Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Anasayfa >> Haftanın Değerlendirmeleri >> Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika

Haftanın Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika Değerlendirmesi ( 10 - 16 Aralık 2018)

Bu değerlendirme, son bir hafta içinde Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika alanındaki haberlerin değerlendirmesini kapsamaktadır.
SDE Editör
17 Aralık 2018 20:47

Doç. Dr. Erkin Ekrem - Dr. Hatice Çelik - Dr. Murat Bayar

12 Aralık

A.B.D. Senatosu Kaşıkçı ve Yemen Tasarılarını Kabul Etti

Dış İlişkiler Komitesi tarafından A.B.D. Senatosu’na sunulan ortak karar tasarısında, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın ölümünden Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman sorumlu tutulmaktadır. Senato’da kabul edilen bu tasarı Suudi Arabistan yönetimine cinayetle ilgili kapsamlı soruşturma çağrısında bulunmanın yanı sıra ülkenin Çin ve Rusya’dan yaptığı silah alımlarının A.B.D. ile ilişkilerini zora soktuğunu belirtmektedir. Prens bin Selman’ın bir çok alanda ülkenin fiili yöneticisi olduğu ve istihbarat birimlerinin kendisine bağlı olduğu göz önüne alındığında, Temsilciler Meclisi’nde onaylansa ve Başkan Trump tarafından imzalansa dahi Senato’nun bu kararının ciddi bir yaptırımı görülmemektedir. Ancak, Suudi Arabistan’ın Çin ve Rusya’dan yaptığı silah alımlarını durdurmadığı takdirde Senato’dan kendisine Kaşıkçı cinayeti üzerinden daha ciddi baskılar gelebileceği anlaşılmaktadır.

Senato’nun kabul ettiği diğer bir karar tasarısında A.B.D.’nin Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyona Yemen Savaşı’nda verdiği askeri desteğin sonlandırılması istenmektedir. Yukarıda belirtilen kararda olduğu gibi, bu kararın da yasalaşması için Temsilciler Meclisi’nde onaylanması ve Başkan Trump tarafından imzalanması gerekmektedir. Ancak, Cumhuriyetçi Parti temsilcilerinin girişimiyle Yemen kararının Temsilciler Meclisi’nde görüşülmesi 2019 yılına ertelenmiştir. Demokrat Parti’nin çoğunlukta olduğu Temsilciler Meclisi’nde karar kabul edilse dahi Beyaz Saray tarafından imzalanmama ihtimali bulunmaktadır. Bu durumda karar tekrar Kongre’ye dönecek ve yasalaşması için her iki kanatta da üçte iki çoğunlukla geçmesi gerekecektir.

14 Aralık 2018

Başkan Trump’ın Etrafındaki Adli Çember Daralıyor

Başkan Trump’ın şahsi avukatı Michael Cohen, 2016 başkanlık kampanyası sırasında uygunsuz ödemeler yaptığı ve kampanya yasalarını çiğnediği yönündeki suçlamalarla yargılandığı davada üç yıl hapis cezasına mahkum edilmiştir. Bu mahkumiyetle Başkan Trump’ın birinci derece çalışma ekibinden bir kişi ilk kez ceza almış bulunmaktadır. Diğer yandan, özel soruşturmacı Robert Mueller’ın yürüttüğü, Rusya’nın 2016 seçimlerine müdahale ederek Donald Trump’ın seçilmesinin önünü açtığı yönündeki incelemede başta eski ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn olmak üzere ekip üyelerinden suçlamaları kabul edenler bulunmaktadır. Son olarak, yine bu hafta American Media Inc. isimli medya şirketi, Donald Trump’ın uygunsuz ödemelerine aracılık ettiğini kabul etmiştir. Hepsi birlikte ele alındığında, Başkan Trump’ın etrafındaki adli çemberin hızla daralmakta olduğu görülmektedir. Buna karşın, Başkan’ın azledilebilmesi için Kongre’nin üst kanadında üçte iki oy alınması, Cumhuriyetçilerin Senato’daki çoğunluğu dikkate alındığında oldukça zor görünmektedir. Güçlenmeye başlayan diğer bir ihtimal, Donald Trump’ın 2020 başkanlık seçimini kazanamadığı ve, dolayısıyla, başkanlık zırhından sıyrıldığı takdirde normal adli yargılama sürecine tabi tutulmasıdır (seçimi kazanır ve 2024’e kadar Beyaz Saray’da kalırsa mevcut suçlamaların çoğu zaman aşımına uğrayacaktır). Seçimi kaybettiği takdirde Donald Trump hapse girmek ve şirketlerine ciddi yaptırımlar almak riskleriyle karşı karşıya kalacağından, şimdiden savcılarla anlaşma yoluna giderek 2020’den önce istifa edebilir.

14 Aralık

Rusya-Ukrayna Arasındaki Kerç Krizi’nde Almanya Devreye Girdi

Rusya tarafından Kırım’ın doğusundaki Kerç Boğazı’nda Ukrayna donanmasına ait üç gemiye el konulması ve mürettebatlarının göz altına alınmasıyla başlayan kriz, Şansölye Merkel’in Başkan Putin’den denizcilerin bırakılması yönünde ricacı olmasıyla yeni bir aşamaya gelmiştir. Almanya’nın Rusya ve Ukrayna arasındaki toprak sorununa (Kırım ve Doğu Ukrayna) daha önce de dahli olmuş, Fransa ile birlikte yürüttüğü diplomatik girişimler taraflar arasında Minsk ateşkes sözleşmesiyle sonuçlanmıştır. A.B.D.’nin diplomatik (ve potansiyel olarak, askeri) düzeyde Ukrayna’yı desteklemesi, halen devam etmekte olan Kuzey Akımı 2 doğalgaz boru hattı projesinde Rusya ile işbirliği yapan Almanya’yı bir yanda NATO ortağı, diğer yanda enerji ortağı arasında bırakmaktadır. Bu nedenle, Almanya sorunun diplomatik yönden çözülmesi yönündeki çabalarına devam etmektedir.