Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Haftanın Medya ve Sivil Toplum Değerlendirmesi (5-11 Ağustos 2019)

Bu değerlendirme son bir hafta içinde yerli ve yabancı basında dikkat çeken medya ve sivil toplum alanındaki haberlerin değerlendirmesini kapsamaktadır.
SDE Editör
12 Ağustos 2019 12:11

DEMİRÖREN MEDYA DA NELER OLUYOR?

Geçtiğimiz yıl medya tarihinin en büyük satışı ile Doğan Grubu’nun elindeki gazete ve televizyonları satın alan Demirörenler’de önemli gelişmeler yaşanıyor. Bir taraftan satıldı? İddiaları, diğer yandan üst düzeyde istifalar, yeni atamalar göze batıyor.

Hürriyet’in Azerbaycanlı dev şirket Socar’a satıldığı idııaları yoğunlaşınca,Hürriyet’ten Kamu Aydınlatma Platformu’na (KAP)  2 Ağustos’ta bir açıklama yapıldı:"Son günlerde basında yer alan Şirketimiz de dahil olmak üzere Demirören Medya Grubu'nun el değiştireceğine ilişkin iddialar hiçbir surette gerçeği yansıtmamaktadır’’

Satıldı tartışmaları sürerken, Demirören Grubu'nu sarsan üst düzey ayrılıklar yaşandı. Demirören medyanın ceo’su Mehmet Soysal’ın görevinden ayrıldı.

Mehmet Soysal, Tercüman ve Işık Cemaatinin kontrolündeki Türkiye gazetesinde yetişmiş, Demirören Grubunun Mart 2018’de Doğan Medyayı satın alması sonucu bütün gruptaki tek yönetici konumuna getirilmişti.
Dolayısıyla Sosyal’ın bir buçuk yıl gibi kısa bir süre ardından bu görevden ayrıldı. Mehmet Soysal konuştu:

"KENDİ İSTEĞİMLE AYRILDIM"
“Kendi isteğimle icra kurul başkanlıklarını bıraktım. Hürriyet yazarı ve yönetim kurul üyesi olarak devam ediyorum.
Gruptaki diğer değişiklikler kendi tasarrufu muydu? O arkadaşları getiren bendim. Ama uyum sağlamakta zorlandılar. Görevlerini bırakmaları da benim tasarrufumdu’’
Bu önemli gelişmeye paralel, Demir ören Medya'da üst düzey atamalar gerçekleştirildi.

Bora Bayraktar'ın ayrılığıyla boşalan CNN Türk Genel Müdürlüğü görevine A Haber haber müdürü iken CNN Türk Genel Yayın Koordinatörlüğü'ne getirilen Murat Yancı, DHA Genel Müdürü Salih Zeki Sarıdanışmet'in yerine ise A Haber İstihbarat Şefi olarak çalışırken CNN Türk Haber Koordinatörlüğü görevine getirilen Kubilay Gülbek atandı.

Bora Bayraktar ile Salih Zeki Sarıdanişmet ise Demirören Medya Danışma Kurulu üyesi olarak görevlendirildiler.

İşte, Demirören Medya Grup Yönetim Kurulu tarafından yapılan o atamalar:

- CNN Türk Genel Müdürü olarak görev yapan  Bora Bayraktar ve Demirören Haber Ajansı Genel Müdürü olarak görev yapan  Salih Zeki Sarıdanişmet, “Demirören Medya Danışma Kurulu Üyesi”,

- CNN Türk Genel Yayın Koordinatörlüğü görevini sürdüren Murat Yancı, “CNN Türk Genel Müdürü’’

- CNN Türk Haber Koordinatörlüğü görevini sürdüren  Kubilay Gülbek, “Demirören Haber Ajansı Genel Müdürü”,

- Demirören Dijital ve Teknoloji Grubu İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı  Elif Karacaoğlu,  eşzamanlı olarak “Demirören Medya İnsan Kaynakları Grup Başkanı”,

- Demirören TV Dijital Grup Direktörü  Baha Uyar, halihazırda sorumlu olduğu görev alanına Cnnturk.com.tr’nin eklenmesi ile “Demirören TV Dijital Medya Genel Müdür Yardımcısı”,

- Demirören Dijital Grubu üst düzey yöneticilerimizden,

İlker Ergen, hurriyet.com.tr’den sorumlu “Dijital Medya Genel Müdür Yardımcısı”,
Seval Üçler, milliyet.com.tr’den sorumlu “Dijital Medya Genel Müdür Yardımcısı”,
Papatya Somer, posta.com.tr’den sorumlu “Dijital Medya Genel Müdür Yardımcısı”,
Efe Kavuşturan, fanatik.com.tr’den sorumlu “Dijital Medya Genel Müdür Yardımcısı”,

- Demirören Medya bünyesindeki tüm gazetelerin reklam satışından sorumlu olmak üzere Sayın Selim Gülmen, “Demirören Medya Gazete Reklam Satış Grup Başkanı”,olarak atanmıştır.

Aydınlık'ta Kaz Dağları istifası

Aydınlık yazarı Mecit Ünal, Vatan Partisi Genel Sekreteri Utku Reyhan’ın  Çanakkale'deki altın madeni aramalarına karşı yapılan eylemleri düzenleyen derneğin AB'den para aldığını söylemesine,  paranın Türkiye'de maden çıkarılmaması, ekonomiye katkı sağlanmaması için verildiğini vurgulamasına tepki göstererek,gazeteden ayrıldı.

 TÜRKİYE NEDEN 32 KM’DE ISRARCI?

Türkiye - Suriye sınırında oluşturulması planlanan Güvenli Bölge'ye dair görüşmeler devam ediyor.Türkiye ise bölgenin 32 km olması konusunda ısrarcı.

Yeni görüşmeler,cepler biçiminde 32 ile 15 arasında değişik ARAP NUFUSUN  BÖLGESİNDE bazı koordınatları çıkarmaya başlamış görünüyor.

Ankara, Güvenli Bölge’nin derinliğinin ulusal güvenliğimize yönelik tehditler nedeniyle 32 kilometreden az olmaması hususundaki duruşunu son görüşmelerde de masaya koydu. ABD ise daha önce 5 kilometre olarak önerdiği Güvenli Bölge derinliğini, 15 kilometreye çıkardı.

15 KM YETERLİ DEĞİL. Türkiye, “32 kilometrelik derinlik” konusundaki ısrarını sürdürüyor. Masadan uzlaşı çıkmazsa, Güvenli Bölge’nin tek başına Türkiye tarafından oluşturulmasının da içinde yer aldığı, farklı senaryolar gündeme gelecek. Türkiye’nin Güvenli Bölge’nin derinliği konusundaki kararlılığı, terör örgütü PKK/YPG’nin işgali altındaki bölgelerin coğrafi konumuna dayanıyor. ABD’nin Türkiye'ye önerdiği 15 kilometrelik derinlik, ulusal güvenliğimize yönelik tehditleri ortadan kaldırmıyor.

Terör örgütünün silah, mühimmat ve kuvvet yığdığı Aynı İsa, Sırrin ve Tel Abyad’ın güneyinde bulunan Suluk kasabasının da aralarında yer aldığı birçok bölge, 15 km derinliğin dışında kalacak. Bu durum, tehdidin sürmesi anlamına geliyor.

TEL RIFAT’A TAKVİYE RİSKİ VAR.ABD’nin 15 kilometre derinlik önerisi, Azez ve Afrin arasında kalan ve terör örgütü PYD’nin işgali altında bulunan Tel Rıfat’a yönelik takviyelere de imkân tanıyacak. Tel Rıfat’a yönelik geçiş yollarının 15 kilometrelik alanın dışında kalması, bu bölgedeki tehdidi daha da artıracak.

