Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Haftanın Medya ve Sivil Toplum Değerlendirmesi (16-23 Aralık 2018)

Bu değerlendirme son bir hafta içinde yerli ve yabancı basında dikkat çeken haberlerin değerlendirmesini kapsamaktadır.
SDE Editör
24 Aralık 2018 11:31

Bülent Erandaç

SURİYE’DEN ÇEKİLME KARARINA ALMAN BASININ BAKIŞI

Başkan Trump’ın ABD askerlerini Suriye’den çekme kararı ve İtalya ile AB Komisyonu arasında varılan bütçe uzlaşması Alman gazetelerinde.

Frankfurter Allgemeine Zeitung ‘Trump'ın dünyası' başlığıyla yayımladığı yorumda ABD Başkanı'nın Suriye'den çekilme kararının Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Suriye'nin kuzeyine müdahale etmesini kolaylaştıracağını belirtiyor:

"Donald Trump gerçekte olduğundan da basit bir dünyada yaşıyor. Bütün kararlarında olduğu gibi askeri birliklerini Suriye'den çekme kararında da bunu gösterdi. Washington yönetiminin temsilcilerinin Suriye'deki Amerikan askeri varlığına farklı gerekçeler göstermelerine rağmen Trump'a göre ABD ordusu sadece IŞİD'i alt etmek için Suriye'ye girmişti ve IŞİD yenilgiye uğratıldıktan sonra Suriye'de kalmanın anlamı olamazdı. Trump bu kararıyla Rusya, İran, Esad rejimi ve Türkiye'nin elini güçlendirmiş, IŞİD'in yenilmesinde önemli payı olan Suriye Kürtlerini ise zor durumda bırakmış oldu. Kürtleri tehlikeli günler bekliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan harekât başlatmakta kendini serbest hissedecek, Rusya ise seyirci kalarak Ankara ile ilişkilerini güçlendirirken diğer yandan da Suriye'deki kendi pozisyonunu pekiştirecek. Trump'ın kararı bu defa da Amerika ve müttefiklerini dezavantaja düşürdü.”

Süddeutsche Zeitung

"olan Suriye Kürtlerine olacak" değerlendirmesi ."Donald Trump neredeyse 8 yıldır süren Suriye'deki savaşla ilgili haberleri izlemekten yorulmayanları şaşkına çevirdi. ABD Başkanı askeri birlikleri Suriye'den çekmeyi planladığını daha önce de söylemiş ama siyasi gözlemciler Başkan'ın söylediklerinin boş söz olduğunu belirtmişlerdi. Trump'ın kurmayları planlarını Suriye'de kalınacağına göre yapmışlar ve Suriye stratejisinde de Suriye'deki askeri varlığın süresiz olacağı vurgulanmıştı. Kısmen yanlış da olsa Başkanın kararında ciddi olduğu anlaşılıyor. 180 derecelik dönüşleriyle dost ve düşmanı şaşkına çeviren Trump, şimdi de Suriye'den çekilmeyi emrediyor. ABD'nin müttefikleri şaşkına dönerken, İran, Rusya ve Esad rejimi anlaşmazlığa kendi usullerine göre çözüm bulabilecekleri için sevinecekler. Ajandalarında siyasi çözüme zaten yer vermiyorlar. IŞİD ile mücadelede ABD'nin müttefiki olan Kürtlerin Türkiye ile Esad arasında ezilmesi söz konusu olabilir. İran'ın komşu ülkedeki nüfuzunun ABD tarafından kırılacağına güvenen İsrail de en az Kürtler kadar hayal kırıklığına uğradı ve böyle bir müttefike güvenilemeyeceğini idrak etmeye başladı.”

