Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Anasayfa >> Haftanın Değerlendirmeleri >> Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika

Haftanın Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika Değerlendirmesi ( 24 Aralık - 30 Aralık 2018)

Bu değerlendirme, son bir hafta içinde Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika alanındaki haberlerin değerlendirmesini kapsamaktadır.
SDE Editör
31 Aralık 2018 22:30

Doç. Dr. Erkin Ekrem - Dr. Hatice Çelik - Doç. Dr. Murat Bayar

Sudan’da Protesto Eylemleri

Sudan’da hafta başından itibaren süren ve binlerce kişinin katılığı protesto eylemlerinde, 29 yıldır devlet başkanlığını yürüten Ömer el-Beşir’in istifası istenmektedir. Ekmek fiyatının bir gecede iki katına çıkmasının ardından başlayan gösterilerde polisin sert müdahalesi sonucunda 20-40 arasında sivilin öldüğü raporlanmaktadır. Göstericiler “Arap Baharı” sırasında da kullanılan ve yolsuzlukla suçladıkları rejimin değişmesine yönelik sloganlar atmaktadırlar. Buna karşın, göstericilerden bazılarının öldüğünü belirten hükümet henüz kesin bir rakam vermemiştir. Ayrıca, hükümet protestocuların merkezinde yabancı ajan provakotörlerin olduğunu, bunlardan 200’ünün tutuklandığını, başkent Hartum’da ise bir sabotaj hücresinin çökertildiğini duyurmuştur. Kızıldeniz’de stratejik konumda bulunan Serakin adasını iyileştirilmek üzere 2017 yılı sonunda Türkiye’te tahsis eden Başkan el-Beşir’in protestolardan birkaç gün önce Suriye’de Esad yönetimini ziyaret ederek muhtemelen arabuluculuk girişimi yaptığı da medyada not edilmiştir. Halihazırda ülkedeki protestolar artarak ve yayılarak devam etmektedir.

A.B.D. Yönetiminin Suriye’den Çekilme Süreci

Başkan Trump’ın Suriye’den Amerikan askerlerinin tamamını çekme kararı dolayısıyla Rusya’nın 26 Aralık’ta yaptığı açıklamada, söz konusu bölgelerin Suriye’ye (Esad yönetimine) devredilmesini talep etmiştir. Aynı gün Esad yönetimi de Amerikan askerlerinin çekileceği bölgeleri uçuşa yasak alan ilan etme olasılığını gündeme getirmiştir. YPG’nin Türkiye’ye karşı korunmak için Esad yönetimine işbirliği teklif ettiği haberleriyle birlikte değerlendirildiğinde bu gelişmeler, Türkiye’nin Menbiç’e ve Fırat Nehri’nin doğusuna yapabileceği askeri harekatlara karşı YPG’nin  karada tampon bölgeyle, havada ise Rus-Suriye şemsiyesiyle korunması ihtimaline işaret etmektedir. Bu çerçevede, A.B.D.’nin ülkedeki mevcudiyeti nedeniyle bugüne kadar ortak çıkarlarına ve hassasiyetlerine yoğunlaşan İran, Rusya ve Türkiye’nin arasındaki görüş farklarının, Amerikan askerleri tamamen çekildiği takdirde su yüzüne çıkma ihtimali bulunmaktadır. Öte yandan, Başkan Trump Amerikan askerlerini sadece sırının öte yanına, Kuzey Irak’a çekmeyi planlamakta, Irak’taki 40,000 askerini ise çekmeyi düşünmediğini ifade etmektedir. Son olarak, Pentagon’un YPG’ye verdiği ve içinde tank savar füzeleri ile havan toplarının da bulunduğu binlerce silahın geri alınması yönünde atılmış somut bir adım bir yana, ifade edilmiş bir karar dahi henüz bulunmamaktadır.

Hindistan’daki Düşen Tarım Ürünü Fiyatları ve Yaklaşan Seçim

Hindistan çiftçileri son zamanlarda hızla düşen soğan ve patates fiyatlar ötürü zor günler geçirmekte. Bu iki ürün 1.3 milyar nüfuslu Hindistan halkının, özellikle dar gelirli kesimin, tükettikleri temel ürünlerden. Maharastra ve Uttat Pradeş gibi kalabalık ve tarıma dayalı bölgelerde yaşayan çiftçiler, ki Başbakan Modi’nin partisi BJP’nin en fazla oy aldığı bölgeler, önümüzdeki yıl Nisan-Mayıs aylarında yapılacak Hindistan genel seçimlerinde bu durumun oy verme eğilimlerini etkileyeceklerini dile getiriyorlar. Hükümetin ise çiftçilere doğrudan nakit yardımı yapılması, mevcut borçların silinmesi ve fiyatlandırmadaya müdahele gibi seçenekleri tartıştığı belirtilmektedir. Çözüm veya yaklaşım ne şekilde olursa olsun duruma zamanında müdahele edilmemesi halinde önümüzdeki yıl seçimlerinde Modi’nin sıkıntı yaşayabileceği düşünülmektedir.