YENİ SURİYE HAREKATI’NIN MERKEZİ TEL ABYAD VE RESULAYN

Telapyad’ın karşısında Akçakele,Resulayn karşısında Ceylanpınar ilçelerimiz var. Türkiye-Suriye sınırında 32 kilometre derinlikte oluşturulacak bölge, 460 kilometrelik bir hattı kapsıyor.

Rakka ve Haseke'nin kuzeyindeki yerleşimleri kapsayacak bölge, batıdan doğuya Sırrin, Ayn İsa'nın kuzeyi, Suluk, Resulayn, Tel Temr'in kuzeyi, Derbesiye, Amude, Kamışlı, Verdiyye, Tel Hamis, Kahtaniyye, Yerubiyye ve Malikiye'den geçiyor

Şuyuf Tahtani, Aynularab (Kobani), Tel Abyad, Derbesiye, Amude, Kahtaniye, Cevadiye ve Malikiye ilçeleri idari olarak tamamen bu hattın içinde kalıyor.
Hat, batıda, Münbiç'in doğusundaki Sacur çayı kıyısından başlıyor. Münbiç ilçe merkezi, 32 kilometrenin dışında kalıyor.

Şuyuf Tahtani, Aynularab (Kobani), Tel Abyad, Derbesiye, Amude, Kahtaniye, Cevadiye ve Malikiye ilçeleri idari olarak tamamen bu hattın içinde kalıyor.
Hat, batıda, Münbiç'in doğusundaki Sacur çayı kıyısından başlıyor. Münbiç ilçe merkezi, 32 kilometrenin dışında kalıyor.

TÜRKİYE’NİN İKİNCİ DEV ILISU HES’İ SU TUTMAYA BAŞLADI

Beton kaplamalı kaya dolgu barajlar kategorisinde, gövde hacmi ve kret uzunluğu bakımından ülkemizde Atatürk Barajı'ndan sonraki 2. büyük dev baraj konumunda bulunan ILISU BARAJI su tutmaya başladı. Ilısu Barajı ve HES'in, Bin 200 megawatt kurulu güç ile 4 milyar 120 milyon kilovatsaat enerji üretim kapasitesine sahip .Ülke ekonomisine yıllık 412 milyon dolar katkıda bulunması öngörülüyor.

Batman’ın tarihi ilçesi Hasankeyf’i sular altında bırakacak olan ve 2010 yılında inşaat çalışmalarına başlanan Ilısu Barajı’nda su tutma testleri başladı. Ilısu Barajı’nda su tutma testlerinin başlarken, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) baraj rezervuarındaki vatandaşları can ve mal kayıplarına karşı uyardı.

Açıklamada, “2010 yılında inşaat çalışmalarına başlanan Ilısu Projesi kapsamında tarihi ve kültürel varlıkların korunup gelecek nesillere aktarılması, yeniden yerleşim ve çevre konularında, dünyaya örnek teşkil edecek nitelikte çalışmalar yapılmıştır. Bu devasa barajın mütemmim cüzlerinin ve rezervuarının su tutma kabiliyetlerinin testlerine ise başlandı” denildi.

Türkiye’deki kurulu hidroelektrik santrallerinin listesi bulunmaktadır.

Hidroelektrik Santral Adı

Bulunduğu İl

Bulunduğu İlçe

Kurulduğu Yıl

Tipi

Kurulu Güç (MW)

 