Die Welt: Trump meydanı Batı düşmanlarına bırakıyor

Suriye'deki 2 bin Amerikan askeri dört yıldır görevi başarıyla yerine getirdi. Savaşarak değil ama Kürt milisi YPG'yi eğiterek. Kürtler IŞİD ile mücadelenin en cesur aktörleriydi. Teröristlerin askeri bakımdan dize getirilmesinde YPG'nin büyük payı vardı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu işbirliğini kuşkuyla izliyordu. Ona göre YPG ortadan kaldırılması gereken bir terör şebekesinden başkası değildi. Amerikalılar orada olduğu sürece Kürtlere saldırmayı göze alamadı. Son Amerikan askeri de bölgeden ayrılırsa Erdoğan ürkekliği bir yana bırakıp bütün hışmıyla Kürtlere saldırır. Bunun vebali, Kürtleri göz göre göre kaderlerine terk eden ABD'nin boynuna olacaktır.

DW Editörü Udo Bauer: Rusya'ya yarayacak

Suriye iç savaşının diğer aktörlerinden Rusya'ya gelince. Son zamanlarda Rusya'daki Amerikan aleyhtarı propagandanın arttığı gözden kaçmıyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı ABD'nin Suriye'deki varlığının "barışçı çözüm yolundaki tehlikeli bir engel" olduğunu söylüyor. Tabii bunu söylerken de Rus usullü ‘barışçı çözümü' kastediyor. Rusya Beşar Essad'ın mutlaka iktidarda kalmasını istiyor. Ülkesinin enkaz yığınına dönmesinden, binlerce sivilin öldürülmesinden ve kimyevi silahlarla varil bombaları kullanılmasından sorumlu olan Esad Rusya'nın bölgedeki askeri ve siyasi mevcudiyetini sürdürebilmesinin tek garantörü sayılıyor. ABD askerleri çekilirse meydan Putin'e kalır ve Rus lider savaş sonrası nizamı tek başına şekillendirir.

Basından seçmeler

Dijital Seçim

Türkiye’de internet kullanıcı sayısı Şubat 2018 itibarıyla 54 milyona ulaştı. İnternet kullanıcılarının 51 milyonu aktif olarak sosyal medya kullanmakta, 44 milyonu ise sosyal medya kullanımını cep telefonu aracılığıyla sürdürmekte.Türkiye’de insanlar günde ortalama 2 saat 48 dakikalarını sosyal medyada geçirmekte.

Türkiye’de sosyal medya kullanımının yaygınlığını ve genç seçmenlerin sayısal çoğunluğunu dikkate alan partiler, dijital seçim kampanyalarına yönelme eğilimine girdi.

Partilerin yeni nesil seçim kampanyalarını, geleneksel seçim kampanyalarından çok daha nitelikli ve sofistike yapmaları gerektiği açık.Türkiye’de siyasetçilerin dijital seçim kampanyası denince sosyal medya üzerinden katıldıkları programların fotoğraflarını paylaşmayı anladıklarını, dolayısıyla bu tip bir sosyal medya siyasetçiliğinin seçmen tarafından çok da olumlu karşılanmadığını biliyoruz.

Hiçbir parti seçim kampanyasında sosyal medya araçlarını göz ardı edemez. Sosyal medyayı kullanmak artık bir zorunluluk. Çünkü geleneksel medyaya ilgisi azalan, haber ve iletişim kaynağı olarak sadece sosyal medyayı kullanan geniş bir seçmen kitlesi var.

Bir siyasal parti sosyal medyadan seçim kampanyası yürütmese bile, en azından rakiplerinin kendisine yönelik sosyal medya üzerinden ürettiği yalan haber ve manipülasyonlara, yine aynı mecralardan karşılık vermek zorundadır. Meselenin aslı ile ilgili doğru bilgilendirmeyi yapması elzemdir.

