Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Anasayfa >> Haftanın Değerlendirmeleri >> İç Politika ve Hukuk

Haftanın İç Politika ve Hukuk Değerlendirmesi (25 Kasım-2 Aralık 2019)

Bu değerlendirme, son bir hafta içerisinde İç Politika ve Hukuk alanında öne çıkan haberleri kapsamaktadır.
SDE Editör
03 Aralık 2019 10:05

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Külliyedeki CHP’li yalanına tepki

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, "CHP Genel Başkanı, "Herkes konuşuyor, Erdoğan niye konuşmuyor" diyecek kadar seviyeyi düşürdü. Meselenin dallanıp budaklanması üzerine, "Cumhurbaşkanlığımı ortaya koyuyorum" diyerek iddiayı yalanladım. Buna rağmen kendisi çıkıp delikanlıca hata ettim, özür dilerim diyemedi." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

AK Parti asla seçimden seçime milletin karşısına çıkan, seçimden seçime görünmeye çalışan bir parti olmamıştır. Biz yılın 365 günü bilfiil çalışan, işleyen, milletimizle gönül gönle yol yürüyen bir partiyiz. Halka tepeden bakanların, milleti ajandalarının aracı olarak görenlerin, insanların dertlerini hiçe sayanların devrini sona erdirdik.

Bölgemizdeki gelişmeler karşısında kararlı bir duruş sergiliyoruz. Dünyadaki mazlumların sesi olarak itirazlarımızı her platformda en yüksek sesle dile getiriyoruz. Bütün bunları yaptığımız dönemde bedeller ödememiz kaçınılmazdır. Eski Türkiye'de olduğu gibi küçük hesaplarla uğraşıyor, tarihimize sırt çeviriyor olsaydık bunların hiçbirini konuşmazdık.

Büyük kongre sürecimize büyük önem veriyoruz. Hizmet etme kabiliyeti yüksek, dava bilincine sahip bir teşkilat yapısıyla yolumuza devam edeceğiz. Partimizde sadece görev değişikliği olur. Şahsım başta olmak üzere her AK Partili davamızın tabii neferidir. Bundan daha büyük bir unvan yoktur. Gerisi gayret, takdir, nasip işidir. Görüldüğü gibi bizim gündemimiz ülkemize ve milletimize daha iyi nasıl hizmet edeceğimizdir. Partimizi de bu amaca uygun şekilde yönetmeye çalışıyoruz.

Türkiye'nin ikinci büyük partisinin gündemine baktığımızda bambaşka bir manzara görüyoruz. Önce grup başkanvekili, AK Parti'yi temsil eden grup başkanvekilimize "Bu hanıma haddini bildiriniz" diyerek imalı bir sataşmada bulunuyor. Şizofrenik vakalar sadece caddelerde değil, parlamentonun içinde de var. Bu şizofrenik vakalardan parlamentomuzu temizleyemezsek, yazık olur. Dokunulmazlık zırhı olmazsa acaba bu şizofrenik vakalar bu adımları atabilir mi? Gidecekleri yer akıl hastaneleridir. Bu, partinin 28 Şubat'tan bir adım öteye geçemediğinin işaretidir.

Güya bir CHP'li filmlere taş çıkartacak senaryoyla gizlice bizimle görüşmüş. Cumhurbaşkanlığı milletin evidir. CHP'lilerin de gelmeye hakları var. Mesela 15 Temmuz'un ardından Bay Kemal de geldi.

Ne kadar saçma olursa olsun, CHP'nin halini göstermesi bakımından ibret verici olan böyle bir olayı takip etmeyenler için kısaca özetlemek istiyorum. Londra'da tedavi gördüğü anlaşılan ve mesleki kariyeri çok da örnek gösterilemeyecek bir gazeteci var. Buna göre, 9 Kasım'da bir CHP'li Külliye'ye gelip bizimle görüşmüş. Yine iddiaya göre biz gelen kişiye, "Senin CHP Genel Başkanı olman gerekir" demişiz.