Atatürk Barajı ve HES

Şanlı Urfa

Bozova

1992

Baraj

2405

Karakaya Barajı ve HES

Diyarbakır

Çüngüş

1987

Baraj

1800

Keban Barajı ve HES

Elazığ

Keban

1974

Baraj

1330

Altınkaya Barajı ve HES

Samsun

Bafra

1987

Baraj

702,55

Berke Barajı ve HES

Osmaniye

Düziçi

2002

Baraj

510

Hasan Uğurlu Barajı ve HES

Samsun

Çarşamba

1979

Baraj

500

Sır Barajı ve HES

Kahraman Maraş

Merkez

1991

Baraj

283,5

Gökçekaya Barajı ve HES

Eskişehir

Alpu

1973

Baraj

278,4

Batman Barajı ve HES

Diyarbakır

Silvan

2003

Baraj

198

Karkamış Barajı ve HES

Gaziantep

Nizip

1999

Baraj

189

Özlüce Barajı ve HES

Elazığ

Karakoçan

1999

Baraj

170

Çatalan Barajı ve HES

Adana

Merkez

1997

Baraj

168,9

Sarıyar Hasan Polatkan Barajı ve HES

Ankara

Nallıhan

1956

Baraj

160

Gezende Barajı ve HES

İçel

Mut

1954

Baraj

159,37

Aslantaş Barajı ve HES

Osmaniye

Kadirli

1984

Baraj

138

Hirfanlı Barajı ve HES

Kırşehir

Kaman

1960

Baraj

128

Menzelet Barajı ve HES

Kahraman Maraş

Merkez

1992

Baraj

124

Kılıçkaya Barajı ve HES

Sivas

Suşehri

1990

Baraj

120

Dicle Barajı ve HES

Diyarbakır

Eğil

2000

Baraj

110

Kral Kızı Barajı ve HES

Diyarbakır

Dicle

1998

Baraj

94,5

Köklüce Barajı ve HES

Tokat

Niksar

1998

Baraj

90

Kürtün Barajı ve HES

Gümüşhane

2003

Baraj

85

Kesikköprü Barajı ve HES

Ankara

Bala

1967

Baraj

76

Doğankent Barajı ve HES

Giresun

Doğankent

1971

Kanal

74,5

Kadıncık I Barajı ve HES

Mersin

Tarsus

1971

Baraj

70

Demirköprü Barajı ve HES

Manisa

Salihli

1960

Baraj

69

Suat Uğurlu Barajı ve HES

Samsun

Çarşamba

1982

Baraj

69

Hasan Uğurlu Barajı ve HES

Samsun

Ayvacık

1982

Baraj

69

Adıgüzel Barajı ve HES

Denizli

Güney

1996

Baraj

63

Seyhan I Barajı ve HES

Adana

Merkez

1956

Baraj

60

Derbent Barajı ve HES

Samsun

Bafra

1991

Baraj

56,4

Kadıncık II Barajı ve HES

Mersin

Tarsus

1974

Baraj

56

Kapulukaya Barajı ve HES

Kırıkkale

Merkez

1989

Baraj

54

Kovada II Barajı ve HES

Isparta

Eğirdir

1971

Kanal

51,2

Kemer Barajı ve HES

Aydın

Bozdoğan

1958

Baraj

48

Manavgat Barajı ve HES

Antalya

Manavgat

1988

Baraj

48

Karacaören II Barajı ve HES

Burdur

Bucak

1993

Baraj

46,4

Yenice Barajı ve HES

Ankara

Nallıhan

2001

Baraj

37,89

Karacaören I Barajı ve HES

Burdur

Bucak

1990

Baraj

32

Almus Barajı ve HES

Tokat

Almus

1966

Baraj

27

Kepez I Barajı ve HES

Antalya

Merkez

1961

Kanal

26,4

Tortum Barajı ve HES

Erzurum

Uzundere

1960

Göl

26,2

Kuzgun Barajı ve HES

Erzurum

Ilıca

1999

Baraj

20,9

Mercan Barajı ve HES

Tunceli

Ovacık

2003

Kanal

19,2

İkizdere Barajı ve HES

Rize

İkizdere

1961

Kanal

18,6

Beyköy Barajı ve HES

Eskişehir

Sarıcakaya

2000

Kanal

16,8

Çıldır Barajı ve HES

Kars

Arpaçay

1975

Göl

15,36

Tercan Barajı ve HES

Erzincan

Tercan

1990

Baraj

15

Çağ Çağ Barajı ve HES

Mardin

Nusaybin

1968

Kanal

14,4

Göksu Barajı ve HES

Konya

Hadim

1959

Kanal

10,8

Koçköprü Barajı ve HES

Van

Erciş

1993

Baraj

8,8

Kovada I Barajı ve HES

Isparta

Eğirdir

1960

Göl

8,25

Seyhan II Barajı ve HES

Adana

Merkez

1962

Kanal

7,5

Sızır Barajı ve HES

Kayseri

Gemerek

1961

Kanal

6,78

Kepez II Barajı ve HES

Antalya

Merkez

1986

Kanal

6

Yüreğir Barajı ve HES

Adana

Yüreğir

1972

Kanal

6

Ataköy Barajı ve HES

Tokat

Almus

1989

Baraj

5,52

Engil Barajı ve HES

Van

Edremit

1968

Kanal

4,59

Derme Barajı ve HES

Malatya

Merkez

——

Kanal

4,5

Ceyhan Barajı ve HES

Kahraman Maraş

Merkez

1958

Kanal

3,6

Hoşap Barajı ve HES

Van

Gürpınar

1989

Baraj

3,45

Girlevik Barajı ve HES

Erzincan

Merkez

1953

Kanal

3,04

Kiti Barajı ve HES

Iğdır

Merkez

1967

Kanal

2,76

Kayaköy Barajı ve HES

Kütahya

Gediz

1960

Kanal

2,56

Botan Barajı ve HES

Siirt

Merkez

1957

Kanal

1,58

Bünyan Barajı ve HES

Kayseri

Bünyan

1928

Kanal

1,36

Otluca Barajı ve HES

Hakkari

Merkez

1970

Kanal

1,28

Malazgirt Barajı ve HES

Muş

Malazgirt

1966

Kanal

1,22

Ermenek Barajı ve HES

Karaman

Ermenek

1934

Kanal

1,12

Ahlat Barajı ve HES

Bitlis

Ahlat

1960

Kanal

1,06

Işıklar (Visera) Barajı ve HES

Trabzon

Akçaabat

1929

Kanal

1,04

İvriz Barajı ve HES

Konya

Ereğli

1986

Kanal

1,04

Mut-Derinçay Barajı ve HES

İçel

Mut

1968

Kanal

0,88

Anamur Barajı ve HES

İçel

Anamur

1966

Kanal

0,84

Kernek Barajı ve HES

Malatya

Merkez

1964

Kanal

0,83

Durucasu Barajı ve HES

Amasya

Taşova

1951

Kanal

0,8

Erciş Barajı ve HES

Van

Erciş

1968

Kanal

0,8

Uludere Barajı ve HES

Şırmak

Uludere

1976

Kanal

0,64

Dere Barajı ve HES

Konya

Merkez

1972

Kanal

0,6

Turunçova-Finike Barajı ve HES

Antalya

Finike

1962

Kanal

0,55

M.Kemal Paşa-Suuçtu Barajı ve HES

Bursa

M.Kemal Paşa

1952

Kanal

0,47

Kayadibi Barajı ve HES

Bartın

Merkez

1950

Kanal

0,46

Bozyazı Barajı ve HES

İçel

Anamur

1974

Kanal

0,43

Dereiçi Barajı ve HES

Kars

Merkez

1949

Kanal

0,4

Karaçay Barajı ve HES

Osmaniye

Merkez

1955

Kanal

0,4

Ladik-Büyükkızoğlu Barajı ve HES

Samsun

Ladik

1954

Kanal

0,4

Silifke Barajı ve HES

İçel

Silifke

1966

Kanal

0,4

Bayburt Barajı ve HES

Bayburt

Merkez

1950

Kanal

0,39

Adilcevaz Barajı ve HES

Bitlis

Adilcevaz

1967

Kanal

0,39

Boyüzük Barajı ve HES

Bilecik

Boyüzük

1938

Kanal

0,36

Zeyne Barajı ve HES

İçel

Gülnar

1971

Kanal

0,32

Erkenek Barajı ve HES

Malatya

Doğanşehir

1972

Kanal

0,32

Esendal Barajı ve HES

Artvin

Yusufeli

1984

Kanal

0,3

Varto-Sönmez Barajı ve HES

Muş

Varto

1968

Kanal

0,29

Besni Barajı ve HES

Adıyaman

Besni

1956

Kanal

0,27

İnegöl-Cerrah Barajı ve HES

Bursa

İnegöl

1952

Kanal

0,27

Kuzuculu Barajı ve HES

Hatay

Dörtyol

1954

Kanal

0,27

Haraklı-Hendek Barajı ve HES

Sakarya

Hendek

1953

Kanal

0,26

İznik-Dereköy Barajı ve HES

Bursa

İznik

1952

Kanal

0,24

Koyulhisar Barajı ve HES

Sivas

Koyulhisar

1957

Kanal

0,2

Pazarköy-Akyazı Barajı ve HES

Sakarya

Akyazı

1953

Kanal

0,17

Çemişgezek Barajı ve HES

Tunceli

Çemişgezek

1961

Kanal

0,11

Pınarbaşı Barajı ve HES

Kayseri

Pınarbaşı

1924

Kanal

0,09

Bozkır Barajı ve HES

Konya

Bozkır

1952

Kanal

0,07

Çamardı Barajı ve HES

Niğde

Çamardı

1965

Kanal

0,06

Arpaçay-Telek Barajı ve HES

Kars

Arpaçay

1966

Kanal

0,06

DENİZ ÜZERİNDEK, İKİNCİ HAVALIMANI RIZE-ARTVİN 2020 29 EKİM’DE AÇILACAK

Deniz dolgusu üzerine yapılan Ordu-Giresun’dan sonra ikinci havalimanı Rize-Artvin’de çalışmalar 24 saate çıkarıldı.Havalimanında toplamda 85 milyon 500 bin ton dolgu için çılgın inşaat sistemi uygulanıyor.

Havalimanı’nda günlük 242 ağır iş makinesi ile günde 120 ton taş dolgu yapılıyor.

Şu ana kadar da 32 milyon ton üzerinde taş dolgusu tamamlandı. Bunun 11 milyon tonu  kategorik taş denilen  mendireğin yapımında kullanılarak, mendireğin yüzde 64'ü , Projenin yüzde 40’ı tamamlamış durumda.

 7 bin 653 adet beton blok üreterek 5 bin 136 tanesi mendireğe yerleştirildi.Bu sayı 19 bin 250’ye çıkarılacak.Bu yılın sonunda mendireği tamamlanacak.Pistin, apronun ve taksi yolunun yapımına Kasım ayında başlanacak.2020 yılı Ekim’de hizmete açılacak.

Bu proje Rize ve Artvin’in kent merkezi ile turizm potansiyeli olan ilçelerinin gelişmesine önemli katkı sağlayacak. Doğu Karadeniz bölgesine komşu ülkeler ile ticari ilişkilerin artmasına katkıda bulunacak. Doğu Karadeniz bölgesinde hava ulaşımının kesintisiz bir şekilde sağlanacak.3 bin metre uzunluğu ve 45 metre genişliği olacak olan havaalanı, yılda 3 milyon yolcuya 2020 29 Ekim’den itibaren hizmet edecek.