Hele iktidar ve merkez partilerin, bu yalan haber ve üretilmiş manipülasyonlara karşı çok daha yoğun bir mücadele ile karşılık vermesi gerekmektedir.Çünkü dünyadaki sosyal medya üzerinden üretilen siyasal kampanya içeriklerinin çoğunluğu merkez siyasetleri aşındırma üzerine odaklanmaktadır.(Nebi Miş)

Geleneksel medya Dijital Devrime karşı

Geleneksel medyanın içinde bulunduğu krizle ilgili tartışmayı Mehmet Soysal başlatmış gibi görünse de, Soysal'dan önce biri daha vardı.  Şu an Türkiye'deki medya düzeni için son derece faydalı iki ana konu üzerinden bir medya tartışması sürüyor. Ve Allah'ın işine bakın ki bir medya sitesi olarak bu tartışmaları size aktaramıyoruz.  Kim ne yazdı, kim kime ne dedi, kim ortaya yeni bir fikir koydu? Bunların hiçbirini, içeriği sadece "medya" olan bu sitede göremiyorsunuz.

Neden mi? Zira medyamız açısından gündemde olan bu iki konuyu çok önemsiyor ve gündeme getirilip, köşe yazarlarının bu konular üzerine kalem oynatmalarını, bir nevi içinde bulunduğumuz medya düzenini açıktan sorgulamalarını çok kıymetli

Demirören Medya Grubu CEO'su Mehmet Soysal,  Milliyet'teki köşesinden bir dizi yazı yazdı. Geleneksel medyanın bir krize girdiğini, içeriklerin çok maliyetli olduğunu ama bunun karşılığını bir türlü alamadıklarını, tirajların düştüğünü ve bunun böyle gitmeyeceğini belirtti.  Bunun böyle gitmeyeceği aşikar. Fakat Mehmet Soysal'ın "Günde 15 lira verip sigara alan, 5 liraya bir bardak çay içen okuyucu 1 lira verip gazete okumuyorsa ortada büyük bir sorun var demektir" sözlerindeki haklılığı yanında önerdiği çözüm önerilerine bakınca o sorunun ne olduğunun pek de kavranamamış olduğunu görüyoruz.

"Okur 1 lira verip gazete almıyor" tespiti "Niye alsın?" sorusunu da beraberinde getiriyor. Çözüm işte bu soruda gizli. Gözden kaçansa; insanların sürekli farklılıklar aradığı, dikkatlerin hızla yeni olana kaydığı ve dijitalleşmenin hayatımızın her alanını sardığı bir çağda "o zaman içeriklerimiz sadece gazetemizde kalsın, böylece daha çok kitleye ulaşırız" demek "Niye alsın?" sorusunun cevabı değil.

Habertürk ve Vatan gazetelerinin kapatılmasının ardından bunun diğer bazı gazetelerin de kaderi olacağını kestirmek için kahin olmaya gerek yok. 
Dünyada dijital bir devrim yaşanırken, geleneksel medyayı dijitale entegre etmek yerine ısrarla gazeteleri okutma çabasını anlıyorum. Her yenilik kendinden önce geleni sarsar, geleneksel olanın ilk tepkisi de bu durumda direnç göstermektir. Ama bunun faturasının sadece okura ve internet medyasına kesilmesi doğru değil. Her geçen gün reklam pastasındaki payı hızla büyüyen dijital reklamları alternatif olarak görmek yerine "ille de tirajım tirajım" diyerek basılı gazetelere reklam almanın derdindeler.

 Dijitalin zaferini savaşmadan kabullenmek istememek de bir seçenek. Yalnız savaş yöntemleri üzerine biraz daha geliştirmeleri gerekiyor kendilerini.

ELEKTRONİK KİTAP, DERGİ VE GAZETEDE KDV ARTIRILDI

E-kitapta yüzde 8, e-gazete ve e-dergide yüzde 1 olan KDV oranı, bu yayınlarda yüzde 18'e çıkarıldı. Elektronik kitap, gazete ve dergiler için yüzde 18 Katma Değer Vergisi (KDV) uygulanacak.
Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı. Buna göre, e-kitapta yüzde 8, e-gazete ve e-dergide yüzde 1 olan KDV oranı, bu yayınlarda yüzde 18'e çıkarıldı. Karar, 1 Ocak'ta yürürlüğe girecek.