Bu iddianın neresini düzeltelim bilemiyoruz. Her şeyden önce böyle bir görüşmemiz olmadı. Gizli saklı hiçbir CHP'li yanımıza gelmedi. Külliye ‘ye giren araç da çıkan araç da bellidir. Ama herhalde bunlar kendi merkezleri gibi zannediyorlar burayı. Hiçbir CHP'liye genel başkan olması yönünde telkinde bulunmadım, çünkü Sayın Kılıçdaroğlu'ndan daha ideal bir genel başkan olmaz. CHP'nin başında kimin olduğundan bize ne? Bu CHP Genel Merkezi'ni, CHP'ye oy verenleri ilgilendirir. Olmayan bir görüşmeyi ortaya atılan gazeteciyi siciline binaen mazur görmek mümkün. Peki, bu iddianın üzerine "doğrudur" diyerek adeta tüy diken genel başkanı ne yapacağız? İddia öyle saçmaydı ki, ilk duyduğumda cevap vermedim. Buna rağmen CHP Genel Başkanı, "Herkes konuşuyor, Erdoğan niye konuşmuyor" diyecek kadar seviyeyi düşürdü. Meselenin dallanıp budaklanması üzerine, "Cumhurbaşkanlığımı ortaya koyuyorum" diyerek iddiayı yalanladım. Buna rağmen kendisi çıkıp delikanlıca hata ettim, özür dilerim diyemedi.

Bunca yıl başbakanlık yaptım, cumhurbaşkanlığı yaptım; en çok hayıflandığım konulardan biri, şöyle dişime göre bir ana muhalefet bulamayışımdır.

Şimdi yeni bir senaryo ortaya çıktı. Yatta bir aradaydılar. Şimdi yattakiler birbirini suçluyor. Hepsi ben yoktum diyor. Fakat bu iddiayı ortaya atan Sayın İnce de diyor ki: Onlar kendilerini gayet iyi bilir.

CHP'nin siyaset üretme gücünün, kendi iç kavgalarında sergiledikleri şenlikten ibaret olduğunu tüm Türkiye bir kez daha gördü. Yalanla, iftirayla, içi boş ithamlarla ülkemizi meşgul ettikleri için milletimizden özür dilemeleri gerekir. CHP kendi kendine bir orta oyunu oynadı ve artık bitti.

CHP'liler kendi iç hesaplaşmalarını varsın gerçekleştirsinler. Bunların parti sözcüleri de, bizzat kendilerinin de tek mesleği var: Yalan. Yalan üzerine bu süreci inşa etmeye çalışıyorlar. Ama artık milletin yakasından düşsünler.

İçişleri bakanı Soylu ve evine işaret konulan Alevi aile

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Yenikapı Miting alanında "Tokat Tanıtım Günleri" açılış programına katıldı. Programa TBMM Başkanvekili Celal Adan, Ak Parti Grup Başkanvekili ve Tokat milletvekili Özlem Zengin'in yanı sıra çok sayıda Tokatlı siyasetçiler ve vatandaşlar katıldı.

Yabancı savaşçılar sorunu

Programda konuşan Bakan Soylu, "İlk kez sorunları bize yıkanların alanlarına aynı sorunları itmeye başladık. Yıllarca bizi bölmek ve parçalamak isteyenlere, yıllarca aramızda münaferet oluşturmak isteyenlere, yıllarca bizim inancımıza göre, kimliğimize göre, mezhebimize göre, oturduğumuz yere göre tasnif etmeye çalışanlara karşı ilk kez sorunları onların alanlarına yıkıyoruz. PYD/PKK sorunu artık sadece bizim sorunumuz değil. Amerika'nın da sorunu, Avrupa'nın da sorunu. Bizim alanımıza yıkmışlardı. DEAŞ sorunu artık sadece bizim sorunumuz değil. Onu bize ihraç edenlerin, aynı zamanda onu ülkemize mal etmeye çalışanların da sorunu. DEAŞ'lılar Resulayn'dan, Tel Abyad'dan veya Fırat Kalkanı Harekâtı bölgesinden gidecekler Avrupa'ya. Biz almayız. Bu hafta İrlandalısını da gönderiyoruz. Hollandalısını da gönderiyoruz. Belçikalısını da gönderiyoruz. Avusturalyalısını da gönderiyoruz. Önümüzdeki hafta 11 tane Fransız'ını da gönderiyoruz" İfadelerini kullandı.