AKPARTİ’NİN 18 İNCİ KURULUŞ YILDÖNÜMÜNE ÖZEL KUTLAMA

AK Parti 18. kuruluş yıl dönümünü kutlamaya hazırlanıyor. Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, AK Parti'nin kuruluş yıl dönümünü 23 Ağustos'ta, "Türkiye Sevdasıyla Yaşımız Hep 18" temasıyla genel merkezde kutlayacaklarını açıkladı...

Ünal, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 23 Ağustos'ta parti genel merkezinde düzenlenecek kuruluş yıl dönümü programında, 18. yıl dönüme ilişkin bir konuşma yapacağının da bilgisini verdi.

2019 yılının kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını belirten Ünal, "18 yaşımıza giriyoruz. 18 yaşın simgesel bir anlamı vardır. Bu sene bayrama geliyor bizim yıl dönümü, o yüzden 23 Ağustos'ta Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) toplantımız var. Onun sonrasında da kurucularımızdan başlayarak milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız ve il başkanlarımız onlara dönük bir program olacak." diye konuştu.

Ünal, partinin kurulduğu gün doğanlar için de bir program hazırladıklarını ifade ederek, "Türkiye'de 14 Ağustos 2001 doğumlu 3 bin 700 kişi var. Bu 3 bin 700 kişiyi Sosyal Politikalar Başkanlığımız ve Gençlik Kolları Başkanlığımız tek tek ziyaret edecek onların da doğum gününü bizimle beraber kutlayacağız. Onlar arasından seçilen 18 kişi, 23 Ağustos'ta Cumhurbaşkanımızla beraber olacak ve AK Parti'nin doğum günü ile beraber onların da doğum gününü kutlayacağız. Bin kişilik bir davet olacak." dedi.

"SİYASAL BLOK DEĞİL"AK Parti'nin 17 yıldır iktidarda olduğunu ve 18 yaşına girdiğini vurgulayan Ünal, şunları söyledi:"Biz AK Parti'nin kuruluşu ve hemen akabinde seçimleri kazanıp iktidar olması ve ondan sonraki süreçte yaşananlara da bir muhasebe anlamında bakıyoruz aynı zamanda. AK Parti'nin 31 Mart seçimlerinde ve her şey muhalefetin lehine gözükürken, muhalefet ciddi bir rüzgâr yakalamış gibi gözükürken biz ne yaptık?

Yüzde 52 oy aldık, yüzde 44'te yerel yönetimler de aldık. Dolayısıyla bu şunu göstermektedir ki bir siyasi boşluk söz konusu değil.

Bizim karşımızdaki yapıya baktığınızda yani yüzde 52'nin karşısındaki blok bir siyasal blok değil, bunun altını çizerek söylüyorum. Bunlar karşıtlığın motivasyonu ile bir araya gelmiş, siyasal olarak birbirine benzemeyen ve temelde Erdoğan karşıtlığında ittifak etmiş bir 'Erdoğan'dan Nefret Edenler Kulübü' niteliğinde. Bunun adı siyaset değildir. Bunu kimse bize bir siyaset olarak ortaya koymasın."

Bu karşıt blokta Saadet Partisi’nin de HDP'nin de, İYİ Parti ve CHP’nin de yer aldığını belirten Ünal, "Bu da şunu gösteriyor ki hem siyasette bir boşluk yok hem de Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasal liderliği son derece güçlü bir şekilde varlığını sürdürüyor." dedi.

"BUNDAN SONRASI ARTIK BİRLİK VE BERABERLİĞİN GÜÇLENMESİ OLACAKTIR"

Türkiye'nin 2013'ten bugüne kadar adeta bir dayanıklılık testinden geçtiğini dile getiren Ünal, "AK Parti bu dayanıklılık testinin ve direncin merkezini oluşturdu. Bugün geldiğimiz noktada dünyanın gördüğü bir şey var ki o da şu, Türkiye dayanıklılık testinden başarıyla çıkmıştır. AK Parti'nin direnci, Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliği hem bölgede hem dünyada hem de içeride artık karşıtlarının direncini kırmıştır. Bundan sonrası artık diplomasi olacaktır, bundan sonrası artık birlik ve beraberliğin güçlenmesi olacaktır ve bundan sonrası artık Türkiye ile Recep Tayyip Erdoğan'ın kabullenilmesi olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

TÜRKİYE UZAY AJANSI ‘NIN YÖNETİM KURULU ATANDI

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan atama kararına göre,Türkiye Uzay Ajansı Başkanı Serdar Hüseyin Yıldırım oldu. Prof. Dr. Yurdanur Tulunay, Prof. Dr. Sacit Özdemir, Doç. Dr. Lokman Kuzu, Dr. Ahmed Halid Akgiray, Cenk Şen ve Murat İkinci ise yönetim kurulu üyesi olarak atandı.

Ajansın kuruluş mevzuatına göre, başkan dışındaki yönetim kurulu üyelerinin görev süresi 3 yıl olacak. Görev süresi biten üyeler yeniden seçilebilecek. Yönetim kurulu her ay en az bir kere toplanacak. Yönetim kurulunun çalışma usul ve esasları, ajans tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenecek.

Serdar Hüseyin Yıldırım kimdir?

1961 yılanda İstanbul Üsküdar'da doğan Serdar Hüseyin Yıldırım, Kadıköy Anadolu Lisesi ve İTÜ Uçak Mühendisliği bölümünde okudu. 1980'de Berlin Teknik Üniversitesine yatay geçiş yapan Yıldırım, Ulaşım Bilimleri Fakültesi Havacılık ve Uzay Bilimleri bölümünü bitirdi. Aynı üniversitede yüksek lisansını Havayolu İşletmeciliği dalında tamamlayarak 1987 yılında yurda dönen Yıldırım, askerlik hizmetini Hava Kuvvetleri Komutanlığında yedek subay olarak yaptı.

1989 yılında havacılık sektöründe göreve başlayan Yıldırım, çeşitli havayollarında yönetici olarak 12 yıl görev yaptı. Daha sonra yurt dışında çeşitli ülkelerde proje danışmanlığı yapan Serdar Hüseyin Yıldırım, Kadir Has Üniversitesinde 5 yıl süreyle havayolu işletmeciliği dersi verdi.

2015 yılında Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Genel Müdürlüğüne atanan Yıldırım, 2016 yılında Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığında müşavir olarak görevlendirildi.

Yıldırım, 2018 yılında Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bünyesindeki Havacılık ve Uzay Teknolojileri Genel Müdürlüğü görevine getirildi.İngilizce ve Almanca bilen Serdar Hüseyin Yıldırım, evli ve 4 çocuk babası.

Yurdanur Tulunay: Ankara Üniversitesi Fizik bölümünde lisans, ABD'nin Fordham Üniversitesi Nükleer Fizik anabilim dalında yüksek lisans ve İngiltere'nin Birmingham Üniversitesi'nde uzay araştırmalarında doktora eğitimi aldı. ABD'de Berkeley Üniversitesinde misafir hoca olarak görev yaptı, ODTÜ, Fordham ve Selçuk üniversitelerinde dersler verdi. Japonya'da Uzay ve Havacılık Enstitüsü'nde Misafir Doçentlik, İTÜ ve ODTÜ'de profesörlük yaptı. İTÜ Uzay Mühendisliği bölümünün kurucuları arasında yer aldı. Alanında duayen isimlerden biri olarak kabul ediliyor.

Sacit Özdemir: Lisans, Yüksek Lisans ve Doktora eğitimlerini Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri bölümünde tamamladı. Akademik çalışmalarını Çanakkale Onsekiz Mart, Gazi, Ahi Evran ve Ankara üniversitelerinde yürüttü. Halen Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümünde profesör olarak görev yapıyor. Ayrıca TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi müdürlüğünü yürütüyor.