YÜKSEK SEÇİM KURULU YASAKLARI AÇIKLADI

Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) 31 Mart 2019 Pazar günü yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimi için belirlediği propaganda serbestliği ve seçim yasaklarına ilişkin kararı Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlandı.

Propaganda serbestliği oy verme gününden önceki 10’uncu günün (21 Mart Perşembe) sabahında başlayacak ve oy verme gününden önceki gün (30 Mart Cumartesi) saat 18.00’de sona erecek.

Seçime katılan siyasi partiler ve bağımsız adaylar, seçim propaganda süresinin sona ermesine kadar, yazılı basında ilan ve reklam yoluyla ya da internet sitesi açarak sözlü, yazılı veya görüntülü propaganda yapabilecek.

Seçim süresince genel yollar üzerinde, mabetlerde, kamu hizmeti görülen bina ve tesisler ile ilçe seçim kurullarının gösterdiği meydanların dışında toplu olarak sözlü propaganda yapılması yasak olacak.

Açık yerlerde, güneşin batmasını müteakip ikinci saatin sonundan, güneşin doğmasına kadar toplu olarak sözlü propaganda yapılması da yasaklar arasında bulunuyor.

Vatandaşların elektronik posta adreslerine gönderilecek mesajlarla, taşınabilir veya sabit telefonlarına sesli, görüntülü veya yazılı mesaj göndermek suretiyle propaganda yapılamayacak. Ancak, siyasi partiler kendi üyelerine her zaman sesli, görüntülü veya yazılı mesaj gönderebilecek.

Oy verme gününden önceki 10 gün içinde yazılı, sözlü ve görsel basın ve yayın araçları ile kamuoyu araştırmaları, anketler, tahminler, bilgi ve iletişim telefonları yoluyla mini referandum gibi adlarla bir siyasi partinin veya adayın lehinde veya aleyhinde ya da vatandaşın oyunu etkileyecek biçimde yayın yapılması ve herhangi bir surette dağıtılması yasak olacak.

Bu sürenin dışında yapılacak yayınların, tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerine uygun olması gerekecek. Kamuoyu araştırmaları ve anketlerin yayınlanması sırasında, araştırmanın hangi kuruluş tarafından yapıldığının, denek sayısının, araştırmanın kim tarafından finanse edildiğinin açıklanması zorunlu olacak.

Söz konusu kurallara aykırılığın tespiti halinde Cumhuriyet Başsavcılıklarına, Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna (RTÜK), Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu ile Erişim Sağlayıcıları Birliğine bildirimde bulunulacak.

Törenlere ait yasaklar

Seçim propagandasının başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar olan süre içinde, devlet, katma bütçeli idareler, il özel idareleri, belediyelerle bunlara bağlı daire ve müesseseler, iktisadi devlet teşekkülleri ve bunların kurdukları müesseseler ve ortaklıkları ile diğer kamu tüzel kişilikleri ve Bankacılık Kanunu’na tabi teşekküllere ait kaynaklardan yapılan iş ve hizmetler dolayısıyla, (açılış ve temel atma dahil) törenler tertiplenmesi, nutuklar söylenmesi, demeçler verilmesi ve bunlar hakkında her türlü vasıtayla yayınlarda bulunulması yasak olacak.
Söz konusu kuruluşlar ile kamu yararına çalışan dernek ve vakıflar, seçmenin oyunu etkileyebilecek girişimlerde bulunamayacak.

Aynı süre içinde bakanlarla milletvekilleri yurt içinde yapacakları seçim propagandasıyla ilgili gezileri makam otomobilleri ve resmi hizmete tahsis edilen vasıtalarla yapamayacak. Bu maksatla yapacakları gezilerde, protokol icabı olan karşılama ve uğurlama törenleri yapılamayacak ve resmi ziyafet verilemeyecek.

– Türkçenin yanı sıra farklı dil ve lehçeler de kullanılabilecek

Propaganda için kullanılan el ilanları ve diğer her türlü matbuat üzerinde Türk bayrağı ve dini ibareler bulundurulamayacak.