Evine çarpı işareti konulan aile

Bakan Soylu, "Dün densizin birisi bir alevi kardeşimizin evine çarptı atmış. Hançerem yırtınırcasına söylüyorum. Ağzım dolu dolu söylüyorum ve bütün benliğimle söylüyorum. Kendi evime atılsaydı ancak bu kadar üzülürdüm. Bu kadar açık ve net. Kendime atılmış olarak kabul ediyorum. Bu milleti bu meselelerin içerisine çekmeye çalışanlara vereceğimiz en büyük cevap, gelişmek, büyümek, zenginleşmek, değerlerimizle, inancımızla, beraberliğimizle Tokat gibi olabilmektir" şeklinde konuştu. Konuşmalarının ardından İçişleri Bakanı ve milletvekilleri açılış kurdelesini kesti.

Anayasa Mahkemesinin Güvenlik Soruşturması Ve Arşiv Araştırması Şartı İle İlgili İptal Kararının Değerlendirilmesi

Anayasa Mahkemesi, bugün Resmi Gazete'de yayımlanan kararı ile Devlet memurluğuna girmek isteyen herkesi çok yakından ilgilendiren iptal hükmüne imza attı.

15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminden sonra 676 sayılı OHAL KHK'nın 74'üncü maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun devlet memurluğuna alınma şartlarını düzenleyen 48'inci maddesinde değişiklik yapılarak ek madde getirilmiş ve "güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak" şartı memurluğa alınmada ilave şart olarak düzenlenmişti.

OHAL KHK'sının bu hükmü OHAL'in sona ermesini müteakip yasama organınca da aynen kabul edilmiş ve 01/02/2018 tarihli ve 7070 sayılı Kanun ile OHAL hükmü aynı şekilde kanunlaşmıştı.

Bir grup milletvekilince yapılan başvuru sonrasında Anayasa Mahkemesi, bu düzenlemeyi bir üyenin karşıoyuyla ve oyçokluğuyla iptal etti. Kararda, özel hayatın gizliliği ilkesi kapsamında özel hayatın korunması hakkının temel hak ve hürriyetler kapsamında sayıldığı ve bu ilkenin ancak kanunla sınırlanabileceği, memurların atanmalarına ilişkin düzenlemelerin kanunla yapılabileceğine ilişkin açık Anayasal hüküm olduğu, yine kişisel veri niteliğindeki bilgilerin ancak kanunda öngörülen hallerde ve kişilerin açık rızası dâhilinde işlenebileceği, bu çerçevede güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde elde edilen verilerin kişisel veriler kapsamında olduğu belirtilmiş; kapsamı ve temel ilkeleri belirlenmeksizin yapılan kanuni düzenleme, Anayasamızın temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması, özel hayatın gizliliği ve kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümlerine aykırılık nedeniyle iptal edilmiştir.

Oyçokluğuyla verilen karara karşı yazılan muhalefet şerhinde ise 6698 sayılı Kanun ile 4045 sayılı Kanun hükümleri ile birlikte değerlendirildiğinde kanunilik şartının yeterince sağladığı ifade edilerek çoğunluk görüşüne katılmama yönünde görüş bildirilmiştir.

Dikkat edilmesi gereken en önemli husus şudur: Anayasa Mahkemesinin bu kararı, güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmasının ve bunun memurluğa alınmada bir şart olarak düzenlenmesinin söz konusu olmayacağı anlamına gelmemektedir. Kararda, devlet memurluğuna alınmadan önce güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmasının bir şart olarak öngörülmesinin kanun koyucunun takdirinde olduğu vurgulanmıştır. İptal sebebi, sadece bu soruşturma ve araştırmanın kapsamının kanunla düzenlenmemiş olmasına dayanmaktadır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen hususlar çerçevesinde, yeniden yapılacak bir kanuni düzenlemeyle, güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması kanunla yeniden düzenlenebilecektir.

Mazlum Abdi: Til Temir ve Ayn İsa'yı kimseye devretmeyeceğiz

Suudi Arabistan'ın Al Arabia televizyonuna Mazlum Abdi, çatışmaların devam ettiği Til Temir ve Ayn İsa ilçelerinin Suriye yönetimine veya Rusya'ya teslim edilmeyeceğini belirterek, “Onlar QSD’nin kontrolü altında kalacaklar” dedi.