Lokman Kuzu: ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği'nde lisans ve yüksek lisans eğitimi aldı. Syracuse Üniversitesi'nde doktora yaptı. Gözlem uyduları, iletişim ve haberleşme uyduları, yer istasyonları üzerine kariyer yaptı. TURKSAT A.Ş.'de TV Platform Müdürü, Mitsubishi Elektrik'te yönetici, TÜBİTAK Uzay'da direktör olarak çalıştı. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi'nde doçent olarak görev yaptı. TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü Müdürü olarak görev yapıyor. TÜBİTAK Uzay'da Türkiye'nin ilk yerli haberleşme uydusu olacak TÜRKSAT 6A ve görüntü uydusu İMECE projeleri üzerinde çalışıyor.

Ahmed Akgiray: Lisansını Cornell Üniversitesi Elektrik ve Bilgisayar Mühendisliği, yüksek lisansını Illinois Üniversitesi Elektrik ve Bilgisayar Mühendisliği, doktorasını California Teknoloji Enstitüsü (Caltech Üniversitesi) Elektrik Mühendisliği'nde tamamladı. Caltech Üniversitesi'ne bağlı uzay araştırma merkezi olan Jet Propulsion Laboratory'de çalıştı. NASA'nın Mars Bilim Laboratuvarı'nda çalışmalarını sürdürdü. Mars'a inen robot laboratuvar Curiosity'nin en kritik bölümü olan radar iniş sistemlerini tasarladı. Genç bir araştırmacı ve girişimci olarak da tanınıyor. Halen Özyeğin Üniversitesi'nde görev yapıyor ve Alcan Systems GmbH'nin mühendislikten sorumlu başkan yardımcısı.

Murat İkinci: Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği'nden mezun oldu. Aynı üniversitede yüksek lisans ve doktora yaptı. HAVELSAN'da yazılım mühendisi olarak çalıştı. STM Savunma Sistemleri A.Ş.'de genel müdür oldu. TRT Test ve Değerlendirme A.Ş. yönetim kurulu üyeliği, SAHA İstanbul Savunma, Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneği'nde Savunma - Uzay Kümesinde başkan yardımcısı olarak görev aldı. Halihazırda STM'de genel müdür olarak ilk milli mikro uydu olan Lagari üzerinde çalışıyor. 2020'de uzaya fırlatılması planlanan Yüksek Çözünürlüklü Mikro Yer Gözlem Uydusu Lagari, sahada taktik görüntü ihtiyacının yakın gerçek zamanlı karşılanması, genel haritalama, orman ve bitki örtüsünün takibi, tarım alanlarının incelenmesi, doğal afet takibi gibi amaçlara yönelik görev yapacak keşif gözetleme takım uydu sisteminin ilk uydusu olacak.

Cenk Şen: Kara Harp Okulu Elektrik ve Elektronik Mühendisliği'nde lisans eğitimini tamamladı. TSK bünyesinde muhabere subayı olarak; Kablolu, Telsiz ve Uydu Haberleşme Sistemleri ile Kriptolama, Bilgi Güvenliği, Elektronik Harp konularında görev aldı. ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği'nde lisans, Bilkent Bilgisayar Mühendisliği'nde yüksek lisans yaptı. Ayrıca uluslararası ilişkiler alanında yüksek lisans derecesi aldı. NATO'da çeşitli kademelerde çalıştı, ABD'de, Ağ Tabanlı Yapılar, Siber Güvenlik, Bilişim Sistemleri, Bilgi Sistem Güvenliği konularında eğitimlere katıldı. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun Bilgi Sistem ve Siber Güvenlik koordinasyonundan sorumlu genel müdür yardımcısı oldu. Halen TÜRKSAT A.Ş. genel müdürü olarak görev yapıyor.

İNGİLİZ BBC MERCEĞİNDEN KAZ DAGLARI OLAYI

Kanadalı Alamos Gold şirketinin, Çanakkale'nin merkeze bağlı Kirazlı Köyü yakınlarındaki altın ve gümüş madeni projesinde çalışmalar durmaksızın devam ediyor. Ağaç kesimleri ve kazılar hızlı bir şekilde sürüyor.

Maden sahasının yakınındaysa projeye karşı direniş için 26 Temmuz'da başlatılan nöbet eylemi de büyüyerek devam ediyor. "Su ve Vicdan Nöbeti"nde çadırların ve ziyaretçilerin sayısı her geçen gün artarken konu, ülke kamuoyunun da dikkatini çekiyor. Şirket maden sahasını çalışmalarını sürdürmekte, eylemcilerse projeye karşı mücadelede ısrarlı görünüyor.

Peki projenin içeriği tam olarak ne? Eylemciler neye, nasıl karşı çıkıyor? Şirket ve resmi yetkililer projeyi nasıl savunuyor? Yöredeki halk ne düşünüyor? BBC Türkçe bu ve benzer soruların cevaplarını araştırdı.

Alamos Gold kimdir?

Alamos Gold; Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Kanada, Meksika ve Türkiye'de projeleri bulunan bir maden şirketi.

Yound Davidson (Kanada), Island Gold (Kanada), Mulatos (Meksika) ve El Chanate (Meksika) şirketin bugüne kadar üretime geçmiş madenleri.

Alamos Gold'un faaliyet aşamalarda bulunan projeleri ise Lynn Gölü (Kanada), Esperanza (Meksika), Quartz Dağı (ABD), Kirazlı (Türkiye), Ağı Dağı (Türkiye) ve Çamyurt (Türkiye).

Görüldüğü üzere şirketin Türkiye'de üç projesi bulunuyor. Bu üç proje de Çanakkale il sınırları içerisinde.

Şirket, Türkiye'deki faaliyetlerini iştiraki olan, yüzde 100 sahibi olduğu Doğu Biga Madencilik üzerinden yürütüyor.

Alamos Gold'un odaklandığı şirket politikaları arasında "düşük maliyetli üretim" önemli bir yer tutuyor.

İnternet sayfasının ilk sayfasında Alamos Gold'un temel odak noktaları olarak "düşük maliyetli üretim, finansal performans ve hissedarlara değer sağlamada liderlikten" bahsediliyor.

Kirazlı Projesi nedir?

Kirazlı, şirketin Çanakkale merkez ile Çan ilçesi arasında kalan bölgede yer alan projesi.

Burası kent merkezine yaklaşık 26 kilometre uzaklıkta.

Proje kapsamında şirket 2020 yılında üretime geçmeyi ve beş yıllık süreç boyunca 514 bin ons altın ve 3.5 milyon ons gümüş üretmeyi planlıyor.

Madende açık ocak işletmeciliği ile cevher üretileceği aktarılıyor.

Alamos Gold'un internet sayfasının Kirazlı bölümünde, projenin "düşük sermaye ve üretim giderlerine sahip olduğu ancak getirisinin son derece yüksek olduğu" belirtiliyor.

Image caption Alamos Gold'un internet sitesi

Alamos Gold'un CEO'su John McCluskey, 22 Mayıs'ta İngiltere'nin başkenti Londra'da düzenlenen Kanada Madencilik Sempozyumu'nda yaptığı sunumda şunları söyledi:

"Projenin iç verimlilik oranı yüzde 44. İşe başladığımızda 1 doların 3 Türk lirası, şu anda ise 6 lira olduğunu düşünürsek bu kârlı bir proje (…) Bu gerçekten istisnai bir proje.

"Alttaki fotoğrafta Devlet Su İşleri'yle birlikte geliştirdiğimiz büyük bir göleti görüyorsunuz. Bu, Türk hükümetinin ilk kez kamu-özel ortaklığında yapımı üstlenilen bir gölet."