Siyasi partiler ve bağımsız adaylar tarafından yapılacak her türlü propagandada Türkçenin yanı sıra farklı dil ve lehçeler de kullanılabilecek.

HEDİYE VE EŞANTİYON DAĞITILAMAYACAK

Seçime katılan siyasi partiler ve adaylar kendilerini tanıtıcı nitelikte broşür, el ilanları, parti bayrağı, poster, afiş veya ses ve görüntü içeren CD, DVD gibi her türlü yayını dağıtmakta serbest olacak, belirtilen yayın veya malzemeleri dağıtacak kişiler ise 18 yaşını doldurmuş olacak.

Ancak siyasi partiler ve adaylar belirtilen malzemeler dışında herhangi bir hediye ve eşantiyon dağıtamayacak, bunları üçüncü kişiler ya da kurum ve kuruluşlar aracılığıyla dağıttıramayacak.

Siyasi partiler ve adaylar, halkın huzur ve refahını bozmamak, yaya ve taşıt trafiğini engellememek koşuluyla önceden izin almaksızın stant açabilecek, bu konuda çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümünde ise ilçe seçim kurulları yetkili olacak.

HOPARLÖRLE PROPAGANDA

Propaganda döneminin başlangıç tarihinden bitişine kadar halkın huzur ve rahatını bozmamak koşuluyla açık yerlerde, güneşin batmasını müteakip ikinci saatin sonuna kadar hoparlörle propaganda yapılabilecek. Ancak başka bir siyasi parti veya bağımsız aday adına açık ya da kapalı yer toplantısı yapılan saatlerde, bu toplantıların yapıldığı yer ve binalardan işitilecek ve bu toplantıları rahatsız edecek biçimde hoparlörle propaganda yapılamayacak.

İlçe seçim kurulları, kendiliğinden veya siyasi partilerin veya bağımsız adayların istekleri üzerine mahallin özelliklerini göz önünde tutarak hoparlörle, yayının yerini, zamanını, süresini ve diğer şartlarını tespitle yetkili olacak. Siyasi partiler istemeleri halinde, ilçe seçim kurulunun düzenleyeceği programa göre varsa belediye hoparlörlerinden bedeli karşılığında eşit olarak yararlanabilecek.

SİYASİ REKLAMA İLİŞKİN USUL VE ESASLAR

YSK’nın Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan bir başka kararıyla siyasi reklamlara ilişkin usul ve esaslar da belirlendi.
Buna göre, medya hizmet sağlayıcıları seçimin başlangıç tarihi olan 1 Ocak Salı gününden oy verme gününden önceki 24 saate kadar olan süre içinde siyasi reklam yayımlayabilecek.

Söz konusu kuruluşların bu görevi yerine getirirken demokratik toplum düzeni gereklerine uygun bir seçim yapılabilmesi için, siyasi parti ve adaylara siyasi reklam tahsisi yaparken tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerine uygun hizmet sunmaları gerekecek.

Parti ve adaylar siyasi reklamlarında Türkçenin yanı sıra farklı dil ve lehçeler kullanılabilecek. Aynı reklam kuşağında, birden çok seçime katılan siyasi parti ve adayın siyasi reklam yayımlanmasını istemesi halinde istekliler arasında kura çekilecek, yayın dışında kalanlara ise istek halinde bir sonraki reklam kuşağında yayınlanması için öncelik verilecek.

Bir medya hizmet sağlayıcısında yayımlanacak siyasi reklamların ücreti, siyasi partilere ve adaylara göre değişkenlik gösteremeyecek.

Seçim sürecinde yayımlanacak siyasi reklamlar, YSK kararları doğrultusunda RTÜK tarafından izlenerek denetlenecek.

2018’DE 53 GAZETECİ ÖLDÜRÜLDÜ

Gazetecileri Koruma Komitesi, 1 Ocak ile 14 Aralık arasında 53 gazetecinin öldürüldüğünü açıkladı. Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), 1 Ocak ile 14 Aralık arasında dünya genelinde 53 gazetecinin öldürüldüğünü ve yaptığı haber nedeniyle öldürülen gazeteci sayısının da bir önceki yıla göre neredeyse 2 kat arttığını bildirdi.