23 kez suç duyurusunda bulunan Ayşe Tuba Arslan Öldürüldü

HSK Başkanvekili Mehmet Yılmaz, geçtiğimiz günlerde eski kocası tarafından canice öldürülen Ayşe Tuba Arslan hakkında, Cumhuriyet Savcılığı'nın açıklaması eşliğinde bir duyuru yaptı.

Yılmaz’ın duyurusunda, “Boşandığı eşi tarafından öldürülen Ayşe Tuba Arslan ilgili soruşturmaları yürüten Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının basın açıklamasında tüm ayrıntılar kamuoyu ile paylaşılmıştır.

HSK olarak söz konusu hususun incelenmesi için gerekli izin verilmiş, inceleme sonucunda ihmali görülen kamu görevlileri hakkında gereğine tevessül olunacağı ve sonucun yine kamuoyu ile paylaşılacağı hususu saygı ile duyurulur” denildi.

Başsavcılıktan yapılan yazılı açıklamada, “Ayşe Tuba Arslan’ın gerek boşanmadan önce gerekse boşanma tarihinden sonra UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulamada Cumhuriyet Başsavcılığımıza ve Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğüne genel olarak hakaret, tehdit, basit yaralama suçlamasıyla toplam 23 kez başvuruda bulunduğu tespit edilmiştir. Bu başvurular üzerine derhal titizlikle soruşturmalara başlanılmış, toplanan delillere göre Yalçın Özalpay hakkında 10 ayrı iddianame düzenlenerek mahkemelere cezalandırılması talebiyle hakaret, tehdit ve basit yaralama suçlarından kamu davası açılmıştır. Açılan davaların bir kısmı halen devam etmektedir. 2 dosya, birleştirme kararı ile 1 dosya ise mükerrer kayıt nedeniyle kapatılmıştır. Geriye kalan 10 başvuru için ise delil yetersizliği ve bazı dosyalarda Ayşe Tuba Arslan’ın kendi talebi üzerine doktor raporunun alınmaması nedeniyle iddiasının delillendirilememesi gerekçesiyle takipsizlik kararı verilmiştir. Ayrıca her olayda 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Kanunu kapsamında evden uzaklaştırılma ve Ayşe Tuba ARSLAN’ a yaklaşmaması hususunda koruma kararları verilmiş ve Ayşe Tuba Arslan hakkında koruma uygulanmıştır” denildi.

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, 3 kez Yalçın Özalpay hakkında uzaklaştırma kararı verildiğini belirterek, “Ayşe Tuba Arslan'ın kendisine şiddet uyguladığını belirttiği Yalçın Özalpay hakkında talebi üzerine Eskişehir 1.Aile Mahkemesi tarafından 17 Temmuz 2018 tarihinden itibaren ayrı ayrı 1 ay, 2 ay ve 6 ay olmak üzere uzatıldığı tespit edilmiştir. Son uzatma kararı 08 Ocak 2019 tarihinde 6 ay süre daha uzatılmıştır. Son üzücü olayın meydana geldiği tarihte uzatılan koruma kararının süresinin dolduğu, bu tarihten itibaren de herhangi bir talep yapılmadığı ve herhangi bir ihlal olmadığı için yeni bir karar verilmediği anlaşılmıştır” ifadeleri kullanıldı.

Eskişehir’de boşandığı eşi Yalçın Özalpay’ın satırlı saldırısı sonucu hayatını kaybeden Ayşe Tuba Arslan’ın, 23 kez suç duyurusunda bulunduğu ve el yazısıyla yazdığı son dilekçesinde, “Benim ölümüm gerçekleşince mi bana yardım edeceksiniz? Ben çok mağdurum” dediği ortaya çıkmıştı.

FETÖ'nün 'TSK imamı Adil Öksüz Nerede?

İçişleri Bakanı Soylu, FETÖ'nün 'TSK imamı' olarak bilinen Adil Öksüz'ün nerede olduğunu bildiklerini ama yerini açıklamayacağını söyledi. Soylu, CHP ve terörle mücadeleye ilişkin açıklamalarda da bulundu.