Kirazlı Altın ve Gümüş Madeni Projesi'nin ÇED olumlu kararına karşı açılan dava sürerken, Çanakkale Valiliği tarafından şirkete gayrı sıhhi müessese izni verilince şirket, proje alanında çalışmalarına başladı.

Karşı çıkanların en temel eleştirisi: Su kaynakları kirlenecek

Image caption Çanakkale Belediye Başkan Yardımcısı Rebiye Ünüvar

Projeye karşı çıkanlar, bunu farklı nedenlerle gerekçelendiriyor ancak öncelikle Çanakkale'nin tek içme suyu kaynağı ve tarımsal sulama için de kullanılan Atikhisar Barajı'na zarar verme riskine dikkat çekiyor.

BBC Türkçe'ye konuşan Çanakkale Belediye Başkan Yardımcısı Rebiye Ünüvar bu konunun "elzem olduğunu" söylüyor:

"Bu havza, Çanakkale'nin tek içme suyu olan Atikhisar Barajı'nı besliyor. Burası bizim hem içme suyu kaynağımız hem de tarımsal sulama kaynağımız.

"Buradaki madencilik açık, vahşi madencilik olduğu için altın ya da gümüş siyanürle ayrıştırılacak. Buradaki kirlenmenin de hem yüzey sularıyla hem de yer altı sularıyla direkt barajımıza akması söz konusu.

"Bizim Devlet Su İşleri'yle (DSİ) yaptığımız bir protokol var. O protokol, 'Buradaki suyun sağlığını korumaktan Çanakkale Belediyesi sorumludur, DSİ'nin sorumluluğunda değildir' diyor. Dolayısıyla biz belediye olarak geçmişteki dönemden bugüne kadar bu konunun yasal olarak davacısıyız."

Ünüvar bunun dışında projenin bölgedeki ekosisteme geri dönülmez şekilde zarar vereceğini savunuyor:

"Burası kocaman bir ekosistem. Buranın yüzde 50'si ormanlarla kaplı. Mitolojik önemi, tarihi değeri var. Türkiye'deki endemik bitkilere baktığınızda büyük çoğunluğu bu bölgede yaşıyor, canlılar açısından da büyük bir eko sistem burası. Diğer bir özelliği Türkiye'nin hatta dünyanın oksijen deposu olması. Bu kadar büyük bir tarihi, kültürel, sosyolojik ve mitolojik zenginliğin kaybedilmesine karşıyız."

Şirket iddialara ne yanıt veriyor?

BBC Türkçe, projeye karşı çıkanların eleştirilerini sormak için şirket yetkilileriyle röportaj talebinde bulundu.

Şirket yetkilileri, soruları yazılı yanıtlamayı tercih etti.

Şirket adına soruları yanıtlayan Proje Müdürü Çağın Şen, öncelikle tüm çalışmalarının yasal izinlerle yürütüldüğünü belirtiyor:

"Kirazlı Altın Gümüş Madeni Projesi tüm uluslararası standartları barındıran ve tüm yasal uygulamaları tamamlamış bir projedir. Ayrıca, benzer çalışma yapısında olan Meksika maden işletmemizin aldığı Uluslararası Çevre Koruma Ödülü'nü de proje kadar çevreye de gösterdiğimiz hassasiyetin bir örneği olarak paylaşabiliriz."

Şirket, projenin Atikhisar Barajı için herhangi bir risk teşkil etmediğini savunuyor:

"Tesislerle ilgili yer seçimi yapılırken havza sınırları değerlendirilmiş, doğal afetlerin yaratacağı tüm riskler hesaplanmış, birçok mühendislik disiplini çalışmalara dahil edilmiştir.

"Madene yaklaşık 14 km uzaklıkta bulunan Atikhisar barajının faaliyetlerimiz sonucunda kirlenmesi söz konusu değildir. Projedeki zenginleştirme tesisleri, Atikhisar Barajı Su Havzası'nın da dışında kalacak şekilde konumlandırılmış olup, sızdırmazlık ile ilgili de tüm önlemler alınmıştır."

Çevredeki ekosistemin de geri dönülmez bir şekilde bozulacağı eleştirilerini kabul etmeyen şirket, projenin sonunda tüm alanın rehabilite edileceğini öne sürüyor:

"Etkilerinin telafi edilemez olduğu değerlendirilen herhangi bir projenin ÇED sürecinin olumlu sonuçlanması imkansızdır. Proje sahamızda çok detaylı flora ve fauna envanter çalışmaları yapılmış olup, faaliyetlerimizin ekosisteme etkileri değerlendirilmiş, tespit edilen kritik bitki türlerinin yerinde korunması, uygun alanlara taşınması ve izlenmesi çalışmaları titizlikle sürdürülmektedir. Her zaman önce çevre bilinci ile hareket etmiş bir firma olarak çalışmalarımızın sonunda tüm alan rehabilite edilmiş olacaktır."

Ağaç kesimiyle ilgili tarafların iddiaları neler?

Proje kapsamında 2013'te alınan ÇED raporunda ağaç kesimi konusunda şu ifadeler yer alıyor:

"Proje ünitelerine isabet eden meşcere tiplerine ait alanlar ve bu meşcere tiplerine air hektardaki ağaç sayısı bilgileri kullanılarak, alan büyüklükleri ile hektardaki ağaç sayısının çarpımı sonucunda ÇED alanı içerisinde ünitelerin kurulacakları alanlarda kesilmesi öngörülen ağaç sayısı 45 bin 650 adet olarak hesaplanmıştır."

TEMA (Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma) Vakfı, uydu görüntüleri üzerinden yaptığı incelemelerle maden sahası ve yol bağlantılarında 195 bin ağaç kesildiğini savunuyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ise alanda kesilen ağaç sayısının 13 bin 400 olduğunu belirtiyor:

"Söz konusu maden faaliyetlerinde bulunan firma, mevzuat gereği iki farklı noktada hatıra ormanı oluşturarak, 14 bin fidan dikimi gerçekleştirdi. İddialarda yer alan alanda kesilen ağaç sayısı ortaya atıldığı gibi 195 bin değil, 13 bin 400'dür. Ayrıca, tüm maden faaliyetleri Bakanlığımız ve ilgili kurumlar tarafından periyodik olarak denetleniyor."

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan şirket ise ellerinde kesilen ağaç rakamıyla ilgili bilgi olmadığını, kesimlerin Orman Bölge Müdürlüğü tarafından yapıldığını söyledi.

Şirketin cevabında şu ifadeler yer alıyor:

"Kirazlı Altın ve Gümüş Madeni Projesi kapsamındaki ağaç kesimi faaliyetleri 02/08/2013 tarihinde ÇED Olumlu Belgesi temin edilmiş olan projemiz için orman izinli alanda hukuki zeminde Orman İdaresi tarafından gerçekleştirilmiştir. Orman izinleri ihtiyaç duyulan alanlar için düzenlenir ve ağaç sayısının izin prosedüründe yeri bulunmaz.

"Ağaç sayısı ile ilgili bir bilgi bizde mevcut değil, kesim faaliyetleri Orman İdaresi tarafından yürütülür. ÇED raporlarında tahmini bir sayı ÇED raporunun hazırlandığı tarihteki geçerli orman amenajman planlarından yararlanılarak hesaplanır. Orman İzin süreci ÇED olumlu belgesi temini sonrası başlar. Orman idaresi için izne konu alan incelenir, burada sayıya göre bir tahsis yapılmaz."

