Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Haftanın Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika Değerlendirmesi ( 26 Kasım-2 Aralık 2018)

Bu değerlendirme, son bir hafta içinde Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika alanındaki haberlerin değerlendirmesini kapsamaktadır.
Sde Editör
05 Aralık 2018 12:00

Doç. Dr. Erkin Ekrem -  Dr. Hatice Çelik -  Dr. Murat Bayar

Kaşıkçı Cinayetinin ve Yemen Savaşı’nın A.B.D.’deki Yansımaları

Bağımsız Senator Bernie Sanders (2016 başkanlık seçiminde Demokrat Parti’nin adayı olabilmek için Hillary Clinton’a karşı yarışmıştır) ve Cumhuriyetçi Senatör Mike Lee’nin A.B.D.’nin Yemen Savaşı’nda Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona verdiği lojistik desteğin kesilmesi için A.B.D. Senatosu’na verdiği yönerge 29 Kasım’da oylanmıştır. Senato oylamasının öncesinde Amerikan Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, CIA’in bir önceki hafta açıkladığı raporda Kaşıkçı cinayetinin Suudi veliaht Prensi Muhammed bin Salman’ın bilgisi ve emri dahilinde işlendiğine dair güçlü kanıtlar bulunduğunu belirtmesine karşın, söz konusu yönde kesin delil olmadığını ifade etmiş ve "Suudi Arabistan, Orta Doğu'da istikrar için güçlü bir kuvvet. Suudi Arabistan'la ilişkileri bozmak ulusal güvenlik için hata" şeklinde açıklama yapmıştır.

Senato oylaması öncesi yapılacak bilgilendirme oturumuna CIA Direktörü Gina Haspel de davet edilmesine karşın Beyaz Saray oturuma yönetimden sadece Dışişleri Bakanı Pompeo’nun ve Savunma Bakanı James Mattis’in katılmasına izin vermiştir. Bilgilendirme sırasında yönetimin tatmin edici yanıtlar verememesi ve Senato’nun beklentisine karşın CIA Direktörü’nün oturuma gönderilmemesi, müteakip oylamada Cumhuriyetçilerin de ağırlıklı olarak karşı tarafta oy kullanmasına ve yönergenin 63-37 gibi güçlü bir çoğunlukla kabul edilmesine yol açmıştır. 

Beyaz Saray kuvvetli bir şekilde veliaht prensi savunurken CIA karşı yöndeki raporunu kamuoyuna açıklamış, Senato oylamasının gerçekleştiği sıralarda ise Amerikan Dışişleri Bakanlığı Suudi Arabistan’a 15 milyar dolarlık THAAD füze savunma sisteminin satışına onay vermiştir. Bu gelişmeler A.B.D.’de devlet erklerinin yanı sıra Beyaz Saray ve istihbarat bürokrasisi arasında devam eden yoğun bir mücadeleye işaret etmektedir. Rusya’nın 2016 başkanlık seçimlerine müdahalesini araştıran özel soruşturmacı ve eski FBI Başkanı Robert Mueller’in halihazırda Başkan Trump’ın eski seçim kampanyası müdürü, müdür yardımcısı, kişisel avukatı ve milli güvenlik danışmanı dahil 11 kişiyi soruşturmaya dahil etmesi ve bunlardan üçünün suçlarını kabul edip anlaşma yapma aşamasına gelmeleri, Başkan Trump’ın hareket alanını daha da kısıtlayan ve azil olasılığını yeniden gündeme getiren gelişmeler olarak görülmektedir. Ancak, Kasım’daki ara dönem seçiminde Başkan Trump’ın şahsen miting yaptığı yerlerde Cumhuriyetçilerin aldığı güçlü oylar, iki sene sonra yapılacak başkanlık seçimi öncesi kendi başkanlarını azletme konusunda Cumhuriyetçi senatörlere fazla şans bırakmamaktadır. Diğer bir deyişle, Cumhuriyetçi Parti bir sonraki seçimde hezimeti göze almadan Donald Trump’ı gözden çıkaramayacak konumdadır.