(FETÖ'nün 'TSK imamı') Adil Öksüz'ün nerede olduğunu biliyoruz. Ama bizde kalsın. Nasıl PKK'ya, DHKP-C'ye biz izleme yapıyorsak aynısını FETÖ'ye de yapıyoruz. Ankesör ve büfe soruşturmalarında yüzde 40 etkin pişmanlık oldu.

(Kanun Hükmünde Kararname'lerle ilgili) 15 Temmuz akşamını hep beraber hatırlayalım. Bugün Türkiye Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip Erdoğan) yaşıyor, yaşamama ihtimali var mıydı? Allah'ın bir takdiri, bugün yaşıyor. Burada Türkiye'nin üstünde büyük bir oyun oynandı. Türkiye çok büyük bir terör eylemi yaşamış. Devlet tedbir almasın mı? Devleti kaptırırsak yarın her şeyi kaptırırız.

FETÖ süreci canlı bir süreç. Matruşka bebeği gibi düşünün. FETÖ sadece bir terör örgütü değil aynı zamanda bir istihbarat örgütüdür ve bunu sökmek çok kolay değildir. ByLock da örgütün iletişim mekanizmasıdır. Daha önceden belirlenen insanların ifadeleri var, sınav soruşturmalarından elde edilen bilgiler var. Burada görüyoruz ki kapağı daha yeni açılan bir çember var. Bylock'un ilk keşfedilme zamanı 3-4 yıl önce bizim şuandaki teknik kabiliyetlerimiz o döneme göre çok daha yüksek. O dönemde tespit edilemeyenler şu anda tespit edildi ve yeni bir alan bulundu. Vatandaşımız rahat olsun biz FETÖ konusunda içeride arıza bırakmayız. ABD hala elebaşını tutuyor. Oranın finansal gücünü müdahale ediyor. Biz ABD'de bunların ne noktada olduğunu avcumuzun içi gibi biliyoruz. Biz biliyoruz da ABD bilmiyor mu?

Bir CHP'li Beştepe'de Erdoğan'la görüştü iddiası

Siyasi açıdan ahlaksal bir sorun var ortada. Bir yalanı bir gerçek olarak ifade eden bir genel başkan var. Kandırıldı, kandırılmadı bunu izah etmesi gereken kişi kendisi. Sahte araba plakaları var, ismin kim olduğu ortaya çıktı. Olay çok somut ortada.

İkna ile dağdan getirdiğimiz terörist sayısı 235.

Teslim olan teröristlerin ifadelerinden neler olduğunu anlatsam milletimizin midesi bulanır, kendisine gelemez. Tüm ahlaksızların üst üste bina edildiği bir terör örgütünden bahsediyoruz. İlk kez bir terör örgütünü bir devlet yönetiyor. ABD. Bu terör örgütünün ortaya koyduğu bu sürece ait Türkiye çok önemli tedbirler aldı. Bu konuda hakikaten bir üniversite gibi çalıştık. Dağdaki teröristleri indirmek için şu anda 5300 aileyle görüşüyoruz, bunların hepsi Türkiye'de de değil. İkna ile dağdan getirdiğimiz terörist sayısı 235.

Alevilerin evlerinin işaretlenmesi

Ben siyasetin yanında ticaret de yaptım. 20 binin üstünde müşterim vardı. Onların arasında kim Alevi bilmezdim, çünkü insanlar bunu saklarlardı. Toplumların evirilmesi, geçmiş travmaların atlatılması kolay değil. Bu travmalar ancak güçlü liderler ve güçlü devrimlerle aşılır. Bugün insanlar çok rahat bir şekilde 'Ben Aleviyim' diyebiliyor. Alevilerin evlerinin işaretlenmesi gibi provokasyonlar hep Türkiye'nin kritik zamanlarında oluyor. Barış Pınarı olsun, S-400 olsun önemli kararlar veriyoruz. Ama artık bu gaz yemiyor. Bu konu artık toplumsal fay hattını tetikleyemez. Bu işi yapanların İzmir hariç hepsi bulundu, kimler olduğu belli. Hepsi aklında işlem yapıldı. Bunların bir kısmı provokasyon, bir kısmı hakikaten çocuklar. Bursa'da 9-10 yaşında çocuklar yapmış. Aleviler bu konuda çok sağduyulu davranıyor. Aynı provokasyona malzeme olmak istemiyorlar.