde 77.5’ini satın aldı. İspanyol Squircle Capital’in aldığı hisselerin yüzde 65’i Doğuş’tan geri kalan yüzde 12.5’lik pay ise azınlık hissedarlardan alındı.

İspanyol şirket bunun için Doğuş Grubu ve küçük ortaklara 105 milyon euro yani 660 milyon lira ödedi. Dünyadaki en  büyük özel süper gemi platformuna sahip olan MB 92 50 milyon euroluk yatırımla 4.800 tonluk süper yat liftinin inşaatını ağustos ayında tamamlamıştı. MB 92’nin 250 çalışanı bulunuyor.

GAZETE TIRAJLARI

SABAH

275.157

SÖZCÜ

253.047

HÜRRİYET

232.229

POSTA

163.077

MİLLİYET

126.262

TÜRKİYE

116.954

TAKVİM

111.302

 

GÜNEŞ

102.346

STAR

100.772

AKŞAM

100.369

KORKUSUZ

58.956

YENİ AKİT

56.481

YENİ ASIR

50.352

CUMHURİYET

32.727

AYDINLIK

14.616

DOĞRU HABER

11.857

KARAR

10.713