ABD’nin Suriye’den Asker Çekme Kararı ve Çin

ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’den ordu çekme kararı ABD askeri çevresini şaşırttığı gibi dünyada da çeşitli yorumların yapılmasına neden oldu. ABD’nin Suriye’ye yönelik sınırlı askeri konuşlandırması ile bu savaşlara son vermesi zordur. Geleceğe yönelik, Suriye sorunları çözülsün ya da çözülmesin hep ABD’nin başarısı olarak gösterebilir. İlerde Suriye vaziyeti giderek kötüleşerek devam ederse, ABD’nin Suriye’de askeri konuşlandırma kararının önemini gösterecektir. Eğer söz konusu vaziyet kötüleşmeden barış sağlanacaksa da ABD’nin katkısından olduğunu belirtecektir. ABD askeri güçlerinin Suriye’den çekilmesi, PYD/YPG üzerinde ABD-Türkiye çatışmasından uzak kalarak bölgedeki bir NATO müttefiki kaybetmemesini önlediği yorumları da vardır.  Trump’ın asker çekme kararının ABD-Rusya’nın Suriye üzerindeki çatışmasını önlediği gibi, Rusya’yı dini ve etnik çatışmanın ve kargaşanın ortasında bırakmak ile Moskova’nın bu sorunlarla meşgul olmasını istediği yorumları da vardır. ABD, Türkiye-Rusya arasında oluşan ittifakı bozmak için aralarında çıkar çatışmasını yaratma niyetinde olduğu düşünülebilir. 1973 yılında Başkan Nixon, Vietnam Savaşından çekilmek için savaşın Vietnamlıların savaşına dönüştürme (Vietnamizasyon) fikri ile ABD’nin saygınlığını koruyacak bir geri çekilme planı ortaya koymuştu. Böylece Vietnam savaş bataklığından çıkmıştı. ABD'nin Suriye’den geri çekilme kararında böyle bir düşüncesi olabilir. ABD kendi küresel çıkarlarına zarar verebilecek Çin ile Rusya’ya yönlenmesinin kendi çıkarları için daha fazla önemi olabilir. Eski Beyaz Saray danışmanı Stephen K. Bannon’un Trump’ın asker çekme kararı ile ilgili yaptığı yorumu gibi, Washington ABD’nin ekonomik ve jeopolitik çıkarlarına zarar verebilecek en büyük dış tehdit olarak gördüğü Çin’e yönlenecektir.

2012’de ABD’nin Ulusal İstihbarat Konseyi tarafından hazırlayan “Global Trenddi 2030: Alternatif Dünyalar” raporunda 2030 yılına kadar Çin’in hegemonya güç olmasını dizgin edemediği takdirde ABD şu andaki konumunu korunmasının zor olacağını tespit etmişti. Buna hazırlık olarak 2020 yılına kadar hava ve deniz kuvvetlerinin %60’i Asya Pasifik bölgesine taşıması gerektiğini önermekteydi.[1] Bu görüşünü dönemindeki Savunma Bakanı Leon Panetta Singapur’da düzenlenen TheShangri-La Dialogue toplantısında tekrarlamıştı. ABD’nin önceliğine vurgu yapan Trump yönetiminin ilk Ulusal Güvenlik Stratejisi Belgesi’nde Çin ve Rusya revizyonist güçler ve ABD’nin rakipleri olarak tanımlanmıştır. Çin ve Rusya, ABD’nin küresel etkisine, değerlerine ve çıkarlarına meydan okuduğunu ileri sürmektedir.[2] Trump Hükümetinin yayımladığı Ulusal Savunma Stratejisi Belgesi’nde ABD’nin ulusal güvenliğinin önceliği terörizm değil, devletlerarası stratejik rekabet olduğunu belirtmektedir.[3] Anlaşıldığı gibi ABD daha çok Çin ve Rusya ile mücadele edecektir, diğer terörizm dâhil bölgesel sorunlar ABD’nin ulusal güvenlik ve savunma önceliği değildir.

11 Eylül olayları sonra ABD’nin sürdürdüğü terörle mücadele (savaş) politikası Washington’un siyasi, ekonomik ve güvenlik güçlerini bu mücadeleye odaklaşmasına sebep olmuştu. Çin ise bunu fırsat bilerek siyasi, ekonomi ve ticaret menfaatlerini büyütmeye çalışmıştı. ABD bu “bedava yolcuya” izin vermemeye çalışıyordu, Trump’ın Çin’e yönelik açtığı ticaret savaşı da sadece ticaret ile kalmayacağı açıktır. Yani Trump’ın Suriye’den asker çekmesi ABD’nin küresel stratejik değişim politikasının bir parçası olabilir, ancak Trump’ın Irak’taki Amerikan askerlerine sürpriz bir Noel ziyareti Washington’un Ortadoğu’da tamamen ayrılmayanın bir işareti olabilir. ABD’nin bundan sonraki Ortadoğu politikası nasıl olacağı ilerleyen zaman içerisinde anlaşılabilir.

 


 

 

 

[1]TheNationalIntelligenceCouncil, “Global Trends 2030: AlternativeWorlds”, Washington D.C.,December 2012, p.22.

[2] The White House, National Security Strategy of the United States of America, Washington DC, December 2017, p. 25.

[3] U.S. Secretary for Defense, National Defense Strategy of The United States of America, January 2018, p. 1.