G20 Zirvesi

 XIII. G20 Liderler Zirvesi 30 Kasım-1 Aralık 2018 tarihlerinde Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te gerçekleşmiştir. Zirvenin Sonuç Bildirgesi’nde uluslararası düzenin kurallara bağlı olarak sürdürülmesine, Paris İklim Anlaşması’nın aynen uygulanmasına ve Dünya Ticaret Örgütü’nün reform edilmesine vurgu yapılmıştır. G20 Gurubu 1999 yılında kurulmuştu, 2008 yılında yaşanan küresel ekonomik kriz üzerine Liderler Zirvesi yılda iki defa yapılmaya başlanmıştı. G7, BRICS ve yedi önemli ekonomi (Avustralya, Meksika, Güney Kore, Türkiye, Endonezya, Suudi Arabistan, Arjantin) ile AB tarafından oluşan G20 ülke kuruluşları dünya ekonomisinin %85’ini ve dünya ticaretinin % 80’ini oluşturmaktadır. G20 ülkelerinin nüfusu ise dünya nüfusunun 2/3’sine denk gelmektedir. Dünyanın en büyük ekonomik diyalog kuruluşu olan G20 toplantılarında, uluslararası finansal istikrarın arttırılmasına ilişkin görüşmeler yapmak ve yapısal önerileri sunmak için çalışmalar yapılmaktadır.

31 maddeden oluşan ve ağırlıklı olarak uluslararası ekonomik düzene vurgu yapılan Sonuç Bildirgesi’nde, öncelikle hukuk ve kurallara bağlı bir uluslararası düzenin işlediğinden emin olmanın önemine işaret edilmiştir. Yeni sorunlara cevap verilememesinden ve bazı fonksiyonlarının yetersiz kalmasından dolayı Dünya Ticaret Örgütü’nün (WTO) reform edilmesi konusunda anlaşmaya varılmıştır. ABD’ye rağmen Paris İklim Anlaşması’nın “geri döndürülemez” olduğu vurgusu yapılan Sonuç Bildirgesi’nde, söz konusu anlaşmanın önemine ve iklim değişikliğiyle mücadele edilmesine işaret edilmiştir. Hamburg G20 Zirvesi’nde (7-8 Temmuz 2017) beyan edilen terörle mücadele açıklamasının arkasında durulmasının vurgusu yapılan zirvede, terörün her türlüsünün güçlü şekilde kınanması gerektiği belirtilmiştir.

ABD-Çin arasında yaşanan ticaret savaşının 11-15 Kasım’da düzenlenen ASEAN ve 17-18 Kasım’da düzenlenen APEC toplantılarında gerilim yarattığı gibi G20 Zirvesi’nde de benzer gerilimin yaşanmasından endişe duyulmaktaydı. ABD Başkanı ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasındaki ikili görüşmeden geçici bir anlaşmaya varılmıştır. Zirve öncesi Trump’ın anlaşmaya yanaşmadığı durumda Çin’den ithal edilen 200 milyar dolarlık malın üzerindeki gümrük vergisini artıracağını, uygulandığı halinde vergi oranını da %10’dan %25’e yükseleceğini açıklamıştı. Neticede dünyanın en büyük iki ekonomisi arasında yaşanan ticaret geriliminin küresel ekonomik büyümesine olumsuz etkileyebileceği söz konusudur. Bu zirvede iki taraf 90 gün içinde ticaret dengesizliği sorununa çözüm getirebilecek bir anlaşmaya varmıştır. Bu 3 ay içinde çözüme varılamadığı durumda Çin’e yönelik ticaret savaşı arttırılarak devam edecektir.

G20 Liderler Zirvesi 2008 yılında yaşanan ekonomik krize karşı işbirliği yapmak üzere oluşturduğu uluslararası örgüttür, ancak 10 yıl sonra bu konuda çok başarılı bir netice elde edilememiştir. Tespitler çok ve tartışmalar fazla, ancak ortak işbirliği azdır. Zirvenin varoluş amacı kaybedilmesi durumunda G20 işlevini yitirmiş ve sadece bir platform olarak devam edecektir.

 

 

İçeriğe Yorum Yapabilirsiniz.