New York merkezli örgütün yıllık raporunda, 1 Ocak ve 14 Aralık arasında dünya genelinde en az 53 gazetecinin öldürüldüğü ifade edildi. Önceki yıla göre öldürülen gazeteci sayısının yaklaşık iki kat arttığı belirtilen raporda, ölen basın mensuplarından 34'ünün yaptığı haber nedeniyle hedef alındığı vurgulandı.
En fazla gazetecinin Afganistan'da öldürüldüğü bilgisi yer aldı.
Öldürülen gazeteci sayısının Afganistan'da 13, Suriye'de 9, Meksika'da 4, Yemen'de 3, Brezilya'da 2 olduğu bilgisine yer verilen raporda, Irak'ta 2012'den bu yana ilk kez öldürülen gazeteci tespit edilmediğinin altı çizildi.

Raporda ayrıca Gazze Şeridi'ndeki protestoları izleyen 2 Filistinli gazetecinin İsrail askerleri tarafından vurularak öldürüldüğü anımsatıldı. Diğer yandan, Slovakya'da yolsuzluk iddialarıyla ilgili haberler yapan 27 yaşındaki araştırmacı Jan Kuciak'ın da vurularak öldürüldüğüne dikkati çekilen raporda, ABD'nin Annapolis kentinde faaliyet gösteren yerel gazete Capital Gazette'nin haber merkezine 28 Temmuz'da düzenlenen silahlı saldırıda, 4 gazeteci ve bir pazarlama elemanının öldürüldüğü ifade edildi. Bu olay, ABD tarihinde medyayı hedef alan en ölümcül saldırılardan biri olarak kayıtlara geçti.

En tehlikeli mesleğin canlı yayın muhabirliği olduğu ve öldürülen gazetecilerden çoğunun siyaset alanında haberler yaptığı vurgulanan raporda, 3 Rus gazetecinin, Orta Afrika Cumhuriyeti'nde kimliği belirsiz kişilerce öldürüldükleri bilgisi paylaşıldı.

Raporda, Kolombiya'da 2, Hindistan'da 4, Libya, Somali ve Pakistan'da da birer gazetecinin yaptığı haber nedeniyle öldürülen gazeteciler arasında yer aldığı ifade edildi.

Bu yıl öldürülen gazeteci sayısının son 3 yılın en yükseği olduğu belirtilen raporda, CPJ'nin bu yıl içinde öldürülen diğer 23 gazeteciyle ilgili araştırmalarını sürdürdüğü ancak şimdiye kadar bu vakaların gazetecilikle ilişkili olup olmadığının teyit edilemediği bildirildi.

TÜRK DİZİLERİNE YENİ DESTEK

Kültür ve Turizm Bakanlığı, 150’den fazla ülkeye ihraç edilen, dünyada 500 milyondan fazla kişi tarafından takip edilen Türk dizilerini DESTEKLEME KARARI aldı.

Yurt dışında yayınlanması koşuluyla Türkiye’nin tanıtımına katkı sağlayacak nitelikteki yerli veya ortak dizi filmlerin maddi olarak desteklenmesi planlanıyor. Türkiye’yi “film çekim merkezi” haline getirmek amacıyla bir kısmı ya da tamamı Türkiye’de çekilecek yabancı sinema filmleri ve dizi filmlere Türkiye’de harcanan tutarın yüzde 30’una kadarının geri ödenmesi öngörülüyor.

Dünyada 500 milyondan fazla kişi Türk dizilerini izliyor

Bakanlığın sektörden gelen bilgiler ışığında hazırlanan verilerine göre, son yıllarda 100’den fazla Türk dizisi 150’nin üzerinde ülkeye ihraç edildi. Yıllık 350 milyon doların üzerindeki ihracat geliriyle ABD’den sonra ikinci sıraya yerleşen Türk dizileri 500 milyonun üzerinde kişi tarafından büyük ilgiyle takip ediliyor.