BBC Türkçe konuyla ilgili olarak bilgi almak için Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü'nü aradı.

Çanakkale Orman İşletme Müdürlüğü'nden bir yetkili, kesilen ağaç miktarıyla ilgili son resmi açıklamanın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'ndan yapıldığını söyledi.

Çevredeki köylerin sakinleri ne düşünüyor?

Maden sahasının yakınlarındaki köylerde, geçtiğimiz yıllarda projeye karşı çıkışın yaygın olduğu ancak maden sahasında çalışmaların başlaması ardından köy sakinleri arasında farklı görüşlerin arttığı anlaşılıyor.

Özellikle civardaki işsiz gençlerin madende işe girmesi nedeniyle projeye daha olumlu yaklaşan bir kesim oluştuğu görülüyor.

BBC olarak maden yakınlarındaki Karaibrahimler Köyü'nde görüştüklerimizin hemen hemen hepsi madene karşı olduklarını söylerken, sahaya daha yakın bir konumdaki Cazgırlar Köyü'nde ise iki farklı görüşe rastladık.

Cazgırlar Köyü Muhtarı Ali Alaca

Köy muhtarı Ali Alaca, "maden projesi ilk gündeme geldiğinde kendisinin projeye karşı çıktığını ancak gelinen noktad artık ekmek mücadelesi verdiklerini" söylüyor:

"Şu saatten sonra uğraşsan da yapılabilecek bir şey olmadığını düşünüyorum. Saha boşaltılmış, ağacı kesilmiş, hafriyat alanları oluşturulmuş, galeriler tamamen faaliyete geçmiş ama çevreciler de bir taraftan faaliyete geçmiş. Bu madenin önüne geçip durdurabileceklerine de inanmıyorum. Şu saatten sonra onların yanında olmamak hayırlı diye düşünüyorum. Mücadelemiz ekmek davasına düştü. Oğlun vardır, çoluğun vardır, çocuğun vardır, köyden çalışabilecek 20 tane insan vardır, onları koyarsın bundan sonra."

Alaca, "köylerinde 20'ye yakın kişinin maden projesinde işe girdiğini, bunun da köye geri göçe neden olduğunu" söylüyor:

"Gittiler, girdiler, madende çalışıyorlar. Bundan sonra da bu insanların dönüşü olmaz. Belki bir yerden iki tane kişi girdi. Gene en kötü 2500, 3000 Lira'dan girse 5000, 6000 Lira para getirir. Burada çalışmasa gidecek Batak Ovası'nda çalışacak, mısırda çalışacak, domatese gidecek. Evine ekmek getirmek mecburiyetinde insanlar ama en yakınında maden olduğu için elbet de madene işe girecek öncelikli olarak.

"(Şirkettekiler) yöre halkından, öncelikli yedi tane grup köy, etrafta zarar ziyan görebilecek köylerden, bu şekilde işimizi karşılayacağız dediler, biz de çalışabilecek kişilerin listesini verdik. O kişiler de gitti şimdi çalışıyorlar. Dışarıdan göç de başladı köye. Bazı insanlar geri geldi. Ben ikametlerini yapıyorum şu anda."

Muhtar Alaca, "kendisinin de kesilen ağaçlara üzüldüğünü ancak şu anda en doğrusunun projenin daha sağlıklı yürümesini sağlamak olduğunu" savunuyor:

"Yürüyerek hiçbir şey olmaz. Bergama'da da yürüdüler, Ankara'ya yürüdüler, soyunarak yürüdüler ama sonuçta sıfıra fısır elde var sıfır. Sonuçta ne oldu maden açıldı, çalıştırıldı.

"Tabii ki de içim sızlıyor ama şu saatten sonra yapacak bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bu hale bu geldikten sonra artık bunu durdurmamak lazım, ne şekilde yapılacaksa daha iyi yaptırmak lazım. Kardeşim burada yanlış yapıyorsun, bunu yanlış yapıyorsun, şöyle yap demek lazım."

Eski Cazgırlar Köyü Muhtarı Reyhan Kaymak

Maden projesine karşı çıkılmasını savunan köyün eski muhtarlarından Reyhan Kaymak ise projenin köylüler arasında husumete neden olduğunu söylüyor:

"İlk taşlayanlar işe ilk başlayanlar oldu. Adam, ineğini, koyununu satıyor, gidiyor madende çalışmak istiyor. İnsanlara çok hoş bir iş gibi geliyor. Sabahleyin servis gelip alıyor onları, tekrar akşam evine bırakıyor, yarını hiç düşünen yok.

"İlk başlarda madencileri kesinlikle istemiyorlardı. Ama bu çalışma izinleri alınmaya başlandıktan sonraki dönemlerde, herkes buraya sıcak bakmaya çalıştı. Köylüler arasında husumetler oluştu. Komşuluk ilişkileri gittikçe daralmaya başladı.

"Biz eskiden Orman Müdürlüğü için çalıştık. O sahada topraktaki buzu çapayla kırdık, bir bir onları iğne kadar çam fidanlarını diktik. O talan edilen ağaçları biz diktik. Yaban hayatı tamamen karıştı. Geyikler köyümüzün yakınlarına, 300 metre, 500 metreye kadar indiler. Yaban hayvanları köye inmeye ve köylünün hayvanlarına zarar vermeye başladılar. Gündüz saat 2'de köylünün koyunlarını yiyorlar güpegündüz."

Kaymak, köylülerin çaresizlikten işe girdiği görüşünü de doğru bulmadığını söylüyor:

"En çok zarar görecek olan bizim köydür. İş insanlara çok ideal bir iş gibi geliyor şu anda ama bunun yarının düşünen yok. Bence çaresizlikten değil. Bu zamana kadar maden mi vardı da geçiniliyordu? Annem 74 yaşında, ne aç ne susuz kaldık. İnsan, ben bir şey yapmak istiyorum dediği zaman karnını doyurur bir şekilde."

Eylemler devam edecek mi?

"Su ve Vicdan Nöbeti" kapsamında eylemciler 24 saat kampta kalıyor. Çadırların sayısı her geçen gün artıyor.

Ayrıca hem Çanakkale Belediyesi'nin gün içinde şehir merkezinden kaldırdığı araçlar, hem bölgedeki farklı belediyelerin araçlar hem de kendi yollarıyla alana gelenler kampı ziyaret ediyor ve de gün içinde birkaç kez maden sahasının kapısında düzenlenen basın açıklamalarına katılıyor.

5 Ağustos'ta düzenlenen kitlesel yürüyüşe de binlerce kişi katıldı.Çanakkale Belediyesi doğrudan eylemin parçası konumunda.

Çanakkale Belediye Başkanı Yardımcısı Ünüvar, kendisinin ve diğer belediye başkan yardımcısı İrfan Mutluay'ın nöbetleşe olarak 24 saat kamp alanında olduklarını, Belediye Başkanı Ülgür Gökhan'ın da gün içinde farklı saatlerde sürekli kampa geldiğini, belediye olarak mücadeleye devam edeceklerini söylüyor.

Nöbet eyleminin Çanakkale Kent Konseyi Çevre Meclisi başkanlığında, sivil toplum örgütü ve belediye yetkililerinden oluşan bir komitenin öncülüğünde yürütüldüğünü söyleyen Ünüvar, taleplerinin projede bir iyileştirme değil iptal olduğunu vurguluyor.

Ünüvar, "Komitenin kararı şudur; Bu işletme sonlanıncaya ve bu şirket burayı terk edinceye kadar, biz Atikhisar barajının, Kaz Dağları'nın suyu gibi, temiz bir şekilde eylemlerimizi, direnişimizi sonuna kadar sürdüreceğiz."

Çanakkale Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Pınar Bilir, yörede 40'a yakın maden projesinin olduğunu, Kirazlı'daki mücadelenin diğer projelerin de önüne geçmek adına çok önemli olduğunu belirtiyor.

Projenin ÇED olumlu kararının iptaline karşı Çanakkale Belediyesi ile Kaz Dağı ve Madra Dağı Belediyeler Birliği tarafından açılan dava devam ediyor. Geçen hafta ayrıca 195 bin ağaç kesimine dair ilgili kişi tüzel kişi ve kamu görevlilerinin cezalandırılması istemiyle suç duyurusunda bulunuldu.

BBC ANALİZİNİN SON CÜMLESİNE  DİKKAT

’’BBC bu yazı sonunda perde arkasında yabancı istihbatın olduğunu deşifre eden, öyle bir cümle kuruyor ki,çok dikkat etmek gerekiyor:‘’BBC:Bütün bunlar göz önüne alındığında Kaz Dağları yöresinde maden tartışmasının önümüzdeki günlerde yoğunlaşarak sürmesi bekleniyor’’ MUŞ!

BELEDİYE BAŞKANLARI NE KADAR MAŞ ALIYORLAR

Yeni Şafak gazetesi  yazarı Ahmet Ünlü  belediye başkanlarının kanuna göre ne kadar maaş aldıklarını köşesine taşıdı.
Belediye başkanlarının nüfusa göre maaşlarının belirlendiğini hatırlatan Ahmet Ünlü, nüfusu 2 milyondan fazla olan illerdeki belediye başkanlarının maaşlarının brüt 32 bin 161 TL olduğunu, nüfusu 10 bine kadar olan beldelerde ise maaşın 10 bin 8 TL olduğunu yazdı. Bu maaşlara ek ödemelerinde olduğuna da dikkat çeken Ahmet Ünlü mahlaslı yazar, “Özellikle belediye şirketlerinin yönetim kurulu başkanlıklarından alınan ücretler oldukça yüksek olabilmektedir” diye yazdı.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediye başkanının özlük hakları” başlıklı 39’uncu maddesinde aynen; “Belediye başkanına nüfusu; a) 10.000’e kadar olan beldelerde 70.000, b) 10.001’den 50.000’e kadar olan beldelerde 80.000, c) 50.001’den 100.000’e kadar olan beldelerde 100.000, d) 100.001’den 250.000’e kadar olan beldelerde 115.000, e) 250.001’den 500.000’e kadar olan beldelerde 135.000, f) 500.001’den 1.000.000’a kadar olan beldelerde 155.000, g) 1.000.001’den 2.000.000’a kadar olan beldelerde 190.000, h) 2.000.001’den fazla olan beldelerde 230.000 gösterge rakamının devlet memurları için belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık brüt ödenek ödenir.

Nüfusu 50.001’den az olan il merkezi beldelerde bu ödeneğin hesaplanmasında (c) bendinde belirtilen gösterge rakamı esas alınır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca devlet memurları ile bakmakla yükümlü bulundukları için uygulanan sosyal hak ve yardımlar, aynı esas ve usûllere göre belediye başkanları ile bakmakla yükümlü bulundukları için de uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.

Maliye Bakanlığı, Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü’nce yayımlanan 03.01.2014 tarihli ve 54 sayılı Mali ve Sosyal Haklara ilişkin yayımlanan genelgenin 10’uncu maddesi uyarınca 5393 sayılı Kanun’un 39 ve 32’nci maddelerine atfen belediye başkan ödenekleri tespitinde gösterge rakamlarına 2.280 rakamının eklenmek suretiyle belediye başkan ödeneklerinin hesaplanacağı ve dolayısıyla belediye meclis üyelerinin huzur haklarının da bu meyanda düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.

Bu hükümler çerçevesinde, nüfusu 2.000.001’den fazla olan belediyelerdeki belediye başkanlarına 232.280 * 0,138459 = 32.161 TL brüt ücret ödenecektir. Nüfusu 10.000’e kadar olan beldelerde ise 72.280 * 0,138459 = 10.008 TL brüt ücret ödenecektir.

Ayrıca, bunlara çocuk ve eş yardımı ödemesi de yapılacaktır. Diğer hesaplamalar da aynı şekilde yapılacaktır. Buna göre; eş için ödenecek yardım tutarı; 2.134 x 0,138459 = 295 TL

Her bir çocuk için; 250 x 0,138459 = 34,6 TL, Çocuk 0-6 yaş grubunda ise; 500 x 0,138459 = 69 TL’dir. Devlet memurlarının maaş ödemelerinde esas alınan memur maaş katsayısı arttığında aile yardımı ödeneği tutarı da artmaktadır.

Yönetim kurulu başkanlıklarından alınan ücretleri bu hesaba katmıyoruz. Hemen hemen birçok belediye başkanının normal maaşlarına ilave olarak aldıkları yönetim kurulu maaşları bulunmaktadır. Özellikle belediye şirketlerinin yönetim kurulu başkanlıklarından alınan ücretler oldukça yüksek olabilmektedir.

BELEDİYE BAŞKANLARININ PRİME ESAS KAZANÇLARI NASIL TESPİT EDİLİYOR

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 80 inci maddesinde belediye başkanlarının prime esas kazançlarının nasıl tespit edileceği açıklanmıştır. Buna göre; Büyükşehir belediye başkanları için bakanlık genel müdürünün, diğer belediye başkanları için ise öğrenim durumları itibarıyla 657 sayılı Kanuna göre yükselebilecekleri dereceyi aşmamak kaydıyla, 657 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı ek gösterge cetvelinin “VIII. Mülki İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfı” bölümünün (d) bendinde belirtilenlerin prime esas kazançları esas alınmaktadır.

MAAŞLARA İLAVE OLARAK HUZUR HAKKI DA ÖDENİR

Diğer yandan, meclis başkan ve üyelerine, meclis ve komisyon toplantılarına katıldıkları her gün için, belediye başkanına ödenmekte olan aylık brüt ödeneğin günlük tutarının üçte birini geçmemek üzere meclis tarafından belirlenecek miktarda huzur hakkı ödenir. Huzur hakkı ödenecek gün sayısı, 20, 24 ve 25’inci maddelerde belirtilen toplantı günü sayısından fazla olamaz ve meclis üyelerine aynı gün için birden fazla huzur hakkı ödenemez.

BELEDİYE BAŞKANLARI BİRDEN FAZLA MAAŞ ALABİLİR Mİ?

666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 5’inci maddesinin 15/1/2012 tarihinde yürürlüğe giren (s) fıkrası ile memurlar ve diğer kamu görevlilerinden, kurum ve kuruluşların yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu, danışma kurulu üyelikleri ve komisyon, heyet, komite ile benzeri organlarda görev alanlara, kurum içi ve kurum dışı ayrımı yapılmaksızın bu görevlerinden sadece biri için ücret ödenebileceği hüküm altına alınmıştır.

Maliye ve Hazine Bakanlığı’nın 08.08.2012 tarihli ve 8674 sayılı görüş yazısına göre, belediye başkanları 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin anılan 12’nci maddesi kapsamında değildir. İşte tartışma da burada çıkmaktadır. Özellikle bazı belediye başkanları bu konuda sınıfta kalmıştır. Yapılacak bir değişiklikle hem ödenecek ücretlere tavan getirilmeli hem de birden fazla yerden ücret alınmasının önüne geçilmelidir. Tavan olarak da KİT yönetim kurulu üyelerine yapılan ödeme esas alınmalıdır. Yoksa tartışmaların arkası önü alınamaz