Türk dizilerinin ihraç edildiği bölgeler arasında Orta Doğu, Kuzey Afrika ülkeleri, Doğu Avrupa, Batı Avrupa, Asya, ABD ve Latin Amerika ülkeleri yer alıyor. Bugüne kadar en çok ihraç edilen diziler arasında ise “Adını Feriha Koydum”, “Gümüş”, “Fatmagül’ün Suçu Ne”, “Ezel” ile “Kara Sevda” gibi yapımlar yer alıyor.

Yabancı filme devlet desteği. Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesine ve Sınıflandırılmasına ilişkin yasa teklifi Meclis Başkanlığı’na sunuldu. Teklif ile dizi filmler ve yabancı filmler, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca ilk kez desteklenecek.

Yabancı film yapımcılarına, Türkiye’de harcadıkları tutarın yüzde 30’una kadarının bakanlıkça karşılanmasının da önünü açıyor. Buna göre, teklifin yasalaşması durumunda, Türkiye’de çekilen filmler için yapılan harcamaların yüzde 30’u bakanlıkça desteklenebilecek. Ancak desteklenecek filmlerin ‘destekleme kurulu’ tarafından ‘onay’ alması da gerekiyor. 

 Reklamlara 10 dakika ayarı. Teklifle ilk kez dizi filmler de desteklenecek. Teklifin gerekçesinde, “üretilen dizi filmlerin 150’den fazla ülkeye ihraç edildiği” belirtildi. Teklifte, desteklenecek dizi filmlerin kriterleri de “milli kültürün uluslararası tanıtımına katkı sağlayacak dizi filmler” olarak belirtildi. Teklifle, filmlerin tanıtımına imkân sağlayan fragmanların film öncesinde en az üç, en fazla 5 dakika gösterilmesi zorunlu tutuldu. Sinema izleyicileri tarafından şikâyet edilen reklam süreleri de 10 dakika ile sınırlandırıldı.

Uyarı işaretleri zorunlu.Teklif, ‘değerlendirme kurulları’nca değerlendirme ve sınıflandırılması yapılmamış olan sinema filmlerine ‘+18’ kriteri de getiriyor. Teklifin yasalaşması halinde, değerlendirme ve sınıflandırması yapılmamış olan sinema filmleri, festival, özel gösterim vb gibi kültürel, sanatsal etkinliklerde ancak “+18 yaş işareti ile” gösterilebilecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca desteklenecek dizi film ve filmler için ihtisas alanlarına göre kurulan ‘destekleme kurulu’nun yapısı da genişletiliyor.

RTÜK BAŞKANI YERLİKAYA YAYINCILARI UYARDI

RTÜK Başkanı İlhan Yerlikaya, yayıncıların, öz denetim yapmakla mükellef olduğu, programa alınan kişilerin araştırılması gerektiği uyarısında bulundu. Yerlikaya, RTÜK'ün topluma, çocuklara, gençlere, aileye zararlı yayınlarla mücadele ettiğini, medya okuryazarlığı dersiyle iletişim kanallarının zararının en aza indirilmeye çalışıldığını bildirdi. Okullarda seçmeli ders olarak verilen medya okuryazarlığı dersiyle çocukların bilinçlendirilmesi, izledikleri ve takip ettikleri medya içeriklerinin sorgulanabilir ve eleştirilebilir olduğunu fark edebilmesini amaçladıklarını dile getiren Yerlikaya, bu dersin sadece Türkiye'de değil, dünyada da yaygınlaştığını ifade etti.

"MEDYA OKURYAZARLIĞI ZORUNLU DERS OLMALI"

Medyanın öneminin gittikçe arttığına dikkati çeken Yerlikaya, şunları kaydetti:

"Çok faydalı bile olsa bir televizyonu günde 3-5 saat ve daha fazla izlerseniz, izlediğiniz içerik faydalı da olsa zarar verecektir. Dolaysıyla her şeyi tadında uygun izlemek lazım. Özellikle çocuklar. Televizyonun karşısında çok fazla durmamaları gerekiyor. Medyanın olumlu yanlarının da olduğunu unutmamak gerekiyor. Televizyonlarda izlediği eğitici çizgi filmlerle birçok şeyi erkenden öğrenebiliyor ama zararları da var. Gördüğünü uygulamaya çalışıyor. Şiddet içeren bazı olayları hayatına taşıyabiliyor. Ayrıca internet gibi farklı bir mecra gelişiyor. Burası televizyonlardan çok daha farklı. Ailesiyle televizyon izlerken müdahale olunabilirken, internette tek başına olan kişinin çok fazla tehlikeye açık olduğunu görebiliyoruz. Bu anlamda medya okuryazarlığı çok önemli. Medya okuryazarlığı dersiyle öğrenciler tv, internet gibi alanlarda sorgulayıcı bir bakış açısında bulunabilir. Gelişen teknoloji ve iletişimin insan hayatında önemi arttı. Medya okuryazarlığının zorunlu ders olması gerekiyor."

RTÜK'ün zararlı programlar nedeniyle zaman zaman eleştiriler aldığını anlatan Yerlikaya, RTÜK'ün verdiği cezadan daha etkili mecralar bulunduğunu söyledi. Bu anlamda izleyicinin elinde çok daha fazla yetki olduğunu aktaran Yerlikaya, "Bazen çok büyük paralar harcanarak yapılan diziler reyting yapmayınca daha ilk programda kaldırılıyor. Niye, reyting almadı ondan. İzleyicinin elinde öyle bir güç var ki, bu RTÜK'ün elindekinden çok daha fazla. İzlemeyince patlıyor. Dolaysıyla izleyicinin de omuzunda yük var. Ne izleyip izlemeyeceğini iyi bilmesi gerekiyor." diye konuştu.

Reytinge göre para kazanan yayıncıların da ona göre yatırım yaptığını vurgulayan Yerlikaya, izleyicinin dışında reklam verenlerin de zararlı programları engelleyici bir güç olduğunun altını çizdi.

Derinlemesine haber neden önemli?

İnternet haberciliğinde haberlerin kısa olması gerektiği algısı artık değişiyor. Okurlar güncel haberlerin arkasındaki dinamikleri, altında yatanları ve söz konusu gelişmelerin gelecekte yol açabileceği gelişmeleri de görmek istiyor. Bu taleplere yanıt vermek de haber merkezlerinde bir dönüşümü gerektiriyor.

TRT 2’nin yayın tarihi belli oldu

22 Şubat’ta tekrar aramızda olacak. TRT 2, ‘Kültür’ kanalı olarak yeniden başlıyor. TRT Genel Müdürü İbrahim Eren, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Gençlere yönelik içeriği tanımlamak lazım, örneğin absürd komediler daha popüler olmayan içerikleri değerlendirmeyi düşünüyoruz. klasik filmler, edebiyat uyarlamaları, festival filmleri ve Orta Asya filmler olacak. Her akşam iyi müzikler yer alacak’dedi.

KADIN TV GELİYOR

Kadınların ilgi alanlarına yönelik programlarla ön plana çıkacak olan Woman TV, 24 Aralık 2018'de yayın hayatına başlıyor. D-Smart 53. kanaldan ve TURKSAT 4A uydusu 12034 frekansından yayına başlayacak olan Türkiye’nin ilk kadın kanalı 24 Aralık Pazartesi sabahı canlı yayınla izleyicilerine ‘merhaba’ diyecek. Woman TV’nin kadın sağlığı ve tıp, tasarım, sanat, moda, güzellik, hukuk, evcil hayvan dostlarımız, ekonomi ve iş dünyası konularında özel konu ve konuklarla ekranlara yeni bir soluk getirmesi bekleniyor. Woman TV’nin Genel Yayın Yönetmenliği görevini Ahu Özyurt üstlendi.